itself - Turco Inglés Diccionario

itself

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

itself — Definition

Significado:
kendisi
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɪtˈsɛlf/ – BrE /ɪtˈsɛlf/)
Categoría gramatical:
Zamir
Antónimos:
others

Significados de "itself" en diccionario turco inglés : 9 resultado(s)

Inglés Turco
General
itself pron. kendisi
The engine starts itself when you hold the button on the key.
Anahtardaki düğmeyi basılı tuttuğunuzda motor kendisi çalışıyor.

More Sentences
itself pron. kendi
Therefore, that classification has invalidated itself.
Dolayısıyla bu sınıflandırma kendi kendini geçersiz kılmıştır.

More Sentences
itself pron. bizzat
It is obvious that these receive weapons from the Sudanese army itself.
Bunların bizzat Sudan ordusundan silah aldıkları aşikârdır.

More Sentences
itself pron. kendini
Democratic society needs to protect itself and be able to deal with real dangers.
Demokratik toplum kendini korumalı ve gerçek tehlikelerle başa çıkabilmelidir.

More Sentences
itself pron. yalnız başına
itself pron. aklı başındaki hali
itself pron. normal hali
itself pron. kendine gelmiş hali
Philosophy
itself expr. kendinde

Significados de "itself" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
by itself adv. kendi kendine
General
thing in itself n. kendisi
being-for-itself n. kendisi için varlık
being-in-itself n. kendinde varlık
thing-in-itself n. kendinde şey
life itself n. hayatın kendisi
burn itself out v. sönmek
sort itself out v. çözülmek
pay for itself v. masrafını çıkarmak
manifest itself v. yüze çıkmak
spend itself v. fırtına hızını kaybetmek
lend itself to v. uygun olmak
manifest itself v. kendini göstermek
twine itself v. kıvrılmak
coil itself up v. çöreklenmek
lend itself to v. yaramak
pay for itself v. kendi masrafını çıkarmak
manifest itself v. kendini belli etmek
entwine itself around v. bir şeyin etrafına dolanmak
(for any desired thing) to come to (one) by itself v. ayağına gelmek
burn (itself) out v. yangının kendi kendine çıkması
burn (itself) out v. yangın kendi kendine çıkmak
make itself evident v. kendini hissettirmek
make itself apparent v. kendini hissettirmek
lend itself to v. -e elverişli olmak
lend itself to v. -e uygun olmak
happen by itself v. kendiliğinden olmak
make itself felt v. kendini hissettirmek
come into being by itself v. kendiliğinden oluşmak
lend itself to be suitable for v. uygun olmak
lend itself to be suitable for v. elverişli olmak
contain within itself v. bünyesinde barındırmak
contain within itself v. içinde barındırmak
contain in itself v. içinde barındırmak
contain in itself v. bünyesinde barındırmak
have little value in itself v. fazla bir değeri olmamak
(situation) to resolve itself v. (durum) kendiliğinden çözülmek
manifest itself v. zuhur etmek
end/finish by itself v. kendiliğinden sona ermek
spend itself v. (fırtına) yatışmak
spend itself v. (fırtına) durulmak
spend itself v. (fırtına) dinmek
spend itself v. (fırtına) sakinleşmek
spend itself v. (sıcaklık/rüzgar) etkisini yitirmek
spend itself v. (sıcaklık/rüzgar) etkisini kaybetmek
by itself adv. kendi başına (yardım görmeden)
in itself adv. aslında
by itself adv. kendiliğinden
in and of itself adv. özünde
in itself adv. başlı başına
in itself adv. özünde
in itself adv. kendi içinde
in itself adv. bağımsız olarak
all by itself adv. başlı başına
of itself adv. başlı başına
itself [ireland] adv. aslında
itself [ireland] adv. bile
itself [ireland] adv. gerçekte
in and of itself pron. kendisi
in itself pron. haddi zatında
in itself pron. kendisi
in and of itself pron. bizatihi
Phrasals
coil itself around something v. (kuyruğunu vb) (bir dala vb) sarmak
coil (itself) up v. (yılan) kıvrılmak
engorge itself on (something) v. (kanla/kanıyla) beslenmek
engorge itself with (something) v. (kanla/kanıyla) beslenmek
engorge itself on (something) v. kendini … ile beslemek
engorge itself with (something) v. (bir şeyi) sömürerek beslenmek
engorge itself with (something) v. (bir kaynağı) açgözlüce tüketmek/toplamak/sömürmek
engorge itself on (something) v. (bir kaynağı) emerek beslenmek
engorge itself with (something) v. ile beslenmek
engorge itself on (something) v. (bir şeyle) beslenmek
engorge itself with (something) v. kendini … ile beslemek
engorge itself on (something) v. ile beslenmek
engorge itself on (something) v. (bir kaynağı) açgözlüce tüketmek/sömürmek
engorge itself with (something) v. (bir şeyle) beslenmek
engorge itself with (something) v. (bir kaynağı) emerek beslenmek
engorge itself on (something) v. (bir şeyi) sömürerek beslenmek
engorge itself on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sömürerek beslenmek
engorge itself on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) kanını emerek beslenmek
engorge itself on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) kanıyla beslenmek
Phrases
a meal in itself n. kendi başına doyurucu olan yemek
in itself expr. bizatihi
the only thing that doesn’t change is change itself expr. değişmeyen tek şey değişimdir
an end itself expr. başlı başına bir amaç
Proverb
history repeats itself tarih tekerrürden ibarettir
a house divided against itself cannot stand bölünmüş bir ev ayakta kalamaz
history repeats itself tarih kendini tekrar eder
history repeats itself tarih tekerrür eder
no man is an island (entire of itself) insanlar birbirinin/başkalarının desteğine ihtiyaç duyar
no man is an island (entire of itself) kimse yalnız yaşayamaz
no man is an island (entire of itself) herkesin birine/birbirine ihtiyacı vardır
no man is an island (entire of itself) insanlar ayakta kalmak için birbirine ihtiyaç duyar
no man is an island (entire of itself) insan ada değildir
no man is an island (entire of itself) hiç kimse bir ada değildir
no man is an island (entire of itself) yalnızlık allah'a mahsustur
a house divided against itself cannot stand kendi içerisinde bölünen bir grup/kurum ayakta kalamaz
a house divided against itself cannot stand içsel bölünme/çatışma dağılmaya yol açar
a house divided against itself cannot stand kendi içerisinde çatışma/çekişme yaşayan bir grup/kurum sonunda dağılır
a house divided against itself cannot stand içten bölünen bir grup/kurum ayakta kalamaz
Colloquial
reality itself n. gerçeğin ta kendisi
an end in itself n. kendi içinde bir amaç
end in itself n. kendi içerisinde var olan şey
end in itself n. kendi başına bir keyif
end in itself n. kendi içinde bir amaç
pay for itself v. kendini amorti etmek
pay for itself v. kendi bedelini ödemek
speak for itself v. yeterli kanıt olmak
be patience itself v. tam bir sabır taşı olmak
be (something) itself v. tam bir (bir şey) örneği olmak
be (something) itself v. tam bir (bir şey) abidesi olmak
be patience itself v. tam bir sabırlılık örneği olmak
burn itself out v. kendi kendine sönmek
suggest itself to v. akla gelmek/getirmek
divided against itself adj. içsel olarak bölünmüş/anlaşmazlığa düşmüş
divided against itself adj. kendi içerisinde bölünmüş
divided against itself adj. kendi içerisinde ayrışmış
divided against itself adj. kendi içerisinde parçalanmış
divided against itself adj. içten bölünmüş
divided against itself adj. kendi içerisinde ayrılık yaşayan
divided against itself adj. kendi içerisinde çatışma yaşayan
divided against itself adj. kendi içerisinde anlaşmazlığa düşmüş
divided against itself adj. kendi içerisinde çatışma/çekişme yaşayan
divided against itself adj. kendi içerisinde ihtilafa düşmüş
opportunity presents itself expr. fırsat ortaya çıkıyor
speak for itself expr. her şey belli
speak for itself expr. söze ne hacet
speak for itself expr. gün gibi ortada
speak for itself expr. açıklama gereksiz
an end in itself expr. bir işin kendi başına bir keyif olması
(something) is not going to (do something) itself expr. (bir şey) kendiliğinden mi/kendi kendine mi olacak?
(something) is not going to (do something) itself expr. (bir şey bir şeyi) kendi kendine yapmayacak
(something) is not going to (do something) itself expr. (bir şey) kendiliğinden olmayacak
(something) is not going to (do something) itself expr. (bir şey) kendi kendini (bir şey) yapmayacak
Idioms
an end in itself n. ne uzayıp ne kısalacak bir şey
an end in itself n. yüksek bir amaca hizmet etmeyen şey
an end in itself n. kendi içerisinde var olan şey
an end in itself n. kendi içerisinde var olan şey
an end in itself n. yüksek bir amaca hizmet etmeyen şey
an end in itself n. ne uzayıp ne kısalacak bir şey
lend itself to v. (yanlış anlaşılmaya) açık olmak
lend itself to v. maruz bulunmak
lend itself to v. uymak
lend itself to v. uygun olmak
lend itself to v. uygun düşmek
lend itself to v. uygun gelmek
blow itself out v. (fırtına vb) dinmek
blow itself out v. şiddetini yitirmek
be a shadow of itself v. eski halinden eser kalmamak
be a shadow of itself v. eski halini mumla aratmak