kendi - Turco Inglés Diccionario

kendi

Significados de "kendi" en diccionario inglés turco : 28 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kendi own pron.
We also pay for our own insurance.
Sigortamızı da kendimiz ödüyoruz.

More Sentences
kendi self pron.
We try to make more money so we can stimulate our selves even further!
Kendimizi daha da teşvik edebilmek için daha fazla para kazanmaya çalışıyoruz!

More Sentences
General
kendi self n.
A cheque written to self is also accepted.
Kendi adına yazılan çek de kabul edilir.

More Sentences
kendi respective adj.
They are both experts in their respective fields.
Her ikisi de kendi alanlarında uzmandır.

More Sentences
kendi own adj.
Each child learns to read at his or her own pace.
Her çocuk okumayı kendi hızında öğrenir.

More Sentences
kendi own adv.
Are you ready to take responsibility for your own success?
Kendi başarınız için sorumluluk almaya hazır mısınız?

More Sentences
kendi personally adv.
I only eat meat from animals that I have personally killed and butchered.
Sadece kendi öldürdüğüm ve kestiğim hayvanların etini yiyorum.

More Sentences
kendi herself pron.
Flora defended herself and asked Serbs and Albanians to shake hands.
Flora kendini savundu ve Sırplarla Arnavutların el sıkışmasını istedi.

More Sentences
kendi himself pron.
Mr Prodi himself mentioned fraud, corruption and the trafficking of human beings.
Sayın Prodi'nin kendisi de dolandırıcılık, yolsuzluk ve insan kaçakçılığından bahsetmiştir.

More Sentences
kendi itself pron.
Therefore, that classification has invalidated itself.
Dolayısıyla bu sınıflandırma kendi kendini geçersiz kılmıştır.

More Sentences
kendi her pron.
I would therefore like to thank her, even though she has difficulty in accepting the legality of this proposal.
Bu nedenle, her ne kadar bu teklifin yasallığını kabul etmekte zorlansa da, kendisine teşekkür etmek isterim.

More Sentences
kendi self pron.
We try to make more money so we can stimulate our selves even further!
Kendimizi daha da teşvik edebilmek için daha fazla para kazanmaya çalışıyoruz!

More Sentences
kendi their pron.
Everyone has the right to form their party.
Herkesin kendi partisini kurma hakkı vardır.

More Sentences
Technical
kendi self adj.
A cheque written to self is also accepted.
Kendi adına yazılan çek de kabul edilir.

More Sentences
General
kendi in person adv.
kendi oneself pron.
kendi themselves pron.
kendi auto- pref.
kendi resp (respective) abrev.
kendi nainsell [scottish] n.
kendi nainsel [scottish] n.
kendi nain [scottish] adj.
kendi nane [scottish] adj.
kendi awn [scottish] adj.
Colloquial
kendi lonesome n.
Biochemistry
kendi auto adj.
Archaic
kendi thee n.
kendi ain [scottish] adj.

Significados de "kendi" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kendi çıkarına kullanmak exploit v.
kendi çıkarı için kullanmak exploit v.
kendi kendine by oneself adv.
kendi kendine by itself adv.
kendi kendine on one's own adv.
kendi kendine by herself adv.
kendi kendine by himself adv.
General
kendi kendini yönetme self direction n.
gruptan ayrılarak kendi başına kalmış kimse straggler n.
kendi kendine gülme chuckle n.
kendi kendini yetiştirmiş adam self made man n.
kendi kendini yetiştirme self education n.
sürüden ayrılarak kendi başına kalmış kimse straggler n.
kendi önyargısının insanı anlamaktan engellediği konu blind spot n.
kendi kendini telkin etme autosuggestion n.
başkalarını kendi dinine çevirme proselytism n.
kendi emeği ile kazanılmamış kıymet artışı unearned increment n.
kendi kendini tayin etme self appointment n.
kendi vatanından başka bir ülkede yaşayan kimse expatriate n.
kendi el yazısı autograph n.
yazarın kendi el yazması autograph n.
bir taşıtın kendi ağırlığının yanı sıra taşıyabileceği yük useful load n.
kendi elinde tutma retention n.
kendi vatanından başka bir memlekete yerleşme expatriating n.
kendi çıkarları için kullanma manipulation n.
kendi gemisinin kaptanı master of his own destiny n.
kendi hayat hikayesi autobiography n.
kanuni yetkisi olmayan, kendi fikrine göre zorla düzen sağlayan kimse vigilante n.
birinin kendi el yazısı autograph n.
hastalık veya diğer acil durumlar nedeniyle gezmenin yabancı bir ülkeden kendi ülkesine getirilmesi repatriation n.
kendi görünüşünü çok beğenme vanity n.
başkalarını kendi dinine çevirmeye çalışma proselytism n.
kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm dam n.
kendi eylemi vasıtasıyla hakkını iskat ve iptal etme estopping n.
hakkından kendi rızasıyla vazgeçme eylemi waiver n.
eserin sanatçının kendi yaptığı kopyası replica n.
yazarın kendi eliyle yazılmış autograph n.
oyuncunun kendi kendine yaptığı konuşma soliloquy n.
kendi kendini düzeltme self betterment n.
kendi kendini iyileştirme self betterment n.
kendi kendini doğrulayan self verification n.
kendi çıkarları için ustaca manipülasyon yapan kimse gamesman n.
kendi kendini değerlendirme self assessment n.
kendi kendini şımartma self indulgence n.
kendi çocuğunu öldürme filicide n.
kendi hesabına işlem yapma dealing own account n.
kendi kendini kınama self condemnation n.
kişinin kendi evi veya ikametgahı domicile n.
kendi kendini suçlama self incrimination n.
kendi evladının katili filicide n.
kendi kendini geliştirme self improvement n.
kendi kendine yardım teknikleri self help techniques n.
kendi malı olmayan bir mülkte kanuna aykırı olarak oturan kimse squatter n.
herkesin kendi masrafını ödediği eğlence dutch treat n.
kendi kendini suçlama self accusation n.
kendi kendine gerçekleştirme self realization n.
kendi kendini ifade etme self relation n.
kendi eylemi ile hakkını iptal etme estoppage n.
kendi başına olma solitude n.
kendi kendine konuşma soliloquy n.
kendi yerel yönetim teşkilatı olan şehir veya bölge municipality n.
kendi kilisesi ve cemaati olan bölge parish n.
kendi kendini temizleme self grooming n.
yolcunun kendi isteği üzerine güzergahta yapılan değişiklikler voluntary changes n.
kendi vicdanını tetkik self examining n.
görüşme (milletvekilinin seçim bölgesinde kendi seçmenleriyle yaptığı) surgery n.
kendi kendini tatmin masturbation n.
kendi kendini tozlama self pollination n.
kendi kendini savunma self assertion n.
kendi kendini şekillendirme autoshaping n.
kendi kendini aldatma self deception n.
kendi halini düşünme self consciousness n.
kendi düşüncelerini katarak söyleyen embellisher n.
kendi kendine döllenme self pollination n.
toplum yasalarına aklını kullanarak, kendi özgür istemiyle boyun eğen kişi satyagrahi n.
kendi görüşlerine sıkı sıkıya bağlı olan hardliner n.
kendi çıkarına kullanma exploitation n.
kendi düşüncelerini katarak söyleme embellishing n.
kendi kendine zarar verme self destruction n.
kendi kendini aldatma self deceit n.
kendi kendini geliştirme selfimprovement n.
kendi kendini idare etme self government n.
çocukların gözetim gerektirmeden kendi sıralarında yapabilecekleri ödev seatwork n.
kendi malı gibi kullanma conversion to one's own use n.
kendi ülkesine geri dönme repatriation n.
kendi yiyemediğini başkasına da yedirtmeyen kimse dog in the manger n.
kendi çıkarı self interest n.
kendi ayaklarıyla shank's mare n.
kendi kendini iyileştirme self healing n.
kendi kendine telkin autosuggestibility n.
kendi kendine söylenen grump n.
kendi hastalığını teşhis etme autodiagnosis n.
kendi fikirlerine sıkı sıkıya bağlı olan kimse opinionist n.
kendi kendine öğrenme self learning n.
kendi suçu one's own fault n.
bireyin kendi kendine verdiği söz personal commitment n.
kendi hayatını kurtarmak için kutsal yazıtları veya kiliseye ait malları düşmana teslim eden kimse traditor n.
kendi tercihi one's own choice n.
kendi tercihi one's own preference n.
düğünden önce erkeklerin kendi aralarında yaptığı eğlence stag party n.
düğünden önce erkeklerin kendi aralarında yaptığı eğlence stag night n.
düğünden önce erkeklerin kendi aralarında yaptığı eğlence stag do n.
kendi kaderini tayin etme self determination n.
orgazmı güçlendirmek için kendi kendini nefessiz bırakma durumu erotic asphyxiation n.
birinin kendi başına yapabileceği şey (şey) do-it-yourself n.
tamir işlerini kendi yapan kimse do-it-yourselfer n.
birinin kendi başına monte edebileceği (şey) do-it-yourself n.
kendi kendini beğenme self-admiration n.
kendi kendine sertlik verme self-annealing n.
kendi kendini yönlendirebilme self-leadership n.
kişinin kendi kendini itham etmesi self-indictment n.
kendi kendini onaylama self-approbation n.
kendi zevklerinin esiri olma self-gratification n.
kendi kendini tozlama self-pollination n.
kendi kendini yenileme self-perpetuation n.
kendi kendine hakimiyet self-command n.
kendi kendinden memnun olma self-contentment n.
kendi kendine tapma self-worship n.
kendi kendini tayin etme self-appointment n.
kendi kendine algılama self-perceiving n.
kendi isteklerini frenlememe self-indulgence n.
kendi kendine uyanış self-awakening n.
kendi kendini denetleme self-assessment n.
kendi kendini kontrol self-test n.
kendi kendini onaylama self-authentication n.
kendi kendini seçme self-selection n.
bireyin kendi kendini geliştirmesi self-guided improvement n.
kendi kendine algılayış self-perceiving n.
kendi kendine acıma self-pity n.
kendi kendine yapabilir self-efficacy n.
kendi halini düşünme self-consciousness n.
kendi kaderini tayin hakkı self-determination n.
kendi kendini hipnoz etme self-hypnosis n.
kendi kendini cezalandırma self-accusation n.
kendi kendini düzenleyen self-regulation n.
bir kimsenin kendi kabiliyetlerinin kasti olarak yanlış kullanması self-abuse n.
bir ressamın çizdiği kendi portresi self-portrait n.
kendi kendini yok etme self-destruction n.
kendi kendine yetme self-help n.
kendi kendini organize etme self-organization n.
kendi kendini değerlendirme self-assessment n.
kendi arzularının esiri olma self-gratification n.
kendi kendini yönetme self-governance n.
kendi kendini geliştirme self-advancement n.
kendi kendine zarar verme self-destruction n.
ilerledikçe kendi yolunu açan taşıt track-laying n.
kendi kendini düzeltme self-betterment n.
kendi kendini gerçekleştirme self-fulfillment n.
kendi kendine döllenme self-pollination n.
kendi kendine abartma self-aggrandizement n.