yere - Turco Inglés Diccionario

yere

Significados de "yere" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
General
yere over adv.
Colloquial
yere to ground expr.

Significados de "yere" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yanlış yere koymak misplace v.
(birini ) (bir yere) çağırmak call in v.
almak (bir yere gelip/gidip birini) pick up v.
haksız yere unduly adv.
haksız yere unjustly adv.
General
bir bölgenin coğrafi özelliklerinin bulunduğu yere göre tanımlanması geographical position n.
bir yere sahip olma durumu whereness n.
yere yatma prostration n.
belirli bir yere yerleştirme emplacing n.
bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi ladder n.
hava (bir yere özgü manevi) tone n.
yanlış yere sevketme miscarriage n.
bir yerden başka bir yere geçen transfer n.
bırakılan izlerin birini belirli bir yere kadar götürmesi trace to n.
düelloya davet için yere atılan eldiven gauntlet n.
karısı geçici olarak bir yere gitmiş olan adam grass widower n.
iskan edilen bir yere yerleştirilen kimse settler n.
bomba atan (bir yere) bomber n.
yere serme prostration n.
yalan yere yemin false oath n.
bir yere gidişi ve oradan dönüşü kapsayan bilet return ticket n.
havanın belli bir yere doğru yer değiştirmesi current n.
ağır cismin yere düşme sesi thud n.
birçok yere üye olma meraklısı joiner n.
ağaçlık veya kameriye gibi gölgeli bir yere koyma embowering n.
çöp (yere atılan) litter n.
bir yerden başka bir yere taşıma veya götürme transfer n.
düelloya davet için yere atılan eldiven gage n.
iskan edilen bir yere yerleşen kimse settler n.
bir yerden başka bir yere geçirme transfer n.
kocası geçici olarak bir yere gitmiş olan kadın grass widow n.
uzun bir aradan sonra bir yere dönen (kimse) returnee n.
yere kapanma prostration n.
korunmak için birine veya bir yere bırakılan eşya safety deposit n.
bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık road n.
düelloya davet için yere atılan eldiven gantlet n.
bomba yerleştiren kimse (bir yere) bomber n.
yalan yere yemin eden perjurer n.
bulunduğu yere hiç uygun olmayan kimse a round peg in a square hole n.
kapanma (bir yere) seclusion n.
çekilme (bir yere) seclusion n.
yere ulaşmadan buharlaşan yağmur veya kar virga n.
bir yere asılmak için yazılmış yazı plate n.
bir yere alışma orientation n.
başka bir yere yerleştirilen kimse/şey transplant n.
yere paralel ateşleme grazing fire n.
yere koyma emplacement n.
tayin etme (bir yerden başka bir yere) transfer n.
bir yere adını veren kimse eponym n.
ayağını yere vurma stamp n.
yere yatay olarak uzanan bitki trailer n.
güneşli bir yere seyahat etme arzusu sunlust n.
müstahkem bir yere merdivenle çıkıp hücum etme escalading n.
bir yere kalıcı olarak park edilen ve konut olarak kullanılan büyük karavan mobile home n.
yeni yere yerleşen kimse settler n.
havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi precipitation n.
kısmen yere gömülü sera pit n.
ağız (korkunç bir yere açılan) maw n.
yere iniş landing on the ground n.
türbeye veya takdis olunmuş yere koyma enshrining n.
bir yere sıvı doldurmaya yarayan pompa syringe n.
güney afrika'da durban kentinden kuzeyde tugela nehrinin döküldüğü yere kadar olan sahil şeridi dolphin coast n.
yalan yere yemin perjury n.
kutsal bir yere koyma shrining n.
bir yerden başka bir yere giden transmigrator n.
asıl yere ulaştıran izler trackway n.
önemsiz yere tenkit niggle n.
önemsiz yere tenkit eden niggler n.
tedavi amacıyla ağır yaralı hastaların başka bir yere tahliye edilmesi medical evacuation n.
tedavi amacıyla ağır yaralı hastaların başka bir yere tahliye edilmesi medevac n.
belirli bir yere özgü hayvan endemic n.
belirli bir yere özgü hastalık endemic n.
(uçak) yere çakılma smash-up n.
aynı yere geri dönme backtrack n.
aktarma (bir yerden başka bir yere) transit n.
yalan yere yemin etme perjure n.
bir evin saçaklarından yere dökülen yağmur suları eaves-drip n.
başka yere dikme (bitki) transplantation n.
bir hayvan veya bitkinin yeni bir yere uyum sağlayarak orayı yurt edinmesi denizenship n.
başka bir yere hareket etmeyi beklerken insanlar kısa süreyle otursun veya dinlensinler diye tasarlanmış yer lounge n.
yere doğru eğilme bending down n.
yere eğilme bending down n.
(bir yere) çekilme/kapanma; inzivaya çekilme reclusion n.
sağlıklı/ayağı yere basan bir analiz a sound analysis n.
ayakları yere basan straighthead n.
isa'nın çarmıha gerildiği yere kadar yürüdüğü yol via dolorosa n.
parmaklar dışa dönük vaziyette yere basma out-toeing n.
yere bağlı balon moored balloon n.
yere bağlı balon captive balloon n.
yaşanılan yere hayranlık civic pride n.
belli bir yere yoğunlaşma localization n.
belli bir yere yoğunlaşma localisation n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması carpooling n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması ride-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması covoiturage n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması lift-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması car-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması rideshare n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması carpool n.
(uçak) yere çakılma smashup n.
(uzun süredir kullanılmayan) hiçbir yere çıkmayan merdiven blank stairs n.
yere çöp atma dropping litter n.
başka yere kanalize etme rechanneling n.
yere çöp atma throwing litter n.
yere çöp atılması throwing litter n.
yere has duygu sense of place n.
bir yere ait olmama duygusu monachopsis n.
bir yere ait olamama duygusu monachopsis n.
çamurun başka bir yere taşınması için kullanılan büyük deniz aracı mud boat n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol holiday route n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol tourist route n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol tourist road n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol tourist drive n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol scenic route n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol theme route n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol scenic byway n.
(turistik bir yere giden) muhteşem manzaralı yol scenic drive n.
karda yere uzanıp kolları ve ayakları aşağı yukarı oynatarak meleğe benzer bir şekil oluşturma snow angel n.
kavga etme veya önemsiz yere tartışma çıkarma eğiliminde olan kimse rabulism n.
atın ön ayaklarını yerden kaldırırarak eşit biçimde kendine toplaması ve yere değmeden ileri doğru sıçraması courbette n.
güreşte rakibi yere düşmeye zorlayan hamle takedown n.
toprak gibi maddeleri bir yere sıkıştırmak için kullanılan uzun demir çubuk tamping iron n.
bir yere bitişik yapı abutment n.
tırmıkla bir yere yığılmış süprüntü rakeage n.
araç paylaşarak bir yere giden kimse(ler) carpooler n.
bölgedeki iş ya da politikalardan kişisel çıkar elde etmek için bir yere yerleşen kimse carpetbagger n.
bir yere tek araba gidenlerin her biri carpooler n.
bir yere tek araba gidenlerin her biri carshare n.
araç paylaşarak bir yere giden kimse(ler) carshare n.
yalan yere yemin oathbreaking n.
bir yerden bir yere gönderme channelization n.
bir yerden bir yere gönderme channelisation n.
bir yere bağlı olunmayan heyecan verici hayat tarzı nomadism n.
bir yere yeni gelen kimse newcome n.
bir yere yeni varan kimse newcome n.
bir yere yeni gelen veya varan şey newcome n.
yasak olduğu halde yere çöp atma tipping n.
boş yere koşuşturma to-ing and fro-ing n.
biriyle bir yere seyahat eden kimse traveling companion n.
bir yere sıkıştırılan (kumaş gibi) malzeme tuck–in n.
bir yere sahip olma durumu ubeity n.
bir yere sahip olma ubication n.
ayağı yere bastırarak yapılan bir işaret tramp n.
itfaiye ve kanun uygulayıcı personel tarafından bir yere zorla girerken kullandıkları metal araç halligan tool n.
itfaiye ve kanun uygulayıcı personel tarafından bir yere zorla girerken kullandıkları metal araç halligan bar n.
itfaiye ve kanun uygulayıcı personel tarafından bir yere zorla girerken kullandıkları metal araç hooligan tool n.
jetle popüler bir yerden başka bir popüler yere seyahat etme jet-setting n.
kelimeleri gereksiz yere tekrar etme battology n.
kelimeleri gereksiz yere tekrar eden kimse battologist n.
(bir yere) gönülden bağlı kimse child n.