bound - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

bound

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "bound" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 50 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
bound v. zıplaya zıplaya gitmek
bound v. zıplamak
bound v. sıçramak
bound adj. bağlı
General
bound v. sıçramak
bound v. sektirmek
bound v. kuşatmak
bound v. sınırlamak
bound v. kalgımak
bound v. zıplatmak
bound v. sekip geri gelmek
bound v. hoplamak
bound v. sıçratmak
bound v. zıplamak
bound v. zıplaya zıplaya gitmek
bound v. kısıtlamak
bound v. sekmek
bound v. sınırlarını çizmek
bound v. fırlamak
bound v. sınır koymak
bound n. atlayış
bound n. zıplama
bound n. fırlama
bound n. sıçrayış
bound n. geri tepme
bound n. sekme
bound n. hoplama
bound n. sıçrama
bound n. hudut
bound n. had
bound n. sınır
bound n. çit
bound n. istikametinde/yönlü
bound adj. gitmek üzere
bound adj. bağlı
bound adj. kayıtlı
bound adj. mecbur
bound adj. kesin
bound adj. engellenemeyen
bound adj. düşkün
bound adj. ciltli
bound adj. ciltlenmiş
bound adj. zorunlu
Law
bound ciltli
Technical
bound sınır
bound limit
Computer
bound bağımlı
Math
bound sınır
Linguistics
bound bağımlı
Sport
bound sıçramak

Sens de "bound" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 221 résultat(s)

Anglais Turc
General
be bound up with v. ilgili olmak
be bound up with v. bağlı olmak
be deeply bound up with v. derinden bağlı olmak
duty-bound v. manen kendini borçlu hissetmek
be bound at the limit v. limite bağlı olmak
be bound up v. ilgili olmak
be bound up v. ilişkisi olmak
be bound up v. ait olmak
be bound up v. bağlı olmak
bound one’s wrists v. bileklerini bağlamak
be bound v. doğal/kaçınılmaz/mahkum olmak
be bound to start v. başlayacağı kesin olmak
bound set n. sınır ayrımı
state bound by market and price mechanism n. piyasa ve fiyat mekanizmasına dayalı devlet
least upper bound n. en küçük üst sınır
lower bound n. alt sınır
branch bound technique n. dal sınır yöntemi
bound book n. ciltli defter
bound for n. -e giden
bed-bound resident n. yaşlılar evinde yaşayan yatalak durumdaki kişiler
time-bound n. zaman kısıtlaması
weather-bound n. kötü hava şartlarından dolayı limanda mahsur kalmış (gemi)
bound for n. gitmek üzere
leather bound book n. deri ciltli kitap
soft-bound n. ciltsiz kitap
bound to be n. mahkum
custom-bound carpet n. özel sipariş halı
homeward bound adj. evine dönen
well bound adj. yolunda giden
homeward bound adj. memleket yolunda
bound by an oath adj. antlı
east bound adj. doğuya giden
homeward bound adj. yurda geri gelmekte olan
bound by contract adj. sözleşmeye bağlanmış
duty-bound adj. vazifesine müdrik
duty-bound adj. görevine bağlı
not-bound adj. bağlı değil
muscle-bound adj. kaslı
bound for adj. yönelmiş
rule-bound adj. kurallara bağlı
root-bound adj. kök-salmış
root-bound adj. kökleri düğümlenmiş
context-bound adj. bağlam bağımlı
context-bound adj. içerik bağımlı
space-bound adj. uzaya doğru/uzaya
culture-bound adj. kültüre bağlı
wheelchair-bound adj. tekerlekli sandalyeye bağlı
bound up (with) adj. -e bağlı
bound up (with) adj. (ile) ilişkili
bound up (with) adj. (ile) ilgili
bound to be adj. kesin
bound to be adj. muhakkak
tradition-bound adj. geleneğe bağlı
tradition-bound adj. geleneklere bağlı
at a bound adv. bir hamlede
homeward-bound adv. eve doğru
bound to prep. zorunlu
Proverb
talk of the devil and he is bound to appear iti an çomağı hazırla
talk of the devil and he is bound to appear iyi insan lafının üstüne gelirmiş
Colloquial
in honour bound namus borcu görerek
in honour bound onur meselesi yaparak
in honour bound kendi sorumluluğunda görerek
in honour bound namus borcu olarak
Idioms
i'll be bound! kesin!
i'll be bound kafamı keserim ki
be bound hand and foot eli kolu bağlı olmak
be bound hand and foot hiçbir şey yapamaz durumda olmak
bound hand and foot eli kolu bağlı
bound hand and foot çaresiz
be honour bound to do something (birşeyi yapmayı) onur meselesi haline getirmek
feel honor bound to do something (birşeyi yapmayı) onur meselesi haline getirmek
as all oak and iron bound turp gibi sapsağlam
feel honour-bound to do something (bir şeyi yapmayı) onur meselesi haline getirmek
bound and determined çok azimli
bound and determined çok kararlı
be honour-bound to do something (bir şeyi yapmayı) onur meselesi haline getirmek
be honor-bound to do something (bir şeyi yapmayı) onur meselesi haline getirmek
feel honor-bound to do something (bir şeyi yapmayı) onur meselesi haline getirmek
bound and determined çok azimli ve kararlı
be bound and determined çok azimli olmak
be bound and determined çok kararlı olmak
be duty bound to do görev icabı/gereği yapmak
be duty bound to do bir şeyi yapmaya zorunlu olmak/hissetmek
all oak and iron bound sapasağlam
all oak and iron bound turp gibi
Speaking
i'll be bound var mısın bahse
i'll be bound eminim
i'll be bound bahse girerim
Trade/Economic
be bound bağlı olmak
product bound ürüne bağlı
bound rates gümrük tarife anlaşmalarında gösterilen oranlar
east bound vessel doğu yönüne doğru seyreden gemi
outward bound vessel dışarı giden gemi
range-bound belirli bir aralıkta seyreden (hisse senedi vb)
bound rate tavan oranı
bound rate mümkün olan en üst düzey
desk-bound masa başı
desk-bound ofis işi
Law
bound in honour namus borcu saymakta
be bound to a limit bir sınırlamaya/kurala/şarta bağlı kalmak
Politics
bound tariff rates zorunlu tarife oranları
Technical
bound vector bağlı vektör
compute bound hesap sınırlaması
peripheral bound çevresel donatı sınırlamalı
bound variable bağlı değişken
compute bound hesaplama sınırlaması
compute bound hesaplama darboğazı
processor bound işlemci sınırlamalı
double bound iki değerli bağ
single bound tek bağ
upper bound üst sınır
water bound macadam sulanarak sıkıştırılmış makadam
bound electron bağlı elektron
in-bound istasyona yaklaşmak
cement-bound çimento ile bağlanmış
weather-bound kötü hava nedeniyle rötar yapmış gemi veya uçak
out bound istasyondan uzaklaşmak
water-bound macadam sulanarak sıkıştırılmış makadam
nominal bound monomer percentage nominal bağlı monomer yüzdesi
bound styrene bağlı stiren
tip-bound antigen uca bağlı antijen
powder bound toz bağlayıcılı
tip-bound biomolecule uca bağlı canlı molekülü
tip-bound antigen uca bağlı bağıştıran
organically bound oxygen content organik olarak bağlı oksijen muhtevası
emulsion bound sıvı bağlayıcılı
bound styrene content bağlı stiren muhtevası
adsorbable organically bound halogens adsorplanabilir organik bağlı halojenler
covalently bound bromine kovalent olarak bağlı brom
modulus of elasticity of hydraulically bound mixtures hidrolik bağlayıcılı karışımların elastiklik modülü
indirect tensile strength of hydraulically bound mixtures hidrolik bağlayıcılı karışımların dolaylı çekme dayanımı
direct tensile strength of hydraulically bound mixtures hidrolik bağlayıcılı karışımların doğrudan çekme dayanımı
free and metal bound forms of the chelating agents şelatlaştırıcıların serbest ve metale bağlı formları
hydraulically bound mixture hidrolik bağlayıcılı karışım
hydraulically bound mixtures hidrolik bağlayıcılı karışımlar
slag bound mixtures cüruf bağlacılı karışımlar
fly ash bound mixtures uçucu kül bağlayıcılı karışımlar
unbound and bound applications bağlayıcısız ve bağlayıcılı uygulamalar
loosely bound electron (atom çekirdeğinden) kolayca ayrılabilen elektron
bound testing sınır testi
Computer
bound to unknown type bilinmeyen türe bağlama
bound object frame ilişkili nesne çerçevesi
bound column ilişkili sütun
bound hyperlink köprü ilişkisini kur
bound span bağımlı yayılma
bound electron bağlı elektron
bound html html ilişkisini kur
compute bound hesap sınırlaması
compute bound hesaplama darboğazı
peripheral bound çevresel donatı sınırlamalı
processor bound işlemci sınırlamalı
upper bound envelope üst sınır zarfı
lower bound envelope alt sınır zarfı
bound envelope sınır zarfı
Informatics
greatest lower bound en büyük alt sınır
upper bound üst sınır
lower bound alt sınır
least upper bound en küçük üst sınır
Textile
gathered self-bound seam büzgülü self-bound dikiş
self-bound seam self-bound dikiş
Construction
cement bound macadam çimento makadam
bound water bağlı su
cement-bound macadam çimentolu makadam
cement-bound macadam çimento makadam
hydraulically bound materials hidrolik bağlayıcılı malzemeler
unreinforced cement bound concrete blocks donatısız çimento bağlayıcılı beton kaplama blokları
Automotive
bound electrons atom çekirdeğinin iç yörüngesindeki elektronlar
Traffic
traffic-bound macadam araç trafiği ile sıkıştırılmış makadam
Aeronautic
bound rubber lastik durucusu
bound vortex birleşik girdap
in bound uçuş
bound sulphur bileşik kükürt
in bound istasyona yaklaşmak
Marine
outward bound dış sınır
bound long wave uzun periyotlu dalga grubu
bound waves dalga grubu
bound long waves uzun periyotlu dalga grubu
wind bound rüzgarın uygun olmamasından dolayı limandan çıkamama
storm bound fırtına sebebiyle bir yerde durmuş
Petrol
organically bound oxygen organik olarak bağlı oksijen
Medical
membrane-bound proteins membrana bağlı proteinler
membrane-bound membrana bağlı
nonprotein-bound proteine bağlı olmayan
free-to-bound bağlanmaya uygun
Food Engineering
bound moisture bağlı nem
bound-water bağlı su
Math
bound vector bağımlı vektör
greatest lower bound en büyük alt sınır
smallest upper bound en küçük üst sınır
upper bound üstsınır
bound variable bağımlı değişken
lower bound altsınır
least upper bound en küçük üst sınır
lower bound alt sınır
sphere packing bound küre paketi sınırı
linear programming bound lineer programlama sınırı
Statistics
breakdown bound bozulma sınırı
branch and bound methods dal ve sınır yöntemleri
Chemistry
bound styrene bağlı stiren
organically bound manganese organik bağlı mangan
bound nitrogen bağlı azot
determination of bound nitrogen after combustion and oxidation to nitrogen dioxide using chemiluminescence detector bağlı azotun yakıldıktan ve azot dioksite yükseltgendikten sonra kemilüminesans dedektör kullanılarak belirlenmesi
organically bound chlorine organik olarak bağlı klor
inorganically bound total fluoride inorganik bağlı toplam florür
Biochemistry
protein bound iodine proteine bağlı iyot
Marine Biology
triple bound üçlü bağ
Education
university-bound students üniversiteye gidecek öğrenciler
college-bound students üniversiteye gidecek öğrenciler
Linguistics
bound form bağımlı biçim
bound morpheme bağımlı biçimbirim
rank bound düzey bağımlı
Environment
adsorbable organically bound halogens adsorplanabilen organik bağlı halojenler
bound/friable asbestos bağlı/gevşek asbest
Meteorology
frost bound line don sınırı
Geology
strata-bound type strata-bound tipte
Places
bound brook new jersey eyaletinde yerleşim yeri
south bound brook new jersey eyaletinde yerleşim yeri
Military
bound barrel eğrilmiş namlu
alternate bound aşarak sıçrama
Printery
perfect bound amerikan cilt
bound copy ciltli/kaplı nüsha