still - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

still

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "still" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 59 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
still adj. durgun
still adj. hareketsiz
still adv. hala
still adv. yine de
General
still v. dindirmek (fırtına vb'ni)
still v. durdurmak
still v. susturmak
still v. durgunlaşmak
still v. yatıştırmak
still v. yatışmak
still v. sakinleşmek
still v. sakinleştirmek
still n. fotoğraf
still n. sükut
still n. sükunet
still n. damıtıcı
still n. hareketsizlik
still n. sessizlik
still n. tanıtım fotoğrafı (film)
still n. dinginlik
still n. damıtma aygıtı
still n. imbik
still n. sakinlik
still adj. hoş
still adj. akıntısız
still adj. sabit
still adj. esintisiz
still adj. durgun (su)
still adj. köpüksüz (şarap)
still adj. rüzgarsız
still adj. ölü
still adj. dingin
still adj. asude
still adj. sessiz
still adj. durgun
still adj. dalgasız
still adj. kıpırtısız
still adv. bununla beraber
still adv. ama
still adv. gene
still adv. henüz
still adv. yine
still adv. daha da
still adv. daha
still adv. bununla birlikte
still adv. yine de
still adv. daima
still adv. buna rağmen
still adv. mamafih
still adv. amma
still adv. bütün bunlara rağmen
still adv. daha (da)
still adv. kıpırdamadan
still adv. kımıldamadan
Technical
still adj. durgun
still adj. hareketsiz
still adj. sakin
still adj. sakın
Gastronomy
still n. imbik

Sens de "still" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 294 résultat(s)

Anglais Turc
General
sit still v. doğru durmak
hold still v. kıpırdamamak
hold still v. hareket etmemek
stand still v. hareket etmemek
become still v. sessizleşmek
stand still v. kıpırdamamak
the flavour (taste) of it still lingers v. tadı damağında kalmak
stand still v. hareketsiz durmak
stand as still as a statue v. put gibi durmak
sit still v. uslu oturmak
sit still v. uslu durmak
be still in a critical condition v. hayati riski atlatamamak
be still awake v. hala uyanık olmak
be still awake v. daha yatmamış olmak
be still hungry for success v. başarıya doymamak
be still in memories v. hafızalardaki yerini korumak
be still critical v. durumu ciddiyetini korumak
(one's condition) to be still critical v. (durumu) ciddiyetini korumak
be (still) friends after break up v. ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalmak
be (still) friends after break up v. ayrıldıktan sonra arkadaş kalmak
be still discussed v. hala tartışılmak
be still discussed v. halen daha tartışılmak
still linger strongly in one's memory v. hafızasında önemli bir yer tutmak
be still on the loose v. kayıplara karışmak
be still on the loose v. kayıp olmak
be still on the loose v. sırra kadem basmak
be still on the loose v. hala/henüz yakalanmamış olmak
lie still v. hareketsiz yatmak
lie still v. kımıldamadan uzanmak
be still on the decline v. düşüşünü sürdürmek
criminal still at large n. hapishane kaçkını
still lemon drink n. limonata
still air n. durgun hava
worse still n. işin daha kötüsü
worse still n. daha kötüsü
betrothed while still an infant n. beşik kertiği
still drink n. gazsız içecek
still-life painting n. natürmort resim
still room n. çay odası
still room n. kiler gibi küçük oda
still water n. durgun su
still waters n. sakin sular
still ocean waters n. dingin okyanus suları
as still as a statue adj. put gibi
as still as adj. kadar sessiz
stock still adj. hareketsiz
as still as adj. gibi sessiz
stock-still adj. hareketsiz
stock-still adj. durgun
stock-still adj. hiç kımıldamadan
still-continuing adj. halen devam eden
still-habitable adj. halen oturulan (ev vb)
still more adv. bir kat daha
in still another experiment adv. yine bir başka deneyde
although still conj. her ne kadar olsa da
still less conj. daha da
still less conj. hiç
still less conj. şöyle dursun
the car is still under warranty expr. araba halen garanti kapsamı altında
Phrasals
keep still about something v. bir konuda konuşmamak/sessiz kalmak
keep someone still v. hareket ettirmemek
keep someone still v. konuşturmamak
keep someone still v. ses çıkarmasını engellemek
Phrases
yet still expr. ama yine de
better still expr. daha iyi
better still expr. çok daha iyi
better still expr. daha da iyisi
the night's still young expr. gece yeni başladı
better still expr. en iyisi
remain still expr. olduğun yerde kal
remain still expr. kımıldama
remain still expr. dur
Proverb
still waters run deep adj. yumuşak atın çiftesi pek olur
still waters run deep durgun sular derinden akar
still waters run deep çok konuşan değil çok dinleyen bilir
a fool with a tool is still a fool eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir
a fool with a tool is still a fool eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir
a fool with a tool is still a fool eşeğe altın semer taksan eşek yine eşektir
still tongue makes a wise head az konuş öz konuş
still tongue makes a wise head söz gümüşse sükut altındır
still waters run deep yavaş atın çiftesi pek olur
you can put lipstick on a pig, but it's still a pig eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir
Colloquial
still standing n. hala dimdik ayakta
still as death adj. ölü gibi hareketsiz
are you still riding the goat? expr. yolları ayırdınız mı?
are you still riding the goat? expr. ayrıldınız mı?
are you still riding the goat? expr. boşandınız mı?
are you still riding the goat? expr. hala evli misiniz?
be still my beating heart expr. kalbimi hoplattın
be still my beating heart expr. kalbim duracak/çıkacak sandım
be still my beating heart expr. sakin, heyecan yok
be still my beating heart expr. dur, heyecan yapma
but still expr. ama yine de
and are you still? expr. hala öyle misin?
(but) still and all expr. her şeye rağmen
but still expr. fakat yine de
so still you could hear a pin drop expr. iğne atsan duyulur
be still! expr. rahat dur!
so still you could hear a pin drop expr. yaprak düşse duyulur
still a mystery to someone expr. (biri için/birine) hala bir muamma
no matter how thin you slice it, it's still baloney expr. ne kadar süslersen süsle hala aynı zırvalık
no matter how thin you slice it, it's still baloney expr. ne kadar boyarsan boya hala aynı saçmalık
be still my beating heart expr. (ironik bir şekilde) kalbim dur çarpma/heyecanlanma
be still my beating heart expr. (ironik bir şekilde) kalbim ağzıma geldi
be still my beating heart expr. kalbim güm güm attı
be still my beating heart expr. ne kadar iyisin
be still my beating heart expr. ne kadar lütufkarsın
be still my beating heart expr. kalbim duracak şimdi
be still my heart expr. (ironik bir şekilde) kalbim dur çarpma/heyecanlanma
be still my heart expr. (ironik bir şekilde) kalbim ağzıma geldi
be still my heart expr. kalbim güm güm attı
be still my heart expr. ne kadar iyisin
be still my heart expr. ne kadar lütufkarsın
be still my heart expr. kalbim duracak şimdi
Idioms
hold still for something v. bir şeye dayanmak
stand still for something v. bir şeye dayanmak
stand still for something v. bir şeye katlanmak
keep still about something v. bir konuda sessiz kalmak
hold still for something v. bir şeye katlanmak
the jury is still out v. belirsizliği korumak
stand stock-still v. donup kalmak
sit still for something v. gıkı çıkmamak
be still going strong v. hala iyi/güçlü durumda olmak
the jury is still out v. henüz karar verilmemiş olmak
the jury is still out (on somebody or something) v. henüz bir karara varılmamış olmak
sit still for something v. kımıldamadan oturmak
stand still v. kıpırdamamak
keep still v. kıpırdamamak
keep still v. kımıldamamak
stand still v. kımıldamamak
hold still v. kıpırdamamak
sit still v. kıpırdamadan oturmak
hold still v. kımıldamamak
become as still as a statue v. put kesilmek
keep something still v. sır olarak saklamak
have one's heart stand still v. (sevinçten/heyecandan) kalbi duracak gibi olmak
have one's heart stand still v. (sevinçten/heyecandan) neredeyse kalbi durmak
one's heart stands still v. (heyecandan/meraktan) kalbi durmak/duracak gibi olmak
have one's heart stand still v. (sevinçten/heyecandan) kalbi durmak
stay stock-still v. put gibi kalmak
stay stock-still v. donup kalmak
stay stock-still v. olduğu gibi kalmak
stay stock-still v. hareketsiz kalmak
stay stock-still v. kalakalmak
still-thriving adj. nesli tükenmemiş
still waters run deep expr. durgun sular derin olur
as still as a statue expr. heykel gibi hareketsiz
as still as death expr. ölü gibi hareketsiz
as still as the grave expr. mezar gibi sessiz
hold still expr. kıpırdama
jury is still out on something expr. (bir konuda/bir şeyle ilgili olarak ) henüz bir karara varılmamış/son söz söylenmemiş
Speaking
if you still wish it n. hala istiyorsan tabii
i'm still hungry n. hala açım
keep still interj. kımıldama
stay still interj. kıpırdama
keep still interj. kıpırdama
my mind is still there expr. aklım hala orada
you still haven't answered my original question expr. asıl soruma cevap vermedin
look like you still don't eat much expr. anlaşılan halen daha pek yemek yemiyorsun
someone had better keep still about it expr. anlatmasa/bahsetmese iyi olur
better keep still about it expr. anlatmasa/bahsetmese iyi olur
hold the car still expr. arabayı sabit tut
still or sparkling? expr. asitli mi asitsiz mi?
do you still love me? expr. beni hala seviyor musun?
do you still find me attractive? expr. beni hala çekici buluyor musun?
whoever it was was still in there expr. bunu yapan herkimse halen içerdeydi
no matter how hard you grab onto something you still lose it expr. bir şeye ne kadar sıkı sarılmaya çalışırsan çalış yine de kaybediyorsun
I still have hope expr. benim hala umudum var
I still have a hope expr. benim hala ümidim var
I still have a hope expr. benim hala umudum var
I still have hope expr. benim hala ümidim var
I am still preparing my suitcase expr. çantamı hazırlıyorum halen
it is still too soon expr. dün bir bugün iki
what are you still waiting for? expr. daha ne bekliyorsun?
are we still on for lunch friday? expr. cuma günü öğle yemeğinde görüşüyoruz o zaman?
there's still no answer expr. hala cevap yok
we're all still waiting expr. hala bekliyoruz
you're still denying expr. hala inkar ediyorsun
are you still there? expr. hala orada mısın?
what are you still doing up? expr. hala ayakta ne yapıyorsun?
are you still there? expr. hala orada mısın?
I'm still waiting to hear from you expr. hala senden haber bekliyorum
while there's still a chance expr. henüz fırsat varken
he's still breathing expr. hala nefes alıyor
I thought you were still in bed expr. hala yatakta olduğunu sanıyordum
do you still have it? expr. hala sende mi?
I am still preparing my suitcase expr. halen çantamı hazırlıyorum
I still have a hope expr. hala bir umudum var
I'm still waiting expr. halen daha bekliyorum
I am still awake expr. hala uyumadım
stay still expr. hareket etme
they're still making kids read this book in the school expr. hala çocuklara okulda bu kitabı okutuyorlar
are you still angry? expr. hala kızgın mısın?
I am still awake expr. hala yatmadım
you are still denying expr. hala inkar ediyorsun
do you still want me to go with you? expr. hala seninle gelmemi istiyor musun?
you're still in denial expr. hala inkar ediyorsun
are you still busy? expr. halen daha meşgul müsün?
my hands are still cold expr. ellerim hala soğuk
I still haven't received a response expr. hala cevap alamadım
I am still here expr. hala buradayım
are you still working? expr. hala çalışıyor musun?
I'm still alive expr. hala hayattayım
keep still expr. hareket etme
hold still expr. hareket etme
I still don't know expr. hala bilmiyorum
i'm still hungry expr. hala karnım aç
do you still have a chance? expr. hala şansın var mı?
you still got a gift for the bullshit expr. hala saçmalamakta üstüne yok
it's a wonder she's still alive expr. hala hayatta olması bir mucize
the night is still young expr. gece daha yeni başlıyor
I'm still here expr. hala buradayım
internet is still not working expr. internet hala çalışmıyor
it's a wonder she's still alive expr. onun hayatta kalması bir mucize
still or sparkling? expr. köpüksüz mü köpüklü mü?
do you still love him? expr. onu hala seviyor musun?
there's no way out that he's still there expr. onun hala orada olmasına imkan yok
hold still expr. kıpırdama
why do you think she/he still hates me so much? expr. neden hala benden bu kadar nefret ediyor dersin?
do you still love her? expr. onu hala seviyor musun?
why are you still here? expr. neden hala buradasın?
hold still expr. kımıldama
are you still angry? expr. kızgın mısın hala?
I am still in love with you expr. sana hala aşığım
still or sparkling? expr. su mu soda mı?
I am still in love with you expr. seni hala seviyorum
his hair is still wet expr. saçları hala ıslak
his hair is still wet expr. saçı hala ıslak
her hair is still wet expr. saçı hala ıslak
her hair is still wet expr. saçları hala ıslak
his hair's still wet expr. saçı hala ıslak
his hair's still wet expr. saçları hala ıslak
her hair's still wet expr. saçları hala ıslak
her hair's still wet expr. saçı hala ıslak
I still love you expr. seni hala seviyorum
you still here? expr. sen hala burada mısın
better keep still about it expr. sussa/konuşmasa iyi olur
are you still here? expr. sen hala burada mısın?
I still consider you my best friend expr. seni hala en iyi dostum olarak görüyorum
someone had better keep still about it expr. sussa/konuşmasa iyi olur
I'm still angry at you expr. sana hala kızgınım
if your offer still stands expr. teklifin hala geçerli ise
offer's still there expr. teklifim yine de geçerli
I still remember its delicious taste expr. tadı damağımda kaldı
my offer still stands expr. teklifim hala geçerli
what exactly happened is still being investigated expr. tam olarak ne olduğuna dair araştırmalar devam ediyor
let's get/turn back while we still can/there's still time! expr. yol yakınken dönelim
I'm still working on it expr. üzerinde çalışıyorum hala
Chat Usage
are you still there honey? expr. hala orada mısın hayatım?
Slang
why the fuck are you still talking? expr. ne sikime konuşuyorsun hala?
Trade/Economic
still-depressed economy n. hala durgunluk/kriz içinde olan ekonomi
Law
stand-still clause n. mevcudun korunması kuralı
Politics
stand still clause n. statüko maddesi–mevcudun korunması kuralı
Technical
carl still process n. carl still süreci
carl still absorption stripping n. carl still soğurumlu sıyırma
still air n. durgun hava
still image n. duruk imge
still tank plating n. durgun teknede kaplama
still-air n. durgun hava
solar still n. güneş enerjili imbik
solar still n. güneş enerjili damıtıcı
still water n. sükunetteki su
water still n. su damıtma cihazı
mud still n. yastık kalası
Computer
still image n. hareketsiz görüntü
I still do expr. hala da öyle
still on expr. hareketsiz açık
still off expr. hareketsiz kapalı
Informatics
still frame n. duruk çerçeve
still picture n. duruk imge
Telecom
still video n. durağan video
still image n. durağan görüntü
still frame n. hareketsiz çerçeve
Automotive
still-air pocket n. durgun hava bölgesi
Aeronautic
equivalent still air range n. eşdeğer durgun hava menzili
Marine
still water level n. durgun su seviyesi
still-water level n. sakin su seviyesi
Petrol
still gas n. rafineri gazı
Gastronomy
still water n. durgun su
still wine n. köpüksüz şarap
Chemistry
still-pot n. imbik
Literature
the still of the night n. gecenin kör vakti
Military
stand stock still v. kütük gibi hareketsiz olmak
Football
stand still expecting an offside flag v. ofsayt beklentisiyle durmak
stand still expecting an offside flag n. ofsayt beklentisi
Art
still life n. natürmort
Painting
still-life n. cansız tabiat
still-life deception n. göz aldatan
Cinema
film still n. (bir filmin çekimi sırasında tanıtım amaçlı çekilen) fotoğraf
publicity still n. (bir filmin çekimi sırasında tanıtım amaçlı çekilen) fotoğraf
production still n. (bir filmin çekimi sırasında tanıtım amaçlı çekilen) fotoğraf
Photography
still camera n. fotoğraf kamerası
still photography n. hareketsiz görüntü üzerine çalışılan fotoğrafçılık
still photography n. hareketsiz obje fotoğrafçılığı