yiyecek - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

yiyecek



Sens de "yiyecek" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 58 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
yiyecek food n.
General
yiyecek tack n.
yiyecek diet n.
yiyecek victual n.
yiyecek board n.
yiyecek forage n.
yiyecek feed n.
yiyecek foodstuff n.
yiyecek fare n.
yiyecek nurture n.
yiyecek drug n.
yiyecek eatables n.
yiyecek chow n.
yiyecek scran n.
yiyecek sustenance n.
yiyecek aliment n.
yiyecek cheer n.
yiyecek keep n.
yiyecek grub n.
yiyecek pabulum n.
yiyecek bread n.
yiyecek viand n.
yiyecek nutrition n.
yiyecek maintenance n.
yiyecek refreshments n.
yiyecek food n.
yiyecek refreshment n.
yiyecek eats n.
yiyecek nourishment n.
yiyecek food product n.
yiyecek toke [brit] n.
yiyecek eatable n.
yiyecek eatables n.
yiyecek kai [new zealand] n.
yiyecek victualage n.
yiyecek victuallage n.
yiyecek vitaille n.
yiyecek edible adj.
yiyecek comestible adj.
Colloquial
yiyecek chuck n.
yiyecek eats n.
Law
yiyecek aliment n.
Technical
yiyecek pabulum n.
Computer
yiyecek groceries n.
Gastronomy
yiyecek tuck n.
yiyecek kaikai n.
Chemistry
yiyecek feedstock n.
Military
yiyecek subsistence n.
Archaic
yiyecek vittle n.
yiyecek vivers [scotland] n.
Slang
yiyecek tucker n.
yiyecek eats n.
yiyecek grindage n.
British Slang
yiyecek scran n.
yiyecek nose-bag n.
yiyecek nosh n.
yiyecek belly timber n.
yiyecek grub n.

Sens de "yiyecek" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 419 résultat(s)

Turc Anglais
General
dayamak (yiyecek) ply v.
bozulmuş olmak (yiyecek/içecek) be off v.
soğutmak (yiyecek/içecek) chill v.
yiyecek bulmak victual v.
yiyecek sağlamak victual v.
çöpleri karıştırarak yiyecek vb aramak scavenge for v.
dokunmak (yiyecek/iklim vb) disagree with v.
yiyecek aramak forage v.
yiyecek ve içecek sağlamak cater v.
yiyecek veya gerekli şeyleri sağlamak provision v.
yiyecek tedarik etmek cater v.
yiyecek sağlamak board v.
ağzına sürmemek (yiyecek vb) not to touch v.
yiyecek bozulmak go bad v.
sağlamak (para/yiyecek) put up v.
yiyecek içecek sağlamak cater v.
(yoksullara para/yiyecek) dağıtmak dole v.
(yiyecek vb) dondurmak deep-freeze v.
yiyecek dağıtmak distribute food v.
yiyecek stoklamak pile up food v.
birine yiyecek bir şeyler getirmek bring someone something to eat v.
yiyecek bulmak için toprağı kazmak dig in the ground to find food v.
yiyecek alışverişi yapmak buy groceries v.
yiyecek için avlanmak hunt for food v.
bu hamur işiyle yapılan meyveli ve tatlı bir yiyecek shortcake n.
arama (yiyecek vb) foraging n.
bozulabilir yiyecek perishable foodstuff n.
etnik yiyecek endüstrisi ethnic food industry n.
besin değeri az olan yiyecek junk food n.
yiyecek içecek boarding n.
yiyecek şey comestibles n.
yiyecek peşinde koşma forage n.
temel yiyecek (bir kimsenin/bir hayvanın) staple n.
nefis yiyecek delicacy n.
yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer hold n.
yiyecek içecek firması catering firm n.
et, sebze ya da benzer malzemelerin karışımından hazırlanan sıvı yiyecek soup n.
yiyecek içecek provisions n.
yiyecek ve içecek food and beverage n.
yiyecek içecek catering n.
saman gibi gıdası az yiyecek roughage n.
yiyecek hizmeti yönetimi food service management n.
parayla çalışan yiyecek içecek dağıtma makinesi automat n.
çok selülozlu yiyecek roughage n.
yiyecek içecek hizmetleri food and beverage services n.
yiyecek içecek sağlama purveyance n.
az işlemden geçmiş yiyecek wholefood n.
tahıldan yapılmış kahvaltılık yiyecek (mısır gevreği gibi) cereal n.
yapılmış eşya/yiyecek manufacture n.
çiftlik yiyecek ve ürünlerinin işlenmesi agribusiness n.
küçük samimi ortamlı ve yiyecek servisi yapan kuruluş café n.
çok leziz yiyecek ambrosia n.
yiyecek içecek provision n.
yiyecek erzak cheer n.
yiyecek sunan yerler eatery n.
yiyecek üretimi food processing n.
yiyecek içecek board n.
iştah açıcı yiyecek appetizer n.
yiyecek madde esculent n.
yiyecek maddesi foodstuff n.
yiyecek payı ration n.
yiyecek üretimi quantity cookery n.
yemek artıklarından oluşan sulu yiyecek (hayvana verilen) slop n.
iyi yiyecek ve içecekten anlayan kişi gourmet n.
dondurulmuş yiyecek frozen food n.
baş yemek dışındaki yiyecek side dish n.
yiyecek (gezi için) prog n.
çiftlik yiyecek ve ürünlerinin üretimi agribusiness n.
yardım amaçlı yiyecek relief food n.
yiyecek sunumu food presentation n.
yiyecek hizmeti çalışanları food service employees n.
yiyecek yardımı food allowance n.
yiyecek otomatı slot machine n.
bir restoranda mevcut yiyecek ve içeceklerin listesi menu n.
yiyecek içecek viands n.
yiyecek hizmeti food service n.
yahudi din kurallarına göre hazırlanmış yiyecek ve içecek kosher n.
yiyecek tüketimi food consumption n.
mavi yiyecek küfü blue mould n.
genellikle bir tezgah çevresinde oturulan, hafif yiyecek ve çeşitli içeceklerin satıldığı küçük restoran snack bar n.
yiyecek hizmetinde satın alma food service purchasing n.
kızartılmış yiyecek fry n.
yiyecek sağlayan kimse caterer n.
yiyecek dairesi catering department n.
yenilebilir (yiyecek) edibleness n.
yenebilir olma (yiyecek) edibleness n.
askerlere yiyecek satan satıcı sutler n.
yiyecek satan kimse provisioner n.
bir hayvanın özellikle geyiğin yiyecek olarak kullanılan iç organları nombles n.
mutfak eşyası gibi markette satılan ama yiyecek olmayan her bir şey nonfood n.
bir hayvanın özellikle geyiğin yiyecek olarak kullanılan iç organları umbles n.
bir hayvanın özellikle geyiğin yiyecek olarak kullanılan iç organları numbles n.
yiyecek malzemesi food stuff n.
yiyecek hazırlama food preparation n.
kızartılmış yiyecek ery n.
yiyecek ve içecek refreshments n.
konserve yiyecek canned food n.
yiyecek olarak kullanılan bitki food plant n.
hazır yiyecek satan lokanta fast-food restaurant n.
yiyecek içecek food-drink n.
yiyecek krizi food crisis n.
yiyecek kıtlığı food shortage n.
üzerinde yiyecek taşınan küçük el arabası wagon n.
hayvansal yiyecek animal food n.
yiyecek kırıntısı food crumbs n.
yiyecek gereksinimi food need n.
yiyecek ve içecek food and drink n.
yiyecek reyonu food hall n.
yiyecek artığı food waste n.
katı yiyecek solid food n.
yiyecek arama gezileri scavenging trips n.
şarap/yiyecek barı gastropub n.
hazır yiyecek satan dükkanda görevli deli assistant n.
yiyecek içecek sağlayan kimse caterer n.
yiyecek içecek sağlama catering n.
iştah açıcı yiyecek appetiser n.
yemek/yiyecek kuponu food coupon n.
yiyecek arayan kimse forager n.
sokakta satılan yiyecek street food n.
geleneksel yiyecek comfort food n.
yiyecek kapları food containers n.
proteinli yiyecek protein food n.
proteinli yiyecek food with protein n.
sağlıksız yiyecek unhealthy food n.
yeterli yiyecek enough food n.
yiyecek ihtiyacı food needs n.
sağlıklı yiyecek healthy food n.
bayat yiyecek stale food n.
bayatlamış yiyecek stale food n.
hızlı yiyecek fast food n.
bir şeyin küçük parçası (özellikle yiyecek) niblet n.
(yiyecek vb satan) sokak satıcısı food stall n.
(ücretsiz) yiyecek kartı food voucher n.
yiyecek ve içeceğe aşırı para harcama abligurition n.
yiyecek hapları food pills n.
yiyecek çantası food bag n.
şekerli yiyecek sweet food n.
yiyecek/içecek tatma etkinliği tasting n.
yiyecek/içecek tatma etkinliği tasting n.
yiyecek/içecek tatma etkinliği tasting n.
çiftlik yiyecek ve ürünlerinin üretimi agrobusiness n.
çiftlik yiyecek ve ürünlerinin işlenmesi agrobusiness n.
iştah açıcı yiyecek teaser n.
restorandan alınan paket yiyecek carry out n.
evde hazırlanandan farklı özellikte, satın alınan yiyecek cate [obsolete] n.
yiyecek içeceklerin saklandığı yer catery [obsolete] n.
manastırda yiyecek içeceklerden sorumlu kişi cellarist n.
manastırda yiyecek içeceklerden sorumlu kişi cellarer n.
otellerde ve lokantalarda yiyecek içecekten sorumlu kişi cellarman n.
az miktarda yiyecek thumbpiece [dialect] n.
az miktarda yiyecek thumbpiece [dialect] n.
faydası olmayan abur cubur yiyecek trashtrie [scottish] n.
yiyecek bulma içgüdüsü alimentiveness n.
bütün gece yetecek kadar yiyecek allnight n.
(bir yolculuğa çıkarken alınan) yiyecek veya azık bait n.
(fırında) pişmiş yiyecek bake n.
uzun süre bozulmadan kalabilen yiyecek keeper n.
yiyecek olarak tüketilememe uneatableness n.
fırında pişirilmiş yiyecek baked meat [obsolete] n.
yiyecek sağlayan kimse viander n.
canlı hayvanların yiyecek olarak tutulduğu yer vivary n.
yiyecek parçalarını toplayıp bir kaba koymak için kullanılan bir bıçak voiding knife n.
bozuk (yiyecek vb) spoilt adj.
ağır (yiyecek) rich adj.
sade (yiyecek) plain adj.
bozuk (yiyecek/içecek) spoiled adj.
bozulmuş (yiyecek) bad adj.
su katılarak hemen hazırlanan (yiyecek/içecek) instant adj.
acil (yiyecek vb) çabuk ve kolay hazırlanabilen instant adj.
yağlı yiyecek fatty adj.
hafif (yiyecek/içecek) mild adj.
çabuk bozulan (yiyecek) perishable adj.
yiyecek maddeleri için uygun veya güvenli food safe adj.
aşırı tatlı veya ağır olmayan (yiyecek) uncloying adj.
yiyecek hazırlamakta kullanılan (kap kacak ve ev aletleri) kitchenware adj.
Phrasals
(yiyecek) kabız etmek block someone up v.
(yiyecek) çiğnemek chew up v.
çabucak yiyecek bir şeyler hazırlatmak whip someone up something v.
çabucak yiyecek bir şeyler hazırlamak whip something up v.
çabucak yiyecek bir şeyler hazırlamak whip up something v.
(yiyecek vb) yenilip yutulmak go down v.
(birine/bir hayvana) yiyecek (bir şey) vermek feed (something) to (someone or an animal) v.
süresi dolmak (yiyecek, içecek) go off v.
eşeleyip (yiyecek) aramak grub for (something) v.
yeri/toprağı kazıp (yiyecek) aramak grub for (something) v.
yerin altını üstüne getirip (yiyecek) aramak grub for (something) v.
eşeleyip (yiyecek) aramak grub for v.
yeri/toprağı kazıp (yiyecek) aramak grub for v.
yerin altını üstüne getirip (yiyecek) aramak grub for v.
(bir yerde bir yiyecek/içecek) servisi yapmak serve (something) in (some place) v.
restorandan paket yiyecek alıp götürüp başka yerde yemek take away v.
restorandan paket yiyecek alıp götürüp başka yerde yemek take out v.
Phrases
yiyecek ve içecek ile girilmez no food or drink permitted expr.
yiyecek ve içecek ile girilmez food and drink are not permitted expr.
yiyecek ve içecek ile girmek yasaktır no food or drink allowed expr.
yiyecek ve içecek ile girilmez food and drink are not allowed expr.
yiyecek ve içecek ile girilmez no food or drink allowed expr.
yiyecek ve içecek ile girmek yasaktır food and drink are not permitted expr.
yiyecek ve içecek ile girmek yasaktır food and drink are not allowed expr.
yiyecek ve içecek ile girmek yasaktır no food or drink permitted expr.
Proverb
ek tohumun hasını çekme yiyecek yasını good seed makes a good crop
Colloquial
(bir yiyecek) dokunmak (some food) didn't agree with (someone) v.
(yiyecek, içecek) seyreltmek cut v.
karbonhidrat içeriği yüksek yiyecek carbo n.
çerez gibi yiyecek app n.
iki lokma yiyecek bite n.
alkol sonrası aşırı sarhoşken tüketilen yiyecek drunchies n.
yatak ve yiyecek bed and board n.
besin değeri olmayan yiyecek empty calories n.
sadece kaloriden ibaret yiyecek empty calories n.
lüzumsuz yiyecek empty calories n.
besin değeri az olan/besin değeri olmayan yiyecek empty calories n.
kalorisi yüksek besin değeri düşük yiyecek empty calories n.
lapa gibi yiyecek glop n.
kötü/iğrenç yiyecek glop n.
bulamaç gibi yiyecek glop n.
vıcık vıcık yiyecek glop n.
iştah kırıcı/kapatan yiyecek glop n.
yenecek bir tarafı olmayan bir yiyecek glop n.
arkasında kurulan mutfakta yiyecek yapıp satılan araç gut truck n.
iştah kaçırıcı yiyecek/içecek hogwash n.
kendine yiyecek bir şeyler satın al buy yourself some food expr.
O kadar açım ki (bir yiyecek) için adam öldürebilirim I could murder (some kind of food) expr.
(bir yiyecek) için cinayet işleyebilirim I could murder (some kind of food) expr.
yiyecek hiçbir şey wind pudding and air dip expr.
bu (yiyecek, içecek, sefer) birinden this one is on (one) expr.
bu (yiyecek, içecek, sefer) biri tarafından ödenecek this one is on (one) expr.
bu (yiyecek, içecek, sefer) biri tarafından ısmarlanacak this one is on (one) expr.
bu (yiyecek, içecek, sefer) birinden This one is on someone expr.
bu (yiyecek, içecek, sefer) biri tarafından ödenecek This one is on someone expr.
bu (yiyecek, içecek, sefer) biri tarafından ısmarlanacak This one is on someone expr.
(yiyecek, içecek, sefer) birinden be on (one) expr.
(yiyecek, içecek, sefer) biri tarafından ödenecek be on (one) expr.
(yiyecek, içecek, sefer) biri tarafından ısmarlanacak be on (one) expr.
Idioms
yiyecek aramak cry cupboard v.
haşlanmış yiyecek içeren yemek hazırlamak boil the pot v.
rahatlatmak (içki, yiyecek, vb. ile) take the edge off v.
yiyecek sağlayarak halka yardım etmek cater for v.
yiyecek parası kazanmak keep body and soul together v.
yemek/yiyecek dağıtmak dish something out v.
yemek/yiyecek servisi yapmak dish something out v.
sinsice yiyecek avına çıkmak (hayvan) be/go on the prowl v.
(yiyecek, içecek) yumulmak walk into v.
yiyecek alışverişi yapmak get the messages v.
hafif bir şeyler (yiyecek) a spot of lunch n.
hafif bir şeyler (yiyecek) spot of lunch n.
ayvayı yiyecek olan dead duck n.
ayvayı yiyecek olan a dead duck n.
yeterli miktarda (yiyecek) a gracious plenty n.
yeterli miktarda (yiyecek) an elegant sufficiency n.
çok yağlı (yiyecek) too rich for someone's blood expr.
yiyecek ve yatak room and board expr.
birinden fırça yiyecek konumda on the mat expr.
Speaking
bize verdikleri yiyecek the food they gave us n.
bunu yiyecek kadar sarhoş değilim I'm not drunk enough to fall for it expr.
bana ne zaman yiyecek bir şeyler vereceksin? when are you going to give me some food? expr.
daha yiyecek çok fırın ekmeğin var you have a long way to go expr.
en sevdiğin yiyecek nedir? what is your favourite food? expr.
en sevdiğin yiyecek ne? what is your favourite food? expr.
ona biraz yiyecek ver give him some food expr.
sana yiyecek birşeyler hazırlayayım I'll fix you something to eat expr.
sana yiyecek bir şeyler hazırlayabilirim I can make you something to eat expr.
size yiyecek bir şeyler hazırlayayım I'll fix you something to eat expr.
size biraz yiyecek getirdim I brought you some food expr.
sana biraz yiyecek getirdim I brought you some food expr.
yiyecek bir şey ister misin? you want something to eat? expr.
yiyecek bir şeyler ister misin? do you want something to eat? expr.
yiyecek bir şeyler alın get yourselves something to eat expr.
Trade/Economic
eskiden şehir sınırına girişte özellikle yiyecek maddeleri üzerinden alınan ithal vergisi octroi n.
harcanan yiyecek maliyeti cost of food consumed n.
sağlama (yiyecek/gereç vb) purveyance n.
satılan yiyecek maliyeti cost of food sold n.
yiyecek maddesi vergisi food tax n.
yiyecek dışındaki kategoriler non-food categories n.
yiyecek dairesi food department n.
yiyecek ve yatacak board and lodging n.
yiyecek dağıtım şirketi caterer n.
yiyecek madde komisyoncusu food broker n.
yiyecek departmanı catering department n.
yiyecek ciro taahhüdü food turnover guarantee n.
yiyecek ithali food import n.
yiyecek masrafi food cost n.
yiyecek ciro teminatı food turnover guarantee n.
Law
(eski ingiliz hukukunda) ormancıların orman sınırları dahilinde yiyecek, içecek ve barınma talep hakkına elverişli arazi terra putura n.
ormancıların, orman sınırları dahilinde yiyecek, içecek ve barınma talebi hakkı puture n.
Politics
devletin askerleri ev sahiplerinin rızası olmadan ev sahiplerine ait evlere yerleştirmesi ve zorla yiyecek sağlamaya zorlaması quartering soldiers n.
yiyecek tahsisatı bouche n.
Tourism
otel odasında içecek yiyecek sunulması room service n.
yiyecek ve içecek sunan bar ya da küçük restoran wine bar n.
yiyecek-içecek tesisi refreshments facility n.
yiyecek-içecek sektörü food and beverage sector n.
Technical
soğutarak korumak (yiyecek) refrigerate v.
dondurularak korunan yiyecek grommet n.
katı yiyecek solid food n.
uçaktaki yiyecek bölümü galley n.
yiyecek hazırlama cihazları food preparation appliances n.
yiyecek arabası catering vehicle n.
yiyecek servis yollamak için kullanılan küçük asansör dumb-waiter n.
yiyecek atığı öğütme makinesi food waste disposer n.
yiyecek artığı öğütücüsü food waste disposer n.
Computer
yiyecek kategorileri food categories n.
yiyecek kategorisi food category n.
Textile
yiyecek parçalarını toplayıp bir kaba koymak için kullanılan bir bıçak voile n.
Marine
denize atılan ekipman ya da yiyecek lagend n.
Medical
sonda ile mideye yiyecek gönderilmesi gastrogavage n.
yiyecek topağı food bolus n.
Psychology
sağlıklı yiyecek tüketme takıntısı orthorexia n.
Pathology
kontamine su veya yiyecek tüketiminden kaynaklı akut bağırsak enfeksiyonu asiatic cholera n.
kontamine su veya yiyecek tüketiminden kaynaklı akut bağırsak enfeksiyonu indian cholera n.
kontamine su veya yiyecek tüketiminden kaynaklı akut bağırsak enfeksiyonu epidemic cholera n.
kontamine su veya yiyecek tüketiminden kaynaklı akut bağırsak enfeksiyonu cholera n.
Food Engineering
yiyecek taklidi ürünü food-imitating product n.
yiyecek taklidi ürünü food imitation product n.
(önceden pişirilmiş) ısıtılıp yenmeye hazır yiyecek cook-chill food n.
sindirimi zor yiyecek ballast n.
yiyecek olarak tüketilen mayalı mısır kanga pirau [new zealand] n.
Gastronomy
kızarmak (yiyecek) be fried v.
süslemek (yiyecek) garnish v.
terbiye etmek (yiyecek) season v.
terbiye etmek (yiyecek) to season v.
tıkıştırmak (yiyecek) bolt v.
tıkıştırmak (yiyecek) to bolt v.
(yiyecek) tuzlamak cure v.
tahıl ve undan yapılan bir yiyecek chametz n.
tahıl ve undan yapılan bir yiyecek chometz n.
öğütülmüş fındıktan elde edilen yiyecek nutmeal n.
çevresel koşulların bir yiyecek veya şaraba kattığı lezzet terroir n.
yuvarlak formda hazırlanmış ve içi uygun malzemeyle doldurulabilen yiyecek turban n.
askerin yiyecek istihkakı ration n.
bira mayasından yapılan avustralya'ya özgü son derece lezzetli bir yiyecek vegemite n.
sandviç türü yiyecek cold cut n.
soğuk yenen yiyecek cold cut n.
şerit/çubuk şeklinde kesilmiş çeşitli çiğ sebzelerden oluşmuş aperitif yiyecek crudites n.
uçuş sırasında yiyecek-içecek servisi inflight catering n.
yeniden ısıtılmış yiyecek réchauffé n.
yiyecek sağlayan caterer n.
yiyecek içecek servisi food service n.
yiyecek-içecek hizmeti catering n.
yiyecek içecek müdürü food and beverages manager n.
yiyecek içecek servisi catering n.
yiyecek ya da içecek olarak hazırlanan, meşe palamudu ve kakaodan yapılan çikolataya benzer bir madde racahout n.
sütten yapılmış mayalı yiyecek yaourt n.
baton şeklinde doğranmış yiyecek baton n.
fırında pişirilmiş yiyecek miktarı bake n.
fırında pişirmeye uygun yiyecek baker n.
fırında yiyecek pişirirken kullanılan yağ ve un karışımından oluşan sprey baking spray n.
avustralya'ya özgü bir sürülebilir yiyecek vegemite n.
yiyecek içecek viand n.
terbiyeli (yiyecek) with a sauce adj.
yiyecek-içecek hizmeti sağlanmamış uncatered adj.
yiyecek-içecek hizmeti almamış uncatered adj.
Marine Biology
yiyecek yakalamak için dokunaçları olan istiridye benzeri deniz hayvanlarına verilen ad lamp shell n.
yiyecek yakalamak için dokunaçları olan istiridye benzeri deniz hayvanlarına verilen ad lampshell n.
yiyecek yakalamak için dokunaçları olan istiridye benzeri deniz hayvanlarına verilen ad brachiopod n.
yiyecek yakalamak için dokunaçları olan istiridye benzeri deniz hayvanlarına verilen ad lampshell n.
uskumru şeklinde olan, güney afrika ve avustralya'da yiyecek ve av için yaygın olarak tercih edilen büyük bir balık teraglin (atractoscion aequidens) n.
uskumru şeklinde olan, güney afrika ve avustralya'da yiyecek ve av için yaygın olarak tercih edilen büyük bir balık geelbec n.
bazen yiyecek olarak kullanılan, büyük ve kaslı basit bir tulumlu cinsi tethyum n.
istavritgiller familyasından olan yiyecek ve av balıkları jack n.
Zoology
kemirici ve diğer bazı memeli hayvanlarda bulunan, yiyecek taşımaya yardımcı yanak kesesi cheek pouch n.
kuzey amerika'da görülen, yiyecek ve nesne biriktiren kaba kuyruklu bir kemirgen bushytail woodrat (neotoma cinerea) n.
kuzey amerika'da görülen, yiyecek ve nesne biriktiren kaba kuyruklu bir kemirgen trade rat n.
kuzey amerika'da görülen, yiyecek ve nesne biriktiren kaba kuyruklu bir kemirgen pack rat n.
kuzey amerika'da görülen, yiyecek ve nesne biriktiren kaba kuyruklu bir kemirgen packrat n.
yiyecek ararken sırtında yaprak parçaları taşıyan karınca umbrella ant n.
yiyecek ararken sırtında yaprak parçaları taşıyan karınca parasol ant n.
Botanic
hindistan'da yiyecek olarak yetiştirilen tek yıllık bir çim natchnee n.
eski dünya'nın tropik bölgelerine özgü, hindistan'da yiyecek ve yem olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki kulthi bean (macrotyloma uniflorum) n.
eski dünya'nın tropik bölgelerine özgü, hindistan'da yiyecek ve yem olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki dolichos biflorus n.
eski dünya'nın tropik bölgelerine özgü, hindistan'da yiyecek ve yem olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki horse grain (macrotyloma uniflorum) n.
eski dünya'nın tropik bölgelerine özgü, hindistan'da yiyecek ve yem olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki horse grain (dolichos biflorus) n.
eski dünya'nın tropik bölgelerine özgü, hindistan'da yiyecek ve yem olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki horse gram (macrotyloma uniflorum) n.
eski dünya'nın tropik bölgelerine özgü, hindistan'da yiyecek ve yem olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki horse gram (dolichos biflorus) n.
eski dünya'nın tropik bölgelerine özgü, hindistan'da yiyecek ve yem olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki poor man's pulse (macrotyloma uniflorum) n.
eski dünya'nın tropik bölgelerine özgü, hindistan'da yiyecek ve yem olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki poor man's pulse (dolichos biflorus) n.
Apiculture
temel yiyecek staple n.
yiyecek arama forage n.
Forestry
(ingiliz orman hukukunda) geyikler için sığınak veya yiyecek işlevi gören yeşil bitki örtüsü vert n.
Education
yiyecek servisi food service n.
History
(eski roma'da) yiyecek servisinde kullanılan geniş bir tabak lanx n.
Religious
içinde maya olduğu için yahudilerin fısıh (hamursuz) bayramı boyunca yemediği yiyecek chametz n.
içinde maya olduğu için yahudilerin fısıh (hamursuz) bayramı boyunca yemediği yiyecek chometz n.
yahudilikte haram (turfa) olan yiyecek treif n.
islam dini yönünden helal veya haram olup olmadığı belli olmayan yiyecek mushbooh n.
perhiz günlerinde yenmesine izin verilen yiyecek maigre food n.
yahudilere haram sayılan (yiyecek) terefah adj.
yahudi din kurallarına göre hazırlanmamış (yiyecek ve içecek) unkosher adj.
Environment
ortamdaki kimyasal ya da radyoaktif maddelerden etkilenmiş ve tüketim için uygun olmayan içecek ya da yiyecek chemical contamination n.
Military
amerikan askerleri tarafından cephede kullanılan konserve yiyecek c ration n.
askeri yiyecek mağazası sales commissary n.
birliğin yiyecek istihkakı troop train ration n.
çabuk bozulabilen yiyecek maddeleri tedarik bürosu marker centre n.
istisnai yiyecek maddeleri exceptional articles n.
yardımcı yiyecek malzemeleri listesi accessory food list n.
yiyecek ve yem subsistence n.
yiyecek maddeleri subsistence stores n.
yiyecek istihkakı ration basis issue n.
yiyecek ve mesken bedeli commutation value n.
yiyecek maddesi niteliği subsistence quality n.
yiyecek ve yatacak board and lodging n.
yiyecek maddesi sağlığa yarar durumu subsistence wholesomeness n.
askerlere yiyecek satan erkek satıcı vivandier n.
askerlere yiyecek satan kadın satıcı vivandière n.
Latin
yiyecek ve eğlence panem et circenses n.
Archaic
yiyecek vermek nutrify v.
(birini) yiyecek-içecek vererek canlandırmak refect v.
lüks, kaliteli ve lezzetli yiyecek cate n.
canlı hayvanların yiyecek olarak tutulduğu yer vivarium n.
Ornithology
yiyecek bulmak için taşları ters çevirebilen ince ve kalkık gagalı bir kuş turnstone (arenaria interpres) n.
yiyecek bulmak için taşları ters çevirebilen ince ve kalkık gagalı bir kuş ruddy turnstone n.
Entomology
karınca larvasının ağzının arka kısmında yiyecek depolamaya yarayan ufak cep trophothylax n.
Slang
(yiyecek, içecek) yuvarlamak snork down v.
(yiyecek, içecek) gömmek snork down v.
yemekli vagonda/ucuz restoranda yiyecek servisi yapmak sling hash v.
yemekli vagonda/kafede yiyecek servisi yapmak sling plates v.
ayvayı yiyecek olan gone coon [us] [obsolete] n.
yiyecek içecek kabı esky n.
askeri gemide verilen yiyecek fanny adams [obsolete] n.
British Slang
insanın midesini bozacak kadar baharatlı yiyecek ring-stinger n.