yiyecek - Turco Inglés Diccionario

yiyecek

Significados de "yiyecek" en diccionario inglés turco : 75 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yiyecek food n.
We mainly eat tasty food, even if we know it is unhealthy.
Sağlıksız olduğunu bilsek bile ağırlıklı olarak lezzetli yiyecekler yiyoruz.

More Sentences
General
yiyecek foodstuff n.
Vegemite is a popular Australian foodstuff.
Vegemite popüler bir Avusturalya yiyeceğidir.

More Sentences
yiyecek grub n.
I can't believe how hard it is to find decent grub around here.
Buralarda iyi bir yiyecek bulmanın ne kadar zor olduğuna inanamıyorum.

More Sentences
yiyecek food n.
We mainly eat tasty food, even if we know it is unhealthy.
Sağlıksız olduğunu bilsek bile ağırlıklı olarak lezzetli yiyecekler yiyoruz.

More Sentences
Computer
yiyecek groceries n.
Sami bought some groceries.
Sami biraz yiyecek aldı.

More Sentences
British Slang
yiyecek grub n.
I can't believe how hard it is to find decent grub around here.
Buralarda iyi bir yiyecek bulmanın ne kadar zor olduğuna inanamıyorum.

More Sentences
General
yiyecek aliment n.
yiyecek forage n.
yiyecek scran n.
yiyecek bread n.
yiyecek maintenance n.
yiyecek eatables n.
yiyecek pabulum n.
yiyecek victual n.
yiyecek feed n.
yiyecek viand n.
yiyecek nutrition n.
yiyecek sustenance n.
yiyecek chow n.
yiyecek fare n.
yiyecek board n.
yiyecek tack n.
yiyecek nurture n.
yiyecek keep n.
yiyecek diet n.
yiyecek cheer n.
yiyecek drug n.
yiyecek refreshments n.
yiyecek refreshment n.
yiyecek eats n.
yiyecek nourishment n.
yiyecek food product n.
yiyecek toke [brit] n.
yiyecek eatable n.
yiyecek eatables n.
yiyecek kai [new zealand] n.
yiyecek victualage n.
yiyecek victuallage n.
yiyecek vitaille n.
yiyecek meat n.
yiyecek muckamuck n.
yiyecek commons n.
yiyecek bellycheer [obsolete] n.
yiyecek pabulation n.
yiyecek peck n.
yiyecek scaff n.
yiyecek fosterment n.
yiyecek fother n.
yiyecek comestible adj.
yiyecek edible adj.
Colloquial
yiyecek chuck n.
yiyecek eats n.
yiyecek chop [west africa] n.
Law
yiyecek aliment n.
Technical
yiyecek pabulum n.
Medical
yiyecek broma n.
Gastronomy
yiyecek tuck n.
yiyecek kaikai n.
Chemistry
yiyecek feedstock n.
Military
yiyecek subsistence n.
Archaic
yiyecek vittle n.
yiyecek vivers [scotland] n.
yiyecek fayre n.
yiyecek pasture n.
Slang
yiyecek tucker n.
yiyecek eats n.
yiyecek grindage n.
yiyecek munga [new zealand/australia] n.
yiyecek pecks n.
yiyecek peckings n.
yiyecek skran n.
British Slang
yiyecek scran n.
yiyecek nosh n.
yiyecek nose-bag n.
yiyecek belly timber n.

Significados de "yiyecek" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
yiyecek hizmeti food service n.
çiftlik yiyecek ve ürünlerinin işlenmesi agribusiness n.
yemek artıklarından oluşan sulu yiyecek (hayvana verilen) slop n.
genellikle bir tezgah çevresinde oturulan, hafif yiyecek ve çeşitli içeceklerin satıldığı küçük restoran snack bar n.
mavi yiyecek küfü blue mould n.
etnik yiyecek endüstrisi ethnic food industry n.
bir restoranda mevcut yiyecek ve içeceklerin listesi menu n.
yiyecek içecek provisions n.
et, sebze ya da benzer malzemelerin karışımından hazırlanan sıvı yiyecek soup n.
baş yemek dışındaki yiyecek side dish n.
yiyecek payı ration n.
iyi yiyecek ve içecekten anlayan kişi gourmet n.
yardım amaçlı yiyecek relief food n.
yiyecek sunan yerler eatery n.
çok leziz yiyecek ambrosia n.
yiyecek madde esculent n.
yiyecek peşinde koşma forage n.
yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer hold n.
yiyecek üretimi food processing n.
çiftlik yiyecek ve ürünlerinin üretimi agribusiness n.
kızartılmış yiyecek fry n.
yiyecek içecek provision n.
yiyecek tüketimi food consumption n.
yiyecek içecek boarding n.
yiyecek sunumu food presentation n.
dondurulmuş yiyecek frozen food n.
küçük samimi ortamlı ve yiyecek servisi yapan kuruluş café n.
yiyecek içecek board n.
yiyecek maddesi foodstuff n.
besin değeri az olan yiyecek junk food n.
arama (yiyecek vb) foraging n.
yiyecek ve içecek food and beverage n.
çok selülozlu yiyecek roughage n.
bu hamur işiyle yapılan meyveli ve tatlı bir yiyecek shortcake n.
yiyecek içecek hizmetleri food and beverage services n.
yiyecek yardımı food allowance n.
yiyecek (gezi için) prog n.
yiyecek içecek viands n.
yiyecek içecek catering n.
yiyecek hizmeti çalışanları food service employees n.
bozulabilir yiyecek perishable foodstuff n.
parayla çalışan yiyecek içecek dağıtma makinesi automat n.
temel yiyecek (bir kimsenin/bir hayvanın) staple n.
yiyecek otomatı slot machine n.
yiyecek hizmeti yönetimi food service management n.
az işlemden geçmiş yiyecek wholefood n.
yiyecek erzak cheer n.
yiyecek içecek sağlama purveyance n.
yiyecek üretimi quantity cookery n.
iştah açıcı yiyecek appetizer n.
yiyecek hizmetinde satın alma food service purchasing n.
nefis yiyecek delicacy n.
tahıldan yapılmış kahvaltılık yiyecek (mısır gevreği gibi) cereal n.
saman gibi gıdası az yiyecek roughage n.
yiyecek şey comestibles n.
yiyecek içecek firması catering firm n.
yiyecek sağlayan kimse caterer n.
yiyecek dairesi catering department n.
yenilebilir (yiyecek) edibleness n.
yenebilir olma (yiyecek) edibleness n.
askerlere yiyecek satan satıcı sutler n.
yiyecek satan kimse provisioner n.
bir hayvanın özellikle geyiğin yiyecek olarak kullanılan iç organları nombles n.
mutfak eşyası gibi markette satılan ama yiyecek olmayan her bir şey nonfood n.
bir hayvanın özellikle geyiğin yiyecek olarak kullanılan iç organları numbles n.
bir hayvanın özellikle geyiğin yiyecek olarak kullanılan iç organları umbles n.
yiyecek malzemesi food stuff n.
yiyecek hazırlama food preparation n.
kızartılmış yiyecek ery n.
yiyecek ve içecek refreshments n.
konserve yiyecek canned food n.
yiyecek olarak kullanılan bitki food plant n.
yiyecek içecek food-drink n.
hazır yiyecek satan lokanta fast-food restaurant n.
yiyecek kıtlığı food shortage n.
yiyecek krizi food crisis n.
üzerinde yiyecek taşınan küçük el arabası wagon n.
hayvansal yiyecek animal food n.
yiyecek kırıntısı food crumbs n.
yiyecek gereksinimi food need n.
yiyecek ve içecek food and drink n.
yiyecek reyonu food hall n.
yiyecek artığı food waste n.
katı yiyecek solid food n.
yiyecek arama gezileri scavenging trips n.
hazır yiyecek satan dükkanda görevli deli assistant n.
yiyecek içecek sağlama catering n.
yiyecek içecek sağlayan kimse caterer n.
iştah açıcı yiyecek appetiser n.
yiyecek arayan kimse forager n.
sokakta satılan yiyecek street food n.
geleneksel yiyecek comfort food n.
yiyecek kapları food containers n.
proteinli yiyecek food with protein n.
proteinli yiyecek protein food n.
sağlıksız yiyecek unhealthy food n.
yeterli yiyecek enough food n.
yiyecek ihtiyacı food needs n.
sağlıklı yiyecek healthy food n.
bayat yiyecek stale food n.
bayatlamış yiyecek stale food n.
hızlı yiyecek fast food n.
bir şeyin küçük parçası (özellikle yiyecek) niblet n.
(yiyecek vb satan) sokak satıcısı food stall n.
(ücretsiz) yiyecek kartı food voucher n.
yiyecek ve içeceğe aşırı para harcama abligurition n.
yiyecek hapları food pills n.
yiyecek çantası food bag n.
şekerli yiyecek sweet food n.
çiftlik yiyecek ve ürünlerinin işlenmesi agrobusiness n.
çiftlik yiyecek ve ürünlerinin üretimi agrobusiness n.
iştah açıcı yiyecek teaser n.
restorandan alınan paket yiyecek carry-out n.
yiyecek içeceklerin saklandığı yer catery [obsolete] n.
evde hazırlanandan farklı özellikte, satın alınan yiyecek cate [obsolete] n.
otellerde ve lokantalarda yiyecek içecekten sorumlu kişi cellarman n.
manastırda yiyecek içeceklerden sorumlu kişi cellarer n.
manastırda yiyecek içeceklerden sorumlu kişi cellarist n.
az miktarda yiyecek thumbpiece [dialect] n.
az miktarda yiyecek thumbpiece [dialect] n.
faydası olmayan abur cubur yiyecek trashtrie [scottish] n.
yiyecek bulma içgüdüsü alimentiveness n.
bütün gece yetecek kadar yiyecek allnight n.
(bir yolculuğa çıkarken alınan) yiyecek veya azık bait n.
(fırında) pişmiş yiyecek bake n.
uzun süre bozulmadan kalabilen yiyecek keeper n.
yiyecek olarak tüketilememe uneatableness n.
fırında pişirilmiş yiyecek baked meat [obsolete] n.
yiyecek sağlayan kimse viander n.
yiyecek parçalarını toplayıp bir kaba koymak için kullanılan bir bıçak voiding knife n.
canlı hayvanların yiyecek olarak tutulduğu yer vivary n.
ağır olmama (yiyecek) liteness n.
özellikle evsel kullanım için su veya yiyecek depolamak üzere üretilen aşağı burma menşeli büyük yeşil sırlı bir tür çömlek martaban n.
yiyecek ikramı meat offering n.
bir tabak veya öğün için yeterli sayıda veya miktarda (belirli bir yiyecek) mess n.
(yumuşak veya lapa benzeri) hazırlanmış yiyecek mess n.
doğranmış yiyecek hash n.
yiyecek olarak salyangoz yetiştirme bilimi ve mesleği heliculture n.
bakkalın müşterinin ayağı alışsın diye fazladan yiyecek vererek yaptığı ikram braatas [caribbean] n.
bakkalın müşterinin ayağı alışsın diye fazladan yiyecek vererek yaptığı ikram broughta [caribbean] n.
bakkalın müşterinin ayağı alışsın diye fazladan yiyecek vererek yaptığı ikram broughtas [caribbean] n.
bakkalın müşterinin ayağı alışsın diye fazladan yiyecek vererek yaptığı ikram braata [caribbean] n.
yiyecek olarak kullanılan hayvan eti brawn [obsolete] n.
yiyecek gibi gerekli şey bread n.
yiyecek koyulan kutu mocuck n.
yiyecek koyulan kutu mocock n.
ekstra yiyecek reward n.
besin değeri olmayan yiyecek libberwort n.
halka şeklinde yiyecek ring n.
ağız dolusu yiyecek gob n.