bind - Türkçe İngilizce Sözlük

bind

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bind — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bağlamak, ciltlemek, zor durumda bırakmak
Okunuş (IPA):
(AmE /baɪnd/ – BrE /baɪnd/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: bind (binds – bound – bound - binding); İsim: bind (binds)
Bir şeyi bağlayıp tutturmayı veya kitabı ciltlemeyi tanımlar; mecazen “zora sokan durum” (in a bind) anlamı da vardır. Kökeni eski İngilizceye dayanır.
Eş Anlamlılar:
tie, fasten, constrain
Zıt Anlamlılar:
loosen, unbind, release

"bind" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 78 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bind f. ciltlemek
She used a thick thread to bind the book.
Kitabı ciltlemek için kalın bir iplik kullandı.

More Sentences
bind f. bağlamak
They bound the bull down with ropes.
Boğayı halatlarla bağladılar.

More Sentences
Genel
bind i. bağlanma
Tannins in wine help the stain bind to teeth.
Şaraptaki tanenler lekenin dişlere bağlanmasına yardımcı olur.

More Sentences
bind f. birleştirmek
The people of France, who love you very much, bind these two countries.
Sizi çok seven Fransız halkı bu iki ülkeyi birleştiriyor.

More Sentences
bind f. sarmak
The doctor bound my wounds.
Doktor yaralarımı sardı.

More Sentences
bind f. kenarlamak
The handkerchief were bound with satin.
Mendil saten kumaşla kenarlanmıştı.

More Sentences
bind f. birbirine bağlamak
The third pillar is the one which binds these two together.
Üçüncü sütun ise bu ikisini birbirine bağlayan sütundur.

More Sentences
bind f. birbirine bağlamak
The third pillar is the one which binds these two together.
Üçüncü sütun ise bu ikisini birbirine bağlayan sütundur.

More Sentences
Konuşma Dili
bind i. kördüğüm
Once again, she had found herself in a bind.
Bir kez daha kendini bir kördüğümün içinde bulmuştu.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
bind f. bağlamak
They bound the bull down with ropes.
Boğayı halatlarla bağladılar.

More Sentences
Hukuk
bind f. bağlamak
They bound the bull down with ropes.
Boğayı halatlarla bağladılar.

More Sentences
Teknik
bind f. bağlamak
They bound the bull down with ropes.
Boğayı halatlarla bağladılar.

More Sentences
Telekom
bind f. bağlamak
They bound the bull down with ropes.
Boğayı halatlarla bağladılar.

More Sentences
Kimya
bind f. bağlanmak
Minoxidil does not bind to plasma proteins and is excreted by the kidneys through glomerular filtration.
Minoksidil plazma proteinlerine bağlanmaz ve glomerüler filtrasyon yoluyla böbrekler tarafından atılır.

More Sentences
Matbaa
bind f. ciltlemek
She used a thick thread to bind the book.
Kitabı ciltlemek için kalın bir iplik kullandı.

More Sentences
Genel
bind i. bağlayan şey
bind i. bağlama
bind f. donmak
bind f. sargılamak
bind f. kenarını tutturmak
bind f. raptetmek
bind f. mecbur etmek
bind f. fazla sıkmak
bind f. mukayyet etmek
bind f. sıkışmak
bind f. menetmek
bind f. engel olmak
bind f. usandırmak
bind f. kabız vermek
bind f. dondurmak
bind f. tutmak
bind f. zorunlu bırakmak
bind f. bandajlamak
bind f. takyit etmek
bind f. yasal olarak bağlamak
bind f. kabız olmak
bind f. (giysi) rahatsız etmek
bind f. (giysi) sıkmak
bind f. sıkıca yapışmak
bind f. duygusal bağ oluşturmak
bind f. sosyal bağ oluşturmak
bind f. esir almak
bind f. kısıtlamak
bind f. alıkoymak
bind f. kontrol altında tutmak
bind f. (sadakat) bir arada tutmak
bind f. (çimento) tutmak
bind f. zor durumda bırakmak
Irregular Verb
bind f. bound - bound
Konuşma Dili
bind i. çözülmesi zor durum
bind i. pürüz
bind i. sorun
bind i. problem
bind i. sıkıntı
Hukuk
bind f. borç altına sokmak
bind f. ilzam etmek
bind f. taahhüt etmek
bind f. vecibe yüklemek
Teknik
bind f. tutukluk yapmak (makine parçası)
bind f. tutturmak
Bilgisayar
bind i. bir alan adı sunucusu
bind expr. bağla
Tekstil
bind f. biyeli çalışmak
Maden
bind i. kömür katmanları arasındaki kil
Mutfak
bind f. kuru malzemeleri bağlamak için yumurta, eritilmiş yağ veya krema eklemek
bind f. koyulaştırmak
Mantık
bind f. (değişken) uygun bir niceleyicinin kapsamına getirmek
Kimya
bind f. kimyasal olarak birleştirmek
bind f. kimyasal bağ oluşturmak
Botanik
bind i. (bitki) tırmanıcı gövde
bind i. tırmanıcı gövdeli bitki
Balıkçılık
bind i. somon ve yılan balığı için kullanılan bir ölçüm birimi
Spor
bind i. (eskrim) ligman
bind f. (eskrim) baskı uygulayarak rakibin kılıcını bir çizgiden diğerine hareket ettirmek
bind f. (doğancılık) havada yakalamak
Satranç
bind i. satrançta bir piyon düzeni
Müzik
bind i. nota birleşimi
Argo
bind f. şikayet etmek

"bind" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 130 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
represent and bind i. temsil ve ilzam
double bind i. çifte açmaz
double bind i. çözümsüz çelişki
bind [scotland] i. içme kapasitesi
bind someone to a specific or a certain requirement f. şarta bağlamak
bind someone to a specific or a certain condition f. şarta bağlamak
bind someone to a specific or a certain requirement f. şartına bağlamak
bind someone to a specific or a certain condition f. şartına bağlamak
bind with a promise to wed f. söz takmak
bind with a promise to wed f. sözlenmek
bind with a promise to wed f. söz kesmek
bind legally f. yasal olarak bağlamak
bind together f. bir arada bağlamak
bind with a promise to wed f. söz yüzüğü takmak
bind up f. bandajla sarmak
Öbek Fiiller
bind people together f. (birbirlerine) kaynaştırmak
bind over f. sözleşmeyle (hakim karşısına çıkmak, sulhu bozmamak gibi) bir işi yapmaya mecbur tutmak
bind up in f. tüm ilgisini vermek
bind to f. sözleşme yapmak
bind up in f. tüm dikkatini vermek
bind to f. yasal olarak bağlanmak
bind off f. örgüde düğüm atmak
bind someone or something up (in something) f. birini ya da bir nesneyi bir şeyle sarmak
bind up f. birini ya da bir şeyi bir maddeyle kaplamak
bind up f. sargılamak
bind up f. sarıp sarmalamak
bind someone or something up (in something) f. birini ya da bir nesneyi bir şeyle bağlamak
bind up f. sarmak
bind someone or something down f. birini veya bir şeyi sağlam şekilde bir yere bağlamak
bind someone or something down f. birini veya bir şeyi bir yere sabitlemek
bind up with (something) f. (bir şeyle) birlikte bağlamak/sarmak
bind up with (something) f. (bir şeyle) birbirine bağlamak
bind up with (something) f. (bir şeyle) sarmak
bind up with (something) f. bir araya getirip (bir şeyle) sarmak/bağlamak
bind up with (something) f. (bir şeyle) sarıp sarmalamak
bind up with (something) f. (bir şeyle) kaplamak
bind up with (something) f. (bir şeyle) sarmalamak
bind up with (something) f. (bir şeyle) sargılamak
bind off f. son sırayı bitirmek
bind someone or something together f. (birilerini/bir şeyleri) birlikte bağlamak
bind over f. suçluyu adli makamın karşısına çıkarmak
bind someone over (to someone or something) f. birini (hakim/adli makam) karşısına çıkarmak
bind over f. suçluyu yasal merciye teslim etmek
bind (someone or something) together f. birbirine bağlamak
bind someone or something together f. (birilerini/bir şeyleri) bir arada bağlamak
bind (someone or something) together f. birlikte bağlamak
bind (someone or something) together f. bir arada bağlamak
bind someone over (to someone or something) f. birini (hakime/adli makama) teslim etmek
bind something together f. bir şeyin parçalarını bir araya getirip bağlamak
Konuşma Dili
put in a bind f. çıkmaza sokmak
Deyim
double bind i. iki arada bir derede kalma
a double bind i. iki ucu boklu değnek
a double bind i. aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık
a double bind i. çıkmaz
a double bind i. açmaz
get in a bind f. çıkmaza düşmek
be in a bind f. başı belada olmak
get in a bind f. başı belada olmak
get in a bind f. çıkmaza girmek
be in a bind f. çıkmaza düşmek
be in a bind f. çıkmaza girmek
bind up wounds f. yaraları sarmak
get into a bind f. zor duruma düşmek
get into a bind f. dar boğaza girmek
get in a bind f. darda olmak
get in a bind f. dara düşmek
get in a bind f. dar boğaza girmek
be in a bind f. dara düşmek
be in a bind f. zor durumda olmak
find oneself in a double bind f. kendisini iki arada bir derede bulmak
be in a bind f. dar boğazda olmak
get into a bind f. dara düşmek
get in a bind f. zor duruma düşmek
be in a bind f. parasız kalmak
get into a bind f. (parasal) sıkıntıya düşmek
get into a bind f. darda olmak
find oneself in a bind f. (parasal) sıkıntıya düşmek
find oneself in a bind f. parasız kalmak
find oneself in a bind f. darda olmak
get into a bind f. parasız kalmak
be in a bind f. darda olmak
be in a bind f. (parasal) sıkıntıya düşmek
find oneself in a bind f. dara düşmek
be in a bind f. sıkışık durumda olmak
be in a bind f. sıkıntıda olmak
be in a bind f. zorda olmak
bind (one) hand and foot f. (birinin) elini ayağını bağlamak
bind someone hand and foot f. birine eli ayağı bağlanmış gibi hissettirmek
bind (one) hand and foot f. (birine) kapana kısılmış gibi hissettirmek
bind (one) hand and foot f. (birine) eli ayağı bağlanmış gibi hissettirmek
bind (one) hand and foot f. (birini) kapana kıstırmak
bind (one) hand and foot f. (birini) köşeye sıkıştırmak
bind (one) hand and foot f. (birini) köşeye sıkışmış hissettirmek
bind someone hand and foot f. birine kapana kısılmış gibi hissettirmek
bind someone hand and foot f. birini kapana kıstırmak
bind someone hand and foot f. birini köşeye sıkıştırmak
bind someone hand and foot f. birinin elini ayağını bağlamak
bind someone hand and foot f. birini köşeye sıkışmış hissettirmek
in a bind expr. darda
in a bind expr. zorda
in a bind expr. sıkıntıda
in a tough bind expr. güç/zor durumda
in a double bind expr. iki arada bir derede
in a double bind expr. çözümsüz bir çelişkide
in a double bind expr. çifte açmazda
Ticaret/Ekonomi
bind book f. kitap ciltlemek
authorized to bind the company s. firmayı takyit etmekle yetkilendirilmiş
empowered to bind the company s. firmayı takyit etmekle yetkilendirilmiş
Hukuk
authority to represent and bind i. temsil ve ilzam yetkisi
be bind f. tekeffül etmek
bind down f. mali kefaletle bağlamak
bind over f. mali kefaletle bağlamak
bind down f. senetle bir işi yapmaya mecbur tutmak
bind over f. senetle bir işi yapmaya mecbur tutmak
bind over f. göz hapsine mahkum etmek
Bilgisayar
dynamic bind (sql) i. dinamik bağlama
windows sockets bind error i. windows sockets bind hatası
right bind i. sağdan cilt
automatic bind i. otomatik bağlama
automatic bind i. otomatik bağlama
dynamic bind sql i. dinamik bağlama
ldap bind time i. ldap bağ süresi
left bind i. soldan cilt
bind failed expr. bağ başarısız oldu
İnşaat
thorough-bind f. düşey derz ile birleştirmek
Otomotiv
coil bind i. yay kapanması
Medikal
set and bind up a broken bone f. kırık sarmak
bind to plasma proteins f. plazma proteinlerine bağlanmak
Psikoloji
double bind i. yetki sahiplerinde çelişkili talepler alınması sonucu oluşan ikilem
Star Wars
do not bind his hands i. ellerini bağlamayın