arada - Türkçe İngilizce Sözlük

arada

"arada" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 7 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
arada in between zf.
As for the amount of time that has passed in between, I shall now explain the reason for this.
Aradan geçen süreye gelince, şimdi bunun nedenini açıklayacağım.

More Sentences
arada sometimes zf.
The speaker sometimes referred to his notes.
Konuşmacı arada notlarına atıfta bulundu.

More Sentences
arada between zf.
The airlines are, as Baroness Ludford said, between a rock and a hard place.
Barones Ludford'un da dediği gibi hava yolu şirketleri iki arada bir derede kalmış durumdalar.

More Sentences
arada in-between s.
arada betwixt zf.
arada atwixt [obsolete] zf.
Ticaret/Ekonomi
arada meantime zf.

"arada" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
bir arada kalmak stick together f.
bu arada by the way zf.
Genel
arada olma betweenness i.
arada söyleme interjection i.
arada meydana gelen madde intermediate i.
arada bulunma intermediateness i.
arada olan olay interlude i.
bir arada yaşama coexistence i.
bir arada var olma coexistence i.
arada bulunan intermediary i.
arada olma intervention i.
oyundaki olayları arada açıklayan kişi chorus i.
bir arada yaşama yanlısı communalist i.
beşi bir arada five in a row i.
bir arada toplanma glomeration i.
birçok değişken arasındaki ilgileri bir arada göstermek için kullanılan grafik nomogram i.
arada olma interlocation i.
arada olma intermediacy i.
arada kalmış kimse piggy in the middle i.
bir arada akma confluence i.
bir metinde iki biçimin bir arada bulunması conflation i.
iki film bir arada double feature i.
bir arada varoluş coexistence i.
barış içinde bir arada yaşama peaceful coexistence i.
faaliyeti bir arada özellikle de güçlükle sürdürmeye çalışma juggling i.
eğlence amacıyla arada sırada uyuşturucu kullanan kimse a recreational drug user i.
oturma, çalışma, yemek, misafir odalarının ve mutfağın bir arada olduğu, yüksek tavanlı, büyük salon great room i.
ritmik jimnastik, artistik jimnastik, amigo, dövüş sporları, break dans gibi enerjik ve ritmik tarz tekniklerinin bir arada olduğu sözsüz tiyatro oyunu flying i.
Şık kıyafetler ile spor parçaları bir arada kullanma ile başlayan bir moda akımı athleisure i.
kumarhane ve otelin bir arada olduğu işletme casino-hotel i.
sanatsal, felsefi vb. amaçlarla bir arada olan seçkin topluluk cénacle i.
kağıtları bir arada tutmakta kullanılan metal uçlu kısa kablo treasury tag i.
iyiyle kötünün bir arada bulunması alloy i.
çit kazıklarını bir arada tutmak için kazıkların tepesine geçirilen esnek tahta edder [obsolete] i.
(sektörde ilişkili unsurların bir arada olduğu) grup basket i.
sürekli diyetle zayıflayıp arada tekrar kilo alma yo-yo dieting i.
bir yığındaki malzemeleri bir arada tutmak için kullanılan malzeme matrix i.
iki arada bir derede olma horn of a dilemma i.
birçok işi bir arada yapma hyphenism i.
paspasın bezini bir arada tutan kelepçe mophead i.
arada fark olmadığı halde yapılan ayrım distinction without a difference i.
varil çıtalarını bir arada tutan çelik çember gird [scotland] i.
bir arada tutan şey glue i.
nesneleri bir arada tutmak için kullanılan, esnek yapılı doğal veya sentetik kauçuk halka gum band [pennsylvania] i.
tam arada kalan şey in-betweener i.
bir arada giden araç grubu pack i.
arada yapılan şey intermean [obsolete] i.
evrak klasöründeki kağıtları bir arada tutan dosya file folder i.
kooperatif ilişkideki insanların bir arada yaşadığı mesken phalanstery i.
kağıtları ortadan delerek bir arada tutan sivri çelik gereç spike i.
(at arabasında) iki falakayı bir arada tutan çubuk spreader i.
işi ve aile yaşantısını bir arada yürüten kadın superwoman i.
bir arada olma society i.
bir arada bulunma symbiosis i.
bir arada barış içinde bulunmak coexist peacefully f.
iki arada bir derede kalmak seesaw between two opinions f.
bir arada var olmak coexist f.
arada kaynamak pass unnoticed f.
bir arada tutmak hold together f.
arada söz söylemek interject f.
arada mesafe bırakmak hold at bay f.
arada kaynamak get lost in the shuffle f.
arada kalmak be mixed up in an affair f.
arada dağlar kadar fark olmak be far apart f.
bir arada bulunmak rub shoulders with f.
iki arada bir derede kalmak straddle f.
(arada olup biteni) öğrenmek catch up on f.
bir arada olmak coexist f.
arada olmak intervene f.
ile bir arada olmak rub elbows with f.
iki arada kalmak be at a loss as to whom to believe f.
iki arada kalmak not to know whom to support f.
iki arada bir derede kalmak be in a tight situation f.
iki arada kalmak be between a rock and a hard place f.
iki arada bir derede kalmak be between a rock and a hard place f.
iki arada bir derede kalmak be torn between f.
iki arada kalmak be torn between f.
arada söylemek interject f.
bir arada bulunmak be together f.
bir arada bulunmak exist together f.
bir arada bulunmak be all together f.
bir arada toplamak add up f.
bir arada bulundurmak keep something together f.
bir arada yürütmek carry out collectively f.
bir arada yürütmek carry out in cooperation f.
bir arada bağlamak bind together f.
(verilen) arada tuvalete gitmek go to the toilet at break f.
ikisini bir arada yürütmek manage both f.
arada olmak mediate f.
(sadakat) bir arada tutmak bind f.
(bir şeyleri) bir arada tutmak hold f.
arada kalmak hesitate f.
düzensizce bir arada tutmak lumber f.
bir arada yaşamak hive f.
arada mesafe bırakmak dompt f.
arada meydana gelmek interlude f.
arada boşluk oluşturmak interspace f.
bir arada akmasını sağlamak corrivate f.
arada kalmak straddle f.
bir arada durmak cohere f.
arada belirtilen parenthetical s.
başka bireylerle bir arada olmaktan hoşlanan gregarious s.
hep bir arada collected s.
arada sırada vuku bulan sporadic s.
arada belirtilen parenthetic s.
arada bulunan intermediate s.
bir arada olabilir compatible s.
arada sırada olan occasional s.
arada olan intermediate s.
arada ciddi bir bağlılık sözünün olmadığı (seks, ilişki) casual s.
bir arada (bozulmamış) intact s.
başka bireylerle bir arada olmaktan hoşlanmayan ungregarious s.
arada bulunan medioxumous s.
arada olan borderline s.
çeşitli ürünün veya hizmetin bir arada bulunduğu mekanda yapılan one-stop s.
iki arada bir derede distraught s.
arada bulunan intermedian [obsolete] s.
arada yapılan intermediary s.
arada duran intermedial s.
arada gelen intermediary s.
arada bulunan intermediary s.
arada olan intervenient s.
arada kalmış crutched s.
ile bir arada tutulan bound by s.
arada kalmış in-between s.
arada sırada casual s.
arada bir every now and then zf.
bu arada among other things zf.
arada bir from time to time zf.
arada bir every once in a while zf.
arada bir occasionally zf.
arada bir once in a while zf.
arada bir now and then zf.
bu arada in the meanwhile zf.
arada sırada every so often zf.
arada sırada off and on zf.
arada bir at times zf.
bu arada meantime zf.
arada sırada from time to time zf.
sık sık arada sırada every so often zf.
arada sırada now and again zf.
arada sırada occasionally zf.
bu arada in the meantime zf.
bir arada in company zf.
bir arada all together zf.
tam bu arada in the midst of all this zf.
bu arada at this time zf.
bu arada incidentally zf.
arada sırada ever and anon zf.
arada bir every now and again zf.