burn - Türkçe İngilizce Sözlük

burn

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

burn — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yakmak, yanmak, yanık
Okunuş (IPA):
(AmE /bɝːn/ – BrE /bɜːn/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: burn (burns – burned/burnt – burning); İsim: burn (burns)
Yanma eylemini ve yanığı anlatan fiil/isimdir. Germen kökünde “yanmak” çekirdeği vardır; “burn out” gibi birleşiklerle psikoloji ve iş dünyasına genişleyen mecazları üretkendir

"burn" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
burn f. yakmak
The small child burnt her hand while playing with matches.
Küçük çocuk kibritle oynarken elini yaktı.

More Sentences
burn f. yanmak
He felt his cheeks burning as he got roasted by his friends.
Arkadaşları tarafından azarlanırken yanaklarının yandığını hissetti.

More Sentences
Genel
burn i. dere
There is no fish in the burn.
Derede hiç balık yok.

More Sentences
burn i. ırmak
Usway Burn is located in Northumberland.
Usway Irmağı, Northumberland'da yer almaktadır.

More Sentences
burn i. yanık
The fireman was being treated for severe burns.
İtfaiyeci ciddi yanıklar nedeniyle tedavi görüyordu.

More Sentences
burn f. alev almak
Coast guard officials said they rescued 17 people from the burning yacht.
Sahil güvenlik yetkilileri alev alan yattan on yedi kişiyi kurtardıklarını söyledi.

More Sentences
burn f. yanmak
He felt his cheeks burning as he got roasted by his friends.
Arkadaşları tarafından azarlanırken yanaklarının yandığını hissetti.

More Sentences
burn f. yakmak
The small child burnt her hand while playing with matches.
Küçük çocuk kibritle oynarken elini yaktı.

More Sentences
burn s. yanık
The fireman was being treated for severe burns.
İtfaiyeci ciddi yanıklar nedeniyle tedavi görüyordu.

More Sentences
Konuşma Dili
burn f. yakmak
The small child burnt her hand while playing with matches.
Küçük çocuk kibritle oynarken elini yaktı.

More Sentences
Teknik
burn i. yanık
The fireman was being treated for severe burns.
İtfaiyeci ciddi yanıklar nedeniyle tedavi görüyordu.

More Sentences
burn f. yanmak
He felt his cheeks burning as he got roasted by his friends.
Arkadaşları tarafından azarlanırken yanaklarının yandığını hissetti.

More Sentences
burn f. yakmak
The small child burnt her hand while playing with matches.
Küçük çocuk kibritle oynarken elini yaktı.

More Sentences
burn f. diske veri kaydetmek
This software lets you burn CDs for free.
Bu yazılım CD'lere ücretsiz olarak veri kaydetmenizi sağlıyor.

More Sentences
Otomotiv
burn i. yanık
The fireman was being treated for severe burns.
İtfaiyeci ciddi yanıklar nedeniyle tedavi görüyordu.

More Sentences
Genel
burn i. yanma izi
burn i. çay
burn i. yanık yeri
burn i. damga
burn i. dağlama demiri
burn i. yanma hissi
burn f. kiremitte pişirmek
burn f. tutuşmak
burn f. tutuşturmak
burn f. parıldamak
burn f. yanıp tutuşmak
burn f. öfkelendirmek
burn f. başını yakmak
burn f. fazla pişerek yanmak
burn f. yanıp kül olmak
burn f. kavurmak
burn f. kızdırmak
burn f. ışık saçmak
burn f. yanma yapmak
burn f. ateşlemek
burn f. yangın çıkarmak
burn f. oyuna getirmek
burn f. kazık atmak
burn f. delip geçmek
burn f. güçlü bir izlenim bırakmak
burn f. duygularıyla yanıp kül olmak
burn f. sinirlenmek
burn f. çok istekli olmak
burn f. dağlamak
burn f. kıl payı mağlup etmek
burn f. sıcaklamak
burn f. cinsel olarak uyarılmak
burn f. azmak
burn f. tiksinmek
burn f. yanıyormuş gibi görünmek
burn f. parlamak
burn f. sıcaklık hissi vermek
burn f. yangı hissi vermek
Irregular Verb
burn f. burned/burnt - burned/burnt
Konuşma Dili
burn i. sigara
burn i. cigara
burn i. bir dal sigara
burn i. dalavere
burn i. dolandırma
burn i. dolandırıcılık
burn i. kafes
burn i. kelek
burn i. ketenpere
burn i. üçkağıt
burn i. uyuşturucuyu damara zerk ettikten sonraki karıncalanma hissi
burn i. aldatma
burn i. aldatmaca
burn i. kandırma
burn i. kandırmaca
burn i. hile
burn i. uyuşturucu kafası
burn i. kafanın yükselmesi
burn i. uyarılma
burn f. hakaret etmek
burn f. ağır söz söylemek
burn f. aşağılamak
burn f. hor görmek
burn f. lafı geçirmek
burn f. giydirmek
burn f. (hakareti) yedirmek
burn f. sigara içmek
burn f. sigara tüttürmek
burn f. sigara tellendirmek
burn f. esrar içmek
burn f. ot içmek
burn f. duman almak
burn f. elektrikli sandalyede idam etmek
burn f. elektrikli sandalyede idam edilmek
burn f. dolandırmak
burn f. çarpmak
burn f. hacılara getirmek
burn f. iş/işini almak
burn f. kafese almak
burn f. kafeslemek
burn f. keleğe getirmek
burn f. kerizlemek
burn f. ketenpereye düşürmek/getirmek
burn f. mantarlamak
burn f. o biçim etmek
burn f. sağmak
burn f. tava düşürmek
burn f. tokatlamak
burn f. üçkağıda getirmek
burn f. üçkağıt açmak
burn f. cızlatmak
burn f. vurmak
burn f. ateş etmek
burn f. ateşe tutmak
burn f. yemek yapmak/pişirmek
burn f. varını yoğunu harcamak/tüketmek
burn f. kaynaklarını tüketmek
burn f. kendini tüketmek
burn f. elindeki avucundakini müsrifçe harcamak/savurmak
burn f. har vurup harman savurmak
burn f. kaynaklarını kurutmak
burn f. suyunu çektirmek
burn ünl. geber git başımdan
burn ünl. cehenneme kadar yolun var
burn ünl. cehennemin dibine git
burn ünl. cehennem ol git başımdan
burn ünl. defol şurdan
burn ünl. defol git başımdan
Teknik
burn i. güneş yanığı
burn i. küçük akarsu
burn f. pişirmek
burn f. disk yakmak
burn f. (metali) oksijen bakımından zengin alevle yakmak
Demiryolu
burn i. demiryolu raylarında aşınmış bölge
Havacılık
burn i. roket sevk edicinin kontrollü kullanımı
burn i. roket motorunun ateşlenmesi
Fizyoloji
burn i. kas yanması
burn f. (glikoz) vücutta yakmak
burn f. vücutta metabolize etmek
Kimya
burn f. (kimyasal element) füzyon geçirmek
Gökbilim
burn f. (hafif bir elementi) nükleer füzyonla daha ağır bir elemente dönüştürmek
Hayvancılık
burn f. (hayvanın vücudunu) dağlamak
Tütün
burn i. tutuşturulan tütünün ateş çıkarmadan yanmaya devam etme kapasitesi
Çevre
burn i. yanmış arazi
Meteoroloji
burn i. sisin kalkması
Basketbol
burn f. güzel bir çalımla savunmacıyı çembere doğru geçip sayı atmak
Argo
burn i. sigara
burn i. hakaret
burn i. sövme
burn i. aşağılama
burn i. kızgınlık
burn i. giderek artan öfke
burn f. sigara içmek
burn f. esrar içmek
burn f. elektrikli sandalye ile infaz etmek
burn f. birini vurmak

"burn" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
advance burn i. tedbirli yakma
freeze burn i. buz yanığı
burn pit i. ateş çukuru
burn ointment i. yanık merhemi
burn cream i. yanık kremi
severe burn i. şiddetli yanık
severe burn i. ciddi yanık
burn bag i. yakılacak evrak torbası
burn [scotland] i. demleme suyu
burn-off i. istenmeyen malzemeyi yakarak çıkarma
burn-off i. yakarak çıkarılan malzeme
burn [scotland] i. su
cigarette burn i. sigara yanığı
rope burn i. (elde, ciltte) ip sürtünmesinden kaynaklanan aşınma
rope burn i. (elde, ciltte) ip sürtünmesinden kaynaklanan sıyrık
burn out f. mahvolmak
burn up f. yanıp bitmek
have money to burn f. aşırı para harcamak
burn away f. yanıp kül olmak
burn down f. yakıp kül etmek
burn down f. yanıp kül olmak
burn someone in effigy f. protesto olarak sevilmeyen birinin kuklasını yakmak
burn out f. yanmak
burn up f. yakmak
burn itself out f. sönmek
burn furiously f. cayır cayır yanmak
burn oneself out f. kendini tüketmek
burn out f. yakıp yok etmek
burn up f. yakıp yok etmek
burn one's bridges f. köprüleri atmak
burn out f. sönmek
burn internally f. için için yanmak
burn by arson f. kundaklanarak yanmak
burn the candle at both ends f. durup dinlenmeden çalışmak
have money to burn f. para yemek
burn in fire f. ateşte yanmak
have money to burn f. para savurmak
burn one's fingers f. ağzı yanmak
burn the candle at both ends f. fazla çalışmak
burn the candle at both ends f. gece gündüz demeden çalışarak kendini helak etmek
stick to the pan and burn f. dibi tutmak
have money to burn f. parayı ezmek
burn out f. tamamen yanıp kendi kendine sönmek
burn bridges f. köprüleri yakmak
burn out f. bozulmak
burn something down f. yakıp kül etmek
burn out f. içini yakmak
burn the midnight oil f. geceyi gündüze katmak
have money to burn f. aşırı harcama yapmak
burn one's boats f. köprüleri atmak
burn the midnight oil f. gece yarısına kadar çalışmak
burn up f. tamamen yanmak
burn out f. yakmak
burn somebody up f. ifrit etmek
burn to ground f. yanıp kül olmak
burn up f. alev alev yanmak
cause to burn f. yanmasına neden olmak
burn something out f. yakıp kül etmek
burn up f. yanıp yok olmak
get one's finger burn f. (bir şeyden) ağzı yanmak
burn the midnight oil f. gecesini gündüzüne katmak
burn something alive f. diri diri yakmak
burn to death f. yanarak ölmek
burn (itself) out f. yangın kendi kendine çıkmak
burn lignite f. linyit yakmak
burn (itself) out f. yangının kendi kendine çıkması
burn with hate f. nefret duymak
burn calorie f. kalori yakmak
burn calorie f. kalori harcamak
burn off calorie f. kalori yakmak
burn off calorie f. kalori harcamak
(the lamp) to burn f. lamba yanmak
burn out f. yakıp kül etmek
burn out f. yanıp yokolmak
burn away f. yakıp kül etmek
burn someone with a lighted cigarette f. üzerinde sigara söndürmek
burn in hell f. cehennemde yanmak
burn into flames f. alevler içinde kalmak
burn the food f. yemeği yakmak
crash and burn f. başarısız olmak
crash and burn f. hezimete uğramak
burn one's belly fat f. göbeğini eritmek
burn belly fat f. göbek eritmek
burn the building f. binayı yakmak
burn the building f. binayı ateşe vermek
crash and burn f. düşüp infilak etmek
burn a dead body f. ölü yakmak
burn a dead body f. ceset yakmak
burn the clutch disc f. debriyaj balatasını yakmak
burn one's hand f. elini yakmak
burn to ashes f. yanıp kül olmak
burn something clean f. birşeyi yakarak temizlemek
burn the house f. evi yakmak
apply burn ointment f. yanık merhemi sürmek
burn fat f. yağ yakmak
burn one's hand f. eli yanmak
burn in effigy f. nefret edilen birini simgeleyen (resim, kukla gibi) bir şeyi yakmak
burn energy f. enerji yakmak
burn energy f. enerji harcamak
burn up f. yakarak yok etmek
burn (into) f. yakarak yol açmak
burn up f. kızdırmak
burn up f. sinirlendirmek
burn up f. tutuşup yok olana kadar yanmak
still-burn f. damıtım sırasında yakmak
still-burn f. distilasyon sürecinde yakmak
slash-and-burn s. aşırı sert ve acımasız
Öbek Fiiller
burn with f. deliye dönmek
burn with f. çok istemek
burn with f. içten istemek
burn with f. kuvvetle hissetmek
burn with f. yanıp tutuşmak
burn up f. hız yapmak
burn up f. çok öfkelendirmek
burn up f. haşlamak
burn up f. küplere bindirmek
burn up f. paylamak
burn up f. sürat yapmak
burn up f. çırasını yakmak
burn up f. azarlamak
burn off f. yakıp kül etmek
burn off f. yanıp kül olmak
burn away f. yanıp kül olmak
burn into f. bir malzemeye kazımak veya gravürlemek için ısı kullanmak
burn into f. bir fotoğrafın veya negatifin alanlarını karartmak için ışığa maruz bırakmak
burn in f. bir fotoğrafın veya negatifin alanlarını karartmak için ışığa maruz bırakmak
burn in f. düzgün çalıştığını doğrulamak için belirli bir süre için yeni bir elektronik ekipman parçası kullanmak
burn into f. ekranda kalıcı olarak görünmeye neden olmak
burn in f. bir malzemeye kazımak veya gravürlemek için ısı kullanmak
burn in f. ekranda kalıcı olarak görünmeye neden olmak
burn into f. bir şey üzerinde kalıcı bir iz bırakmak
burn into f. düzgün çalıştığını doğrulamak için belirli bir süre için yeni bir elektronik ekipman parçası kullanmak
burn in f. bir şey üzerinde kalıcı bir iz bırakmak
burn through f. yakıp geçmek
burn through f. yakıp harap etmek
burn through f. yakıp delik açmak
burn up f. kaynakları tüketmek
burn out f. yakıp yok etmek
burn out f. (insanları) ev veya iş yerlerini yakarak kaçmaya zorlamak
burn out f. aşırı yüklenerek gücünü tüketmek
burn out f. (büyükbaş hayvanı) aşırı besleyerek üreme kalitesini bozmak
burn out f. gücü kuvveti tükenmek
burn (one) out of (something) f. yangın nedeniyle bulunduğu yeri terk etmek zorunda kalmak
burn someone out of something f. yangın nedeniyle bulunduğu yeri terk etmek zorunda bıraktırmak
burn someone out f. yangın nedeniyle bulunduğu yeri terk etmek zorunda bıraktırmak
burn (one) out of (something) f. bir yeri yakarak (birini) dışarı çıkmaya zorlamak
burn out of f. yakıp evinden/işinden etmek
burn out of f. yakıp dışarı çıkartmak/çıkmaya zorlamak
burn someone out of something f. evini/işini yakıp birini dışarı çıkmak zorunda bırakmak
burn down f. yanıp bitmek