clashed - Türkçe İngilizce Sözlük

clashed

clashed — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çatışmak, çarpışmak, uyuşmazlık
Okunuş (IPA):
(AmE /klæʃ/ – BrE /klæʃ/)
Terim Türü:
İsim: clash (clashes); Fiil: clash (clashes – clashed – clashing)
Fiziksel çarpışma kadar fikir ve çıkarların sert biçimde karşı karşıya gelmesini de tanımlar. Yansıma kökenli Orta İngilizce biçimlerden gelişerek sert temas sesini çağrıştıran anlamlar kazanmıştır.
Eş Anlamlılar:
conflict, collide
Zıt Anlamlılar:
agree, harmonize

"clashed" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 50 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
clash i. çarpışma
The song ended with the clash of cymbals.
Şarkı zillerin çarpışmasıyla sona erdi.

More Sentences
clash f. çarpışmak
These two approaches will soon clash head-on.
Bu iki yaklaşım yakında kafa kafaya çarpışacak.

More Sentences
Genel
clash i. çarpışma
The song ended with the clash of cymbals.
Şarkı zillerin çarpışmasıyla sona erdi.

More Sentences
clash i. çatışma
There were violent clashes between rioters and the police.
İsyancılar ve polis arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.

More Sentences
clash i. uyuşmazlık
Just wear black to avoid a colour clash with the backdrop.
Arka fonla renk uyuşmazlığı olmasını önlemek için siyah giyinin.

More Sentences
clash i. tartışma
17-year-old Julie has reportedly left home after a clash with her parents.
17 yaşındaki Julie'nin ailesiyle yaşadığı bir tartışmanın ardından evi terk ettiği bildirildi.

More Sentences
clash i. (iki veya daha fazla şeyin) çakışması
Due to a scheduling clash, they had to push back the show.
Bir program çakışması nedeniyle gösteriyi ertelemek zorunda kaldılar.

More Sentences
clash f. çakışmak
The marketing seminar clashes with our company retreat.
Pazarlama semineri şirket toplantımızla çakışıyor.

More Sentences
clash f. birbirine çarpmak (madeni şeyler)
The brass cymbals clashed on his mark.
Pirinç ziller onun işaretiyle birbirine çarptı.

More Sentences
clash f. yakışmamak
The throw pillows clash with the curtains.
Yastıklar perdelere yakışmıyor.

More Sentences
clash f. çatışmak
A group of 800 protesters clashed with the police in the country's capital.
Ülkenin başkentinde 800 kişilik bir gösterici grubu polisle çatıştı.

More Sentences
clash f. hararetli biçimde tartışmak
The directors clashed with the chair in last night's meeting.
Müdürler dün geceki toplantıda başkanla hararetli biçimde tartıştı.

More Sentences
Spor
clash i. önemli maç
The team is ready for the clash with Italy.
Takım İtalya ile oynanacak önemli maça hazır.

More Sentences
Genel
clash i. uyumsuzluk
clash i. toslama
clash i. birbirine çarpan madeni şeylerin çıkardığı ses
clash i. gümbürtü
clash i. çarpışma sesi
clash i. ayrılık
clash i. hararetli atışma
clash i. şiddetli çekişme
clash i. şiddetli çatışma
clash i. şiddetli meydan okuma
clash i. karşı karşıya gelme
clash i. savaş
clash i. harp
clash i. (iki veya daha fazla şeyin) birbirine girmesi
clash f. birbiriyle mücadele etmek
clash f. uymamak
clash f. anlaşamamak
clash f. mücadeleye girişmek
clash f. bindirmek
clash f. çarpmak
clash f. birbiriyle iyi gitmemek
clash f. çarpışıp savaşmak
clash f. aynı zamana rastlamak
clash f. birbirine çarpmak (madeni şeyleri)
clash f. gümbürdemek
clash f. uyuşmamak
clash f. çatırdamak
clash f. dövüşmek
clash f. gitmemek
clash f. birbirine gitmemek
clash f. (renk) uyuşmamak
clash f. gürültü yapmak
clash f. gürültü yapmak
clash f. yüksek ses çıkarmak
Teknik
clash i. şıngırdama
clash i. tokuşma
Spor
clash i. (irlanda hokeyi) ölü top sonrası yeniden oyuna başlama

"clashed" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 79 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
clash of ideas i. fikir ayrılığı
border clash i. sınır çatışması
cultural clash i. kültürel çatışma
clash between the police and the demonstrators i. polis ile göstericiler arasında yaşanan çatışma
clash between the police and the demonstrators i. polis ile göstericiler arasında yaşanan arbede
clash of arms i. silahlı/askeri çatışma
clash of arms i. silahlı çatışma
clash of ideas i. fikir çatışması
clash of interests i. çıkar çatışması
clash of clans i. klanların çarpışması
clash [dialect] [uk] i. su kütlesi
clash [dialect] [uk] i. çamur kütlesi
clash [dialect] [uk] i. çamur miktarı
clash [dialect] [uk] i. su miktarı
clash [scotland] i. söylenti
clash [scotland] i. dedikodu
culture clash i. kültür çatışması
clash with f. ile çatışmak
clash with f. ile iyi gitmemek
clash over f. bir şey üzerinde fikir ayrılığına düşmek
clash with f. -e yakışmamak
clash with f. çakışmak
clash with f. çatışmaya girmek
Öbek Fiiller
clash with something f. (bir şeyin rengi) uymamak
clash against something f. '-ile mücadele etmek
clash against something f. '- karşı savaş vermek
clash against (someone or something) f. '-ile çarpışmak
clash against (someone or something) f. '-ile savaşmak
clash against something f. '-ile savaşmak
clash against something f. '-ile çarpışmak
clash against (someone or something) f. '- karşı savaş vermek
clash against (someone or something) f. (birine ya da bir şeye) karşı savaşmak
clash against (someone or something) f. '-ile mücadele etmek
clash against something f. bir şeye karşı savaşmak
clash against (someone or something) f. (birine ya da bir şeye) karşı mücadele vermek
clash against something f. birine ya da bir şeye karşı mücadele vermek
clash against (someone or something) f. (biri ya da bir şeyle) çarpışmak
clash against something f. biri ya da bir şeyle çarpışmak
clash (with someone) (over someone or something) f. (biriyle biri/bir şey üzerine) kavga etmek
clash with (something) f. (bir şeyle) tezat teşkil etmek
clash with (something) f. (bir şeyle) gitmemek
clash with (something) f. (bir şeyle) yakışmamak
clash with (something) f. (bir şeyle) çelişmek
clash with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) ters düşmek
clash (with someone) (over someone or something) f. (biriyle biri/bir şey üzerine) takışmak
clash with (something) f. (bir şeyle) birbirini tutmamak
clash (with someone) (over someone or something) f. (biriyle biri/bir şey üzerine) çatışmak
clash with (something) f. (bir şeyle) uymamak
clash (with someone) (over someone or something) f. (biriyle biri/bir şey üzerine) tartışmaya girmek
clash with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) takışmak
clash with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) sürtüşmek
clash with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) kavga etmek
clash with f. çatışmak
Deyim
clash of the ash i. sopaların takırtısı (kıran kırana yapılan hurling maçlarında kullanılan bir deyim)
clash of the ash i. hurlingde iki takım arasındaki rekabet
clash of the ash i. dişbudakların (sopaların yapıldığı ağaç) savaşı/çarpışması
clash of the ash i. hurling sopalarının çıkardığı ses
clash with f. (araba) çarpışmak
clash with f. tartışmaya girmek
clash with f. (giysi) gitmemek
clash with f. (giysi) yakışmamak
clash against f. uymamak
clash with f. ile çatışmak
clash against f. gitmemek
clash against f. yakışmamak
clash with f. (renk vb) uymamak
Hukuk
clash environment i. çatışma ortamı
Siyasal
clash of civilizations i. medeniyetler çatışması
the clash of civilisations i. medeniyetler çatışması
clash between police and demonstrators i. polis ile göstericiler arasındaki çatışma
clash of religions i. dinler çatışması
clash of religions i. din savaşları
Mekanik
clash gear i. vites dişlisi
clash gear i. hız dişlisi
Psikoloji
personality clash i. kişilik çatışması
personality clash i. kişilik çatışması
Dilbilim
homophonic clash i. eşsesli çatışma
Futbol
clash of the titans i. devlerin randevusu
clash of the giants i. devlerin randevusu