dışarıya - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

dışarıya



"dışarıya" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 8 sonuç

Türkçe İngilizce
General
dışarıya abroad s.
dışarıya outside zf.
dışarıya outdoors zf.
dışarıya outwards zf.
dışarıya out of doors zf.
dışarıya off zf.
dışarıya outward zf.
dışarıya out zf.

"dışarıya" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 124 sonuç

Türkçe İngilizce
General
(köpek vb.) birisini kovalayarak dışarıya çıkarmak chase off f.
bir evcil hayvanı dışarıya çıkarmak put an animal out f.
dışarıya adımını atmak set foot outside f.
dışarıya akmak flow out f.
dışarıya aktarmak export f.
dışarıya bırakmak let out f.
dışarıya bilgi sızdırmak leak information out f.
dışarıya bilgi sızdırmak let information out f.
dışarıya çıkarmak take out f.
dışarıya çıkarmak take away f.
dışarıya çıkıp dolaşmak take the air f.
dışarıya çıkmak fall out f.
dışarıya çıkmak take the air f.
dışarıya çıkmak go out f.
dışarıya doğru tütmek/çıkmak billow out f.
dışarıya düşmek fall out f.
dışarıya fırlamak sally out f.
dışarıya fırlamak sally forth f.
dışarıya itelemek crowd out f.
dışarıya mal göndermek export f.
dışarıya radyasyon vermek give off radiation f.
dışarıya taşımak carry out f.
dışarıya vermek export f.
dışarıya vermemek (sıvıyı) retain f.
dışarıya yaptırmak contract out f.
dışarıya yollamak export f.
otlatmak için dışarıya çıkarmak turn out f.
damarlardan dışarıya kan akıtma veya akma extravasating i.
dışarıya akan miktar outflow i.
dışarıya bakan ön diş bucktooth i.
dışarıya doğru akış outward flow i.
dışarıya hücum sally i.
dışarıya ödünç kitap veren kitaplık lending library i.
dışarıya ödünç kitap veren kütüphane circulating library i.
dışarıya vermeme (sıvıyı) retention i.
kalelerde dışarıya doğru üçgen oluşturacak şekilde inşa edilen siperler ravelin i.
bir merkezden dışarıya her yöne doğru hareket eden ve gerçekleşen quaquaversal s.
dışarıya giden outward s.
dışarıya doğru outwards zf.
dışarıya doğru forth zf.
dışarıya doğru outward zf.
-den dışarıya out ed.
Phrasals
(bir şeyden dışarıya doğru) sızmak/sızdırmak leach out of something
birine dışarıya çıkmasını söylemek/emretmek order someone out of some place
birine dışarıya çıkmasını söylemek/emretmek order someone out
birine dışarıya kadar eşlik etmek walk someone out
birini bir yerden dışarıya atmak toss someone out of something
birini bir yerden dışarıya atmak discard someone
birini bir yerden dışarıya atmak to throw someone out of some place
birini bir yerden dışarıya atmak toss someone out
Birini dışarıya bir şey (yemek vb.) için davet etmek ask someone out to something
birisini dışarıya yemeğe vb. davet etmek ask out
dışarıya atmak/fırlatmak pitch away
dışarıya atmak/fırlatmak pitch something away
dışarıya bakmak look outside
dışarıya çıkarmak bustle someone off
dışarıya çıkarmak/atmak put (someone or an animal) out of something
dışarıya çıkarmak/atmak put (someone or an animal) out
dışarıya çıkarmak/götürmek cart away from
dışarıya davet etmek invite out
dışarıya kaçmak/akın etmek rush outside
dışarıya süpürmek sweep out of
dışarıya süpürmek sweep out
dışarıya vurmamak bottle up
tırmıkla dışarıya süpürmek rake something out of something
tırmıkla dışarıya süpürmek rake something out
tırmıkla dışarıya süpürmek rake something off
tırmıkla dışarıya süpürmek rake something off (of) something
Phrases
dışarıya yolculuk sırasında on the voyage out
Colloquial
yemeğe dışarıya gitme dinner outing
Idioms
(dışarıya çıkıp) iş aramak get on one's bike
bir evcil hayvanı dışarıya salmak put an animal out
dışarıya belli etmemek keep up appearances
dışarıya bilgi/veri vb sızdırmak leak something out
dışarıya bilgi/veri vb sızdırmak let something get out
dışarıya bilgi/veri vb sızdırmak let something out
Speaking
dışarıya daha sık çıkmalısın you need to go out more often
dışarıya fazla çıkmam i don't get out much
Slang
dışarıya boşalmak do a pull and pray
dışarıya yapılmış tuvalet dunny
Trade/Economic
bir ülkeden dışarıya sermaye çıkışı capital outflow
dışarıya akan outflow
dışarıya dönük yatırım outward investment
dışarıya ihraç olunan bir malı üreten ülke country of origin
dışarıya iş verme out-tasking
dışarıya iş yaptıran outsourcer
dışarıya mal ve hizmet ihracı ile dışarıdan ithal edilen toplam mal ve hizmetler arasındaki denge balance on current account
dışarıya yaptırılan araştırma giderleri outside research expenses
dışarıya/iletişime kapalı (bilgi sistemi) silo vision
dışarıya/iletişime kapalı (bilgi sistemi) information silo
dışarıya/iletişime kapalı (bilgi sistemi) silo mentality
dışarıya/iletişime kapalı (bilgi sistemi) silo thinking
işletmenin durumunu dışarıya karşı iyi göstermek için hesaplarda yapılan şişirme window dressing
ülkenin dışarıya ihraç ettiği mal ve hizmetler toplamı ile dışarıdan ithal ettiği mal ve hizmetlerin değeri arasındaki fark balance on goods and services
Politics
dışarıya kredi vermek foreign lending
içerden dışarıya göç emigration
Tourism
dışarıya yapılan uçuş outbound flight
Technical
dışarıya akış veren emniyet valfi outflow safety valve
dışarıya akma out flow
dışarıya akma efflux
dışarıya boşaltma waste outlet
dışarıya doğru akan effluent
dışarıya doğru akış outward flow
dışarıya ısı verme heat output
dışarıya kaydırma shift out
dışarıya okuma readout
dışarıya sızıntı affluent seepage
dışarıya yuvarlama roll-out
içerideki sesin dışarıya iletimi transmission of indoor sound to the outside
Computer
dışarıya bağlaçlar external links
dışarıya okuma readout
Telecom
dışarıya arama imkanı dialout facility
dışarıya erişimi kapalı kullanıcı grubu closed user group with outgoing access
Automotive
kesici takımlarda talaşın dışarıya taşınarak atıldığı oyuk flute
Aeronautic
dışarıya akış veren emniyet valvi outflow safety valve
yolcuların ve havaalanı personelinin dışarıya çıkmadan havaalanı terminal kapısı ile hava taşıtı arasında yürümesine olanak sağlayan araç passenger boarding bridge
yolcuların ve havaalanı personelinin dışarıya çıkmadan havaalanı terminal kapısı ile hava taşıtı arasında yürümesine olanak sağlayan araç boarding bridge
Marine
sintine sularını dışarıya atmak bilge
Medical
damarlardan dışarıya kan akıtmak veya akmak extravasate
dışarıya akıtmak (damardan kan) extravasate
dışarıya akmak (damardan kan) extravasate
dışarıya çıkık göbek deliği bulging belly button
gazın rektumdan geçerek dışarıya atılması flatus
Anatomy
dışarıya uzatmak protract