dawn - Türkçe İngilizce Sözlük

dawn

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dawn — Definition

Anlamı ve Tanımı:
şafak, tan
Okunuş (IPA):
(AmE /dɔːn/ – BrE /dɔːn/)
Terim Türü:
İsim: dawn (dawns); Fiil: dawn (dawns – dawned – dawning)
Güneş doğmadan hemen önceki aydınlanma zamanını veya mecazda bir dönemin başlangıcını açıklayan sözcüktür. Eski İngilizcedeki dagung (“gündoğumu”) biçiminden gelişmiştir; modern dilde “dawn of an era” gibi kalıplarla başlangıç metaforunun taşıyıcısıdır.
Eş Anlamlılar:
daybreak, sunrise
Zıt Anlamlılar:
dusk, nightfall

"dawn" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 37 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
dawn i. şafak
We woke up at the break of dawn.
Şafak sökerken uyandık.

More Sentences
Genel
dawn i. sabah
The night was too cold and the snowfall continued until the dawn.
Gece çok soğuktu ve kar yağışı sabaha kadar devam etti.

More Sentences
dawn i. şafak vakti
It was dawn, and I was alone.
Şafak vaktiydi ve yalnızdım.

More Sentences
dawn i. başlangıç
Control a city or tribe from the dawn of Chinese history and turn it into a great empire.
Çin tarihinin başlangıcından itibaren bir şehri veya kabileyi kontrol edin ve onu büyük bir imparatorluğa dönüştürün.

More Sentences
dawn i. şafak
We woke up at the break of dawn.
Şafak sökerken uyandık.

More Sentences
dawn f. doğmak
A sunny day dawned upon the camping site.
Kamp alanında güneşli bir gün doğdu.

More Sentences
dawn f. belirmek
Fear dawned as we realized we were completely lost!
Tamamen kaybolduğumuzu fark ettiğimizde içimizde bir korku belirdi!

More Sentences
dawn f. başlamak
The age of artificial intelligence has dawned.
Yapay zeka çağı başladı.

More Sentences
Meteoroloji
dawn i. şafak
We woke up at the break of dawn.
Şafak sökerken uyandık.

More Sentences
Genel
dawn i. gün ağarması
dawn i. zuhur
dawn i. ortaya çıkma
dawn i. tan vakti
dawn i. fecir
dawn i. tan
dawn i. seher
dawn i. uyanma
dawn i. gün doğması
dawn i. tanyeri
dawn i. alaca karanlık
dawn i. seher vakti
dawn i. ortaya çıkış
dawn f. doğmak (gün)
dawn f. ışımak
dawn f. tan ağarmak
dawn f. görünmeye başlamak
dawn f. aydınlanmak
dawn f. şafak sökmek
dawn f. gün ağarmak
dawn f. gün doğmak
dawn f. ağarmak
dawn f. (gün) ağarmak
dawn f. gelişmeye başlamak
dawn f. ilk kez görünmek
dawn f. anlaşılmaya başlamak
dawn f. ortaya çıkmak
Boyacılık
dawn i. sarımsı bir pembe tonu

"dawn" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 108 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
meal before dawn during ramadan i. sahur
the crack of dawn i. sabahın körü
dawn breeze i. tanyeli
dawn prayer i. sabah namazı
pre-dawn meal of suhur i. sahur
rosy dawn i. kızıl şafak
red dawn i. kızıl şafak
the dawn of modern science i. modern bilimin doğuşu
dawn of civilization i. uygarlığın doguşu
dawn light i. şafak ışığı
dawn on f. kavramak
dawn on somebody f. şafak atmak
dawn on f. anlaşılmak
dawn on somebody f. kafasına dank etmek
dawn on f. anlamak
dawn on f. sezilmek
dawn on f. dank etmek
(the dawn) break f. tanyeri ağarmak
(the dawn) break f. tan ağarmak
(the dawn) break f. tan yeri ağarmak
pre-dawn s. şafak öncesi
from dawn zf. -den başlayarak
at dawn zf. şafak vakti
at the break of dawn zf. şafak sökümünde
at the crack of dawn zf. şafak sökümünde
at the dawn of zf. -in şafağında
at dawn zf. gün ağarırken
at the dawn of zf. (tarihte yeni bir dönemin) başlarında/ortaya çıkarken
before dawn zf. şafak öncesi
from dusk till dawn zf. gün batımından şafağa kadar
until dawn zf. şafağa kadar
at the break of dawn zf. şafak sökerken
Öbek Fiiller
be dawn on f. kavramaya başlamak
be dawn on f. anlamaya başlamak
dawn upon someone f. kafasına dank etmek
dawn on someone f. birden aklına gelmek/fark etmek
dawn upon someone f. birden aklına gelmek/fark etmek
dawn on someone f. kafasına dank etmek
İfadeler
since the dawn of time expr. zaman kavramının başından beri
Atasözü
it's always darkest just before the dawn her şey bitti desen de bir umut vardır
darkest hour is just before the dawn gecenin en karanlık anı sabaha en yakın olduğu andır
darkest hour is just before the dawn her şey bitti desen de bir umut vardır
it's always darkest just before the dawn gecenin en karanlık anı şafağa en yakın anıdır
darkest hour is just before the dawn gecenin en karanlık anı şafağa en yakın anıdır
it's always darkest just before the dawn gecenin en karanlık anı sabaha en yakın olduğu andır
Konuşma Dili
a false dawn i. başta umut veren ama sonra hayal kırıklığı yaratan bir şey/durum
false dawn i. başta umut veren ama sonra hayal kırıklığı yaratan bir şey/durum
at the crack of dawn expr. sabahın ilk ışığında
at the crack of dawn expr. sabahın köründe
from dawn to dusk expr. bütün gün
from dawn to dusk expr. tüm gün
from dawn to dusk expr. gün doğumundan batımına kadar
Deyim
dawn of a new day i. yeni bir günün şafağı
dawn of a new day i. yeni bir günün şafağı
handbags at dawn [uk] i. şiddete varmayan tartışma
handbags at dawn [uk] i. sürtüşme
dawn of a new day i. yeni bir sayfa
handbags at dawn [uk] i. (iki futbolcu arasında) ağız dalaşı
dawn of a new day i. yeni bir başlangıç
dawn of a new day i. yeni bir başlangıç
dawn of a new day i. yeni bir sayfa
handbags at dawn [uk] i. atışma
handbags at dawn [uk] i. didişme
handbags at dawn [uk] i. söz düellosu
handbags at dawn [uk] i. ağız dalaşı
handbags at dawn [uk] i. söz dalaşı
handbags at dawn [uk] i. hırlaşma
handbags at dawn [uk] i. kadın kavgası
handbags at dawn [uk] i. ağız kavgası
crack of dawn i. sabahın körü
crack of dawn i. sabahın ilk ışıkları
crack of dawn i. karga bokunu yemeden
new dawn i. yeni bir devrin başlangıcı/doğuşu
new dawn i. yeni bir çağın/dönemin başlangıcı
pistols at dawn i. düelloya neden olacak kadar sert çekişme
pistols at dawn i. düello
dawn upon somebody f. kafasına dank etmek
at the crack of dawn expr. sabahın köründe
at the crack of dawn expr. sabah sabah
at the crack of dawn expr. karga bokunu yemeden
at the break of dawn expr. şafakta
at the break of dawn expr. sabahın köründe
so long after sunset and so far from dawn expr. gecenin bu saatinde
so long after sunset and so far from dawn expr. gecenin ilerleyen saatlerinde
so long after sunset and so far from dawn expr. gün batımından çok sonra ve şafaktan çok uzakta
Konuşma
we got you up at the crack of dawn expr. ayaklandırdık evi sabah sabah
Ticaret/Ekonomi
dawn raid i. borsa açılır açılmaz bir yatırımcının bir şirkete ait çok sayıda hisse senedini alması
dawn raid i. şafak baskını
Siyasal
golden dawn i. altın şafak
Mutfak
pre-dawn meal in ramadan i. sahur
Botanik
dawn redwood i. su ladini
dawn redwood i. çin'e özgü sarkık dalları ve dökülen yaprakları olan bir kızılçam
dawn redwood i. çin'e özgü parlak yeşil, dökülen yaprakları ve küçük konileri olan birevcikli bir ağaç
Askeri
dawn and dusk combat air patrol i. şafak ve akşam karanlığı muharebe hava devriyesi
Müzik
piper at the gates of dawn i. pink floyd albümü
Osmanlıca
false dawn i. fecrikazip
Kuşbilim
dawn chorus i. çok sayıda kuşun şafak vakti ötmesi
Argo
ass crack of dawn expr. karga bokunu yemeden
Paleontology
dawn horse i. eosen döneminde görülen bir at türü
Star Wars
a new dawn i. yeni bir şafak
crimson dawn sub-headquarters i. kızıl şafak alt-merkezi
crimson dawn i. kızıl şafak
great stairs of dawn i. büyük şafak merdivenleri
green dawn i. yeşil şafak
lurid dawn i. parlak şafak
protector of concord dawn i. concord dawn'un koruyucusu
sovereignity dawn outpost i. egemenlik şafağı karakolu
sovereignity dawn i. egemenlik şafağı