| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | dock i. | rıhtım | ||
|
My father used to take us to the docks to see the ships. Babam bizi gemileri görmemiz için rıhtıma götürürdü. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | dock f. | rıhtıma yanaşmak | ||
|
The ship hasn't even docked yet. Gemi henüz rıhtıma yanaşmadı bile. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | dock i. | gemi havuzu | ||
| Yaygın Kullanım | dock i. | dok | ||
| Yaygın Kullanım | dock f. | doka çekmek | ||
| Genel | ||||
| Genel | dock i. | rıhtım | ||
|
My father used to take us to the docks to see the ships. Babam bizi gemileri görmemiz için rıhtıma götürürdü. More Sentences |
||||
| Genel | dock i. | iskele | ||
|
A few minutes later, the ferry left the dock. Birkaç dakika sonra feribot iskeleden ayrıldı. More Sentences |
||||
| Genel | dock i. | kuzukulağı otu | ||
|
The cows ate all the docks in our garden. İnekler bahçemizdeki tüm kuzukulağı otlarını yedi. More Sentences |
||||
| Genel | dock f. | kuyruğunu kısaltmak | ||
|
The lambs are docked by the use of rubber rings. Kuzuların kuyruğu lastik halkalar kullanılarak kısaltılır. More Sentences |
||||
| Genel | dock f. | uzayda kenetlenmek | ||
|
The ship will dock at the ISS tomorrow. Gemi yarın UUİ'yle uzayda kenetlenecek. More Sentences |
||||
| Genel | dock f. | limana yanaşmak | ||
|
The ship hasn't even docked yet. Gemi daha limana yanaşmadı bile. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | dock i. | sanık sandalyesi | ||
|
The fact is that, at the moment, it is the complainant who is in the dock. Gerçek şu ki şu anda sanık sandalyesinde olan kişi şikayetçidir. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | dock i. | yuva | ||
|
I bought a charging dock to place in my car's dash. Arabamın ön paneline yerleştirmek için bir şarj yuvası aldım. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | dock f. | kabloyla (birbirine) bağlamak | ||
|
We used to dock our computers to each other to play together. Birlikte oyun oynamak için bilgisayarlarımızı kabloyla birbirine bağlardık. More Sentences |
||||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | dock f. | kenetlenmek | ||
|
The Russian Soyuz spacecraft has docked at the International Space Station. Rus Soyuz uzay aracı Uluslararası Uzay İstasyonu'na kenetlendi. More Sentences |
||||
| Havacılık | dock f. | uzayda kenetlenmek | ||
|
The ship will dock at the ISS tomorrow. Gemi yarın UUİ'yle uzayda kenetlenecek. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | dock i. | rıhtım | ||
|
My father used to take us to the docks to see the ships. Babam bizi gemileri görmemiz için rıhtıma götürürdü. More Sentences |
||||
| Denizcilik | dock f. | limana yanaşmak | ||
|
The ship hasn't even docked yet. Gemi daha limana yanaşmadı bile. More Sentences |
||||
| Denizcilik | dock f. | rıhtıma yanaşmak | ||
|
The ship hasn't even docked yet. Gemi henüz rıhtıma yanaşmadı bile. More Sentences |
||||
| Hayvancılık | ||||
| Hayvancılık | dock f. | kuyruğunu kısaltmak | ||
|
The lambs are docked by the use of rubber rings. Kuzuların kuyruğu lastik halkalar kullanılarak kısaltılır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | dock i. | havuz | ||
| Genel | dock i. | yük rampası | ||
| Genel | dock i. | tersane | ||
| Genel | dock i. | kesinti | ||
| Genel | dock i. | kısa kesilmiş kuyruk | ||
| Genel | dock i. | gemi havuzu | ||
| Genel | dock i. | liman | ||
| Genel | dock i. | kuyruğun kemikli kısmı | ||
| Genel | dock i. | dok | ||
| Genel | dock i. | eyer kuskunu | ||
| Genel | dock i. | ücret | ||
| Genel | dock i. | sanık yeri | ||
| Genel | dock i. | antrepo | ||
| Genel | dock i. | (şarj vb.) istasyon | ||
| Genel | dock f. | kısaltmak (kuyruğunu) | ||
| Genel | dock f. | havuza çekmek | ||
| Genel | dock f. | ücretini kesmek | ||
| Genel | dock f. | doka çekmek | ||
| Genel | dock f. | doka girmek | ||
| Genel | dock f. | kesmek (ücretten) | ||
| Genel | dock f. | havuza girmek | ||
| Genel | dock f. | kesmek | ||
| Genel | dock f. | kısaltmak | ||
| Genel | dock f. | indirmek | ||
| Genel | dock f. | uzayda başka gemiye kenetlemek | ||
| Genel | dock f. | azaltmak | ||
| Genel | dock f. | limana girmek | ||
| Genel | dock f. | kuyruğunu kesmek | ||
| Genel | dock f. | (kuyruğunu) kesmek | ||
| Genel | dock f. | kısmak | ||
| Genel | dock f. | maaşından kesmek | ||
| Genel | dock f. | kesmek (ücret/maaş) | ||
| Genel | dock f. | yanaştırmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | dock i. | dok | ||
| Ticaret/Ekonomi | dock i. | yükleme-boşaltma alanı | ||
| Ticaret/Ekonomi | dock f. | ücret kesmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | dock f. | (maaşta/ücrette) kesinti yapmak | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | dock i. | mahkemede sanığın oturduğu yer | ||
| Hukuk | dock i. | sanık yeri | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | dock f. | havuzlamak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | dock s. | yapışık | ||
| Bilgisayar | dock expr. | yuvala | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | dock i. | uçağın dış kısımlarını çevreleyerek bunlara erişim sağlayan bir iskele | ||
| Havacılık | dock i. | hangar | ||
| Havacılık | dock f. | uzayda başka gemiye kenetlemek | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | dock i. | dok | ||
| Denizcilik | dock i. | gemilerin yolcu ve yükünün boşaltıdığı veya onarıldığı havuz | ||
| Denizcilik | dock i. | gemi havuzu | ||
| Denizcilik | dock i. | tersane | ||
| Denizcilik | dock i. | yanaşlık | ||
| Denizcilik | dock f. | doka çekmek | ||
| Denizcilik | dock f. | limana girmek | ||
| Denizcilik | dock f. | (limana) rıhtım inşa etmek | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | dock f. | (kraker) pişirmeden önce delmek | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | dock f. | moleküler bir reseptörle birleştirmek | ||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | dock i. | bazı hayvanlarda vücudun kuyruk köküne birleşik olan kısmı | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | dock i. | karabuğday benzeri bir ot | ||
| Botanik | dock i. | kuzu kulağı | ||
| Botanik | dock i. | rumex cinsi çeşitli bitkilere verilen ad | ||
| Botanik | dock i. | çeşitli geniş yapraklı otsu bitkilere verilen ad | ||
| Hayvancılık | ||||
| Hayvancılık | dock i. | eyer kuskunu | ||
| Hayvancılık | dock i. | kısa kesilmiş kuyruk | ||
| Hayvancılık | dock i. | kuyruğun kemikli kısmı | ||
| Tiyatro | ||||
| Tiyatro | dock i. | sahne yanında dekorların konduğu boşluk | ||