| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | duck i. | ördek | ||
|
Ducks live in freshwater and sea, too. Ördekler hem tatlı suda hem de denizde yaşarlar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | duck i. | ördek | ||
|
Ducks live in freshwater and sea, too. Ördekler hem tatlı suda hem de denizde yaşarlar. More Sentences |
||||
| Genel | duck i. | dişi ördek | ||
|
Ducks make a loud quack. Dişi ördekler yüksek sesle vaklarlar. More Sentences |
||||
| Genel | duck i. | kanka | ||
|
Hey ducks, how is everything? Hey kankalar, ne var ne yok? More Sentences |
||||
| Genel | duck i. | oyun dışı kalma | ||
|
Unfortunately, the team lost the game because of the golden duck. Maalesef ilk atışta oyun dışı kalan oyuncuları yüzünden takım maçı kaybetti. More Sentences |
||||
| Genel | duck f. | eğilmek | ||
|
He ducked to avoid the low ceiling. Alçak tavandan kaçınmak için eğildi. More Sentences |
||||
| Genel | duck f. | suya batırmak | ||
|
Ducking someone underwater is a dangerous game. Birini suya batırmak tehlikeli bir oyundur. More Sentences |
||||
| Genel | duck f. | saklanmak | ||
|
The thief saw a policeman coming, and ducked behind a car. Hırsız bir polisin geldiğini gördü ve eğilip bir arabanın arkasına saklandı. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | duck f. | geçiştirmek | ||
|
The rapporteur has managed to duck the issue in 31 convoluted paragraphs. Raportör konuyu 31 dolambaçlı paragrafla geçiştirmeyi başarmıştır. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | duck f. | kaçmak | ||
|
It was useless to duck out of the rules. Kurallardan kaçmak faydasızdı. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | duck i. | ördek eti | ||
|
The honey roast duck was delicious last night. Dün geceki ballı ördek eti kızarması çok lezzetliydi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | duck i. | badi | ||
| Genel | duck i. | sevgili | ||
| Genel | duck i. | sakat tip | ||
| Genel | duck i. | acayip tip | ||
| Genel | duck i. | suda işleyebilen kamyon | ||
| Genel | duck i. | vakvak | ||
| Genel | duck i. | eğilme | ||
| Genel | duck i. | branda bezi | ||
| Genel | duck i. | yelken bezi | ||
| Genel | duck i. | sakat kişi | ||
| Genel | duck i. | engellilik yüzünden düzgün hareket edemeyen kimse | ||
| Genel | duck i. | kaya üstüne misket konarak oynanan bir oyun | ||
| Genel | duck i. | duck oyununu oynayan kimse | ||
| Genel | duck i. | misket | ||
| Genel | duck i. | baş veya vücudun aniden eğilmesi | ||
| Genel | duck i. | daldırma | ||
| Genel | duck i. | hızlı dalış | ||
| Genel | duck i. | suya dalma | ||
| Genel | duck f. | başını suya sokup çıkarmak | ||
| Genel | duck f. | sıvışmak | ||
| Genel | duck f. | suya daldırmak | ||
| Genel | duck f. | kaytarmak | ||
| Genel | duck f. | daldırıp çıkarmak | ||
| Genel | duck f. | sinmek | ||
| Genel | duck f. | başını çabucak eğip kaldırmak | ||
| Genel | duck f. | dalmak | ||
| Genel | duck f. | başını eğerek savuşturmak | ||
| Genel | duck f. | suya dalmak | ||
| Genel | duck f. | batmak | ||
| Genel | duck f. | sesi kısmak | ||
| Genel | duck f. | kısık sesle çalmak | ||
| Genel | duck f. | suya sokmak | ||
| Genel | duck f. | yere eğilmek | ||
| Genel | duck f. | suda yüzen elmayı dişleriyle kapmaya çalışmak | ||
| Genel | duck f. | eğilip saklanmak | ||
| Genel | duck f. | sakınmak | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | duck i. | yatak lazımlığı (erkek) | ||
| Konuşma Dili | duck i. | sürgü (erkekler için çiş kabı) | ||
| Konuşma Dili | duck i. | bilet | ||
| Konuşma Dili | duck i. | kişi | ||
| Konuşma Dili | duck i. | birey | ||
| Konuşma Dili | duck f. | kaçınmak | ||
| Konuşma Dili | duck f. | vergi indirimine gitmek | ||
| Konuşma Dili | duck f. | kesintiye/indirime gitmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | duck i. | dok | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | duck i. | branda bezi | ||
| Tekstil | duck i. | duck kumaştan yapılmış hafif giysiler | ||
| Tekstil | duck i. | duck kumaştan pantolon | ||
| Tekstil | duck i. | genellikle pamuktan yapılan dayanıklı ve sık dokunmuş bir kumaş | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | duck i. | branda bezi | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | duck i. | north carolina eyaletinde yerleşim yeri | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | duck i. | hava önlemesinde 'ilerde sorun var' anlamında kod | ||
| Askeri | duck i. | pervaneli ve su geçirmez gövdeli bir tür kamyon | ||
| Spor | ||||
| Spor | duck i. | vurucunun puan alamaması | ||
| Spor | duck i. | oyuncunun sıfır puan alması | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | duck f. | (briçte) elinde daha yüksek kart varken daha düşük kartı oynamak | ||
| Argo | ||||
| Argo | duck i. | mahkumlara memur arkadaşları hakkında bilgiler veren ispiyoncu ceza evi memuru | ||
| Argo | duck i. | kendine özgü zihinsel veya fiziksel özelliklere sahip kimse | ||
| Argo | duck i. | şahsına münhasır kimse | ||
| Argo | duck i. | çiş kabı | ||
| İngiliz Argosu | ||||
| İngiliz Argosu | duck ünl. | ahbap | ||