fat - Türkçe İngilizce Sözlük

fat

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fat — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yağlı, şişman, yağ
Okunuş (IPA):
(AmE /fæt/ – BrE /fæt/)
Terim Türü:
Sıfat; İsim: fat (fats)
Vücutta biriken enerji dokusunu veya bu dokuyla ilişkili durumu anlatır; isim ve sıfat olarak kullanılır. Eski İngilizce fǣtt kökünden gelir; bolluk ve doluluk çağrışımı taşır.
Eş Anlamlılar:
obese, grease
Zıt Anlamlılar:
thin, lean

"fat" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 90 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
fat i. yağ
This yogurt is too high in fat.
Bu yoğurdun yağ oranı çok yüksek.

More Sentences
fat s. yağlı
People often associate high fat foods with bad health.
İnsanlar genellikle yüksek yağlı yiyecekleri kötü sağlıkla ilişkilendirir.

More Sentences
fat s. şişko
I called her a fat pig.
Ona şişko bir domuz dedim.

More Sentences
fat s. tombul
The world's greatest singers and most of its famous musicians have been fat or at least decidedly plump.
Dünyanın en büyük şarkıcıları ve ünlü müzisyenlerinin çoğu şişmandır ya da en azından bariz şekilde tombuldur.

More Sentences
fat f. semirtmek
fat f. şişmanlatmak
Genel
fat i. yağ
This yogurt is too high in fat.
Bu yoğurdun yağ oranı çok yüksek.

More Sentences
fat i. yağ
This yogurt is too high in fat.
Bu yoğurdun yağ oranı çok yüksek.

More Sentences
fat s. kalın
My fingers are too fat to fit into these gloves.
Parmaklarım bu eldivenlere sığmayacak kadar kalın.

More Sentences
fat s. kilolu
Are you fat?
Sen kilolu musun?

More Sentences
fat s. dolgun
Mr. Miller took out his fat wallet from his pocket.
Bay Miller dolgun cüzdanını cebinden çıkardı.

More Sentences
fat s. yüklü
With a fat cheque from her husband, Elie went shopping.
Elie, eşinin gönderdiği yüklü çekle alışverişe çıktı.

More Sentences
fat s. yağ
Regular exercise can help you burn fat.
Düzenli egzersiz yağ yakmanıza yardımcı olabilir.

More Sentences
Konuşma Dili
fat s. harika
The DJ's fat beats got everyone on the floor at the club.
DJ'in harika ritimleri kulüpteki herkesi piste çıkardı.

More Sentences
Teknik
fat i. yağ
This yogurt is too high in fat.
Bu yoğurdun yağ oranı çok yüksek.

More Sentences
Genel
fat i. içyağı
fat i. mahsulün en iyi kısmı
fat i. en iyi üretim
fat i. en bereketli üretim
fat i. en iyi kısım
fat i. (dramatik eserde) can alıcı rol veya replik
fat f. besiye çekmek
fat f. şişmanlamak
fat f. semirmek
fat f. yağ bağlamak
fat f. yağlandırmak
fat f. yağlanmak
fat f. kilo aldırmak
fat f. kilo almak
fat f. şişmanlatmak
fat f. tombullaşmak
fat f. etlenmek
fat s. semiz
fat s. gres
fat s. şişkin
fat s. apalak
fat s. kazançlı
fat s. bereketli
fat s. karlı
fat s. besili
fat s. tıkız
fat s. yağlı (et)
fat s. özlü
fat s. obez
fat s. istenen unsurlarla dolu
fat s. bolluğa sahip
fat s. iyi stoklanmış
fat s. aptalca
fat s. budalaca
fat s. ahmakça
fat s. aptal
fat s. budala
fat s. ahmak
fat s. boş
fat s. morarıp şişmiş
Konuşma Dili
fat s. balaban
fat s. mükemmel
fat s. çok fazla
fat s. bir şeye doymuş
fat s. bir şeyle dolup taşan
fat s. bir şeyden geçilmeyen
Teknik
fat i. hayvan yağı
Bilgisayar
fat expr. dosya dizini
Anatomi
fat i. adipoz doku
fat i. adipozit doku
Gıda
fat i. katı yağ
Mutfak
fat i. et yağı
Biyokimya
fat i. yağ katı
Zooloji
fat s. (sümüklüböcek) kabuğu vücudundan büyük
Jeoloji
fat s. mineralce zengin ve yoğun (kil, toprak)
fat s. (bira veya şarap) gövdeli ve yumuşak içimli
fat s. (hava) nemli
fat s. (koku) nahoş
fat s. (odun) bol reçineli
fat s. (kömür) uçucu madde içeriği yüksek
fat s. (asfalt) bitüm içeriği yüksek
fat s. (harç) yüksek oranda çimento veya kireç içeren
fat s. (kireç) saf veya safa yakın olup hızla sönen
fat s. (beyzbol sahası) vurması kolay
Matbaa
fat i. kolay ve hızlı ayara duyarlı kopya
fat i. kolay ve hızlı ayara duyarlı baskı karakteri
fat s. (yazı biçimi) geniş harflerden oluşan
fat s. (yazı satırı) ölçüye sığamayacak kadar geniş
Eski Kullanım
fat s. kuru ürün taşınan varil
fat s. kuru ürün haznesi
Argo
fat s. seksi
fat s. solda sıfır
fat s. yok hükmünde
fat s. önemsiz
fat s. önemsemeye değmez

"fat" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
get fat f. şişmanlamak
fat-free s. yağsız
Genel
minced liver wrapped in lamb's fat i. ciğer sarması
being fat i. şişmanlık
fat cell i. yağ hücresi
layer of fat i. yağ tabakası
the fat i. en iyi kısım
fat embolism i. yağ embolisi
growing fat i. semirme
fat person i. şişman kişi
fat rendered from the tail of a sheep i. kuyrukyağı
wool fat i. yün yağı
unsaturated fat rate i. doymamış yağ oranı
fat meat i. yağlı et
unsaturated fat i. doymamış yağ
animal fat i. hayvan yağı
sheep fat i. koyun yağı
fat coal i. yağlı kömür
fat content i. yağ miktarı
fat collector i. yağ toplayıcı
fat coal i. ziftli kömür
a kind of fat-tailed sheep i. dağlıç
low-fat milk i. az yağlı süt
fat-head i. mankafa
fat-head i. aptal
fat-free cheese i. yağsız peynir
non-fat cheese i. yağsız peynir
fat chance i. uzak ihtimal
abdominal fat i. karın bölgesindeki yağ
fat farm i. zayıflama merkezi
fat farm i. kilo verme merkezi
very low-fat diet i. çok az yağlı diet
cohune fat i. kohun yağı
body fat i. vücuttaki yağ
fat free milk i. yağsız süt
lace fat i. kuzu gömleği
caul fat i. kuzu gömleği
fat-free muscle i. yağsız kas
fat man i. şişman adam
saturated fat i. doymuş yağ
deep fat fryer i. fritöz
fat cheeks i. tombul yanaklar
baby fat i. (ileri yıllarda yok olacak olan) bebeğin vücundaki yağ
bone fat i. kemik yağı
fat farm i. zayıflama kampı
fat cat i. nüfuzlu kimse
fat city i. varlık içinde yaşama
fat cat i. zengin kimse
fat cat i. uyuşuk ve kayıtsız kimse
fat farm i. kilo verme merkezi
fat cat i. siyasi partilere yardım eden zengin kimse
fat city i. yüksek yaşam kalitesi
fat city i. yüksek refah
fat cat i. yüksek mevkiye sahip kimse
fat-cat i. uyuşuk kimse
fat-cat i. yüksek mevki sahibi kimse
fat-cat i. kendi halinde kimse
fat-cat i. nüfuzlu kimse
fat-cat i. siyasi partilere destek veren zengin kimse
get fat f. şişmek
fat up f. semirtmek
fat up f. şişmanlatmak
make fat f. semirtmek
wax fat f. şişmanlamak
put on fat f. yağ bağlamak
get fat f. semirmek
get fat f. şişmanlamak
get fat f. yağlanmak
grow fat f. etlenmek
chew the fat f. laklak etmek
grow fat f. palazlanmak
grow fat f. şişmanlamak
grow fat f. semirmek
chew the fat f. geyik muhabbeti yapmak
chew the fat f. makara yapmak
chew the fat f. geyik yapmak
lose belly fat f. göbek eritmek
burn belly fat f. göbek eritmek
lose one's belly fat f. göbeğini eritmek
burn one's belly fat f. göbeğini eritmek
get rid of body fat f. vücuttaki yağlardan kurtulmak
burn fat f. yağ yakmak
fat finger f. ileride sorun yaratacak bir hata yapmak
fat finger f. klavyede yanlış tuşa basmak
fat enough s. yeterince şişman
very fat s. manda gibi
very fat s. küp gibi
fat free s. yağsız
as fat as s. kadar şişman
fat-headed s. kalın kafalı
fat-headed s. mankafa
fat-headed s. aptal
without fat s. yağsız
non-fat s. yağsız
non-fat s. yağ içermeyen
low-fat s. az yağlı
fat [obsolete] s. büyük fıçı
fat [obsolete] s. büyük küvet
fat [obsolete] s. tank
fat [obsolete] s. şarap fıçısı
fat [obsolete] s. büyük kap
fat [obsolete] s. büyük sarnıç
fat-kidneyed s. beceriksiz
fat-headed s. geç anlayan
fat-ass s. şişman
fat-brained s. zor anlayan
fat-ass s. aşırı yağlı
fat-headed s. önemli ölçüde aptalca
fat-kidneyed s. şişko
fat-free s. yağ içermeyen
fat-headed s. salak
fat-ass s. yağlı
fat-kidneyed s. iğrenç
fat-kidneyed s. görgüsüz
fat-headed s. alık
fat-brained s. zor idrak eden
fat-kidneyed s. elinden iş gelmeyen
fat-ass s. tombul
fat-headed s. beyinsiz
fat-kidneyed s. niteliksiz
fat-headed s. algılaması yavaş
fat-brained s. idrakı kıt
fat-kidneyed s. sakar
fat-ass s. kilolu
fat-free s. yağ oranı çok düşük olan
fat-headed s. budala
fat-kidneyed s. hantal
fat-headed s. mankafa
fat-headed s. anlayışı kıt
fat-headed s. geri zekalı
fat-headed s. dangalak
fat-headed s. kafasız
fat-brained s. anlayışı kıt
fat-kidneyed s. aptallara göre olan
fat-brained s. geç anlayan
fat-witted s. düşüncesiz
fat-witted s. anlamaz
fat-witted s. budala
fat-witted s. akılsız
fat-witted s. aptal
fat-witted s. kafasız
fat-witted s. gafil
fat [scotland] zm. neye
fat [scotland] zm. neyi
fat [scotland] zm. ne
Atasözü
better a lean peace than a fat victory ufak bir barış büyük bir zaferden daha iyidir
fat is in the fire ok yaydan çıktı
fat is in the fire olan oldu
fat is in the fire işler kötü
fat is in the fire durum fena