gelecekte - Türkçe İngilizce Sözlük

gelecekte

"gelecekte" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 25 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
gelecekte in the future zf.
I remain convinced that Parliament will follow the same path in the future budgetary procedure.
Parlamentonun gelecekteki bütçe prosedüründe de aynı yolu izleyeceğine olan inancım tamdır.

More Sentences
gelecekte in future zf.
It means that the most dangerous ships will be inspected in future.
Bu da gelecekte en tehlikeli gemilerin denetleneceği anlamına gelmektedir.

More Sentences
gelecekte tomorrow zf.
The children of tomorrow will live in a quite different world.
Gelecekteki çocuklar, oldukça farklı bir dünyada yaşayacaklar.

More Sentences
gelecekte evermore s.
gelecekte some day zf.
gelecekte hereafter zf.
gelecekte in times to come zf.
gelecekte in the time to come zf.
gelecekte in after days zf.
gelecekte hereinafter zf.
gelecekte down the line zf.
gelecekte hence zf.
gelecekte off zf.
gelecekte moving forward zf.
gelecekte syne [scotland] zf.
İfadeler
gelecekte in the long view expr.
Deyim
gelecekte further down the road zf.
gelecekte down the track expr.
gelecekte down the pike expr.
gelecekte further along the road expr.
gelecekte further along/down the road expr.
Hukuk
gelecekte herein after expr.
Botanik
gelecekte everlasting pea i.
Eski Kullanım
gelecekte once zf.
gelecekte hereafterward zf.

"gelecekte" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 147 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
gelecekte yararı dokunacak bir başarı a feather in your cap i.
tahmininde bulunma (gelecekte bir şey olacağı) prognostication i.
gelecekte olacak şey future i.
gelecekte kullanmak için ayırma keeping i.
duyusal algıları kullanmadan gelecekte yaşanacak olayları bilme telegnosis i.
gelecekte kullanılmak için saklanan kaynak bank i.
gelecekte belirsiz bir zaman mañana i.
gelecekte kusursuz barış ve mutluluğun sağlanacağı inancı millenarianism i.
gelecekte ekilmek için kesilmeyen ağaç holdover i.
gelecekte ekilmek için kesilmeyen ağaç holdover i.
(bir şeyin) gelecekte gerçekleşme ihtimali lookout [uk] i.
(bir şeyin) gelecekte gerçekleşme ihtimali look-out [uk] i.
gelecekte bir zaman by-and-by i.
gelecekte bir olay by-and-by i.
yakın gelecekte offing i.
gelecekte başarıyı yakalayacak şey pregnant [obsolete] i.
gelecekte kullanışlı olacağı düşünülen şey pregnant [obsolete] i.
gelecekte var olacak insan superman i.
tahmininde bulunmak (gelecekte bir şey olacağı) prognosticate f.
gelecekte ne olacağı hakkında çok düşünmek think ahead f.
gelecekte kullanmak üzere saklamak bank f.
(kaynağı) gelecekte kullanmak üzere toplamak harvest f.
gelecekte geçmek set in the future f.
gelecekte olmak lie f.
gelecekte olabilecek değişikliklerden etkilenmeyen future-proof s.
yakın gelecekte nearer s.
gelecekte belirli bir pozisyonda olacak in line s.
çürümesi veya bozulması önlenip gelecekte kullanım için hazırlanmış olan preserved s.
gelecekte olan futuritial s.
gelecekte olan futuristic s.
gelecekte yaşanabilir futurable s.
yakın gelecekte in the near future zf.
yakın gelecekte in the immediate future zf.
yakın bir gelecekte in a close future zf.
yakın gelecekte near term zf.
gelecekte bir gün/zaman down the line zf.
yakın gelecekte nearhand zf.
gelecekte belirsiz bir zamanda one-day zf.
gelecekte kullanılmak üzere forward zf.
Öbek Fiiller
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak stack away f.
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak stash away f.
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak lay in f.
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak salt away f.
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak hive away f.
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak store something away f.
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak store away f.
(özellikle gelecekte) hatırlanmak go down f.
İfadeler
gelecekte olmak istediğim meslek my future occupation i.
gelecekte olmak istediğim meslek my future profession i.
gelecekte yapmak istediğim meslek my future occupation i.
gelecekte çok yaygınlaşacak olan şey the wave of the future i.
(gelecekte) uzunca bir süre for a long time to come expr.
gelecekte yapmak istediğim melsek my future profession expr.
gelecekte başarılı olması muhtemel (someone or something) promises well expr.
çok uzak olmayan bir gelecekte in the not-too-distant future expr.
yakın gelecekte in the not-too-distant future expr.
Konuşma Dili
gelecekte olacak olayları tahmin eden kimse prophet i.
gelecekte (bir şey) olmak be a (something) in the making f.
gelecekte ne olursa olsun come what may expr.
kimse gelecekte ne olacağını bilemez nobody knows what will happen in the future expr.
yakın gelecekte in the not too distant future expr.
çok uzak olmayan bir gelecekte in the not too distant future expr.
Deyim
gelecekte olacak olaylar coming events i.
gelecekte olacakların müjdecisi a harbinger of things to come i.
gelecekte olacakların habercisi/bir işareti a portent of things to come i.
gelecekte popüler olacak şeylerin bir işareti/habercisi a portent of things to come i.
gelecekte olacakların işareti a sign of things to come [cliché] i.
gelecekte olabilecekleri göz önünde bulundurmak take the long view f.
gelecekte olacak can sıkıcı bir olayı görmek see the writing on the wall f.
gelecekte olacak can sıkıcı bir olayı görmek see the handwriting on the wall f.
gelecekte olacak can sıkıcı bir olayı görmek read the handwriting on the wall f.
kendini gelecekte canlandırmak project yourself into the future f.
gelecekte büyük önem arz edecek şekilde belirmek loom large on the horizon f.
gelecekte olabilecekleri göz önünde bulundurmak take the longer view f.
(gelecekte olabileceklere) işaret etmek point the way f.
gelecekte yapacaklarının sinyalini vermek put down a marker f.
(birinin) gelecekte onu bekleyen bir şeyi olmak have something in store (for someone) f.
gelecekte de etkileri devam etmek cast a long shadow f.
geçmişte iyi şeylerin yaşandığını fakat gelecekte çok daha da iyi şeylerin yaşanacağını belirten ifade the best is yet to come expr.
geçmişte iyi şeylerin yaşandığını fakat gelecekte çok daha da iyi şeylerin yaşanacağını belirten ifade the best is yet to be expr.
yakın gelecekte for the foreseeable future expr.
yakın gelecekte in the foreseeable future expr.
Konuşma
gelecekte ne yapmak istiyorsun? what do you want to do in the future? expr.
gelecekte kendini nerede görüyorsun? what do you see for yourself in the future? expr.
gelecekte fizyoterapist olmak istiyorum I want to be a physiotherapist in the future expr.
Ticaret/Ekonomi
gelecekte dağıtılacak temettü için verilen ve piyasada alınıp satılabilen senet script dividend i.
bir malın gelecekte teslimi için müşterilerce önceden ödenen avans production payment i.
gelecekte teslim döviz kuru forward exchange rate i.
gelecekte teslim future delivery i.
gelecekte teslim mallar üzerinde işlemler yapılan borsa futures exchange i.
gelecekte teslim vadeli döviz piyasası future exchange market i.
gelecekte teslim döviz alım ve satımı yapılan piyasa forward market i.
gelecekte teslim döviz sözleşmesi futures contract i.
gelecekte teslim kambiyo senedi satın alma ya da satma forward exchange i.
gelecekte teslim döviz satışı forward sale i.
gelecekte teslim edilecek malın belirli fiyattan alım ve satımı ile ilgili sözleşme futures contract i.
gelecekte gerçekleşmesi beklenen maliyet anticipated cost i.
gelecekte teslim mal sözleşmesi işlemleri commodity futures i.
gelecekte teslim döviz satınalma ya da satma işlemi forward exchange transaction i.
gelecekte teslim dövizler futures i.
gelecekte teslim satınalma forward buying i.
gelecekte teslim döviz işlemi future transaction i.
belli bir ekonomik varlığın bugün belirlenen sabit bir fiyattan gelecekte birkaç aylık süre sonunda teslim edilmek kaydıyla satılması konusunda yapılan sözleşme forward contract i.
gelecekte teslim edilmek üzere satın alma forward buying i.
gelecekte teslim döviz işlemi forward exchange transaction i.
gelecekte teslim döviz piyasası forward market i.
gelecekte teslim kayıtlı sözleşme futures contract i.
gelecekte teslim mal sözleşmesi commodity futures i.
gelecekte teslim koşuluyla satış sale for future delivery i.
cari masraflar için gelecekte toplanacak vergileri karşılık göstererek borç alma anticipatory borrowing i.
gelecekte başlayan opsiyonlar forward start options i.
tahvili çıkaran tarafından gelecekte saptanacak bir malın satış sözleşmesi call provision i.
gelecekte elde edilecek gelirin şimdiki değerini hesaplamak capitalize f.
gelecekte elde edilecek gelirin şimdiki değerini hesaplamak capitalise f.
gelecekte elde edilecek gelirin şimdiki değerini teminatın üzerinde hesaplamak overcapitalise f.
gelecekte elde edilecek gelirin şimdiki değerini teminatın üzerinde hesaplamak overcapitalize f.
gelecekte ifa edilecek executory s.
gelecekte belirli bir vakitte ödenebilen time s.
Hukuk
gelecekte sağlanacak gelir üzerine konulmuş tasarruf yasağı restraint on anticipation i.
hükümleri gelecekte bir tarihte geçerli olacak olan kira sözleşmesi reversionary lease i.
taraflardan birinin gelecekte sözleşmeyi çiğneyeceğini gösteren söz veya davranışlar repudiation i.
Siyasal
gelecekte teslim forward s.
Sanayi
kesim, işleme ve perakendecilere dağıtım ayakları bulunan, gelecekte satılmak üzere etin ambalajlandığı toptancılık meat-packing business i.
Reklam
(gelecekte yayınlanacak programı televizyon veya radyoda) kısa reklamlarla duyurmak trail f.
Bilgisayar
gelecekte kullanım future use i.
gelecekte de kullanılabilecek olan future-proof s.
Ulaştırma
borda ve yük koruma tahtalarıyla kapatılıp gelecekte kullanılmak üzere ambarların altında muhafaza edilen gemi kargosu flatted cargo i.
Maden
madenin ya doğrudan kullanılmak ya da gelecekte işlenmek üzere mekanik olarak hazırlanması mineral dressing i.
Medikal
gelecekte kardiyak olaylar açısından yüksek risk altında olan hastalar patients at high risk of future cardiac events i.
Psikoloji
telepatik bir etki veya sempatik titreşim yoluyla, bir olay veya eylemin gelecekte benzer olay veya eylemlere neden olabileceği düşüncesi morphic resonance i.
Biyoloji
yakın gelecekte "nesli tükenmekte" olarak sınıflandırılabilecek vulnerable s.
Dilbilim
gelecekte bitmişlik future perfect i.
gelecekte sürerlik belirten zaman kipi future progressive i.
gelecekte bitmişlik kipindeki yapı future perfect i.
gelecekte tamamlanma belirten zaman kipi future perfect tense i.
gelecekte sürerlik belirten zaman kipi future progressive tense i.
gelecekte tamamlanma belirten zaman kipi future perfect i.
gelecekte tamamlanma belirten future perfect s.
gelecekte bitmişlik kipinde olan future perfect s.
Dini
gelecekte kurtarıcı olarak dünyaya gelecek olan buda maitreya [sanskrit] i.
st. mark's eve gününde genç kızların gelecekte evlenecekleri kişiyi öğrenmek amacıyla hiç konuşmadan yaptıkları kek dumb cake i.
(yahudi̇li̇kte) gelecekte mesih gönderileceği inancı futurism i.
Askeri
nato üyesi olmayan ve gelecekte potansiyel düşman konumunda olan ve o ülke toprakları üzerinde veya uluslararası hava sahasında uçan uçak zombie i.
gelecekte kullanılabilecek kuvvet contingency force i.
yabancı kuvvet tarafından yakın gelecekte gerçekleşecek güç kullanım tehdidi hostile intent i.
Bahisçilik
gelecekte planlanan at yarışı etkinliğinin ödülü futurity stakes i.
Tiyatro
karakter gelecekte olacakları bilmezken seyircinin bilmesi dramatic irony i.