işte ... - Türkçe İngilizce Sözlük

işte ...

"işte ..." teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
işte ... there ünl.
Konuşma
işte ... you see ... expr.

"işte ..." teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
ağır ve sıkıcı bir işte çalışan kimse drudge i.
ikinci işte çalışan kimse moonlighter i.
birden fazla işte başarılı olan jack of all trades i.
bir işte aracılık yapan kimseye bırakılan yüzdelik (simsariye) commission i.
kendine layık olmayan bir işte kullanma (yeteneğini vb'ni) prostitution i.
ağır işte çalışan kimse drudge i.
ek işte çalışma moonlighting i.
ağır işte çalışan drudge i.
bir işte mükemmel out-and-outer i.
bir işte sürekli kalabilme hakkı tenure i.
gerekenden daha fazla süre işte bulunma durumu presenteeism i.
işte o adam what's-his-name i.
işte o whatsisname i.
bir işte uzmanlaşmış katılımcı hand i.
(özellikle işte ilerlemesi için) birine eğitim verme grooming i.
kişinin işte olmadığı zaman off-hour i.
kişinin işte olmadığı saat off-hour i.
ağır işte çalışan kimse dray horse i.
ağır ve sıkıcı bir işte çalışan kimse drone i.
ağır işte çalışan kimse packhorse [obsolete] i.
işte o gün the day i.
ağır ve sıkıcı bir işte çalışan kimse flunkey i.
ağır ve sıkıcı bir işte çalışan kimse flunky i.
ağır işte çalışan kimse scrub i.
ağır işte çalışan emekçi scrub i.
zor ve monoton işte çalışan kimse slave i.
ağır ve sıkıcı bir işte çalışan kimse slave i.
bir işte dikiş tutturamayan kimse stiff i.
işte parmağı olduğu düşünülen kişi suspect i.
bir işte sebatla çalışmak peg away at f.
birini belirli bir işte çalışmaya başlatmak start someone out as f.
çok sıkıcı bir işte çalışmak slog away at a work f.
bir işte şevksiz bir şekilde çalışmak plod away at f.
bir işte kestirme yollara başvurmak cut corners f.
geçici olarak bir işte çalışmak fill in f.
yeteneğini vb'ni kendine layık olmayan bir işte kullanmak prostitute f.
kendine layık olmayan bir işte çalışmak prostitute oneself f.
bir işte parmağı olmak have a hand in f.
bir hizmet veya işte kullanmak employ f.
asıl işinden başka bir işte de çalışmak moonlight f.
birini belirli bir işte çalışmaya başlatmak start someone in as f.
çalışmaya devam etmek (bir yerde/bir işte) stay in f.
yan çizmek (bir işte) evade f.
işte olmak be at work f.
her işte parmağı olmak have a finger in every pie f.
bir işte uzun süre başarılı olmak have a good run for one's money f.
gecikmek (bir işte) get behind in f.
(işte) çok çalışmak do a hard day's work f.
(işte) çok yorulmak do a hard day's work f.
işte yeni olmak be new on the job f.
işte baskı altında olmak be under pressure at work f.
(yeni başlanan bir işte) deneyim eksikliği hissetmek feel out of depth f.
ikinci bir işte çalışmak double f.
iki işte birden çalışmak work two jobs f.
bir işte yetkin/o işe uygun olmak be qualified f.
el ile 'eh işte' hareketi yapmak waffle f.
yan çizen (bir işte) evasive s.
işte tecrübe sahibi well up in business s.
işte tecrübe sahibi well versed in business s.
herhangi bir işte çalışmayan unactive s.
işte olmayan off-duty s.
işte değilken alınmış off-the-job s.
işte olmayan off-the-clock s.
işte değilken gerçekleşmiş off-the-job s.
işte değilken yapılmış off-the-job s.
işte çalışırken öğrenilen on the job s.
her işte maharetli panurgic s.
işte tecrübeli pragmatical [obsolete] s.
işte aktif rol almayan silent s.
ağır işte çalışan working s.
her işte right down the line zf.
işte o gün the very day zf.
işte already zf.
işte at work zf.
işte verimli çalışmaya uygun olarak ergonomically zf.
işte o zaman then only then zf.
her işte her yönde right down the line zf.
her işte all along the line zf.
o zaman işte o zaman then only then zf.
işte böyle like that zf.
işte böyle just like that zf.
hangi işte whereabouts [obsolete] zf.
belirli bir işte in zf.
işte here zf.
işte o kadın whatshername zm.
adı her neyse işte whoosis zm.
işte that zm.
işte bu sebepten ötürü for that reason that bağ.
işte bu sebepten dolayı for that reason that bağ.
al işte there ünl.
işte see ünl.
işte here ünl.
işte orada voila ünl.
işte böyle just like this ünl.
işte böyle like this ünl.
işte böyle (bir şeyin nasıl olacağını gösterirken) like so ünl.
onaylama ifadesi (tamam, işte bu, oldu! gibi) changa [indian] ünl.
işte! presto ünl.
işte bu eureka ünl.
işte well ünl.
ve işte voila ünl.
işte there ünl.
işte bu! outasight [dated] ünl.
işte budur result [uk] ünl.
işte bu be result [uk] ünl.
işte bu! voila ünl.
işte o kadar that is all expr.
hani işte sabe expr.
işte sabe expr.
işte o gün harika bir gün olurdu that will be the day expr.
işte bakın behold exclam.
işte lo exclam.
Öbek Fiiller
(bir işte) köle gibi çalışmak slave away at something f.
bir işte (birine) sonuna kadar yardım etmek see (one) through f.
bir işte sürünmek muddle around f.
(bir işte/görevde) yardım etmek/destek çıkmak assist with f.
bir işte/girişimde hisse sahibi olmak buy in f.
(bir konuda, işte) el ele vermek cooperate on (something) f.
(bir işte) harcanmak muddle about f.
(bir işte) harcanmak muddle around f.
bir işte para yapmak make something in something f.
kaynaklarını (bir işte) kullanmak throw at f.
kaynaklarını (bir işte) kullanmak throw something at something f.
sonu felaket olabilecek bir işte başarılı olmak get away f.
(bir rolde, işte, konumda) daha rahat hareket etmek relax into (something) f.
(bir rolde, işte, konumda) özgüvenli hale gelmek relax into (something) f.
(bir rolde, işte, konumda) rahatlık kazanmak relax into (something) f.
(bir rolde, işte, konumda) beceri kazanmak relax into (something) f.
(bir işte, görevde, eylemde) devam etmek keep with (something) f.
yeni bir işte deneyim kazanmak break in f.
(bir işte) şevksiz bir şekilde çalışmak plod away (at something) f.
(bir işte/görevde) yavaş yavaş ilerlemek trudge through f.
(bir işte/görevde) ağır ağır ilerlemek/yol almak trudge through f.
İfadeler
bir işte en iyi olduğu zaman on one's day expr.
olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu to be, or not to be, that is the question expr.
işte bu sebepten ötürü just because of this reason expr.
işte bu sebepten dolayı just because of this reason expr.
işte formül here is the formula expr.
işte bundan dolayıdır ki that is the reason why expr.
işte kapı işte sapı my way or the highway expr.
işte onların bir listesi here is a list of them expr.
kader işte it's just fate expr.
bayanlar ve baylar, işte karşınızda ladies and gentlemen please welcome expr.
işte burada yanılıyorsun there you are out expr.
işte karşınızda! behold! expr.
işte mesele bu! that's the point! expr.
çocuk işte kids will be kids expr.
hazır mısın, işte tekrar geliyor bend over, here it comes again expr.
hayat işte böyledir that's the breaks expr.
hayat işte böyledir those are the breaks expr.