one way... - Türkçe İngilizce Sözlük

one way...

"one way..." teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
one-way street i. tekyönlü yol
one-way ticket i. tek gidiş bileti
one-way ticket i. gidiş bileti
one-way traffic i. tek yönlü trafik
one-way slope i. tek yönlü eğim
one-way ticket i. dönüş bileti
one-way rental i. tek yönlü kiralama
one-way street i. tek taraflı etkileşim
one-way ticket i. yapıldıktan sonra geri dönüşü olmayan hareket
work one's way up f. terfi etmek
pay one's way f. kendi masraflarını kendi ödemek
take one's own way f. bildiğini okumak
get one's way f. istediğini elde etmek
lose one's way f. yolunu kaybetmek
fight one's way f. çırpınıp durmak
lose one's way f. şaşmak
work one's way f. çalışarak ücretlerini karşılamak (öğrenci okul/üniversite)
see one's way f. çaresini bulmak
go one's way f. bildiğini okumak
feel one's way f. çok ihtiyatlı davranmak
wheedle one's way into f. yaltaklanarak bir yere girmek
work one’s way up f. ıslah etmek
get one's way f. kendi istediğini yaptırmak
lie one's way out of something f. yalan söyleyerek bir işten sıyrılıvermek
be on one's way out f. çıkmak
lose one's way f. yolunu şaşırmak
work one’s way up f. düzenlemek
make one's way f. yolunu tutmak
make one's way f. ileri gitmek
wend one's way f. yol almak
go one's way f. kendi yoluna gitmek
make one's way f. başarılı olmak
feel one's way f. el yordamıyla ilerlemek
have one's way f. kendi istediğini yaptırmak
have one's own way f. kendi bildiğini okumak
proceed on one's way f. yoluna devam etmek
go one's way f. kafasının dikine gitmek
make one's way f. ilerlemek
go one's own way f. bildiğini okumak
wend one's way f. gitmek
get one's way f. istediğini yaptırmak
worm one's way through f. kıvrıla kıvrıla biryerden geçmek
take one's way f. gitmek
get one's own way f. kendi bildiğini okumak
go one's own way f. bildiğinden şaşmamak
wend one's way f. yönelmek
pick one's way through f. arasından dikkatle ve yavaş yavaş ilerlemek
push one's way into f. araya sıkışmak
worm one's way f. kendine yol açmak
worm one's way f. sokulmak
worm one's way f. hile ile sokulmak
stand in one's way f. gölge etmek
take the chance that comes one's way f. fırsat ayağına gelmek
wend one's way f. yola koyulmak
take one's way f. yola koyulmak
have one's way f. istediğini yapmak
have one's way f. aklına eseni yapmak
have one's way f. kafasına göre takılmak
have one's way f. başına buyruk olmak
worm one's way into f. -e sinsice girmek
worm one's way into f. -e kurnazlıkla girmek
get out of one's way f. yolunu kapatmamak
get out of one's way f. (birinin) yolundan çekilmek
get out of one's way f. yolunun üzerinde durmamak
have one's head screwed on the right way f. aklı başında biri olmak
work one's way up f. çalışmalarıyla kendini ispatlayarak derece derece terfi etmek
work one's way into f. yavaş yavaş bir yere girmek
(one's) knees give way f. dizleri çözülmek
fight one's way through the crowd f. kalabalıkta zorlukla hareket etmek
fight one's way through the crowd f. itiş kakış ilerlemek
fight one's way through the crowd f. kalabalığı yararak ilerlemek
push one's way through f. kalabalığı yararak ilerlemek
worm one's way into f. sinsice girmeye çalışmak
worm one's way into f. sinsice tavlamaya çalışmak
worm one's way into f. sinsice sızmaya çalışmak
worm one's way into f. sinsice gözüne girmeye çalışmak
be on one's way f. yolu üzerinde bulunmak
argue one's way out of something f. tartışarak kendini aklamak
argue one's way out of something f. sorunu tartışarak çözmek
argue one's way out f. sorunu tartışarak çözmek
argue one's way out f. tartışarak kendini aklamak
hack one's way through something f. (ormandan) (ağaçları vb keserek) ilerlemek
make a decision one way or the other f. öyle ya da böyle bir karara varmak
be on one's way home from one's shift f. vardiyasından evine dönüyor olmak
set in one's way f. bir düzen kurmak
bring one on one's way f. eşlik etmek
put out of one's way f. huzurunu kaçırmak
put out of one's way f. başını belaya sokmak
bring one on one's way f. katılmak
bring one on one's way f. yol göstermek
find one's way into f. -e girmek
find one's way into f. '-e dahil olmak
one way s. tek yönlü
one way s. tek yön
one-way s. tekyönlü
one-way s. tek yönlü
one-way s. taraflı
one-way s. ısrarcı
one-way s. (bilet) gidiş
one-way s. tekyön (bilet) gidiş
one-way s. tek yollu
out of one's way s. saklı
out of one's way s. uygunsuz
out of one's way s. dikkat çekici
out of one's way [obsolete] s. her zamankinden farklı bir yerde
out of one's way s. rota dışı
out of one's way s. ezilmemek için bir şeyin yolundan çekilmiş
out of one's way s. yanlış
out of one's way s. hatalı
out of one's way [obsolete] s. yolunun dışında
out of one's way s. gizli
out of one's way s. halledilmiş bir şekilde
out of one's way s. uzakta
out of one's way s. ters
out of one's way s. engellemeyecek bir yerde
out of one's way s. alışılmadık
out of one's way s. alışılmışın dışında
out of one's way s. tamamlanmış bir şekilde
out of one's way [obsolete] s. yanlış yerde
out of one's way s. yolunun dışında
out of one's way s. yersiz
out of one's way [obsolete] s. kayıp
out of one's way s. sıra dışı
out of one's way [obsolete] s. kayıp
out of one's way [brit] s. bir kimsenin faaliyet veya ilgi alanı dışında
out of one's way [obsolete] s. unutulmuş
out of one's way s. tehlikeden uzakta
one-way s. trafiğinin akışı tek yönlü olan
one-way s. tek tarafı aynalı (cam)
one-way s. yalnızca bir tarafta bulunan
one-way s. mümkün olan iki veya daha fazla yöntemden yalnızca biri işe yarayan
one-way s. tek yüzlü
one-way s. karşılıksız
one-way s. tek yüzeyli
one-way s. bir taraftan bakılınca ayna, tersinden bakılınca pencere işlevi gören (cam)
one-way s. tek taraflı
in one way zf. bir bakıma
on one's way out zf. yolda
in one way or another zf. bir türlü
in one way or another zf. o ya da bu şekilde
in one's way [obsolete] zf. yoldayken
in one's way zf. engelleyecek şekilde
in one's way [obsolete] zf. seyahat esnasında
in one's way [obsolete] zf. ilerlerken
in one's way [obsolete] zf. seyahat ederken
in one's way zf. engel teşkil edecek şekilde
in one's way zf. biriyle karşılaşabilecek konumda
in one's way zf. yolu üstünde
on one's way zf. ilerlerken
on one's way zf. yolunda ilerlerken