pour - Türkçe İngilizce Sözlük

pour

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pour — Definition

Anlamı ve Tanımı:
dökmek, akıtmak
Okunuş (IPA):
(AmE /pɔːr/ – BrE /pɔː/)
Terim Türü:
Fiil: pour (pours – poured – pouring)
Sıvıyı bir kaptan başka bir yere akıtmayı vurgulayan fiildir. Eski Fransızca purer kökünden gelmiştir. Yemek tarifleri, endüstriyel süreçler ve mecazi anlatımlarda yoğun akışı ifade etmek için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
spill, flow
Zıt Anlamlılar:
stop

"pour" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 51 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
pour f. dökmek
Please stop being so unpleasant and pouring cold water on everything.
Lütfen bu kadar tatsız olmayı ve her şeyin üzerine soğuk su dökmeyi bırakın.

More Sentences
Genel
pour f. koymak (içecek)
I poured a drink for Tom and one for myself.
Tom'a ve kendime birer içki koydum.

More Sentences
pour f. yağmak
Aid is pouring in from neighboring countries.
Komşu ülkelerden yardım yağıyor.

More Sentences
pour f. boşaltmak
The second angel poured out his bowl into the sea.
İkinci melek tasını denize boşalttı.

More Sentences
pour f. dökmek
Please stop being so unpleasant and pouring cold water on everything.
Lütfen bu kadar tatsız olmayı ve her şeyin üzerine soğuk su dökmeyi bırakın.

More Sentences
pour f. dökülmek
Concrete hardens after it's poured.
Döküldükten sonra beton sertleşir.

More Sentences
pour f. akmak
Also, too much money is being poured into the grossly distended bureaucracy of the civil service.
Ayrıca, kamu hizmetinin aşırı derecede şişmiş bürokrasisine çok fazla para akıtılmaktadır.

More Sentences
pour f. (sıvı) koymak
Kathrine poured coffee into a mug and sat across me.
Kathrine bir fincana kahve koyarak karşıma oturdu.

More Sentences
pour f. püskürmek
Thick white smoke was pouring out of the chimneys.
Bacalardan yoğun beyaz dumanlar püskürüyordu.

More Sentences
pour f. akın etmek
Passengers came pouring out of the train.
Yolcular trenden dışarı akın etti.

More Sentences
pour f. dolmak
Sunlight poured into the living room.
Güneş ışığı oturma odasına doluyordu.

More Sentences
Teknik
pour f. dökmek
Please stop being so unpleasant and pouring cold water on everything.
Lütfen bu kadar tatsız olmayı ve her şeyin üzerine soğuk su dökmeyi bırakın.

More Sentences
pour f. dökülmek
Concrete hardens after it's poured.
Döküldükten sonra beton sertleşir.

More Sentences
Mutfak
pour f. akmak
Also, too much money is being poured into the grossly distended bureaucracy of the civil service.
Ayrıca, kamu hizmetinin aşırı derecede şişmiş bürokrasisine çok fazla para akıtılmaktadır.

More Sentences
Genel
pour i. dökülme
pour i. akma
pour i. yağma
pour i. akış
pour i. plastik malzemeyi kalıba dökme
pour i. plastiği şekillendirme
pour i. kalıba tek seferde dökülen miktar
pour i. erimiş metalin kalıba girdiği ana açıklık
pour i. kalıbın giriş açıklığında kalan eriyiğin donmasıyla oluşan fazladan metal çıkıntısı
pour i. şarap
pour i. içki
pour i. içecek
pour f. şakır şakır yağmak
pour f. koymak (çay vb)
pour f. yağdırmak
pour f. boşaltmak (sıvı vb dökmek)
pour f. bardaktan boşanırcasına yağmak
pour f. yığılmak
pour f. üşüşmek
pour f. akıtmak
pour f. bolca uygulamak
pour f. adeta yağdırmak
pour f. harcayıp bitirmek
pour f. heba etmek
pour f. dile getirmek
pour f. detaylarıyla ifade etmek
pour f. dudaklarından dökmek
pour f. kalıba dökmek
pour f. (plastiği) kalıba akıtarak şekillendirmek
pour f. sel gibi akmak
pour f. fışkırırcasına ortaya çıkmak
pour f. (davete, kutlamaya) başkanlık etmek
pour f. dile gelmek
pour f. ifade edilmek
pour f. dilden dökülmek
Deyim
pour f. bardaktan boşalırcasına yağmak
Mutfak
pour f. çay koymak

"pour" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
pour of i. sağanak yağmur yağması
down pour i. sağanak
pour out f. dökmek
pour on the speed f. gaza basmak
pour from f. boşaltmak
pour forth f. taşmak
pour into f. içine dökmek
pour oil on troubled waters f. ortalığı yatıştırmaya çalışmak
pour out of f. boşaltmak
pour on the speed f. hızlandırmak
pour from f. dökmek
pour forth f. dökülmek
pour concrete f. beton dökmek
pour out one's heart f. içini dökmek
pour in f. içine dökmek
pour out one's grief to each other f. dertleşmek
pour forth f. yağdırmak
pour out f. içini dökmek
pour out one's feelings f. deşarj olmak
pour out f. taşmak
pour down the drain f. çarçur etmek
pour down f. sağanak yağmur yağmak
pour out f. dökülmek
pour out of f. dökmek
pour out f. yağdırmak
pour out f. akmak
pour cold water on f. tenkit etmek
pour one's heart out f. deşarj olmak
pour one's heart out f. içini dökmek
pour out one's troubles f. dert yanmak
pour sauce f. sos dökmek
pour out one's troubles to somebody f. derdini dökmek
pour out one's troubles f. derdini dökmek
pour oil on troubled waters f. tartışmayı yatıştırmak
pour oil on troubled waters f. sükuneti sağlamak
pour oil on troubled waters f. heyecanı yatıştırmak
pour out into the streets f. sokaklara dökülmek
pour salt into wound f. yaraya tuz basmak
pour with rain f. (yağmur) şiddetli yağmak
pour with rain f. şiddetli yağmur yağmak
pour cement f. çimento dökmek
pour tea f. çay koymak
pour lead (to repel evil eye) f. kurşun dökmek
pour the juice f. meyve suyunu boşaltmak
pour the juice f. meyve suyunu (bardağa) dökmek
pour the juice f. meyve suyunu (bardağa) boşaltmak
pour into a cake mold f. kek kalıbına dökmek
pour another cup of tea f. (fincana) çayı tazelemek
pour pasta into boiling water f. haşlanmış suya makarna dökmek
pour some water in the glass f. bardağa biraz su doldurmak
pour some water in the glass f. bardağa biraz su dökmek
pour out f. sansürsüzce ifade etmek
pour out f. gerçekleri dile getirmek
pour (out) f. bolca piyasaya sürmek
pour out f. içinden geldiği gibi söylemek
pour out f. bardakla servis yapmak
pour (forth) f. bol miktarda üretmek
pour forth f. (uzun bir konuşmada) bahsi geçmek
pour forth f. (sözcükler) dilden dökülmek
pour out f. davudi sesle konuşmak
pour (forth) f. bolca piyasaya sürmek
pour out f. içeceği bardağa dökmek
pour (out) f. bol miktarda üretmek
pour encourager les autres expr. diğerlerini teşvik etmek için
Öbek Fiiller
pour down f. içki içmek
pour down f. içki yuvarlamak
pour down f. kadeh yuvarlamak
pour oneself into something f. kendini dar bir elbiseye sokmak
pour oneself into something f. (dar elbiseyi) üstüne cuk diye oturtmak
pour oneself into something f. bir şeyle iştigal etmek/oyalanmak
pour oneself into something f. bir işle kendini meşgul etmek/oyalamak
pour oneself into something f. kendini tamamıyla bir işe/uğraşıya vermek
pour something back (in) f. (bir sıvıyı vb) (bir şeyin içine) tekrar/geri dökmek
pour forth f. (tencereden vb) taşmak
pour something back into something f. (bir sıvıyı vb) (bir şeyin içine) tekrar/geri dökmek
pour forth f. (kuyudan vb) fışkırmak
pour in f. içeri akmak/dökülmek
pour something out f. bir şeyi bir şeyin üzerine dökmek
pour something out on to something f. bir şeyi bir şeyin üzerine dökmek
pour something over something f. bir şeyi bir şeyin üzerine dökmek
pour all over someone or something f. (yağmur suyu vb) üzerine dökülmek
pour something through a funnel f. bir şeyi huni ile dökmek
pour along something f. (bir yere) akın akın hücum etmek/doluşmak
pour something off f. bir şeyin üstünden bir şeyi sıyırıp almak/dökmek
pour something off of something f. bir şeyin üstünden bir şeyi sıyırıp almak/dökmek
pour in f. akın etmek (bir yere,mekana)
pour down f. üstüne bollukla/bereketle yağmak
pour down f. birinin veya bir şeyin üstüne akışkan bir maddeyi boca etmek/dökmek/yağdırmak
pour down f. üstüne sağanak şeklinde yağmak (yağmur)
pour down f. birinin üstüne indirmek (yağmur)
pour down f. birinin veya bir şeyin üstüne indirmek (yağmur veya akışkan madde)
pour down f. sağanak şeklinde yağmak
pour down f. üstüne bollukla/bereketle yağdırmak
pour down f. akışkan bir şeyi dökmek/boşaltmak
pour out (of something) f. (bir şeyden) sökün etmek
pour out (of something) f. (bir şeyden) dışarı akıtmak
pour out onto (someone or something) f. (birine/bir şeye) akıtmak
pour out on (someone or something) f. (birine/bir şeye) akmak
pour out onto (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine gelmek
pour out (of something) f. (bir şeyden) dışarı dökmek
pour out (of something) f. (bir şeyden) dışarı akmak
pour out on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine akıtmak
pour out f. dışarı fışkırmak
pour out on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine dökmek
pour through f. bir yerden/şeyden akıp gitmek
pour out f. dışarı dökülmek
pour on f. -e dökmek
pour out on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine gelmek
pour through f. '-den sızdırmak
pour something out on (to) someone or something f. bir şeyi bir şeye boca etmek
pour out on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine dökülmek
pour something out on (to) someone or something f. bir şeyi birinin/bir şeyin üzerine boşaltmak
pour on f. üstüne boşaltmak
pour something on (to) something f. bir şeyi bir şeyin üstüne boşaltmak
pour out on (somewhere or something) f. (bir şeye/yere, sokaklara) dökülmek
pour through f. boyunca akın etmek
pour out on (somewhere or something) f. dışarılara dökülmek
pour out onto (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine dökmek
pour out on (someone or something) f. (birine/bir şeye) dökülmek
pour out (of something) f. (bir şeyden) güruh halinde çıkmak
pour out (of something) f. (bir şeyden) dışarı dökülmek
pour something out f. bir şeyi bir şeye boca etmek
pour something out f. bir şeyi birinin/bir şeyin üzerine boca etmek
pour out onto (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine akmak
pour out on (somewhere or something) f. dışarı akın etmek
pour out f. dışarı akmak
pour through f. '-den akıp gitmek
pour out on (somewhere or something) f. (bir şeye/yere) akın etmek
pour out f. akın akın çıkmak
pour through f. bir yerden/şeyden akmak
pour out on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine akmak
pour out on (someone or something) f. (birine/bir şeye) dökmek
pour out (of something) f. (bir şeyden) akın akın çıkmak
pour out (of something) f. (bir şeyden) insan seli halinde çıkmak
pour on f. '-e boşatmak
pour out onto (somewhere or something) f. (bir şeye/yere, sokaklara) dökülmek
pour through f. '-den sızmak
pour out onto (somewhere or something) f. (bir şeye/yere) akın etmek
pour through f. '-den akmak
pour out f. sökün etmek
pour something out f. bir şeyi birinin/bir şeyin üzerine boşaltmak
pour through f. '-den akıtmak
pour out (of something) f. (bir şeyden) izdiham yaratarak çıkmak
pour out onto (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine dökülmek
pour something out f. bir şeyi bir şeye boşatmak/dökmek
pour through f. '-den akıtıp göndermek
pour out onto (someone or something) f. (birine/bir şeye) akmak
pour out onto (someone or something) f. (birine/bir şeye) dökülmek
pour out f. dışarı taşmak
pour out on (someone or something) f. (birine/bir şeye) akıtmak