rarest - Türkçe İngilizce Sözlük

rarest

rarest — Definition

Anlamı ve Tanımı:
nadir, az bulunan
Okunuş (IPA):
(AmE /rɛr/ – BrE /reə/)
Terim Türü:
Sıfat: rare
Seyrek rastlanan veya alışılmadık olanı niteleyen sıfattır. Latince rarus kökünden evrilmiştir. Bilimsel, gastronomik ve mecazi anlatımlarda kullanılır.
Eş Anlamlılar:
uncommon, scarce
Zıt Anlamlılar:
common

"rarest" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 36 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
rare s. ender
Swimming sport is one of the rare sports branches where the whole body works at the same time.
Yüzme sporu tüm vücudun aynı anda çalıştığı ender spor dallarından biridir.

More Sentences
rare s. nadir
It is so rare for us to have debates on equality here in plenary.
Genel Kurul'da eşitlik üzerine tartışmalar yapmamız çok nadirdir.

More Sentences
rare s. seyrek
Genel
rare s. az bulunur
Salt was a rare and costly commodity in ancient times.
Eski çağlarda tuz az bulunan ve maliyetli bir metaydı.

More Sentences
rare s. az pişmiş
I asked for well done, but this steak is rare.
Ben iyi pişmiş olsun demiştim ama bu biftek az pişmiş.

More Sentences
rare s. nadir
It is so rare for us to have debates on equality here in plenary.
Genel Kurul'da eşitlik üzerine tartışmalar yapmamız çok nadirdir.

More Sentences
rare s. yoğunluğu az
The air is rare on high mountains.
Yüksek dağlarda havanın yoğunluğu azdır.

More Sentences
rare s. nadir görülen
He suffers from a rare disease.
Nadir görülen bir hastalıktan muzdarip.

More Sentences
rare s. inanılmaz
They had a rare old time trying to find the Easter eggs.
Paskalya yumurtalarını bulmaya çalışırken inanılmaz iyi vakit geçirdiler.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
rare s. ender bulunan
This element is rare on earth.
Bu element dünyada ender bulunur.

More Sentences
rare s. nadir
It is so rare for us to have debates on equality here in plenary.
Genel Kurul'da eşitlik üzerine tartışmalar yapmamız çok nadirdir.

More Sentences
Genel
rare s. nadide
rare s. azrak
rare s. kanlı (et)
rare s. yoğun olmayan (hava/gaz)
rare s. olağanüstü
rare s. çiğ
rare s. bulunmaz
rare s. seyrek
rare s. türüne az rastlanan
rare s. (et) az pişmiş
rare s. türüne ender rastlanan
rare s. türüne nadir rastlanan
rare s. ender rastlanır
rare s. eşine az rastlanır
rare s. aralıklı
rare s. dağınık (yapılı)
rare s. seyreltilmiş
rare s. eşsiz
rare s. seçme
rare s. acayip
rare s. az bulunan
Ticaret/Ekonomi
rare s. arzı sınırlı
rare s. kıt
Mutfak
rare i. az pişmiş et
Biyokimya
rare s. seyrek

"rarest" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
making rare i. seyreltme
rare earth element i. nadir toprak elementleri
rare meat i. kanlı et
rare books i. nadir eserler
rare case i. nadir durum
quite rare i. oldukça nadir
rare plants i. az bulunur bitkiler
rare works of art i. nadir eserler
rare works of art i. nadir sanat eserleri
a rare species i. ender görülen bir tür
a rare species i. ender rastlanan bir tür
rare exception i. ender durum
rare exception i. nadir durum
a rare occasion i. ender rastlanır durum
a rare gift i. nadir bir yetenek
a rare blood disease i. nadir görülen bir kan hastalığı
a rare talent i. nadir bir yetenek
a rare talent i. nadir bulunan bir yetenek
rare collection i. nadir eserler koleksiyonu
same rare blood type i. aynı nadir kan grubu
rare breed i. türüne ender rastlanan cins
rare breed i. eşine ender rastlanan tür
rare animals i. nadir hayvanlar
a rare picture i. nadir bir resim
a rare photo i. az bilinen bir resim
a rare picture i. az bilinen bir resim
a rare photo i. nadir bir resim
rare steak i. az pişmiş biftek
a rare event i. nadir bir olay
disposure [rare] i. bertaraf
disposure [rare] i. elden çıkarma
caliginosity [rare] i. belirsizlik
caliology [rare] i. kaliyoloji
caliology [rare] i. kuş yuvalarıyla ilgilenen araştırma alanı
caliginosity [rare] i. karanlık
caliginosity [rare] i. bilinmezlik
calvities [rare] i. kellik
calvities [rare] i. başın üst ya da arka tarafındaki açıklık
tarpaulin [rare] i. denizci
campanarian [rare] i. çan üretimi ile ilgili
rebeller [rare] i. isyancı
rebeller [rare] i. ayaklanan kimse
rebeller [rare] i. başkaldıran kimse
recounter [rare] i. hikayeleyen kimse
catalysis [rare] i. çürüme
recounter [rare] i. yeniden sayan kimse
recounter [rare] i. yeniden hesaplayan kimse
recorporification [rare] i. yeniden vücuda getirme
recounter [rare] i. nakleden kimse
recounter [rare] i. anlatan kimse
recorporification [rare] i. yeniden cisimleştirme
catalysis [rare] i. bozulma
centiloquy [rare] i. yüz bölüme ayrılmış iş
tangence [rare] i. dokunma
tangence [rare] i. teğet olma
reflexity [rare] i. yansıyabilme
reflexity [rare] i. kendi üzerine dönebilme
reflexity [rare] i. aksedebilme
lacquey [rare] i. yağcı
lacquey [rare] i. şakşakçı
lacquey [rare] i. yalaka
lacquey [rare] i. dalkavuk
lacquey [rare] i. hizmetkar
lacquey [rare] i. uşak
lambling [rare] i. küçük kuzu
lambling [rare] i. kuzucuk
chirology [rare] i. el falı
cheirology [rare] i. el falı
nimb [rare] i. nur
nimb [rare] i. hale
nimb [rare] i. yağmur bulutu
nimb [rare] i. karabulut
nitency [rare] i. parlaklık
nitency [rare] i. çaba
nitency [rare] i. parıltı
nitency [rare] i. eğilim
nitency [rare] i. gayret
rejolt [rare] i. yeniden sarsma
rejolt [rare] i. yeniden sallanma
rejolt [rare] i. artçı darbe/şok
rejolt [rare] i. yeniden sallama
necessitude [rare] i. lüzumlu bağlantı veya ilişki
necessitude [rare] i. ivedilik
necessitude [rare] i. zaruret
necessitude [rare] i. lüzum
necessitude [rare] i. yoksunluk
necessitude [rare] i. gereklilik
necessitude [rare] i. zorunluluk
terribility [rare] i. berbatlık
terribility [rare] i. çok kötü olma
terribility [rare] i. korkunçluk
tidivation [rare] i. süsleme
tidivation [rare] i. bezeme
torsi [rare] i. gövdeler
toxicant [rare] i. sarhoş edici içki
trahison [rare] i. ihanet
transwoman [rare] i. trans kadın
transman [rare] i. trans erkek
trepidity [rare] i. dehşet
trepidity [rare] i. ürperme
trepidity [rare] i. titreme
trepidity [rare] i. korku
trivialism [rare] i. saçmalık
tyrology [rare] i. yeni başlayanlar için talimatlar
amaritude [rare] i. acılık
amphierotism [rare] i. biseksüellik
aphnology [rare] i. zenginlik bilimi
arpentator [rare] i. haritacı
ascendant [rare] i. ata
ascendent [rare] i. soy
ascendant [rare] i. cet
ascendent [rare] i. cet
ascendent [rare] i. ata
asphyxy [rare] i. boğulma
elapidation [rare] i. taşları kaldırma
elapidation [rare] i. taşları temizleme
domiciliation [rare] i. konutunun bulunduğu yer
domiciliation [rare] i. bir kişi veya kurumun oturduğu
domiciliation [rare] i. yerleşim yeri
domiciliation [rare] i. yerleşim
domiciliation [rare] i. ikametgah
domiciliation [rare] i. bulunulan yer
embarge [rare] i. ambargo
embarge [rare] i. kısıtlama
enginery [rare] i. mucitlik
enginery [rare] i. incelikli mekanizma
enginery [rare] i. maharetli düzenek
eradicative [rare] i. tahrip eden şey
eradicative [rare] i. imha eden şey
unsymmetry [rare] i. bakışımsızlık
unsymmetry [rare] i. asimetri
unsymmetry [rare] i. simetrik olmama
bassa [rare] i. gösterişli kimse
bassa [rare] i. paşa
bassa [rare] i. önemli kimse
keyset [rare] i. daktiloda bulunan tuşların toplamı
keyset [rare] i. klavyede bulunan tuşların toplamı
urningism [rare] i. erkek eşcinselliği
urningism [rare] i. ibnelik
beggarism [rare] i. dilencilik
evanishment [rare] i. gözden kaybolma
evanishment [rare] i. ortadan yok olma
exacination [rare] i. çekirdeği çıkarma
jonquil [rare] i. bir kadın ismi
vapour [rare] i. özü olmayan hayali şey
vapour [rare] i. kalıcılığı olmayan hayali şey
veneering [rare] i. aldatıcı görünüm
vestiture [rare] i. üniforma
vessel [rare] i. aracı
vestiture [rare] i. resmi elbise