saddle - Türkçe İngilizce Sözlük

saddle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

saddle — Definition

Anlamı ve Tanımı:
eyer, yük bindirmek
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈsædəl/ – BrE /ˈsædəl/)
Terim Türü:
İsim: saddle (saddles); Fiil: saddle (saddles – saddled – saddling)
Binek hayvanı üzerine yerleştirilen oturma aracını ya da mecazen sorumluluk yüklemeyi tanımlayan sözcüktür. Eski İngilizce sadol kökünden evrilmiştir. Atçılık ve soyut anlatımlarda taşıma ve yüklenme fikrini betimler.
Eş Anlamlılar:
seat, burden
Zıt Anlamlılar:
relieve

"saddle" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 79 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
saddle i. eyer
Her grandfather used to make luxury saddles for nobles.
Büyükbabası soylular için lüks eyerler yapardı.

More Sentences
saddle i. sele
Cats love sleeping on the saddle of motorcycles.
Kediler motosikletlerin selesinde uyumaya bayılır.

More Sentences
saddle i. semer
saddle f. semer vurmak
saddle f. eyer vurmak
Genel
saddle f. eyerlemek
Saddling a horse without experience can be dangerous.
Deneyimsiz bir atı eyerlemek tehlikeli olabilir.

More Sentences
Teknik
saddle i. sele
Cats love sleeping on the saddle of motorcycles.
Kediler motosikletlerin selesinde uyumaya bayılır.

More Sentences
Mekanik
saddle i. eyer
Her grandfather used to make luxury saddles for nobles.
Büyükbabası soylular için lüks eyerler yapardı.

More Sentences
Genel
saddle i. yatak kovanı
saddle i. kaltak (eyer)
saddle i. bisiklet selesi
saddle i. sele (bisiklette)
saddle i. sırt
saddle i. yastık
saddle i. oturmalık
saddle i. kapı girişinde yer alan yükseltilmiş döşeme tahtası
saddle i. parkenin eşikteki yüksek kısmı
saddle f. yüklemek
saddle f. ayağına dolaşmak
saddle f. engellemek
saddle f. sorumluluk yüklemek
saddle f. engel olmak
saddle f. yük olmak
saddle f. yük bindirmek
saddle s. eyerli
saddle s. semer vurulmuş
saddle s. ata binerken kullanılan
saddle s. eyerle binilen
saddle s. eyerle binmeye uygun
saddle s. eyerle binmekten kaynaklanan
saddle s. eyerde oturmaktan kaynaklı
saddle s. şekil ve duruş itibarı ile eyere benzeyen
saddle s. at binen
saddle s. atlı
saddle s. binek atı biniciliğine ait
saddle s. binek atı biniciliği ile ilgili
Teknik
saddle i. altlık (seramik)
saddle i. dövme mandreli
saddle i. semer
saddle i. şaryo
saddle i. ek veya destek görevi gören, dışbükey bir yüzeye oturması için oyulmuş flanş benzeri aksam
saddle i. asma köprünün halatlarının üzerinden geçtiği veya üzerine sabitlendiği blok
saddle i. top arabasının top muylularını destekleyen parçası
saddle i. torna ve dink makinesi gibi takım tezgahındaki bir aleti veya iş tezgahını taşımaya yarayan sürgülü düzenek
saddle i. silindirik buhar kazanının üzerine oturduğu parça
saddle i. (gaz veya kanalizasyon borularına) monte edilen boru ekleme parçası
saddle i. diğer kütüklerin oturması için çukurluk bırakılmış enine uzanan bir kütük
saddle i. perdahlama sırasında seramik objeyi desteklemesi için kullanılan pişmiş kil
saddle i. çatı kaplamasında kullanılan rulo halindeki metal kaplama
saddle i. eşeksırtı
saddle i. her iki taraftaki ambarlara yönlendirme yapılabilmesi için geminin kömür ikmal kapağını bölen kısım
saddle i. kapı eşiği
saddle i. zeminin eşikle birleştiği yerdeki ince ahşap veya metal çıkıntı
saddle i. lokomotifteki silindir çiftinin arasında yer alan köprüleme aksamı
saddle i. genellikle ayakkabıya zıt renkli olup tarak kısmında bulunan deri bir şerit süs
saddle i. etiket amaçlı çantanın kapanma kısmına tutturulmuş katlanmış kağıt
Elektrik
saddle i. kroşe
Mekanik
saddle i. boyun
saddle i. oturak
Denizcilik
saddle i. genellikle bir direğe bağlanıp diğer bir direğin ucuna oturacak şekilde sokulmuş kütük
Diş Hekimliği
saddle i. bölümlü protezin üzerinde takma dişlerin bulunduğu ve uçlarındaki bağlarla bitişik dişleri tuttuğu kısmı
Mutfak
saddle i. (kuzu/tavuk) but
Zooloji
saddle i. bir yer solucanının üreme organının bulunduğu, baş kısmına yakın bölge
saddle i. hayvanın yekpare sırtının filetolarını da kapsayan her iki tarafı
saddle i. kavurmak için hazırlanan yekpare filetolar
saddle i. kurbağanın arka bacaklarının alt kısımları
saddle i. hayvanın sırtında bulunan renkli işaret
Hayvancılık
saddle i. dişi hindilerin çiftleşme sırasında yaralanmasını önlemek için kullanılan çadır bezinden yapılmış kılıf
Coğrafya
saddle i. iki tepe arasında yer alan eğer biçimindeki sırt
saddle i. iki yükseltiyi birleştiren sırt
saddle i. dağ sırtı çizgisinde alçak olan kısım
Meteoroloji
saddle i. boyun sahası
saddle i. kol sahası
Spor
saddle i. eyer kaşları arasındaki iki saplı atlama beygiri ile yapılan jimnastik
Bahisçilik
saddle i. lotoyu kazanacak numaraların arasında görünmesi için seçilen iki numaralı kombinasyon
saddle f. (eğitimli yarış atını) yarışa sokmak
Müzik
saddle i. yuva
Ciltçilik
saddle i. cilt makinesinin kitap bölümlerinin serildiği ve dikilmek üzere yerleştirildiği parçası
saddle i. kitap cildinin sırt kısmının ortası

"saddle" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
saddle roof i. beşik çatı
saddle bag i. hurç
saddle pad i. semer yastığı
saddle without a frame i. palan
saddle girth i. kolan
american saddle horse i. amerikan binek atı
porter's saddle i. arkalık
turkish saddle i. türk eyeri
saddle horse i. binek atı
porter's saddle i. hamal semeri
saddle blanket i. eyer örtüsü
saddle beast i. binek
saddle-sore i. at sürmekten gerilmiş ve hassaslaşmış olan
pack-saddle i. semer
bicycle saddle i. bisiklet selesi
saddle maker i. eyerci
saddle maker i. eyer yapan
saddle maker i. palancı
saddle clip i. eyer klipsi/bağlantı parçası
full-quarter saddle i. geniş ağızlı eyer
saddle girth i. eyer kolanı
sybian saddle i. (kadınlar için tasarlanmış) üzerine oturulan frekansı ayarlanabilir titreşimli mastürbasyon cihazı
race saddle i. yarış eyeri
race saddle i. yarışlarda kullanılan hafif eyer
saddle frame i. eyer çerçevesi
tree of a saddle i. eyer çerçevesi
saddle shoe i. genellikle beyaz renkli olup tarak kısmında zıt renkten deri bir şerit bulunan gündelik bir ayakkabı
saddle horn i. kovboyların kullandığı eyerlerin, hayvanı durdurmak için kullanılan ipi tutması için tasarlanmış olan çıkıntılı kısmı
saddle oxford i. üzerinde zıt renkte semer şeklinde desen bulunan oxford tipi bağcıklı kundura
saddle stitch i. tel dikiş
side-saddle i. kadınlar için tasarlanan bir eyer türü
stock saddle i. işlemeli kovboy eyeri
western saddle i. işlemeli kovboy eyeri
saddle someone with a task f. birine zor bir iş yüklemek
put a saddle on f. eyer koymak
saddle a horse up f. ata eyer/semer vurmak
saddle up a horse f. ata eyer/semer takmak
put a saddle on a horse f. bir ata eyer/semer vurmak
put a saddle on a horse f. ata eyer/semer takmak
saddle-shaped s. eyer biçimli
saddle-backed s. eyer gibi çukur bir sırtı olan
saddle-backed s. eşeksırtı olan
in the saddle zf. hazır ve nazır
in the saddle zf. yönetimde
in the saddle zf. iktidarda
in the saddle zf. at sırtında
side-saddle zf. kadınlara özgü eyer üzerinde
side-saddle zf. yan binerek
side-saddle zf. yan binilen eyer üzerinde
Öbek Fiiller
saddle someone with something f. birine (zor/sıkıcı) bir görev vermek
saddle someone with f. -i birinin sırtına yüklemek
saddle with f. -i sırtına yüklemek
saddle up f. (bir hayvana) binmek
saddle (one) with (someone or something) f. (birinin) ayağına (birini/bir şeyi) dolaştırmak
saddle someone with f. birini (sorumluluğun/yükün) altına sokmak
saddle (one) with (someone or something) f. (birinin) sırtına (birini/bir şeyi) yüklemek
saddle (one) with (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin) başına bela etmek/sarmak
saddle up f. (ata/bir yük hayvanına) eyer/semer vurmak
saddle an animal up f. ata/bir yük hayvanına eyer/semer takmak
saddle (one) with (someone or something) f. (birine birini/bir şeyi) yüklemek/yük etmek
saddle with f. ile yüklemek
saddle up f. (bir hayvanın) sırtına binmek
saddle with f. (sorumluluğun/yükün) altına sokmak
saddle someone with f. birine görev vermek/yüklemek
saddle up f. (bir hayvanın) eyerine/semerine binmek/atlamak
saddle someone with f. ile yüklemek
saddle up f. (ata/bir yük hayvanına) eyer/semer takmak
saddle with f. görev vermek/yüklemek
saddle (one) with (someone or something) f. (birini bir sorumluluğun/yükün) altına sokmak
saddle an animal up f. ata/bir yük hayvanına eyer/semer vurmak
Deyim
a burr under (one's) saddle i. sürekli bir pürüz
a burr under your saddle [us] i. dert
a burr under (one's) saddle i. sıkıntı
a burr under your saddle [us] i. huzur bozucu şey
a burr under (one's) saddle i. baş belası
a burr in your saddle [us] i. sürekli bir pürüz
a burr under your saddle [us] i. rahatsızlık
a burr under (one's) saddle i. dert
a burr under (one's) saddle i. bela
a burr under your saddle [us] i. sıkıntı
a burr in your saddle [us] i. huzur bozucu şey
a burr in your saddle [us] i. sıkıntı
a burr in your saddle [us] i. rahatsızlık
a burr under (one's) saddle i. ayakkabının altındaki taş/kum
a burr under your saddle [us] i. sürekli bir pürüz
a burr in your saddle [us] i. ayakkabının altındaki taş/kum
a burr under your saddle [us] i. bela
a burr in your saddle [us] i. bela
a burr in your saddle [us] i. dert
a burr in your saddle [us] i. baş belası
a burr under (one's) saddle i. rahatsızlık
a burr under (one's) saddle i. huzur bozucu şey
a burr under your saddle [us] i. ayakkabının altındaki taş/kum
a burr under your saddle [us] i. baş belası
a saddle on a sow i. yakışmayan şey
a saddle on a sow i. abes şey
a saddle on a sow i. kel alaka şey
a saddle on a sow i. alakasız şey
a saddle on a sow i. hiç uymayan şey
a burr under your saddle i. huzur bozucu şey
a burr in your saddle i. dert
a burr in your saddle i. ayakkabının altındaki taş/kum
a burr in your saddle i. rahatsızlık
a burr under your saddle i. sürekli bir pürüz
a burr under your saddle i. bela
a burr in your saddle i. sürekli bir pürüz
a burr in your saddle i. sıkıntı
a burr under your saddle i. baş belası
a burr in your saddle i. baş belası
a burr under your saddle i. ayakkabının altındaki taş/kum
a burr under your saddle i. dert
a burr under your saddle i. rahatsızlık
a burr under your saddle i. sıkıntı
a burr in your saddle i. bela
a burr in your saddle i. huzur bozucu şey
be back in the saddle f. göreve tekrar başlamak/dönmek
be back in the saddle f. işe yeniden koyulmak
have a burr under one's saddle f. huzursuz/rahatsız/sıkıntılı olmak
look like a saddle on a sow f. çok ilgisiz (yakışıksız) durmak
look like a saddle on a sow f. kel alaka olmak
look like a saddle on a sow f. hiç uymamak/yakışmamak
be in the saddle f. yönetimde olmak
be in the saddle f. ipleri/kontrolü elinde tutmak
be tall in (one's) saddle f. dimdik ayakta olmak/durmak
be tall in the saddle f. dimdik ayakta olmak/durmak
be tall in the saddle f. dimdik durmak
be tall in (one's) saddle f. dimdik durmak
be tall in (one's) saddle f. yıkılmamak
be tall in the saddle f. yıkılmamak
be tall in the saddle f. duruşunu bozmamak
be tall in (one's) saddle f. duruşunu bozmamak
a burr in (one's) saddle f. dert
a burr in (one's) saddle f. sıkıntı
a burr in (one's) saddle f. bela
a burr in (one's) saddle f. baş belası
a burr in (one's) saddle f. yürürken ayakkabıya giren taş/kum
a burr in (one's) saddle f. ayakkabının içine kaçan taş/kum
a burr in (one's) saddle f. rahatsızlık
a burr in (one's) saddle f. huzur bozucu şey
a burr in (one's) saddle f. sürekli bir pürüz
be tall in the saddle f. onurunu korumak
be tall in the saddle f. onurunu kaybetmemek
be tall in one's saddle f. onurunu korumak
be tall in the saddle f. dimdik durmak
be tall in one's saddle f. dimdik ayakta durmak
be tall in the saddle f. başını dik tutmak
be tall in one's saddle f. başını dik tutmak
be tall in one's saddle f. onurunu kaybetmemek
be tall in one's saddle f. dimdik durmak
be tall in one's saddle f. yıkılmamak