| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | screen i. | ekran | ||
|
They damaged the television's screen when carrying it. Taşırken televizyonun ekranına zarar vermişler. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | screen i. | pano | ||
|
There were some images of Christ on the screen in the church. Kilisedeki panoda Hazreti İsa'nın bazı tasvirleri vardı. More Sentences |
||||
| Genel | screen i. | paravan | ||
|
The car washing shop was just a screen for the gang. Araba yıkama dükkanı çete açısından sadece bir paravandı. More Sentences |
||||
| Genel | screen i. | beyazperde | ||
|
The film is the first work she was seen on the screen. Film, onun beyazperdede göründüğü ilk çalışması. More Sentences |
||||
| Genel | screen i. | ekran | ||
|
They damaged the television's screen when carrying it. Taşırken televizyonun ekranına zarar vermişler. More Sentences |
||||
| Genel | screen i. | perde | ||
|
Someone tore the screen in the cinema. Biri sinema perdesini yırtmış. More Sentences |
||||
| Genel | screen i. | sineklik | ||
|
We generally attach the screens in the summer. Sineklikleri genelde yazın takıyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | screen f. | saklamak | ||
|
His wife screened him from reporters. Karısı onu muhabirlerden sakladı. More Sentences |
||||
| Genel | screen f. | korumak | ||
|
His wife screened him from reporters. Karısı onu gazetecilerden korudu. More Sentences |
||||
| Genel | screen f. | göstermek | ||
|
The film will be screened for another week. Film bir hafta daha gösterilecek. More Sentences |
||||
| Genel | screen f. | taramak (iyiyi kötüden ayırt etmek amacıyla) | ||
|
Microsoft’s free webmail program also uses SmartScreen technology to screen email. Microsoft'un ücretsiz web posta programı da e-postaları taramak için SmartScreen teknolojisini kullanır. More Sentences |
||||
| Genel | screen f. | taramak | ||
|
Prevention, therefore, proper screening, saves lives and that is also the report's message. Bu nedenle önleme, yani doğru tarama hayat kurtarır ve raporun mesajı da budur. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | screen i. | ekran | ||
|
They damaged the television's screen when carrying it. Taşırken televizyonun ekranına zarar vermişler. More Sentences |
||||
| Teknik | screen i. | perde | ||
|
Someone tore the screen in the cinema. Biri sinema perdesini yırtmış. More Sentences |
||||
| Teknik | screen i. | siper | ||
|
The screen of trees was hiding the old building. Ağaçların oluşturduğu siper eski evi gizlemekteydi. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | screen i. | ekran | ||
|
They damaged the television's screen when carrying it. Taşırken televizyonun ekranına zarar vermişler. More Sentences |
||||
| Otomotiv | screen i. | perde | ||
|
Someone tore the screen in the cinema. Biri sinema perdesini yırtmış. More Sentences |
||||
| Gıda | ||||
| Gıda | screen i. | ekran | ||
|
They damaged the television's screen when carrying it. Taşırken televizyonun ekranına zarar vermişler. More Sentences |
||||
| Meteoroloji | ||||
| Meteoroloji | screen i. | siper | ||
|
The screen of trees was hiding the old building. Ağaçların oluşturduğu siper eski evi gizlemekteydi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | screen i. | görüntülük | ||
| Genel | screen i. | bölme | ||
| Genel | screen i. | sinema | ||
| Genel | screen i. | paravana | ||
| Genel | screen i. | örtü | ||
| Genel | screen i. | sırt kısmı yüksek ahşap bank | ||
| Genel | screen i. | (özellikle pencere ve kapı camları için) koruyucu plastik örtü | ||
| Genel | screen i. | elek bezi | ||
| Genel | screen i. | büyüyüp etrafı sarmış bitkiler | ||
| Genel | screen i. | (sağlık amaçlı) tarama | ||
| Genel | screen i. | (basketbolda vb.) perdeleme | ||
| Genel | screen f. | elekten/kalburdan geçirmek | ||
| Genel | screen f. | gizlemek | ||
| Genel | screen f. | örtmek | ||
| Genel | screen f. | oynatmak (film) | ||
| Genel | screen f. | siper etmek | ||
| Genel | screen f. | kamufle etmek | ||
| Genel | screen f. | kalburdan geçirmek | ||
| Genel | screen f. | eleme yapmak | ||
| Genel | screen f. | incelemek (iyiyi kötüden ayırt etmek amacıyla) | ||
| Genel | screen f. | perde ile ayırmak | ||
| Genel | screen f. | tel takmak (pencereye vb/sinek vb'ne karşı) | ||
| Genel | screen f. | elemek | ||
| Genel | screen f. | ekranda göstermek | ||
| Genel | screen f. | denetlemek | ||
| Genel | screen f. | sansürlemek | ||
| Genel | screen f. | (sağlık) taraması yapmak | ||
| Genel | screen f. | önünü kapatmak | ||
| Genel | screen f. | tarama(sın)dan geçirmek | ||
| Genel | screen f. | (hata kontrolü amacıyla) gözden geçirmek | ||
| Genel | screen s. | pencereli | ||
| Genel | screen s. | camlı | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | screen i. | ayırıcı | ||
| Teknik | screen i. | elek | ||
| Teknik | screen i. | elek örtüsü | ||
| Teknik | screen i. | ekran elek | ||
| Teknik | screen i. | filtre eleği | ||
| Teknik | screen i. | film endüstrisi | ||
| Teknik | screen i. | gözenekli yüzey | ||
| Teknik | screen i. | ızgara | ||
| Teknik | screen i. | kafes | ||
| Teknik | screen i. | kalbur | ||
| Teknik | screen i. | koruma sacı | ||
| Teknik | screen i. | madeni yağ süzgeci | ||
| Teknik | screen i. | sinema perdesi | ||
| Teknik | screen i. | süzgeç | ||
| Teknik | screen i. | süzgeç (kalıp) | ||
| Teknik | screen i. | şablon | ||
| Teknik | screen i. | tel süzgeç | ||
| Teknik | screen i. | yuvarlak delikli elek | ||
| Teknik | screen i. | (kağıt hamuru) yonga eleme makinesi | ||
| Teknik | screen i. | kağıt hamuru eleme makinesi | ||
| Teknik | screen i. | basınçlı elek | ||
| Teknik | screen i. | (tahıl) kabuk eleme makinesi | ||
| Teknik | screen i. | serigrafi | ||
| Teknik | screen i. | elektronik ekran yüzeyi | ||
| Teknik | screen i. | bilgisayar ekranında görüntülenen bilgi | ||
| Teknik | screen f. | elemeden geçirmek | ||
| Teknik | screen f. | elemek | ||
| Teknik | screen f. | ekranlamak | ||
| Teknik | screen f. | sinema makinesi ile bir perdeye yansıtmak | ||
| Teknik | screen f. | serigrafi ile basmak | ||
| Teknik | screen f. | serigraf baskı yapmak | ||
| Teknik | screen s. | serigraf | ||
| Mimarlık | ||||
| Mimarlık | screen i. | (tudor veya i. elizabeth dönemi evlerinde) kiler ile mutfağı birleştiren geçit | ||
| Mimarlık | screen i. | ara perde | ||
| Mimarlık | screen i. | kilisede koro ile cemaati birbirinden ayıran bölme | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | screen i. | elek | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | screen i. | süzgeç | ||
| Maden | ||||
| Maden | screen i. | demir çubuk veya tel ızgaraları destekleyen çerçeve | ||
| Psikoloji | ||||
| Psikoloji | screen i. | doğru hislerin fark edilmesini engelleyen şey | ||
| Psikoloji | screen i. | gerçek hisleri perdeleyen şey | ||
| Baskı Teknikleri | ||||
| Baskı Teknikleri | screen f. | (resmi) plaka üzerinden fotoğraflamak | ||
| Baskı Teknikleri | screen f. | (resmi) fon perde üzerinden fotoğraflamak | ||
| Gıda | ||||
| Gıda | screen i. | elek | ||
| Gıda | screen f. | elemek | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | screen i. | çit | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | screen i. | mıntıka koruma amacıyla düşman hattına gönderilen askeri birlik | ||
| Askeri | screen i. | hafif donanma gemilerinden oluşan birlik | ||
| Askeri | screen i. | (avcı-önleme uçaklarınca gerçekleştirilen) hava devriyesi | ||
| Askeri | screen i. | dost bölgenin savunulması amaçlı hava devriyesi | ||
| Askeri | screen i. | kamuflaj giysisi | ||
| Askeri | screen i. | kamuflaj elemanları | ||
| Askeri | screen i. | silahlı gücün fark edilmesini önleyen doğal etkenler | ||
| Spor | ||||
| Spor | screen i. | (krikette) vuruş yapan oyuncunun topu daha iyi görmesi için saha kenarlarına yerleştirilen yan düzenek | ||
| Spor | screen i. | sporcu taraması | ||
| Spor | screen f. | (futbolda rakibin) topu görmesini engellemek için önüne geçmek | ||
| Spor | screen f. | servis yönünü gizlemek için (servis oyuncusunu) önünü kapatmak | ||
| Basketbol | ||||
| Basketbol | screen i. | perdeleyen oyuncu | ||
| Basketbol | screen f. | perdelemek | ||
| Sinema | ||||
| Sinema | screen i. | göstermek (filmi) | ||
| Sinema | screen i. | sinema ekranına benzeyen şey | ||
| Sinema | screen f. | sinema filminde yansıtmak | ||
| Sinema | screen f. | sinema filminde yer vermek | ||
| Sinema | screen f. | sinema filminde göstermek | ||
| Sinema | screen f. | sinema filminde görünmek | ||
| Sinema | screen f. | filme almak | ||
| Sinema | screen f. | filmini çekmek | ||
| Sinema | screen f. | film olarak çekmek | ||
| Sinema | screen s. | hareketli resimlere ait | ||
| Sinema | screen s. | hareketli resimler ile ilgili | ||
| Sinema | screen s. | sinema filmlerine ait | ||
| Sinema | screen s. | sinema filmleri ile ilgili | ||
| Fotoğrafçılık | ||||
| Fotoğrafçılık | screen i. | negatif yapımında ve asetat görüntülemede kullanılan bir tür üç renkli mozaik | ||
| Fotoğrafçılık | screen i. | cam fotoğraf plakası | ||