trust - Türkçe İngilizce Sözlük

trust

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

trust — Definition

Anlamı ve Tanımı:
güven, emanet
Okunuş (IPA):
(AmE /trʌst/ – BrE /trʌst/)
Terim Türü:
İsim: trust (trusts); Fiil: trust (trusts – trusted – trusting)
Birine veya sisteme duyulan güven duygusu; ayrıca hukuki emanet yapısı. Eski İskandinavca traust kökünden evrilmiştir. Sosyal ilişkilerden hukuka uzanan geniş bir güven mimarisini ifade eder.
Eş Anlamlılar:
confidence, faith
Zıt Anlamlılar:
distrust, suspicion

"trust" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 62 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
trust i. güven
He set up a trust fund for both of his children.
Her iki çocuğu için de bir güven fonu oluşturdu.

More Sentences
trust f. güvenmek
She trusted her husband's judgement.
Kocasının kararlarına güveniyordu.

More Sentences
trust i. itimat
Genel
trust i. vakıf
This charitable trust works for the benefit of children in need.
Hayır amaçlı bu vakıf, ihtiyaç sahibi çocuklar yararına çalışmaktadır.

More Sentences
trust i. inanç
On that, no compromise is possible, and I trust that you share that conviction.
Bu konuda uzlaşmaya varmak mümkün değildir ve bu inancı paylaştığınıza inanıyorum.

More Sentences
trust i. emanet
We hold the goods of this earth on trust for our descendants.
Bu dünyanın mallarını torunlarımız için emanet olarak tutuyoruz.

More Sentences
trust i. güven
He set up a trust fund for both of his children.
Her iki çocuğu için de bir güven fonu oluşturdu.

More Sentences
trust i. tröst
Violations of the antitrust laws will be punished with heavy fines or prison time.
Antitröst yasalarının ihlali ağır para cezaları veya hapis ile cezalandırılacaktır.

More Sentences
trust f. inanmak
We should work much harder in this respect, and I trust the Commission will do so.
Bu konuda çok daha fazla çalışmalıyız ve Komisyon'un da bunu yapacağına inanıyorum.

More Sentences
trust f. ummak
I trust you have no complaints.
Umarım şikayetiniz yoktur.

More Sentences
trust f. emanet etmek
I trust Tom with my life.
Hayatımı Tom'a emanet ediyorum.

More Sentences
trust f. itimat etmek
Tom doesn't trust Mary any longer.
Tom artık Mary'ye itimat etmiyor.

More Sentences
trust f. güvenmek
She trusted her husband's judgement.
Kocasının kararlarına güveniyordu.

More Sentences
trust f. emin olmak
I can't trust my car to work properly.
Arabamın düzgün çalışacağından emin olamıyorum.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
trust i. emanet
We hold the goods of this earth on trust for our descendants.
Bu dünyanın mallarını torunlarımız için emanet olarak tutuyoruz.

More Sentences
trust i. güvenilir kişi
Make a list of the people you trust.
Güvendiğiniz kişilerin bir listesini yapın.

More Sentences
trust i. tröst
Violations of the antitrust laws will be punished with heavy fines or prison time.
Antitröst yasalarının ihlali ağır para cezaları veya hapis ile cezalandırılacaktır.

More Sentences
Teknik
trust i. güven
He set up a trust fund for both of his children.
Her iki çocuğu için de bir güven fonu oluşturdu.

More Sentences
trust i. tröst
Violations of the antitrust laws will be punished with heavy fines or prison time.
Antitröst yasalarının ihlali ağır para cezaları veya hapis ile cezalandırılacaktır.

More Sentences
trust f. güvenmek
She trusted her husband's judgement.
Kocasının kararlarına güveniyordu.

More Sentences
Genel
trust i. görev
trust i. sorumluluk
trust i. ümit
trust i. mütevellilik
trust i. ortaklık
trust i. inanma
trust i. umut
trust i. vazife
trust i. emniyet
trust i. tevekkül
trust i. kredi
trust i. güvenirlik
trust i. tesis
trust i. güvence
trust i. bakım
trust i. mesuliyet
trust i. koruma
trust i. mutemetlik
trust f. birine güveni olmak
trust f. veresiye vermek
trust f. kredi vermek
trust f. emniyet etmek
trust f. inancı olmak
trust f. bel bağlamak
trust f. inanç duymak
trust f. umut etmek
trust f. güven duymak
trust s. himaye altında olan
trust s. velayet altında bulunan
Ticaret/Ekonomi
trust i. iki veya daha fazla büyük firmanın tekel oluşturmak üzere birleşmeleri
trust i. kredi
trust i. mütevelli olma
trust i. mutemetlik
trust i. servet yönetimi
trust i. yeddiemin tarafından yönetilen varlık
Hukuk
trust i. mülkiyet ile kullanım hakkı olan kişiler arasındaki hukuki ilişki
trust i. mülkiyet ile kullanım hakkı olan kişiler arasındaki hukuki ilişkideki gayrimenkul
trust i. velayet
trust i. yükümlülük
Teknik
trust i. güvenme
Medikal
trust i. (ingiliz sağlık sisteminde) kendi kendini yöneten (bir grup) hastane
Eski Kullanım
trust i. güvenilirlik

"trust" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
trust institution i. vakıf kurumu
trust in god i. tevekkül
breach of trust i. emanete hıyanet
trust company i. tröst şirketi
trust deed i. vekaletname
deed of trust of a pious foundation i. vakfiye
trust and trustees i. güven ve güvenilir kişiler
brain trust i. bir grup danışman
implicit trust i. tam güven
testamentary trust i. vasiyetnameyle ilgili yetki
trust administration i. tröst yönetimi
breach of trust i. güveni bozma
a brain trust i. danışman grubu
trust companies i. tröst şirketler
feeling of trust i. güven duygusu
sense of trust i. güven duygusu
breach of trust policy i. emniyeti suistimal poliçesi
abuse of trust i. güven suistimali
abuse of trust i. güvenin kötüye kullanılması
complete trust i. sonsuz güven
eternal trust i. sonsuz güven
family trust i. aile güveni
family trust i. aileye güven
lack of trust i. güven eksikliği
level of trust i. güven düzeyi
level of trust i. güven seviyesi
holy trust i. kutsal güven
hard-earned trust i. zor kazanılmış güven
hard-won trust i. zor kazanılmış güven
loss of trust i. güven kaybı
generalized trust i. genelleştirilmiş güven
mutual trust and cooperation i. karşılıklı güven ve işbirliği
brain trust i. danışman grubu
matter of trust i. güven meselesi
issue of trust i. güven sorunu
trust building i. güven inşa etme
trust building i. güven tesis etme
measure of trust i. güven ölçüsü
element of trust i. güven unsuru
self-trust i. özgüven
self-trust i. bireyin kendine duyduğu güven
spendthrift trust i. varlık yönetim şirketi
trust in f. güvenmek
trust somebody with something f. emanet etmek
place one's trust in f. itimat etmek
earn one's trust f. güvenini kazanmak
place one's trust in f. güvenmek
trust to f. bel bağlamak
not trust f. güvenmemek
trust in god f. tevekkül etmek
put one's trust in f. itimat etmek
trust in god f. allah'a tevekkül etmek
trust to one's fists f. bileğine güvenmek
lose trust f. güven kaybetmek
put one's trust in f. güvenmek
trust in the truness of something f. doğruluğuna güvenmek
trust in the correctness of something f. doğruluğuna güvenmek
gain trust f. güven kazanmak
be based on trust f. güvene dayalı olmak
lose one's trust f. güvenini kaybetmek
develop trust f. güven yaratmak
gain one's trust f. güvenini kazanmak
lose one's trust f. birinin güvenini kaybetmek
build up trust f. güven yaratmak
earn trust f. güven kazanmak
restore trust f. güven tazelemek
place trust f. güven telkin etmek
win one's trust f. güvenini kazanmak
win trust f. güven kazanmak
place trust f. güven yaratmak
abuse someone's trust f. güvenini sarsmak
betray someone's trust f. güvenini sarsmak
abuse the trust f. güveni sarsmak
betray the trust f. güveni sarsmak
build up trust f. güvence oluşturmak
establish trust f. güvence oluşturmak
trust feelings f. hislere güvenmek
develop trust f. güven oluşturmak
build (up) trust f. güven oluşturmak
build trust f. güven tesis etmek
build up trust f. güven tesis etmek
build trust f. güven oluşturmak
build up trust f. güven oluşturmak
gain somebody's trust f. güven uyandırmak
gain somebody's trust f. güvenini kazanmak
trust one’s intuition f. sezgilerine güvenmek
trust in f. inanmak
trust to one's instincts f. iç güdülerine güvenmek
trust someone f. birisine güvenmek
establish an environment of mutual trust f. karşılıklı güven ortamı yaratmak
create an athmosphere of mutual trust f. karşılıklı güven ortamı yaratmak
create an environment of mutual trust f. karşılıklı güven ortamı yaratmak
create a mutual trust environment f. karşılıklı güven ortamı yaratmak
establish an environment that is based on mutual respect and trust f. karşılıklı saygı ve güvene dayalı bir ortam yaratmak
establish a mutual trust environment f. karşılıklı güven ortamı yaratmak
establish a mutual trust environment f. karşılıklı güven ortamı oluşturmak
establish an environment that is based on mutual respect and trust f. karşılıklı saygı ve güvene dayalı bir ortam oluşturmak
establish an environment of mutual trust f. karşılıklı güven ortamı oluşturmak
create an athmosphere of mutual trust f. karşılıklı güven ortamı oluşturmak
create an environment of mutual trust f. karşılıklı güven ortamı oluşturmak
create a mutual trust environment f. karşılıklı güven ortamı oluşturmak
not to trust everyone f. herkese güvenmemek
trust each other f. birbirine güvenmek
have trust issues f. güven sorunu yaşamak
win the trust of someone f. birinin güvenini kazanmak
win the trust of one's customers f. müşterilerinin güvenini kazanmak
establish trust f. güven oluşturmak
establish trust f. güven tesis etmek
earn their trust f. güvenlerini kazanmak
trust someone with a secret f. bir kimseye sırrını emanet etmek
put one's trust in f. güven duymak
not trust anyone f. kimseye güvenmemek
trust no one f. kimseye güvenmemek
abuse one's trust f. güvenini kötüye kullanmak
trust someone f. birine güvenmek
run in trust f. borca girmek
run in trust f. kredi çekmek
anti-trust s. tekelcilik karşıtı
on trust zf. emniyetle veresiye
on trust zf. güvenle
on trust zf. emniyetle
on trust zf. veresiye
in trust zf. himayesinde
in trust ed. gözetiminde
Öbek Fiiller
trust in f. bel bağlamak
trust with f. (birine bir şeyi) emanet etmek
trust to f. birine sorumluluk yüklemek
trust with f. (birinin değerli bir şeyi) kullanmasına izin vermek
trust (one) to (do something) f. (bir şeyi yapmak) tam (birinin) yapacağı iş olmak
trust (one) to (do something) f. (bir şeyi yapmak) tam (birine) göre bir iş olmak
trust (one) to (do something) f. (bir şeyi yapmak) tam senlik/onluk vs. bir iş olmak
trust (one) for (something) f. (birine bir şey) için güvenmek
trust for f. ödünç aldığı bir şeyi/borcu geri vereceği konusunda güvenmek
trust in (someone or something) f. (birine/bir şeye) bel bağlamak
trust in (someone or something) f. (birine/bir şeye) güvenmek
trust (someone or something) with (someone or something) f. (birini/bir şeyi birine/bir şeye) güvenip bırakmak
trust (someone or something) with (someone or something) f. (birini/bir şeyi birine/bir şeye) emanet etmek
trust for f. için güvenmek
trust (one) for (something) f. (birine) ödünç aldığı bir şeyi/borcu geri vereceği konusunda güvenmek
trust (one) for (something) f. (birine bir konuda) güvenmek
trust (someone) with (something) f. (birine) güvenip gizli (bir şeyi) söylemek
trust for f. bir konuda güvenmek
trust in (someone or something) f. (birine/bir şeye) inanmak
trust (someone) with (something) f. (birine) güvenip bir sır vermek
İfadeler
in god we trust expr. tanrıya güveniriz
trust but verify expr. güven kontrole mani değildir
trust but verify expr. itimat kontrole mani değildir
trust goes both ways expr. güven karşılıklıdır
in the trust of (someone) expr. (birinin) sorumluluğunda/sorumluluğuna
in the trust of (someone) expr. (birinin) korumasında/korumasına