vurucu - Türkçe İngilizce Sözlük

vurucu

"vurucu" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 18 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
vurucu batter i.
The batter missed the ball.
Vurucu topu kaçırdı.

More Sentences
vurucu hard-hitting s.
By compelling producers to participate in take-back schemes, this directive will be hard-hitting and effective.
Üreticileri geri alma programlarına katılmaya zorlayan bu direktif, vurucu ve etkili olacaktır.

More Sentences
Beysbol
vurucu hitter i.
Tom was the second-best hitter on the team.
Tom takımdaki en iyi ikinci vurucuydu.

More Sentences
Genel
vurucu beater i.
vurucu batsman i.
vurucu striker i.
vurucu shooter i.
vurucu wounder i.
vurucu plunker i.
vurucu hitting s.
vurucu hot s.
vurucu fell s.
vurucu percussive s.
vurucu punchy s.
Deyim
vurucu big and bold s.
Beysbol
vurucu bat i.
Müzik
vurucu hot s.
Argo
vurucu socko s.

"vurucu" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 72 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
vurucu ekip strike team i.
vurucu cevap firestorm i.
mizah unsurunun en vurucu cümlenin anlamsızlığında yattığı gülünç bir hikaye türü shaggy-dog story i.
(vurucu) atıcının yolladığı topu beklemek take strike f.
açığa vurucu revelatory s.
(tat) vurucu sprightly s.
(aroma) vurucu stout s.
esprinin vurucu sonu punchline N.
Konuşma Dili
(beyzbol) sıradaki vurucu batter up f.
Deyim
ilk vurucu darbe first blood i.
vurucu darbe first blood i.
tartışma/münakaşa esnasında direkt vurucu sözler söylememek fire (one's) pistol in the air f.
sırada hazır bekleyen vurucu on deck expr.
sıradaki vurucu on deck expr.
Teknik
vurucu kol picking stick i.
Medikal
aşağı vurucu nistagmus downbeat nystagmus i.
Askeri
uçak gemisi vurucu kuvveti carrier striking force i.
uçak gemisi vurucu kuvvetleri attack carrier striking forces i.
vurucu kuvvet striking force i.
vurucu güç striking power i.
vurucu kuvvet bölgesi striking force area i.
vurucu hız striking velocity i.
çevik stratejik vurucu kuvvet mobile strategic striking force i.
su üstü vurucu kuvvetleri surface striking forces i.
çevik vurucu kuvvet mobile striking force i.
hava vurucu kuvveti air striking force i.
kara vurucu kuvveti ground striking force i.
karma hava vurucu kuvveti composite air strike force i.
asli vurucu unsur main striking element i.
amfibi vurucu kuvvet amphibious striking force i.
amfibi vurucu gücü amphibious striking force i.
Silah/Atıcılık
vurucu yayı striker spring i.
horoz vurucu temizleyicisi hammer nose bushing i.
Spor
krikette günün oyunu bitmeden hemen önce oyuna sokulan vurucu night watchman i.
kuvvetli vurucu power hitter i.
(krikette) vurucu ile vurucuyu geçen top arasındaki yatay mesafe width i.
(top oyunlarında) vurucu lobber i.
(kriket) oyuncunun vurucu olarak oyunda kaldığı süre innings i.
(krikette) topu havaya doğru atan vurucu outswinger i.
(krikette) diğer vurucular süratle sayı yaparken savunma yapan vurucu sheet anchor i.
(krikette) kaleye doğru fırlatılmış olup vurucu tarafından havaya atılan top skyer i.
sert atış yapan vurucu slogger i.
(kriket) atış yapılan vurucu olma durumu strike i.
(kriket) belirli durumlarda atış yaptırılan vurucu part-timer i.
kalede iki vurucu varken alınan sayı partnership i.
daha vurucu darbeler yapmak outstrike f.
(krikette meydancı veya meydancı pozisyonu) vurucu çizgisinin önünde olan forward s.
(krikette hakeme sorulan) vurucu oyun dışı mı? how zf.
(krikette hakeme sorulan) vurucu oyun dışı mı? howzat! ünl.
(krikette) sağ elini kullanan vurucu rhb (right-handed batsman) kısalt.
Beysbol
beyzbolda sıkı vuruş için oyuna giren vurucu pinch hitter i.
yedek vurucu pinch hitter i.
vurucu eldiveni batting glove i.
(beyzbol) kadın vurucu batswoman i.
vurucu kaskı batting helmet i.
vurucu ve atıcı ikilisi battery i.
vurucu köşesi batter's box i.
atıcının oyun dışı bıraktığı vurucu whiff i.
üçüncü vuruşu ıskalayan bir vurucu whiffer i.
vurucu alanı box i.
takımı geride olduğunda risk almaktan kaçınan vurucu clutch hitter i.
yedek vurucu pinch-hitter i.
sert vurucu slugger i.
(vurucu) vuruş yapmadan birinci kaleye yürümek walk f.
(topu) vurucu alanının ortasına göndermek serve up f.
(topa yavaşça vuran vurucu) yerinden çıkarak atıcı ile yüz yüze gelmek square around f.
(krikette) bir sonraki vurucu atış yapabilsin diye ekarte edilmeden önce gönüllü olarak vuruş yapmayı bırakmak retire f.
hiçbir atışı sopa ile karşılanamayan (vurucu) untouchable s.
yedek vurucu ile ilişkili pinch s.
(vurucu) skor sayısından daha fazla atış yapmış durumda behind zf.
Argo
vurucu etki kick i.
vurucu şey stonker [uk] i.