canlı - Turkish English Dictionary
History

canlı



Meanings of "canlı" in English Turkish Dictionary : 131 result(s)

Turkish English
Common Usage
canlı living creature n.
canlı living being n.
canlı lively adj.
canlı vivacious adj.
canlı living adj.
canlı alive adj.
General
canlı the live n.
canlı life n.
canlı thing n.
canlı drama n.
canlı living thing n.
canlı gingery adj.
canlı humming adj.
canlı zippy adj.
canlı colorful adj.
canlı speaking adj.
canlı live adj.
canlı vibrant adj.
canlı feisty adj.
canlı spirited adj.
canlı vital adj.
canlı picturesque adj.
canlı animated adj.
canlı racy adj.
canlı frolic adj.
canlı vivid adj.
canlı exuberant adj.
canlı vivacious adj.
canlı spiritoso adj.
canlı high-spirited adj.
canlı warm adj.
canlı sparkling adj.
canlı zappy adj.
canlı driving adj.
canlı buxom adj.
canlı corky adj.
canlı smacking adj.
canlı vivace adj.
canlı eager adj.
canlı quick adj.
canlı sappy adj.
canlı riproaring adj.
canlı bright adj.
canlı living adj.
canlı lusty adj.
canlı inspired adj.
canlı exhilarated adj.
canlı forcible adj.
canlı breezy adj.
canlı mettlesome adj.
canlı mettled adj.
canlı snappy adj.
canlı colourful adj.
canlı dynamic adj.
canlı dashing adj.
canlı bouncy adj.
canlı ginger adj.
canlı mercurial adj.
canlı sporty adj.
canlı graphical adj.
canlı rousing adj.
canlı full of life adj.
canlı keen adj.
canlı bustling adj.
canlı gleamy adj.
canlı peppy adj.
canlı smart adj.
canlı glowing adj.
canlı green adj.
canlı perky adj.
canlı gamesome adj.
canlı as fresh as a daisy adj.
canlı lightsome adj.
canlı brisk adj.
canlı spry adj.
canlı exoterical adj.
canlı dramatic adj.
canlı organic adj.
canlı livelier adj.
canlı tittuppy adj.
canlı merry adj.
canlı swinging adj.
canlı springy adj.
canlı gay adj.
canlı walking adj.
canlı alive adj.
canlı expressive adj.
canlı lively adj.
canlı invigorating adj.
canlı spirituel adj.
canlı crisp adj.
canlı feeling adj.
canlı lifelike adj.
canlı chipper adj.
canlı active adj.
canlı airy adj.
canlı dewy adj.
canlı buoyant adj.
canlı invigorated adj.
canlı graphic adj.
canlı beany adj.
canlı fresh adj.
canlı zestful adj.
canlı heartsome adj.
canlı animate adj.
canlı crispy adj.
canlı hearty adj.
canlı sprightly adj.
canlı brightly adv.
canlı debonairly adv.
canlı in the flesh adv.
canlı genially adv.
canlı with prep.
Idioms
canlı as fit as a fiddle
canlı on the boil
canlı as fit as a flea
canlı hard-charging
canlı on the ball
canlı full of beans
canlı with it
Slang
canlı money
Trade/Economic
canlı buoyant
Technical
canlı live
Computer
canlı vivid
Medical
canlı viable
canlı organism
Food Engineering
canlı vibrant
Biology
canlı individual
Biochemistry
canlı bio
Linguistics
canlı animate
British Slang
canlı stomping

Meanings of "canlı" with other terms in English Turkish Dictionary : 449 result(s)

Turkish English
Common Usage
canlı bomba suicide bomb n.
canlı bomba suicide bomber
General
bir olaydan canlı kurtulmak get out alive v.
bir şeyi daha canlı bir hale getirmek liven something up v.
bir yerden canlı çıkmak make it out of somewhere alive v.
birini canlı tutmak keep someone alive v.
birşey yapmakta tez canlı davranmak be faster than a speeding bullet with something v.
canlı bir örneği olmak personify v.
canlı canlı gömmek bury alive v.
canlı canlı gömülmek be buried alive v.
canlı canlı ölmek be buried alive v.
canlı canlı yenmek be eaten alive v.
canlı çıkmak come out alive v.
canlı çıkmak get out alive v.
canlı dinlemek listen live v.
canlı hale getirmek make lively v.
canlı izlemek watch live v.
canlı kurtulmak escape with one's life v.
canlı tutmak keep alive v.
canlı yayın konuğu olarak katılmak appear as an on-air guest v.
canlı yayın konuğu olmak appear as an on-air guest v.
canlı yayınlamak broadcast live v.
canlı yayınlanmak be broadcasted live v.
ilgiyi canlı tutmak keep the interest alive v.
kalplerimizde ateşi canlı tutmak keep the flame alive in our hearts v.
kanlı canlı olmak be full of beans v.
ruhunu canlı tutmak keep the spirit of something alive v.
(canlı) hayvan koleksiyonu menagerie n.
arkadaş canlı olma amiableness n.
bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm race n.
bir yıl içinde bin kişiye düşen canlı doğum sayısı natality n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi extinction-level event (ele) n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi extinction event n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi biotic crisis n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi mass extinction n.
buruşuk-boynuzlu hırgür (hayali canlı) crumple-horned snorkack n.
canlı al carmine n.
canlı anı ember n.
canlı balık tutan tekne smack n.
canlı bilimi life science n.
canlı bitkiler the live plants n.
canlı bomba human bomb n.
canlı bomba yeleği suicide vest n.
canlı cenaze skinny n.
canlı çalınan bölüm scherzo n.
canlı dans jig n.
canlı destek live support n.
canlı doğum live birth n.
canlı doku living tissue n.
canlı dondurma bilimi cryonics n.
canlı eğlence live entertainment n.
canlı gibi görünen lifelikeness n.
canlı gösteri live show n.
canlı hayat lively life n.
canlı hayvan livestock n.
canlı hayvan koleksiyonu menagerie n.
canlı hedef human target n.
canlı hücre living cell n.
canlı hücreler living cells n.
canlı kanıt living proof n.
canlı kütle biomass n.
canlı model live model n.
canlı müzik live music n.
canlı müzik gösterisi live music show n.
canlı olma animateness n.
canlı olma animation n.
canlı olma livingness n.
canlı olma özelliği animacy n.
canlı organizma living organism n.
canlı oturum live session n.
canlı örnek personification n.
canlı pembe hot pink n.
canlı performans live session n.
canlı program live programme n.
canlı renkler vibrant colours n.
canlı renkler vibrant colors n.
canlı resim animated film n.
canlı salyangoz live snail n.
canlı sohbet live chat n.
canlı sözlük walking dictionary n.
canlı stüdyo programı live studio program n.
canlı şehir vivid city n.
canlı şekilde dans etme jigging n.
canlı tablo living picture n.
canlı televizyon programları live television programs n.
canlı türü species n.
canlı varlık organism n.
canlı varlık living creature n.
canlı varlık living being n.
canlı ve dinamik kimse devil n.
canlı ve dinç kimse hearty n.
canlı ve uyumlu materyaller biocompatible materials n.
canlı yaratıklar living creatures n.
canlı yayın a live broadcast n.
canlı yayın akışı a live broadcast stream n.
canlı yayın akışı a live broadcast streaming n.
canlı yayın arabası outside broadcast truck n.
canlı yayın konuğu on-air guest n.
canlı yayın röportajı on-air interview n.
canlı yayında küfür etme cursing on air n.
canlı yem fresh bait n.
canlı yem live bait n.
canlı yer süzgeci bell trap n.
canlı yorum running commentary n.
canlı yumurtası ovum n.
canlı yük movable load n.
canlı yük live load n.
cansızdan canlı oluşumu abiogenesis n.
dünya dışı canlı extra terrestrial n.
düşünen canlı reasonable creature n.
etçil canlı carnivore n.
hayvan koleksiyonu (canlı) menagerie n.
hem karada hem de denizde yaşayan canlı amphibian n.
melez canlı crossbreed n.
meyve ile beslenen canlı fruitarian n.
ortama uyum sağlamış canlı denizen n.
özgün canlı original n.
renkli/canlı/hareketli gece hayatı vibrant nightlife n.
seyyar canlı hayvanlar sergisi menagerie n.
soyu tükenmekte olan canlı relict n.
tarak (istiridye benzeri canlı) scollop n.
tarak (istiridye benzeri canlı) scallop n.
tarak (istridye benzeri canlı) toplama eylemi scalloping n.
tarak (istridye benzeri canlı) toplayan kimse scalloper n.
tek hücreli canlı protistan n.
tek hücreli canlı protist n.
tek hücreli canlı cinsi protist genus n.
tek hücreli canlı familyası protist family n.
türdeş canlı congener n.
uçan canlı flier n.
canlı (dişil) spirituelle adj.
canlı (renk) vibrant adj.
canlı (renk) rich adj.
canlı (yayın) live adj.
canlı canlı alive adj.
canlı doğan born alive adj.
canlı gibi lifelike adj.
canlı gibi görünen lifelike adj.
canlı olmayan non-living adj.
canlı olmayan unanimated adj.
canlı renklere sahip high-colored adj.
canlı renklere sahip high-coloured adj.
canlı ve açık seçik bir şekilde yazan graphic adj.
canlı ve neşeli bright and breezy adj.
canlı ve net graphic adj.
canlı/koyu/acı (renk) violent adj.
çok canlı overexuberant adj.
çok canlı ve neşeli exuberant adj.
daha canlı livelier adj.
daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı) naturalized adj.
daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı) naturalised adj.
diğer bir canlı içinde yaşayan endobiotic adj.
dokuz canlı very strong adj.
en canlı liveliest adj.
en tez canlı sharpest adj.
kanlı canlı lusty adj.
kanlı canlı hale and hearty adj.
kanlı canlı sanguine adj.
kanlı canlı ruddy adj.
kanlı canlı red blooded adj.
kanlı canlı full of health adj.
kanlı canlı red-blooded adj.
tez canlı impetuous adj.
tez canlı swift adj.
tez canlı restless adj.
tez canlı sharp adj.
tez canlı fast adj.
tez canlı impatient adj.
tez canlı hustling adj.
canlı biçimde vividly adv.
canlı bir biçimde colorfully adv.
canlı bir biçimde chipperly adv.
canlı bir biçimde colourfully adv.
canlı bir biçimde breezily adv.
canlı bir biçimde buxomly adv.
canlı bir biçimde (ses) vibrantly adv.
canlı bir şekilde buoyantly adv.
canlı bir şekilde bouncily adv.
canlı bir şekilde colourfully adv.
canlı bir şekilde perkily adv.
canlı bir şekilde burbly adv.
canlı bir şekilde picturesquely adv.
canlı bir şekilde spryly adv.
canlı bir şekilde colorfully adv.
canlı bir şekilde livingly adv.
canlı bir şekilde animately adv.
canlı bir şekilde sappily adv.
canlı bir şekilde gaily adv.
canlı bir şekilde briskly adv.
canlı müzik eşliğinde accompanied with live music adv.
canlı müzik eşliğinde accompanied by live music adv.
canlı olarak rousingly adv.
canlı/açık/net/detaylı graphically adv.
en canlı ve heyecanlı durumunda in a full swing adv.
Phrases
her canlı bir gün ölümü tadacaktır every living thing will die one day
Proverb
ölü bir kahraman olmaktansa, canlı bir korkak olmayı yeğlerim better a live coward than a dead hero
Colloquial
amatörlerin barlarda şarkı söyledikleri veya komedyenlik yaptıkları canlı gösteri open-mike
amatörlerin barlarda şarkı söyledikleri veya komedyenlik yaptıkları canlı gösteri open mic
amatörlerin barlarda şarkı söyledikleri veya komedyenlik yaptıkları canlı gösteri open mike
canlı hareket etmek look alive
en son nisan ayında canlı görüldü last seen alive in april
Idioms
bizi bir (canlı canlı) yemediği kaldı did everything he could 'cept eat us
canlı bir şekilde up a storm
canlı cenaze a bag of bones
canlı performans vermek go live
canlı ve azimli the cut and thrust of something
canlı ve coşkulu the cut and thrust of something
canlı yayına bağlanmak go live
çok canlı as fresh as a daisy
çok neşeli ve canlı bright-eyed and bushy tailed
çok neşeli ve canlı brighteyed and bushy tailed
dikkatli/uyanık/açıkgöz/canlı olmak be on the ball
dikkatli/uyanık/açıkgöz/canlı olmak have on the ball
dikkatli/uyanık/açıkgöz/canlı olmak have something on the ball
ilgisini canlı tutmak hold someone's attention
ilgisini canlı tutmak keep someone's attention
ilgiyi canlı tutmak keep the pot boiling
kanlı canlı olmak be full of beans
kedi gibi dokuz canlı a cat has nine lives
kedi gibi dokuz canlı like a cat with nine lives
tez canlı a live wire
Speaking
canlı kanıtıyım i am living proof
canlı yayındasınız you're on the air
onu yaşarken/canlı gören son insanlar the last people to see him alive
Slang
canlı cenaze living corpse
canlı ceset living corpse
küçük canlı beastie
Trade/Economic
belli bir yetişme alanındaki canlı varlıkların miktarı biomass
canlı hayvan livestocks
canlı hayvan piyasası stockyard
canlı hayvan taciri livestock dealer
canlı hayvan taciri livestock trader
canlı hayvan taciri livestock merchant
canlı hesap living account
canlı kredi performing loan
canlı piyasa buoyant market
canlı satış hot sale
canlı ticaret brisk trade
canlı varlık biological asset
canlı varlıklar grubu group of biological assets
canlı yayın live presentation
canlı yayın ihalesi bidding for the rights to broadcast the matches live
fiyatların yükseldiği talebin canlı olduğu piyasa bull market
iktisadi faaliyetlerin en canlı olduğu zaman all-time high
piyasadaki canlı olduğu gün red letter day
Law
canlı canlı gömme defossion
canlı olarak gömme burying alive
canlı oyun legit
Politics
canlı bomba human bomb
canlı kalkan human shield
Institutes
türk geldi tesisleri canlı hayvan deposu livestock warehouse of türk geldi facilities
Media
canlı (yayın vb) on air
canlı (yayın) on-air
canlı yayın a live broadcast
canlı yayın/program/haber live feed
Technical
aşırı canlı hyperactive
canlı aks live axle
canlı buhar live steam
canlı güç keep alive power
canlı hafıza kam -keep alive memory
canlı hayvan nakliye aracı livestock carrier
canlı madde living substance
canlı öldürücü biocide
canlı program live program
canlı renk vivid color
canlı stüdyo yayını live studio program
canlı tarama livescan
canlı tarama live scan
canlı taşıyan uydu biosatellite
canlı tutma arkı keep-active arc
canlı tutma devresi keep-alive circuit
canlı web verisi live web data
canlı yayın aracı outside broadcast vehicle
canlı yayın aracı outside broadcast truck
canlı yük movable load
canlı yük live load
dünyanın canlı organizmaların yaşayabilecekleri parçası life layer
hava kaynaklı canlı partikül sayımı air -born viable particulate count
ışıl canlı photobiotic
tehlike oluşturacak canlı kısımlar hazardous-live-parts
tehlikeli canlı parçalar hazardous-live-parts
uca bağlı canlı molekülü tip-bound biomolecule
vücudun sabit bir sıcaklıkta tutulması (canlı hayvanlarda) caloricity
yaşamla ve canlı şeylerle ilgili bio
Computer
bilgisayarında yaptığı etkinlikleri (özellikle de video oyunlarını) çevrimiçi bir izleyici kitlesine canlı olarak aktaran kişi streamer
canlı mod vivid mode
canlı pencere live window
canlı renkler vivid colors
canlı resim vivid graph
canlı seminerler live seminars
canlı veri live data
canlı yayınlanan söyleşi live-streamed conversation
canlı/resim vivid/graph
internet üzerinden canlı olarak yayınlamak stream
net ve canlı renkli grafikler crisp and vibrant color graphics
Informatics
canlı imleç animated cursor
canlı tutma devresi keep-alive circuit
Electric
canlı tutma arkı keep-alive arc
Television
3 boyutlu canlı efektler live 3d effects
canlı program live programme
canlı stüdyo yayını live studio programme
canlı stüdyo yayını live studio program
canlı yayın live transmission
canlı yayın live performance
canlı yayın live presentation
canlı yayın a live broadcast
canlı yayın live remote
canlı yayın live
Automotive
canlı hafıza keep alive memory
hafızayı canlı tutmak keep alive memory
Traffic
canlı ağaç siper living tree fence
Marine
canlı doku organisms attaching
canlı şamandıra gong buoy
canlı şamandıra bell buoy
Medical
antikor üretilmesi için vücuda canlı virüs veya bakterilerin aşılanması active vaccination
aşılanan canlı doku implant
bir başka canlı türünden alınıp insana nakledilen organ xenotransplant
bir başka canlı türünden insana yapılan organ nakli xenotransplantation
canlı akraba donörü lrd (living related donor)
canlı aşı suşu live vaccine strain
canlı bant living bandage
canlı bir bireyde beynin sanal diseksiyonu virtual dissection of the living human brain
canlı canlı gömülme korkusu fear of being buried alive
canlı canlı gömülme korkusu taphephobia
canlı canlı gömülme korkusu taphophobia
canlı dışındaki deney ortamında in vitro
canlı doğum live birth
canlı doku living tissue
canlı doku eşdeğeri living tissue equivalent
canlı donör living donor
canlı donör karaciğer transplantasyonu living donor liver transplantation
canlı hayvanı deneysel amaçla ameliyat etme vivisection
canlı ile uyumlu materyaller biocompatible materials
canlı organ bağışı living organ donation
canlı organizma yükü bioburden
canlı verici living donor
canlı vericilerden karaciğer transplantasyonu partial liver transplantation from living donors
canlı yetişkin verici adult living donor
canlı zehir bilimi toxinology
canlı/organizma dışında ex vivo
deney için canlı hayvan kesme vivisection
hava kaynaklı canlı mikroorganizma viable airborne microorganisms
insan vücudunun canlı olup olmadığının tespiti için muayenesi bioscopy
özofagusta yerleşmiş canlı sülük living leech in the oesophagus
toplam canlı aerobik sayımı total viable aerobic count
Psychology
canlı canlı gömülme fobisi fear of being buried alive
canlı canlı gömülme fobisi taphephobia
canlı canlı gömülme korkusu taphophobia
canlı canlı gömülme korkusu taphephobia
canlı manyetizması animal magnetism
uyanık görülen canlı rüya wake initiated lucid dream
Mental Health
canlı canlı gömülme korkusu taphephobia
canlı canlı gömülme korkusu fear of being buried alive
Dentistry
canlı diş vital tooth
Pathology
biri canlı diğeri ölü ikiz doğum twins one liveborn and one stillborn
canlı ikiz doğum twins both liveborn
tek canlı doğum single live birth
Food Engineering
başka bir canlı içinde yaşayan endobiyotik
başka bir canlı içinde yaşayan endobiyotic
canlı dışında in vitro
canlı fakat kültürü yapılamayan viable but non-culturable
canlı hücre viable cell
canlı içinde in vivo
canlı kalma eğrisi survival curve
canlı kalma oranı survival rate
gıda değeri olan canlı hayvanlar edible animals
Biology
atalara ait, türün diğer fertlerinde görülmeyen bazı özellikleri üzerinde taşıyan canlı throwback
belli bir canlı grubunun ilk şeklinden bugünkü şekline kadar geçirdiği tarihsel aşama phylogenesis
besinlerini canlı olmayan ölü organik maddelerden temin eden organizma saprobe
biyolojik bir organizmaya canlı kalmasına elverişli bir ortam sağlayan kap bio-pak
canlı bakteri viable bacteria
canlı doku aşılama implantation
canlı dokuların boya tutucu hücreleri reticuloendothelial system
canlı elektrikliliği bioelectricity
canlı ile uyumlu materyaller biocompatible materials
canlı karbondioksit ölçeri biometer
canlı kökenli biogenous
canlı madde living matter
canlı tehlike biohazard
canlı topluluğu biome
canlı türleri species
canlı varlık organism
canlı varlıklar ile çevreleri arasandaki enerji dönüşümlerini inceleyen bilim dalı bioenergetics
canlı virüs live virus
cansızdan canlı oluşumu abiogenesis
doğmakta olan (canlı vb) aborning
embriyo gelişimi sırasında amniyon zarı olan canlı amniote
hayvan, bitki ya da mantar olarak değerlendirilemeyen ökaryot canlı protist
suda veya yosunda bulunan mikroskopik canlı tardigrade
tek başına yaşayan canlı individual
toplam canlı bakteri sayımı total viable count
Biochemistry
canlı dışı in vitro
canlı içi in vivo
Marine Biology
canlı ağırlık live weight
canlı balık avlayanlar carnivorous
canlı doğuranlar livebearer
canlı doğuranların erkeklerinin dişilerinin içine sperm koymakta kullandığı uzun bir görünüme sahip gonopodia
canlı doğurma live-bearing
canlı doğurma ovoviviparity
canlı kaya live rock
canlı kaya ve protein skimmer kullanılarak yapılan biyolojik filtrasyon yöntemi berlin method of filtration
canlı oranı vital rates
canlı taban live bottom
canlı yem live bait
canlı-doğurucu internal live bearer
ilkel canlı procaryote
yumurtaların balığın vücuduna döllendiği ve yavrularını canlı olarak dünyaya getiren balık türü livebearer
Astronomy
gezegenlerdeki canlı yaşamını incelyen bilim astrobiology
Zoology
aynı soydan gelen canlı clade
büyük parça veya organizma yiyebilen canlı macrophagous
canlı madde living substance
filum koluna ait bir süngerimsi canlı familyası cnida
filum koluna ait süngerimsi canlı familyası cnidaria
hamster'dan biraz daha büyük olan kemirgen bir canlı ginepig
olası düşmanlarına karşı renk gibi özel savunma mekanizmasına sahip olan canlı aposematic
sadece bitkiyle beslenen canlı herbivore
ücut ısısı çevre şartlarına göre değişim gösteren canlı ectotherm
ücut ısısı çevre şartlarına göre değişim gösteren canlı poikilotherm
vücut ısısı içinde bulunduğu ortama tabi olan canlı poikilotherm
vücut ısısı içinde bulunduğu ortama tabi olan canlı ectotherm
Breeding
canlı hayvan livestock
canlı hayvan nakliyecisi livestock carrier
canlı ve kesilmiş hayvan live stock and dead meat
kesimde canlı ağırlık live weight at slaughter
Fishery
canlı yakalama wild-capture
Social Sciences
araştırmalarda canlı hayvan kullanımına karşı olan kimse antivivisectionist
canlı hayvanlar üzerinde deney yapılması aleyhtarlığı antivivisection
Linguistics
canlı adı animate noun
Philosophy
maddenin canlı olduğunu veya madde ile hayatın birbirinden ayrılmazlığını ileri süren düşünüş hylozoism
maddenin canlı olduğunu veya madde ile hayatın birbirinden ayrılmazlığını ileri süren düşünüş panvitalism
toplumun işlevinin ancak canlı organizmaların doğasıyla kurulacak analoji ile anlaşılabileceğini öne süren görüş organic analogy
Environment
belli bir doğal ortam ve iklimdeki bütün canlı organizmalardan oluşan karmaşık topluluk biome
mikroskobik canlı microscopic creature
Meteorology
hem suda hem de karada yaşayan canlı semiaquatic
Geology
su ile alakalı canlı sistemi aquatic ecosystem
tatlı ve tuzlu sularda canlı üretimini arttırma aquaculture
Military
canlı prova live testing
Sport
resmi canlı derece sistemi/göstergesi official live timing
Basketball
topun canlı olduğu zamanı azaltmaya çalışmak delay of game
Music
canlı performans live performance
canlı yayın live performance
Painting
canlı model living model
Cinema
(gerçek oyuncularla çekilmiş) canlı çekim live-action
canlı resim animated carton
canlı resim animate carton
canlı resim alıcısı animation camera
canlı şema animated diagram
Mythology
dionysus mitine göre canlı hayvanın eti parçalanarak kurban edilmesi sparagmos
British Slang
(para) canlı dough