canlı - Turkish English Dictionary
History

canlı



Meanings of "canlı" in English Turkish Dictionary : 130 result(s)

Turkish English
Common Usage
canlı living creature n.
canlı living being n.
canlı lively adj.
canlı vivacious adj.
canlı living adj.
canlı alive adj.
General
canlı the live n.
canlı life n.
canlı thing n.
canlı living thing n.
canlı drama n.
canlı zippy adj.
canlı colorful adj.
canlı quick adj.
canlı smacking adj.
canlı vivace adj.
canlı sappy adj.
canlı riproaring adj.
canlı bright adj.
canlı living adj.
canlı lusty adj.
canlı inspired adj.
canlı exhilarated adj.
canlı forcible adj.
canlı breezy adj.
canlı mettlesome adj.
canlı mettled adj.
canlı snappy adj.
canlı eager adj.
canlı spirited adj.
canlı vital adj.
canlı picturesque adj.
canlı animated adj.
canlı racy adj.
canlı frolic adj.
canlı vivid adj.
canlı exuberant adj.
canlı vivacious adj.
canlı spiritoso adj.
canlı high-spirited adj.
canlı warm adj.
canlı sparkling adj.
canlı zappy adj.
canlı driving adj.
canlı buxom adj.
canlı corky adj.
canlı gingery adj.
canlı humming adj.
canlı speaking adj.
canlı live adj.
canlı vibrant adj.
canlı feisty adj.
canlı colourful adj.
canlı dynamic adj.
canlı dashing adj.
canlı bouncy adj.
canlı ginger adj.
canlı mercurial adj.
canlı sporty adj.
canlı graphical adj.
canlı rousing adj.
canlı full of life adj.
canlı keen adj.
canlı bustling adj.
canlı gleamy adj.
canlı peppy adj.
canlı smart adj.
canlı glowing adj.
canlı green adj.
canlı perky adj.
canlı gamesome adj.
canlı as fresh as a daisy adj.
canlı lightsome adj.
canlı brisk adj.
canlı spry adj.
canlı exoterical adj.
canlı dramatic adj.
canlı organic adj.
canlı livelier adj.
canlı tittuppy adj.
canlı merry adj.
canlı swinging adj.
canlı springy adj.
canlı gay adj.
canlı walking adj.
canlı alive adj.
canlı expressive adj.
canlı lively adj.
canlı invigorating adj.
canlı spirituel adj.
canlı crisp adj.
canlı feeling adj.
canlı lifelike adj.
canlı chipper adj.
canlı active adj.
canlı airy adj.
canlı dewy adj.
canlı buoyant adj.
canlı invigorated adj.
canlı graphic adj.
canlı beany adj.
canlı fresh adj.
canlı zestful adj.
canlı heartsome adj.
canlı animate adj.
canlı crispy adj.
canlı hearty adj.
canlı sprightly adj.
canlı brightly adv.
canlı genially adv.
canlı in the flesh adv.
canlı debonairly adv.
canlı with prep.
Idioms
canlı as fit as a fiddle
canlı on the boil
canlı as fit as a flea
canlı hard-charging
canlı full of beans
canlı on the ball
canlı with it
Slang
canlı money
Trade/Economic
canlı buoyant
Technical
canlı live
Computer
canlı vivid
Medical
canlı viable
canlı organism
Food Engineering
canlı vibrant
Biochemistry
canlı bio
Linguistics
canlı animate
British Slang
canlı stomping

Meanings of "canlı" with other terms in English Turkish Dictionary : 200 result(s)

Turkish English
Common Usage
canlı bomba suicide bomb n.
canlı bomba suicide bomber
General
bir olaydan canlı kurtulmak get out alive v.
bir şeyi daha canlı bir hale getirmek liven something up v.
bir yerden canlı çıkmak make it out of somewhere alive v.
birini canlı tutmak keep someone alive v.
birşey yapmakta tez canlı davranmak be faster than a speeding bullet with something v.
canlı bir örneği olmak personify v.
canlı canlı gömmek bury alive v.
canlı canlı gömülmek be buried alive v.
canlı canlı ölmek be buried alive v.
canlı canlı yenmek be eaten alive v.
canlı çıkmak come out alive v.
canlı çıkmak get out alive v.
canlı dinlemek listen live v.
canlı hale getirmek make lively v.
canlı izlemek watch live v.
canlı kurtulmak escape with one's life v.
canlı tutmak keep alive v.
canlı yayın konuğu olarak katılmak appear as an on-air guest v.
canlı yayın konuğu olmak appear as an on-air guest v.
canlı yayınlamak broadcast live v.
canlı yayınlanmak be broadcasted live v.
ilgiyi canlı tutmak keep the interest alive v.
kalplerimizde ateşi canlı tutmak keep the flame alive in our hearts v.
kanlı canlı olmak be full of beans v.
ruhunu canlı tutmak keep the spirit of something alive v.
(canlı) hayvan koleksiyonu menagerie n.
arkadaş canlı olma amiableness n.
bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm race n.
bir yıl içinde bin kişiye düşen canlı doğum sayısı natality n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi extinction-level event (ele) n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi extinction event n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi biotic crisis n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi mass extinction n.
buruşuk-boynuzlu hırgür (hayali canlı) crumple-horned snorkack n.
canlı al carmine n.
canlı anı ember n.
canlı balık tutan tekne smack n.
canlı bilimi life science n.
canlı bitkiler the live plants n.
canlı bomba human bomb n.
canlı bomba yeleği suicide vest n.
canlı cenaze skinny n.
canlı çalınan bölüm scherzo n.
canlı dans jig n.
canlı destek live support n.
canlı doğum live birth n.
canlı doku living tissue n.
canlı dondurma bilimi cryonics n.
canlı eğlence live entertainment n.
canlı gibi görünen lifelikeness n.
canlı gösteri live show n.
canlı hayat lively life n.
canlı hayvan livestock n.
canlı hayvan koleksiyonu menagerie n.
canlı hedef human target n.
canlı hücre living cell n.
canlı hücreler living cells n.
canlı kanıt living proof n.
canlı kütle biomass n.
canlı model live model n.
canlı müzik live music n.
canlı müzik gösterisi live music show n.
canlı olma livingness n.
canlı olma özelliği animacy n.
canlı organizma living organism n.
canlı oturum live session n.
canlı örnek personification n.
canlı pembe hot pink n.
canlı performans live session n.
canlı program live programme n.
canlı renkler vibrant colours n.
canlı renkler vibrant colors n.
canlı resim animated film n.
canlı salyangoz live snail n.
canlı sohbet live chat n.
canlı sözlük walking dictionary n.
canlı stüdyo programı live studio program n.
canlı şehir vivid city n.
canlı şekilde dans etme jigging n.
canlı tablo living picture n.
canlı televizyon programları live television programs n.
canlı türü species n.
canlı varlık organism n.
canlı varlık living creature n.
canlı varlık living being n.
canlı ve dinamik kimse devil n.
canlı ve dinç kimse hearty n.
canlı ve uyumlu materyaller biocompatible materials n.
canlı yaratıklar living creatures n.
canlı yayın a live broadcast n.
canlı yayın akışı a live broadcast stream n.
canlı yayın akışı a live broadcast streaming n.
canlı yayın arabası outside broadcast truck n.
canlı yayın konuğu on-air guest n.
canlı yayın röportajı on-air interview n.
canlı yayında küfür etme cursing on air n.
canlı yem fresh bait n.
canlı yem live bait n.
canlı yer süzgeci bell trap n.
canlı yorum running commentary n.
canlı yumurtası ovum n.
canlı yük movable load n.
canlı yük live load n.
cansızdan canlı oluşumu abiogenesis n.
dünya dışı canlı extra terrestrial n.
düşünen canlı reasonable creature n.
etçil canlı carnivore n.
hayvan koleksiyonu (canlı) menagerie n.
hem karada hem de denizde yaşayan canlı amphibian n.
melez canlı crossbreed n.
meyve ile beslenen canlı fruitarian n.
ortama uyum sağlamış canlı denizen n.
özgün canlı original n.
renkli/canlı/hareketli gece hayatı vibrant nightlife n.
seyyar canlı hayvanlar sergisi menagerie n.
soyu tükenmekte olan canlı relict n.
tarak (istiridye benzeri canlı) scollop n.
tarak (istiridye benzeri canlı) scallop n.
tarak (istridye benzeri canlı) toplama eylemi scalloping n.
tarak (istridye benzeri canlı) toplayan kimse scalloper n.
tek hücreli canlı protistan n.
tek hücreli canlı protist n.
tek hücreli canlı cinsi protist genus n.
tek hücreli canlı familyası protist family n.
türdeş canlı congener n.
uçan canlı flier n.
canlı (dişil) spirituelle adj.
canlı (renk) vibrant adj.
canlı (renk) rich adj.
canlı (yayın) live adj.
canlı canlı alive adj.
canlı doğan born alive adj.
canlı gibi lifelike adj.
canlı gibi görünen lifelike adj.
canlı olmayan non-living adj.
canlı olmayan unanimated adj.
canlı renklere sahip high-colored adj.
canlı renklere sahip high-coloured adj.
canlı ve açık seçik bir şekilde yazan graphic adj.
canlı ve neşeli bright and breezy adj.
canlı ve net graphic adj.
canlı/koyu/acı (renk) violent adj.
çok canlı overexuberant adj.
çok canlı ve neşeli exuberant adj.
daha canlı livelier adj.
daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı) naturalized adj.
daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı) naturalised adj.
diğer bir canlı içinde yaşayan endobiotic adj.
dokuz canlı very strong adj.
en canlı liveliest adj.
en tez canlı sharpest adj.
kanlı canlı lusty adj.
kanlı canlı hale and hearty adj.
kanlı canlı sanguine adj.
kanlı canlı ruddy adj.
kanlı canlı red blooded adj.
kanlı canlı full of health adj.
kanlı canlı red-blooded adj.
tez canlı impetuous adj.
tez canlı swift adj.
tez canlı restless adj.
tez canlı sharp adj.
tez canlı fast adj.
tez canlı impatient adj.
tez canlı hustling adj.
canlı biçimde vividly adv.
canlı bir biçimde colorfully adv.
canlı bir biçimde chipperly adv.
canlı bir biçimde colourfully adv.
canlı bir biçimde breezily adv.
canlı bir biçimde buxomly adv.
canlı bir biçimde (ses) vibrantly adv.
canlı bir şekilde buoyantly adv.
canlı bir şekilde bouncily adv.
canlı bir şekilde colourfully adv.
canlı bir şekilde perkily adv.
canlı bir şekilde burbly adv.
canlı bir şekilde picturesquely adv.
canlı bir şekilde spryly adv.
canlı bir şekilde colorfully adv.
canlı bir şekilde livingly adv.
canlı bir şekilde animately adv.
canlı bir şekilde sappily adv.
canlı bir şekilde gaily adv.
canlı bir şekilde briskly adv.
canlı müzik eşliğinde accompanied with live music adv.
canlı müzik eşliğinde accompanied by live music adv.
canlı olarak rousingly adv.
canlı/açık/net/detaylı graphically adv.
en canlı ve heyecanlı durumunda in a full swing adv.
Phrases
her canlı bir gün ölümü tadacaktır every living thing will die one day
Proverb
ölü bir kahraman olmaktansa, canlı bir korkak olmayı yeğlerim better a live coward than a dead hero
Colloquial
amatörlerin barlarda şarkı söyledikleri veya komedyenlik yaptıkları canlı gösteri open-mike
amatörlerin barlarda şarkı söyledikleri veya komedyenlik yaptıkları canlı gösteri open mic
amatörlerin barlarda şarkı söyledikleri veya komedyenlik yaptıkları canlı gösteri open mike
canlı hareket etmek look alive
en son nisan ayında canlı görüldü last seen alive in april
Idioms
bizi bir (canlı canlı) yemediği kaldı did everything he could 'cept eat us