bahane - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

bahane



Bedeutungen von dem Begriff "bahane" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 37 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
bahane pretext n.
bahane excuse n.
General
bahane cloak n.
bahane guise n.
bahane rationalization n.
bahane salvo n.
bahane out n.
bahane evasion n.
bahane shift n.
bahane cop out n.
bahane excuse n.
bahane rise n.
bahane subterfuge n.
bahane blind n.
bahane veil n.
bahane cavil n.
bahane plea n.
bahane putoff n.
bahane allegation n.
bahane peg n.
bahane cover n.
bahane essoin n.
bahane pretence n.
bahane pretense n.
bahane handle n.
bahane pretex n.
bahane cop-out n.
bahane put-off n.
bahane stalking-horse n.
bahane rationalisation n.
bahane humbuggery n.
Colloquial
bahane bone in (one's) leg [obsolete] n.
bahane a bone in your leg (or head) n.
bahane a song and dance n.
bahane stalking-horse n.
Law
bahane colour n.
bahane color n.

Bedeutungen, die der Begriff "bahane" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 78 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
bahane bulmak rationalize v.
bahane etmek pretend v.
uydurmak (bahane) manufacture v.
bahane etmek allege v.
bahane etmek plead v.
bahane uydurmak find a pretext v.
bahane uydurmak feign an excuse v.
bahane uydurmak concoct an excuse v.
bahane aramak cavil v.
bahane bulmak find a pretext v.
bahane aramak seek a pretext v.
bahane uydurmak allege an excuse v.
bahane etmek pretending v.
bahane göstermek give as a pretext v.
bahane uydurmak make up an excuse v.
bahane göstermek provide somebody with an excuse v.
bahane göstermek give something as an excuse v.
bahane göstermek make up an excuse v.
bahane uydurmak pretext v.
bahane uydurmak allege as a pretext v.
bahane üretmek allege as a pretext v.
bahane üretmek pretext v.
bahane bulmak rationalise v.
ırksal nedenleri bahane ederek saldırı yapmak race-bait v.
sudan bahane lame excuse n.
bahane ile oyalama foot dragging n.
kötü bahane pathetic excuse n.
uzun uzadıya yapılan açıklama veya bahane song and dance n.
tartışmaya bahane arayan kimse caviler n.
tartışmaya bahane arayan kimse caviller n.
bahane arayan caviling adj.
bahane arama caviling adj.
ufak (bir bahane) slight adj.
bahane arama cavilling adj.
bahane arayan cavilling adj.
bahane ederek on the excuse that adv.
bahane ederek on the pretext that adv.
bahane arar şekilde cavilingly adv.
Phrases
en ufak bahane ile on the slightest pretext
Colloquial
uzun uzadıya yapılan açıklama veya bahane a song and dance
Idioms
birini bahane etmek use someone as an excuse v.
bir şeyi bahane etmek use something as an excuse v.
üşengeçlik yüzünden uydurulan anlamsız bahane bone in (one's) leg [obsolete] n.
üşengeçlik yüzünden uydurulan anlamsız bahane a bone in your leg (or head) n.
asıl meseleye girmek için kullanılan bahane/vesile/fırsat a peg to hang a matter on n.
kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane stick to beat (someone or something) with n.
kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane a rod to beat somebody with n.
kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane a stick to beat somebody with n.
söylenmek/eleştirmek için bahane stick to beat (someone or something) with n.
söylenmek/eleştirmek için bahane a stick with which to beat someone [brit] n.
asıl derdini anlatmak için bir şeyi bahane olarak kullanmak a peg on which to hang (something) n.
asıl derdini anlatmak için bir şeyi bahane olarak kullanmak a peg on which to hang something n.
asıl derdini anlatmak için bir şeyi bahane olarak kullanmak a peg to hang (something) on n.
(birini) azarlamak/paylamak için bahane stick to beat (someone or something) with n.
bahane ederek azarlama/paylama stick to beat (someone or something) with n.
(birini) azarlamak/paylamak için bahane a rod to beat somebody with n.
bahane ederek azarlama/paylama a rod to beat somebody with n.
(birini) azarlamak/paylamak için bahane a stick to beat somebody with n.
bahane ederek azarlama/paylama a stick to beat somebody with n.
(birini) azarlamak/paylamak için bahane a stick to beat someone with [uk] n.
bahane ederek azarlama/paylama a stick to beat someone with [uk] n.
(birini) azarlamak/paylamak için bahane a stick with which to beat someone [uk] n.
bahane ederek azarlama/paylama a stick with which to beat someone [uk] n.
bana bahane gösterme but me no buts n.
sudan bahane lame excuse
sudan bahane thin excuse
sudan bahane sorry excuse
(birisine) inandırıcı olmayan bir bahane sunmak give someone a song and dance
hasta olduğunu söyleyip (ya da bahane edip) işe gitmemek call in sick
hasta olduğunu söyleyip (ya da bahane edip) işe gitmemek report in sick
kaçış için bahane ticket
Speaking
bütün gece hasta bir arkadaşla ilgilenmek zorunda kaldım (bahane olarak söylenir) I was up all night with a sick friend expr.
bahane bulunmaz beyond exception expr.
bahane üretmeyi kes stop making excuses expr.
daha fazla bahane duymak istemiyorum i want to hear no more excuses
daha fazla bahane duymak istemiyorum i don't want to hear any more excuses
Psychology
bahane bulmak rationalise v.
Archaic
yersiz bahane cavillation n.