cold - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

cold

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "cold" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 30 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
cold n. soğukluk
cold adj. soğukkanlı
cold adj. soğuk
General
cold n. nezle
cold n. ingin
cold n. bürudet
cold n. üşüme
cold n. soğuk algınlığı
cold n. nevazil
cold n. soğukalgınlığı
cold adj. donuk
cold adj. yapmacık
cold adj. baygın
cold adj. şuursuz
cold adj. kaçınılmaz
cold adj. üşümüş
cold adj. duygusuz
cold adj. bayat
cold adj. nesnel
cold adj. itici
cold adj. antipatik
cold adj. sakin
cold adj. sıkıcı
cold adj. soğuk
cold adj. soğutulmuş
cold adj. soğumuş
Technical
cold soğukluk
cold soğuk
Medical
cold ingin
Meteorology
cold soğuk

Bedeutungen, die der Begriff "cold" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
cold blood n. soğukkanlılık
General
catch cold v. soğuk almak
leave someone out in the cold v. birine hiçbir şey vermemek
be very cold v. kıkırdamak
give somebody the cold shoulder v. yüz vermemek
get cold v. soğuklaşmak
turn cold v. ayaza çekmek
give somebody a cold shoulder v. ağırsamak
give somebody the cold shoulder v. soğuk davranmak
get cold v. soğumak
pour cold water on v. tenkit etmek
leave someone out in the cold v. birine hiç haber vermemek
come down with a cold v. nezle olmak
be cold v. üşümek
become cold v. soğumak
feel cold v. üşümek
be left out in the cold v. cascavlak kalmak
know something cold v. bir şeyi eksiksiz bir şekilde bilmek
feel very cold v. buz kesmek
throw cold water over v. pişmiş aşa su katmak
be very cold v. içi titremek
be out in the cold v. açıkta kalmak
catch cold v. nezle olmak
spend the night out in the cold v. ayazlamak
give someone the cold shoulder v. birine soğuk davranmak
get the cold shoulder v. soğuk bir karşılık almak
become cold v. ayazlamak
give someone a cold welcome v. birini soğuk karşılamak
get cold feet v. çekinmek
catch a cold v. nezle olmak
throw cold water over (an idea/a plan) v. pişmiş aşa su katmak
have cold feet v. çekinmek
blow hot and cold about v. bir dediği bir dediğine uymamak
feel very cold v. çivi kesmek
cause to feel cold v. üşütmek
throw cold water on v. eleştirerek bir şeyin çekiciliğini azaltmak
get the cold shoulder v. soğuk bir şekilde karşılanmak
be very cold v. eli ayağı buz kesilmek
throw cold water over v. tenkit etmek
blow hot and cold v. bir dediği bir dediğine uymamak
catch cold v. üşütmek
get cold feet v. korkmak
make one's blood run cold v. dehşete düşürmek
throw cold water over v. hevesini kırmaya çalışmak
give someone the cold shoulder v. pas vermemek
drink cold v. soğuk içmek
go cold turkey v. bir anda bir alışkanlıktan vazgeçmek
drink cold water v. soğuk su içmek
make someone's blood run cold v. kanını dondurmak
make someone's blood run cold v. tüylerini diken diken etmek
dress down the waiter for bringing cold soup v. soğuk çorba getirdiği için garsonu haşlamak
bring cold soup v. soğuk çorba servis etmek
(coffee) go cold v. kahve soğumak
(coffee) get cold v. kahve soğumak
(one's coffee) go cold v. kahvesi soğumak
(one's coffee) get cold v. kahvesi soğumak
drink something cold v. soğuk bir şeyler içmek
catch a cold v. şifayı kapmak
drink something cold v. soğuk birşeyler içmek
(one's finger) be numb with the cold v. soğuktan parmakları uyuşmak
one's teeth chatter from the cold v. soğuktan dişleri takırdamak/zangırdamak
one's teeth chatter from the cold v. soğuktan dişleri birbirine vurmak
be blue with cold v. soğuktan morarmak
have a cold v. şifayı kapmak
have a cold v. soğuk almak
have a cold v. nezle olmak
be out in the cold for hours v. saatlerce soğukta dışarıda kalmak
keep/leave/put someone out in the cold v. birini soğukta dışarıda bekletmek/tutmak/bırakmak
go cold at one point v. bir yerden sonra soğumak
apply a cold compress v. soğuk kompres uygulamak
catch a cold v. soğuk algınlığına yakalanmak
shiver with cold v. soğuktan titremek
shiver from cold v. soğuktan titremek
tremble with cold v. soğuktan titremek
quiver with cold v. soğuktan titremek
have a cold sore on one's lip v. dudağında uçuk çıkmak
cold cuts n. sosis
cold frame n. limonluk
forcing to wait on cold floor n. soğuk zeminde bekletme
cold fish n. frigo
cold stewed fruit n. komposto
cold wave n. soğuk dalgası
cold sweet n. soğukluk
squirting cold water n. soğuk su sıkma
cold storage depot n. soğuk hava deposu
common cold n. nevazil
cold fish n. soğuk balık
cold work n. soğuk iş
mass of cold air n. soğuk hava kütlesi
cold steel n. süngü
cold snap n. havanın aniden soğuması
cold weather n. soğuk hava
cold white beans vinaigrette n. pilaki
cold cuts n. söğüş et
cold snap n. ani soğuk
cold mirror reflector n. soğuk yansıtıcı
cold isostatic pressing n. soğuk izostatik pres
cold cream n. cilt kremi
becoming cold n. soğuma
common cold n. nezle
cold sore n. uçuk
perishing cold n. dondurucu soğuk
a cold fish n. buzdolabı
cold chisel n. demirci keskisi
cold sweat n. soğuk ter
cold war n. soğuk savaş
cold cream n. yüz kremi
cold chisel n. keski kalemi
cold meat n. söğüş
cold fish n. soğuk kimse
cold soil n. soğuk toprak
dry cold n. kuru soğuk
cold flow n. soğuk akış
cold snap n. aniden gelen soğuk hava
squirting pressurized cold water n. basınçlı su sıkma
cold cuts n. söğüş
head cold n. ingin
cold steel n. kılıç
cold light n. ısısız ışık
severe winter cold n. kış kıyamet
moderately cold n. yumuşak soğuk
cold cream n. yağlı krema
cold blood n. acımasızlık
cold cream n. yağlı krem
dry cold n. ayaz
cold storage n. soğuk depolama
cold day n. soğuk gün
freezing cold n. dondurucu soğuk
extreme cold n. aşırı soğuk
cold mountain n. soğuk dağ
cold days n. soğuk günler
cold rolling mill n. soğuk haddehane
cold water n. soğuk su
cold weather precautions n. soğuk hava önlemleri
cold weather precautions n. soğuktan koruma önlemleri
post-cold-war world n. soğuk savaş sonrası dünyası
cold seal n. soğuk mühür
cold coffee n. soğuk kahve
winter cold n. kış soğuğu
snow cold n. kar soğuğu
winter's cold n. kış soğuğu
cold potable water n. soğuk içme su
extremely cold climates n. çok soğuk iklimler
cold potable water n. soğuk içme suyu
cold pack n. buz kesesi
serve cold n. soğuk servis ediniz
the extreme cold n. aşırı soğuk
a massive cold front n. büyük bir soğuk hava cephesi
siberian cold front (to affect) n. sibirya üzerinden gelen soğuk hava dalgası
cold fact n. somut gerçek
cold fact n. yalın gerçek
cold facts n. somut gerçekler
cold climate n. soğuk iklim
cold pizza n. soğuk pizza
bitter cold n. sert soğuk
a slice of cold meat n. bir dilim soğuk et
a glass of cold water n. bir bardak soğuk su
a glass of cold water n. bir su bardağı soğuk su
bitter cold n. iliklere işleyen soğuk
bitter cold n. yakıcı soğuk
cold drinks n. soğuk meşrubat
cold-heartedness n. merhametsizlik
cold-heartedness n. katı kalplilik
cold-heartedness n. şefkatsizlik
cold person n. soğuk insan
cold person n. soğuk birey
cold person n. soğuk kimse
bitterly cold n. acı soğuk
cold weather conditions n. soğuk hava koşulları
cold milk n. soğuk süt
cold reception n. soğuk karşılama
cold soup n. soğuk çorba
cold season n. grip sezonu
cold season n. grip mevsimi
cold colors n. soğuk renkler
the end of the cold war n. soğuk savaş'ın sonu
post cold war adj. soğuk savaş sonrası
as cold as charity adj. duygusuz
out in the cold adj. açıkta bırakılmış
as cold as ice adj. buz gibi
very cold adj. buz gibi
very cold adj. çivi gibi
out in the cold adj. açıkta kalmış
cold enough adj. yeterince soğuk
deathly cold adj. çok soğuk
as cold as adj. kadar soğuk
as cold as ice adj. buz gibi soğuk
cold proof adj. soğuk geçirmez
cold proof adj. soğuk geçirmeyen
ice-cold adj. buz gibi
cold-blooded adj. merhametsiz
cold-blooded adj. acımasız
cold-hearted adj. soğuk
cold-hearted adj. duygusuz
cold-blooded adj. (hayvan) soğukkanlı
cold-hearted adj. acımasız
cold-blooded adj. duygusuz
cold-blooded adj. hunhar
ice-cold adj. çok soğuk
washed with cold water adj. soğuk suyla yıkanmış
cold-hearted adj. merhametsiz
cold-hearted adj. katı kalpli
cold-hearted adj. şefkatsiz
cold-hearted adj. katı yürekli
cold-minded adj. sakin
cold-minded adj. soğukkanlı
bitterly cold adj. aşırı derecede soğuk
i̇cy cold adj. dondurucu soğuk
in cold blood adv. bile bile
in cold blood adv. kılı kıpırdamadan
in cold blood adv. soğukkanlılıkla
in cold blood adv. mahsus
in cold blood adv. acımasızca
in cold blood adv. kılını kıpırdatmadan
in cold blood adv. merhametsizce
in a cold sweat adv. acele ile
in a cold sweat adv. endişe içinde
in a cold sweat adv. kan ter içinde
in a cold winter night adv. soğuk bir kış gecesinde
cold-heartedly adv. katı yüreklilikle
cold-heartedly adv. duygusuzca
cold-heartedly adv. acımasızca
cold-heartedly adv. duygusuz bir şekilde
Phrases
dry and hot in summers cold and snowy in winters n. yazları kurak ve sıcak kışları soğuk ve kar yağışlı
drink cold soğuk içiniz
Proverb
dead mice feel no cold ölmüş eşek kurttan korkmaz
dead mice feel no cold acı patlıcanı kırağı çalmaz
cold hands warm heart eli soğuk olanın kalbi sıcak olur
feed a cold and starve a fever üşütünce karnını pek tut ki ateş uzak olsun
cold hands warm heart eli soğuk olanın yüreği sıcaktır
Colloquial
catch one's death (of cold) fena soğuk almak
catch one's death (of cold) öldürücü derecede soğuk algınlığına yakalanmak
cold comfort rahatlamak için söylenen ancak işe yaramayan şey
cold comfort züğürt tesellisi
leave cold tesir etmemek
leave cold etkilememek
leave cold vız gelmek
in the cold light of day gündüz gözüyle
today it is very cold bugün hava çok soğuk
today it is very cold bugün çok soğuk
so cold you could hang meat buz gibi
stone-cold sober tamamen ayık
out cold kendinden geçmiş
out cold sarhoş
cold sober tamamen ayık
out cold bilinçsiz
out cold mışıl mışıl uyuyan
out cold şuursuz
out cold baygın
in cold storage rafa kalkmış
in cold storage rafa (morga) kaldırma
in cold storage askıya alınmış
serve cold soğuk servis ediniz
a massive cold front is building büyük bir soğuk hava cephesi oluşuyor
seem cold soğuk görünmek
look cold soğuk görünmek
Idioms
cold-shoulder v. birisine soğuk davranmak
pour cold water on umudunu söndürmeye çalışmak
cold shoulder soğuk muamele
bitter cold acı soğuk
pour cold water on (olumsuz bir şekilde eleştirerek) hevesini kırmak
pour cold water on hevesini kırmaya çalışmak
get cold feet gözü yememek
give someone the cold shoulder birine omuz çevirmek
cold shower soğuk duş
as cold as charity soğuk nevale gibi
a cold fish soğuk nevale
blow hot and cold iki seçenek arasında gidip gelmek
break out in a cold sweat soğuk terler dökmek
blow hot and cold daldan dala atlamak
blow hot and cold daldan dala konmak
cold fish soğuk nevale
pour cold water on pişmiş aşa su katmak
throw cold water on pişmiş aşa su katmak
give somebody the cold shoulder birisine soğuk yapmak
give the cold shoulder to someone sırt çevirmek
give the cold shoulder to someone omuz çevirmek
throw cold water pişmiş aşa soğuk su katmak
as cold as ice-cold buz gibi soğuk
as cold as stone-cold buz gibi soğuk
stone-cold buz gibi
go cold on hevesini almak
go cold on isteğini yitirmek
go cold on hevesini yitirmek
go cold on hevesini kaybetmek
put into cold storage rafa kaldırmak
be in a cold sweat ecel teri dökmek
catch cold soğuk almak
blow hot and cold sık sık fikir değiştiren
blow hot and cold yanar-döner
blow hot and cold kararsız
cold enough to freeze the balls off a brass monkey aşırı soğuk
cold enough to freeze the balls off a brass monkey çok soğuk
cold enough to freeze the balls off a brass monkey buz gibi
cold enough to freeze the balls off a brass monkey dondurucu soğuk
come in out of the cold soğuk duş etkisi yapmak
make someone's blood run cold ürkütmek
make someone's blood run cold korkutmak
leave one out in the cold yüz vermemek
make someone's blood run cold kanını dondurmak
leave one out in the cold soğuk davranmak
make someone's blood run cold tüylerini ürpertmek
leave one out in the cold birine soğuk yapmak
go cold all over tüyleri ürpermek
go cold all over diken diken olmak
as cold as charity duygusuz
as cold as charity buz gibi
as cold as charity çok soğuk
in cold blood duygusuzca
cold-bloodedly soğukkanlılıkla
cold-bloodedly acımasızca
in cold blood acımasızca
in cold blood soğukkanlılıkla
cold-bloodedly duygusuzca
break out in a cold sweat on korkudan ürpermek
as cold as marble buz gibi
as cold as marble duygusuz
make someone's blood run cold korkudan kanını dondurmak
make someone's blood run cold ödünü koparmak
leave out in the cold aldırış etmemek
leave out in the cold ilgisiz kalmak
leave out in the cold dışlamak
leave out in the cold yoksaymak
leave out in the cold boş vermek
the cold face of death ölümün soğuk yüzü
death-cold breath ölümün soğuk nefesi
cold breath of death ölümün soğuk nefesi
stop cold aniden durmak
stop cold afallatmak
cold expression soğuk yüz ifadesi
cold comfort züğürt tesellisi
cold comfort avuntu
cold comfort teselli
so cold you could hang meat çok soğuk
cold as a welldigger's feet (in January) donduracak kadar soğuk
cold as a welldigger's ass (in January) donduracak kadar soğuk
cold as a welldigger's ears (in January) donduracak kadar soğuk
cold as a welldigger's ass (in January) çok soğuk
cold as a welldigger's ass (in January) buz gibi
cold as a witch's caress çok soğuk
cold as marble çok soğuk
cold as marble aşırı soğuk
cold as a witch's caress aşırı soğuk
cold as a witch's caress donduracak kadar soğuk
cold as a welldigger's feet (in January) buz gibi
cold as a witch's tit çok soğuk
cold as marble buz gibi
cold as a welldigger's feet (in January) aşırı soğuk
cold as a welldigger's ears (in January) buz gibi
cold as a welldigger's ears (in January) çok soğuk
cold as a witch's caress buz gibi
cold as a witch's tit aşırı soğuk
cold as a witch's tit donduracak kadar soğuk
cold as a welldigger's ass (in January) aşırı soğuk
cold as a welldigger's feet (in January) çok soğuk
cold as marble donduracak kadar soğuk
cold as a welldigger's ears (in January) aşırı soğuk
cold as a witch's tit buz gibi
come in from the cold daha önce kabul edilmedikleri bir grup veya aktivitenin parçası olmak/kabul edilmek
break out in a cold sweat soğuk ter dökmek
in the cold light of day salim kafayla
turn a cold shoulder kayıtsız ya da ilgisiz davranmak
as cold as a welldigger's ears in January buz gibi
as cold as a welldigger's feet buz gibi
as cold as a welldigger's ass in january buz gibi
as cold as a welldigger's feet in January buz gibi
as cold as a welldigger's ears buz gibi
as cold as a witch's tit buz gibi
as cold as a witch's caress buz gibi
as cold as a welldigger's ass buz gibi
act like a cold fish samimiyetsiz davranmak
act like a cold fish soğuk davranmak
make somebody's blood run cold dehşete düşürmek
make somebody's blood run cold kanını dondurmak
make somebody's blood run cold tüylerini diken diken etmek
come in from the cold topluluk/toplum/grup tarafından kabul edilmek
feel hot and cold all over çok şaşırmak
go hot and cold all over çok şaşırmak
catch a cold üşütmek
take cold soğuk almak
take one's death of cold fena/kötü üşütmek
catch somebody cold birisini şaşırtmak
catch one's death of cold fena/kötü üşütmek
cold hard cash tamamen peşin
take cold nezle olmak
take cold şifayı kapmak
catch one's death of cold ağır biçimde şifayı kapmak
take one's death of cold ağır biçimde şifayı kapmak
take cold üşütmek
bring somebody in from the cold gruba kabul edilmek
come in from the cold gruba kabul edilmek
be as cold as ice buz gibi soğuk olmak
feel hot and cold all over şok geçirmek
knock someone cold birini bir vuruşla yere sermek
feel hot and cold all over şaşkınlıktan kalakalmak
go hot and cold all over şaşkınlıktan kalakalmak
go hot and cold all over şok geçirmek
be as cold as ice buz gibi olmak
a cold snap aniden gelen soğuk hava
a cold snap ani soğuk
make someone's blood run cold dehşete düşürmek
make somebody's blood run cold tüylerini ürpertmek
get cold feet about şüpheye düşmek
in cold storage şimdilik beklemeye alınmış
get cold feet about kararlaştırılan bir şeyden son dakikada soğumak
dash cold water on something cesaretini kırmak
dash cold water on something şevkini kırmak
throw cold water on something hevesini kırmak
dash cold water on something hevesini kırmak
throw cold water on something şevkini kırmak
throw cold water on something cesaretini kırmak
stop cold birden durmak
stop cold aniden bırakmak
be left out in the cold dımdızlak kalmak
be left out in the cold ayazda kalmak
in the cold light of day sakin kafayla
knock someone cold aklını başından almak
leave someone cold ilgisini çekmemek
leave someone cold etkilememek
catch somebody cold birini hazırlıksız yakalamak
dash cold water on something hevesini/cesaretini kırmak
throw cold water on something hevesini/cesaretini kırmak
pour cold water on something hevesini/cesaretini kırmak
out in the cold dışarıda/soğukta/sokakta bırakılmış
die from the cold soğuktan ölmek
die of the cold soğuktan ölmek
perish from the cold soğuktan ölmek
cold-shoulder birine soğuk yapmak
cold-shoulder birine soğuk davranmak
be knocked out cold şuurunu kaybetmek
get knocked out cold şuurunu kaybetmek
give somebody a cold shoulder soğuk davranmak
blow on cold water yoğurdu üfleyerek yemek
have (something) down cold bir şeyde ustalaşmak
have (something) down cold bir şeyi çok iyi öğrenmek/anlamak
Speaking
don't give me your cold! nezleni bana bulaştırma!
it is very cold in here burası çok soğuk
it leaves me cold beni etkilemiyor
it leaves me cold bana vız gelir
the weather is too cold hava çok soğuk
are you cold üşüyor musun
revenge is a dish best served cold intikam soğuk yenen bir yemektir
is the weather cold hava soğuk mu
it is cold here burası soğuk
because the weather is cold hava soğuk olduğundan
because the weather is cold çünkü hava soğuk
I'm not cold üşümüyorum
you'll catch your death of cold! (kötü/fena) üşütürsün/şifayı kaparsın
if somebody catches a cold somebody gets pneumonia hapşırsa hasta olur
when somebody sneezes somebody catches a cold hapşırsa hasta olur
is it cold enough for you? yeterince soğuk değil mi?
is it cold enough for you? çok soğuk değil mi?
why have you been so cold to me? bana neden soğuk davranıyorsun böyle?
it'll be a cold day in hell before i apologize kesinlikle özür dilemeyeceğim
i could kill for a cold beer soğuk bir bira için neler vermezdim
the cold feeling of a gun against one's skin tenime değen silahın soğuğu
the cold feeling of a gun on one's skin tenime değen silahın soğuğu
i had a really bad cold çok kötü üşütmüşüm
i had a really bad cold çok kötü soğuk almışım
before it gets cold soğumadan
before it gets cold soğumadan önce
before getting cold soğumadan
my hands are still cold ellerim hala soğuk
i'm cold üşüyorum
I am cold üşüdüm
he was nearly dead from cold soğuktan ölmek üzereydi
isn’t it a bit cold? biraz soğuk değil mi?
I am cold üşüyorum
it's cold here burası soğuk
it's cold here burası soğukmuş
the bedroom was dark and cold yatak odası karanlık ve soğuktu
you cold called me beni çat kapı aradın
is it always this cold in here? burası her zaman böyle soğuk mu olur?
is it always this cold in here? burası her zaman böyle soğuk mudur?
don't give me the cold shoulder bana soğuk davranma
protect your skin from cold cildinizi soğuktan koruyun
is cairo cold? kahire soğuk mu?
winters are cold kışlar soğuk geçer
did you catch a cold? grip mi oldun?
I have had a cold for two weeks iki haftadır gribim
Slang
cold stupid fresh çok iyi
cold stupid fresh ekstra yeni
cold turkey uyuşturucuyu birden bırakma
cold turkey uyuşturucuyu birden bırakmanın etkisi
get cold feet götü yememek
it'll be a cold day in hell before i apologize özür dileyecek değilim
go cold turkey bir alışkanlığı bırakmak
take a cold shower cinsel isteği soğuk duş yoluyla veya mastürbasyonla gidermek
take a cold shower soğuk duş almak
catch cold başı belaya girmek
Trade/Economic
cold canvassing soğuk tarama
cold storage soğuk hava deposu
cold turkey strategy soğuk hindi stratejisi
cold-call ani baskın yapmak
cold-call ani ve haber verilmeden müşteri ziyareti yapmak
cold-calling ani baskın
cold-calling ani ve haber verilmeden yapılan müşteri ziyareti
cold call müşteriyi çat kapı ziyaret etmek
cold-calling (telefonla) müşteri araması yapma
cold turkey şok politika