genç - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

genç



Bedeutungen von dem Begriff "genç" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 32 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
genç young n.
General
genç young man n.
genç younker n.
genç youth n.
genç teen n.
genç whelp n.
genç kid n.
genç juvenile person n.
genç lad n.
genç sapling n.
genç youngster n.
genç juvenile n.
genç callant (scotland) n.
genç callan n.
genç green adj.
genç youngling adj.
genç youngish adj.
genç adolescent adj.
genç young adj.
genç youthful adj.
genç teeny adj.
genç younger adj.
genç little adj.
genç junior (jr) adj.
genç fresh-faced adj.
Colloquial
genç spring chicken
Slang
genç juvie
Trade/Economic
genç junior
Textile
genç teenager
Medical
genç juvenile
British Slang
genç young fella
genç sonny jim

Bedeutungen, die der Begriff "genç" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 348 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
evlenmemiş genç kız maid n.
General
genç kıza eşlik etmek chaperon v.
genç göstermek look younger v.
genç göstermek look young v.
genç görünmek look young v.
genç yaşta ölmek die young v.
genç ölmek die young v.
genç yaşta ölmek die prematurely v.
genç kalmak stay young v.
genç kalmak keep young v.
genç yaşta dul kalmak become a widow at an early age v.
eskisi gibi genç olmamak not as young as one used to be v.
genç görünüm vermek give a youthfull appearance v.
genç uşak boy n.
genç kadın judy n.
genç adam younker n.
küstah bir genç whelp n.
genç vadi young valley n.
genç adam youth n.
şımarık genç jackanapes n.
terbiyesiz genç cub n.
genç erişkinler young adults n.
genç erkek lad n.
doğurmamış genç inek heifer n.
genç adam stripling n.
genç kız wench n.
genç yetişkin tüketiciler young adult consumers n.
sarsak ve sakar genç hobbledehoy n.
genç kişi youth n.
genç insan yonker n.
seksi genç kız lolita n.
evlenmemiş genç kız maiden n.
yetişkinlerin, genelde 15-19 yaş aralığında olan kendinden yaşça küçük genç kız veya erkeklere ilgi duyması ephebophilia n.
genç tüketiciler young consumers n.
genç psikolojisi adolescent psychology n.
asil genç kız damoiselle n.
genç evlenmemiş kadın demoiselle n.
genç edebiyatı juvenile literature n.
sosyeteye ilk kez tanıtılan genç kız debutante n.
asi genç beatnik n.
genç kadınlar young women n.
genç kızlık çağı maidenhood n.
asil genç kız damosel n.
genç kızlık hali girlishness n.
bir genç kızın sosyeteye ilk defa takdimi debut n.
sersem genç veya çocuk calf n.
gelişme çağındaki beceriksiz genç hobbledehoy n.
dağınık saçlı genç kız flapper n.
genç kız maiden n.
genç kız damozel n.
yontulmamış genç cub n.
genç köylü swain n.
terbiyesiz genç unlicked cub n.
genç başlangıçlı young onset n.
genç kadın lass n.
genç kız puss n.
genç erkekler young men n.
genç kızlar teenage girls n.
genç olma juvenescence n.
genç kız gibi olma maidenliness n.
genç kadınlarda kansızlıktan ileri gelen bir hastalık greensickness n.
sığır veya koyun çiftliğinde genç deneyimsiz işçi jackeroo n.
genç yıldız starlet n.
kitle iletişim araçları ve genç yetişkinler mass media and young adult n.
askere alınmış genç conscript n.
genç çocuk sapling n.
güzel genç kız gamine n.
genç erkek kum satıcısı sandboy n.
genç kız young lady n.
genç kız damsel n.
genç adam youngster n.
erkek genç boy n.
genç et sığırı beefling n.
genç kıza eşlik eden yaşlı kadın chaperon n.
genç turistler için ucuz otel hostel n.
hırslı ve maddi şeylere aşırı önem veren meslek sahibi genç yuppy n.
yükselme hırsında olan genç çalışan yuppy n.
genç bitki plantlet n.
genç (adam) youth n.
genç ebeveyn young parent n.
genç sörfçü gremmy n.
genç sörfçü gremmie n.
genç ve güzel kız (şiir) nymph n.
genç nüfus young population n.
genç odası teenager groups (furniture) n.
genç odası teen room n.
genç nüfus youthful population n.
genç nesil rising generation n.
genç turistler konukevi youth hostel n.
genç adam muchacho n.
genç erkek köle muchacho n.
sosyeteye ilk kez çıkan genç kız debutante n.
13-19 yaş arasındaki genç teenager n.
genç toprak immature soil n.
genç ve bekar kız damsel n.
genç evlenmemiş kız maiden n.
çok genç yaş tender age n.
genç bayan young lady n.
genç kızlık soyadı maiden name n.
genç kuşaklar young generations n.
genç çift young couple n.
araba yarışçısı genç boy racer n.
parası veya toplumdaki konumu nedeniyle yaşlı bir adamla evlendirilen genç kadın trophy wife n.
her genç kızın rüyası every girl's dream n.
genç bilim insanı junior scientist n.
abd'de bir genç kızın 16. yaşgününde yapılan doğumgünü kutlaması sweet sixteen n.
genç patron young boss n.
genç aşıklar young lovers n.
genç yaşta ölüm death at a young age n.
genç kadın young lady n.
genç kadın young woman n.
genç/ergen erkek çocuk teenage boy n.
genç ve orta yaşlı bireyler young and middle-aged individuals n.
genç bilim adamları dergisi young scientists journal n.
(ispanyolca) genç kız chica n.
genç hristiyan erkekler birliği young men's christian association (ymca) n.
en yetenekli genç cerrah the most gifted young surgeon n.
genç olanlar the young ones n.
genç bir siyah adam a young black man n.
genç adam chappie n.
genç kesimin oyu youth vote n.
genç kız sütyeni bralette n.
genç kız sütyeni training bra n.
genç kız sütyeni trainer bra n.
kendinden çok genç biriyle evlenen kimse baby snatcher n.
kısa çorpa giymiş genç kız bobby-soxer n.
kısa çorpa giymiş genç kız bobbysoxer n.
genç kıza eşlik eden kadın duenna n.
genç sörfçü young surfer n.
genç yetişkin young adult n.
kendini genç hisseden insanlar people who feel young n.
genç erkeklerden oluşan pop grubu boy band n.
genç erkeklerden oluşan pop grubu boyband n.
genç hristiyan erkekler birliği young men's christian association (y) n.
genç kız edebiyatı/yazını chick lit n.
genç memeli veya memeli yavrusu calf n.
genç nesil posterity n.
genç dişi domuz gilt n.
genç yaşamı teen life n.
zayıf, ince insan (özellikle genç kadın) waif n.
(aengus) aşkı ve güzelliği simgeleyen kelt tanrısı (genç erkeklerin ve kadınların ilahi koruyucusu) angus n.
genç insanların etkisinden veya eyleminden kaynaklanan önemli kültürel, siyasi veya sosyal değişim youthquake n.
genç kadın chicklet n.
günlük dilde genç indo-ingiliz bacha n.
beceriksiz, sakar genç calf n.
genç takımından profesyonel takıma çıkan oyuncu call-up n.
genç takımından profesyonel takıma çağrılma call-up n.
aptal ve düşüncesiz genç kadın taupie n.
aptal ve düşüncesiz genç kadın taupie n.
aptal ve düşüncesiz genç kadın taupie n.
yakışıklı genç adam adonis n.
yakışıklı genç erkek adonis n.
henüz olgunluğa ulaşmamış genç kız backfisch n.
feodallik zamanında başka bir şövalyenin hizmetinde çalışan genç şövalye bachelorship n.
ergenlik çağındaki genç teen n.
genç bir insanı andıran youthful adj.
genç erişkin young adult adj.
genç delikanlı stripling adj.
en genç youngest adj.
daha genç younger adj.
genç kız gibi maidenly adj.
genç bir havaya sahip youthful adj.
ergenlik çağında olan (genç) adolescent adj.
daha genç junior adj.
çok genç too young adj.
genç görünümlü young-looking adj.
genç görünen young-looking adj.
zinde ve genç görünen fresh-faced adj.
genç bir biçimde adolescently adv.
genç bir halde youthfully adv.
çok genç yaşta at a tender age adv.
genç bey young sir interj.
Phrasals
(genç takımdan profesyonel takıma) çıkmak call up v.
Phrases
şirketin, hepsi genç olan dört üyesi var the company has four members, all of whom are young
Proverb
genç bir adamın kölesi olmaktansa yaşlı birinin sevgilisi olmak yeğdir better be an old man's darling than a young man's slave
Colloquial
kafası genç young in heart
kalbi genç young in heart
gönlü genç young in heart
genç ve deneyimsiz fledgling
genç kişi spring chicken
genç yaşlı herkes young and old alike
hızlı yaşa genç öl live fast die young
bir genç kız a young girl
genç bayan young lady
yaşına rağmen genç görünüyor looking young despite his age
yaşına göre genç looking young despite his age
Idioms
ufak tefek zayıf genç erkek/kız a slip of a boy/girl
çok genç değil of a certain age
genç yaşına rağmen yılların birikimine sahip olmak have an old head on young shoulders
gönlü genç young at heart
kalbi genç young at heart
kafası genç young at heart
genç yaşta ölmek not make old bones
çok genç ve küçük knee high to a grasshopper
genç işi giyinmek mutton dressed up as lamb
kendini genç hissetmek act young at heart
kendini genç hissetmek be young at heart
genç dimağlar young blood
umut vadeden genç a budding genius
genç ölmek come to an untimely end
genç göstermek take years off someone
çok genç knee-high to a grasshopper
çok genç knee-high to a jackrabbit
genç yaşına rağmen yılların birikimine sahip olmak have a wise head on young shoulders
(genç erkekler için) istek ve cinsellik gibi duyguların şahlandığı bir dönemden geçmek sow your wild oats
(genç erkekler için) istek ve cinsellik gibi duyguların şahlandığı bir dönemden geçmek sow one's wild oats
daha genç on the sunny side of
kendini genç hisseden young at heart
Speaking
insan bir kez genç olur you're only young once
genç görünüyorsun you look young
genç görünüyorsunuz you look young
benimki birkaç yaş küçük/genç mine's a few years younger
bir psikiyatrist olmak için çok genç görünüyorsunuz you seem so young to be a psychiatrist
bir psikiyatrist olmak için çok genç görünüyorsun you seem so young to be a psychiatrist
eskisi kadar genç değil not as young as one used to be
şimdi kim çok daha genç görünüyor? who looks much younger now?
çok genç yaşta evlendik we got married so young
ondan genç misin? are you younger than him?
ondan genç misin? are you younger than her?
Slang
genç kız backfisch n.
sörf yapan genç kız wahine
genç kız chick
genç çocuk tacker
seksüel anlamda genç erkekleri çeken orta yaşlı kadın milf
genç kız gibi giyinmiş yaşlı kadın (olumsuz anlamda) mutton dressed as lamb
sörfçülerin hayatını kurtaran genç cankurtaran nipper
genç kız young girl
genç kız jeune fille
genç kız lass
genç kız lassie
genç adam feller
genç adam cuss
genç adam fella
genç adam lad
genç adam blighter
genç adam gent
genç adam fellow
genç adam chap
artık genç olmayan (kadın) no chicken anymore
medyanın ilgi odağı olan genç ve güzel kadın it girl
medyanın ilgi odağı olan genç ve güzel kadın it-girl
genellikle genç bayanlar tarafından tüketilen alkollü şekerli içecek tart fuel
genellikle genç bayanlar tarafından tüketilen alkollü şekerli içecek bitch piss
arkadaşlık ettiği genç kadına bol para ve hediye veren yaşlı ve zengin adam sugar daddy
kendinden yaşça çok büyük bir kadınla birlikte olan genç erkek a toy boy
kendinden yaşça çok büyük bir kadınla birlikte olan genç erkek a boy toy
kabadayı tavırlı ve kavgacı genç beyaz greaser
genç görünümlü yetişkin erkek manboy
genç veya deneyimsiz mahkum green
genç adamların peşinde koşan kadın cougar
genç eşcinsel çocuk twink
genç erkek avcısı (orta yaş üzeri) kadın cougar
Trade/Economic
genç endüstriler young industries
genç endüstri infant industry
genç endüstri tezi infant industry argument
şehirli genç profesyoneller. yuppies
genç müteşebbisler odası junior chamber
genç girişimciler young entrepreneurs
türkiye genç işadamları derneği young businessmen association of turkey
genç marka young brand
genç istihdamı youth employment
ailesinden ayrılıp yalnız yaşadıktan sonra ekonomik sıkıntılar nedeniyle ailesinin yanına geri dönen genç grup boomerang generation
şehirli genç profesyoneller young urban professionals (yuppies)
değeri 1 milyar usd üzeri genç teknoloji şirketi unicorn
Law
genç avukat junior counsel
17 yaşından önce suç işlemiş genç delinquent minor
calabasas kaliforniya'da oturan sekiz genç ve bir grup yetişkinden oluşan bir hırsız çetesi bling ring
calabasas kaliforniya'da oturan sekiz genç ve bir grup yetişkinden oluşan bir hırsız çetesi hollywood hills burglar bunch
calabasas kaliforniya'da oturan sekiz genç ve bir grup yetişkinden oluşan bir hırsız çetesi the burglar bunch
calabasas kaliforniya'da oturan sekiz genç ve bir grup yetişkinden oluşan bir hırsız çetesi the hollywood hills burglars
Politics
genç cumhuriyetçiler young republicans
genç seçmenler young voters
avrupa konseyine üye devletler arasında genç kişilerin müşterek pasaportla seyahatlerine dair avrupa sözleşmesi european agreement on travel by young persons on collective passports between the member countries of the council of europe
Institutes
genç maden işletmecileri derneği association of young mining businessmen
ege genç işadamları derneği (egiad) aegean young businessmen association
Technical
genç nehir young river
Informatics
genç yenilikçi şirket start-up
genç yenilikçi şirket startup
Medical
genç kemik hücresi osteoblast
yaşlı olmasına rağmen genç görünme agerasia
genç yaştaki erkekler young male adults
genç erişkinler young adults
Psychology
genç erişkinlik young adulthood
bakirelere veya genç kızlara karşı duyulan korku parthenophobia
türkiye çocuk ve genç psikiyatrisi derneği turkish association of child and adolescent psychiatry
Dentistry
genç daimi dişler young permanent teeth
Pathology
genç primigravidanın gözlemi supervision of young primigravida
Gastronomy
genç et sığırı beefling
Chemistry
karnauba ağacının genç yapraklarından elde edilen, cila olarak kullanılan balmumu carnauba n.
Biochemistry
genç-alyuvar reticulocyte
Astronomy
genç ay kraterlerinden yayılan parlak çizgilerin her biri ray n.
Zoology
henüz çiftleşmemiş genç erkek fok bachelor seal n.
yetişkin hayvanda genç dönemine ait özelliklerin kalması neoteny
Botanic
genç bitkilerin tomurcuklarının aşırı sıcak veya soğuk yüzünden patlaması carbunculation n.
yenilebilir genç sürgünleri ve zehirli kökü olan, uzun ve kaba çok yıllık bir amerikan bitkisi redweed (phytolacca americana) n.
Agriculture
en küçük/genç erkek evlat cadet
en genç/küçük oğul cadet
Breeding
kısırlaştırılmış genç horoz caponet n.
Apiculture
genç çiftleşmemiş dişi arı virgin queen
genç ana arının bağırması pipe of emerged queen
Forestry
genç odun juvenile wood
Social Sciences
saldırgan ve suça meyilli genç teddy boy n.
bir şarkıcının vb. genç hayranları groupies
bir şarkıcının vb. genç hayranı groupie
genç nüfusun toplam nüfus oranında gözlenen yüksekliği youth bulge
Education
(abd) bir okul spor takımının genç/yıldız takımı jayvee
(abd) bir okul spor takımının genç/yıldız takımı junior varsity (jv)
Literature
başı dertte olan genç kadın damsel in distress
Linguistics
genç dilbilgiciler young grammarians
History
genç şövalye sınıfı bachelory n.
genç şövalye adayları grubu bachelry n.
1960'larda çin kültür devriminde oluşan maocu eğilimli radikal aktivist genç grubun üyesi olan kimse red guard n.
1960'larda çin kültür devriminde oluşan aktivist genç grup red guards n.
genç osmanlı hareketi young ottoman movement
Geography
genç vadi young valley
genç koyak young valley
Geology
genç tortul immature sediment
bölgede yüzeyleyen en genç birimler youngest units outcroping in the environs
Sport
genç takım junior team
genç takım second team
genç erkekler hristiyan birliği young men’s christian association (ymca)
genç bayanlar hristiyan birliği young women’s christian association (ywca)
genç erkekler avrupa şampiyonası boys' youth european championship
Basketball
nba'ye yeni seçilen genç oyuncular ile yapılan sözleşme rookie contract
Football
(ingiltere'de) maçlara pahalı gündelik giysilerle giderek kavga çıkaran genç erkek casual n.
genç takımı the youth squad
Volleyball
genç takım young team
Weight Lifting
genç erkekler dünya şampiyonası men’s junior world championship
Theatre
genç erkek rolü juvenile role
genç kız rolü ingenue
Cinema
yıldız olmayı uman genç aktris starlet
Archaic
genç kıza eşlik eden yaşlı kadın chaperone
British Slang
hız ve araba tutkunu genç boy racer
genç güzel kız doll
spor araba meraklısı genç garyboy
spor araba meraklısı genç boy-racer
üst sınıftan genç erkek hooray
üst sınıftan genç erkek hooray henry
genç kadın mawther
çalışan genç kız millie
genç ve aşağı sınıftan gelen genellikle spor giyinen genç ned
genç kız poloney
genç yaşta hamile bırakılarak çocuk sahibi olmuş kenar mahalle kızı pramface
genç suçlu scrote
spor giyinen ve takı takan genç erkek spide
yaşlı bir kadının genç sevgilisi toyboy
genç ve çekici anne yummy mummy
marka giyinen yeniyetme genç scally