hastalık - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

hastalık



Bedeutungen von dem Begriff "hastalık" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 28 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
hastalık disease n.
hastalık illness n.
hastalık sickness n.
General
hastalık sickness n.
hastalık trouble n.
hastalık affection n.
hastalık complaint n.
hastalık infection n.
hastalık bout n.
hastalık affliction n.
hastalık distemper n.
hastalık ill n.
hastalık bad blood n.
hastalık addiction n.
hastalık invalidity n.
hastalık ailment n.
hastalık illness n.
hastalık infirmity n.
hastalık morbidity n.
hastalık passion n.
hastalık ill health n.
hastalık disorder n.
hastalık disease n.
hastalık malady n.
Medical
hastalık sickness
hastalık illness
hastalık disease
Food Engineering
hastalık morbidity

Bedeutungen, die der Begriff "hastalık" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
(hastalık) bulaştırmak infect v.
geçirmek (hastalık) undergo v.
bulaşıcı hastalık contagious disease n.
hastalık taşıyıcı vector n.
salgın hastalık epidemic n.
General
(hastalık vb yüzünden) çok çekmek be wracked by v.
(hastalık vb yüzünden) çok çekmek be wracked with v.
(hastalık vb'den ötürü) yataktan kalkamamak be confined to v.
(hastalık vs.) nüksetmek act up v.
(hastalık) bulaştırmak infect v.
(hastalık) geçirmek give v.
(hastalık) kapmak contract v.
(hastalık) tamamen gelişmek become full blown v.
(hastalık) yakalanmak catch v.
(hastalık) yatağa düşürmek lay up v.
(travma/hastalık) yaşamak get v.
bağlamak (birini eve/yatağa) (bir hastalık) confine to v.
bir hastalık kapmak pick up a disease v.
bir kaza ya da hastalık nedeniyle ölmek die of something v.
bulaşmak (hastalık vb) infect v.
ciddi bir hal almak (hastalık) become serious (illness) v.
ciddi bir hal almak (hastalık) become severe (illness) v.
çok kişiye bulaşmak (hastalık) go around v.
çopurlaştırmak (hastalık birinin yüzünü) pit v.
davet etmek (tehlike/hastalık vb'ni) court v.
depreşmek (hastalık) recur v.
evde kalmak zorunda olmak (hastalık vb nedeniyle) be laid up with v.
geçirmek (hastalık/sıkıntı vb'ni) go through v.
geçmek (bir hastalık) get over v.
geçmek (hastalık) clear up v.
hafifletmek (hastalık/zorluk vb'ni) palliate v.
hastalık belirtileri göstermek show disease symptoms v.
hastalık bulaştırmak taint v.
hastalık bulaştırmak pass on the disease v.
hastalık bulaştırmak transmit the disease v.
hastalık çekmek suffer from a disease v.
hastalık çekmek suffer from an illness v.
hastalık geçirmek transmit a disease v.
hastalık geçirmek have an illness v.
hastalık kapmak pick up an illness v.
hastalık kapmak get a disease v.
hastalık kapmak become sick v.
hastalık nedeniyle işe gelmemiş olmak be off sick v.
hastalık tanımlamak diagnose v.
hastalık taşımak carry a disease v.
hastalık taşımak carry the disease v.
hastalık yaşamak have an illness v.
hastalık yaşamak suffer from a disease v.
hastalık yaşamak have a disease v.
hastalık yaşamak suffer from an illness v.
hastalık yaymak spread the disease v.
hastalık yüzünden işyerine gelmeyeceğini belirtmek call in sick v.
hastalık yüzünden işyerine gelmeyeceğini belirtmek called in sick v.
işten hastalık izni almak call in sick v.
iyileşmek (hastalık vb) come around v.
kapmak (hastalık) contract v.
kapmak (hastalık) catch v.
normal seyrini izlemek (hastalık) run its course v.
sirayet etmek (hastalık) spread v.
yaşlılık ya da hastalık sebeplerinden dolayı yarı zamanlı çalışmak semiretired v.
yatakta kalmak zorunda olmak (hastalık vb nedeniyle) be laid up with v.
zarar vermek (hastalık) affect v.
(çok) hızlı şekilde ilerleyen hastalık rampant disease n.
(hastalık) bulaşma contagion n.
(hastalık) kapma contraction n.
ağır hastalık serious disease n.
ağır hastalık fatal disease n.
ateşli hastalık inflammatory disease n.
ateşli ve salgın bir hastalık dang n.
belirli bir topluluğa özgü hastalık endemic n.
belirli bir yere özgü hastalık endemic n.
belirli topluluğa özgü hastalık endemic n.
besin kaynaklı hastalık foodborne illness n.
besin kaynaklı hastalık foodborne disease n.
bir yer veya halka özgü hastalık endemic n.
bulaşıcı hastalık communicable disease n.
bulaşıcı hastalık infectious disease n.
bulaşıcı hastalık contagion n.
bulaşıcı olmayan hastalık non-contagious disease n.
bulaşıcı olmayan hastalık non-communicable disease n.
bulaşıcı olmayan hastalık non-infectious disease n.
bulaştırma/bulaşma (hastalık) transmission n.
cinsel hastalık sexual illness n.
cinsel hastalık kapma dose of clap n.
cinsel hastalık kapma dose n.
depreşme (hastalık) recurrence n.
ek/yan/ilave (hastalık) comorbid n.
fazla miktarda glikojen depolanması şeklinde ortaya çıkan metabolik bir hastalık glycogenesis n.
geçici akli hastalık aberration n.
genç kadınlarda kansızlıktan ileri gelen bir hastalık greensickness n.
gıda kökenli hastalık foodborne llness n.
gizemli bir hastalık a mysterious illness n.
grevde toplu olarak işçilerin protesto için hastalık izni alması sickout n.
güçten düşüren hastalık decline n.
güneşe fazla maruz kalmaktan kaynaklanan hastalık ve halsizlik hissi touch of the sun n.
hafif hastalık ailment n.
hapşırıkla hastalık bulaştırma droplet infection n.
hastalık başlangıç yaşı age of onset n.
hastalık belirtileri syndrome n.
hastalık belirtilerini ele alan bilim dalı symptomatology n.
hastalık bulaştıran infector n.
hastalık bulaştırma communication of disease n.
hastalık devresi siege n.
hastalık eğilimi taint of morbidness n.
hastalık fonu sick fund n.
hastalık fonu sickness fund n.
hastalık giderleri cost of illness n.
hastalık hastası hyppish n.
hastalık hastası valetudinarian n.
hastalık hastası hypochondriacal n.
hastalık hastası valetudinary n.
hastalık hastası hypochondriac n.
hastalık ihbarı reporting of disease n.
hastalık ihbarı disease warning n.
hastalık iyileştirme disease healing n.
hastalık izni medical leave n.
hastalık izni sick leave n.
hastalık kontrolü disease control n.
hastalık maaşı sick pay n.
hastalık masrafları illness costs n.
hastalık nöbeti seizures n.
hastalık nöbeti access n.
hastalık nöbeti fit n.
hastalık numarası malingering n.
hastalık oranı morbidity n.
hastalık oranı sickness rate n.
hastalık raporu sickness certificate n.
hastalık raporu medical report n.
hastalık sandığı sickness fund n.
hastalık sigortası health insurance n.
hastalık sigortası sick insurance n.
hastalık sigortası sickness cover n.
hastalık süresi period of a disease n.
hastalık şeklinde cinsel ilişki arzusu duyan kadın nympho n.
hastalık taşıyıcı a disease carrier n.
hastalık tazminatı sickness compensation n.
hastalık tazminatı sickness indemnity n.
hastalık ücreti sickness pay n.
hastalık ücreti sick pay n.
hastalık ve ölüm oranı morbidity and mortality n.
hastalık ve yaralanmada ilkyardım first aid in illness and injury n.
hastalık veya diğer acil durumlar nedeniyle gezmenin yabancı bir ülkeden kendi ülkesine getirilmesi repatriation n.
hastalık yardımı sickness benefit n.
hastalık yardımı sickness compensation n.
hastalık yardımı sick benefit n.
hastalık yardımı sickness relief n.
hastalık yardımı sickness allowance n.
hastalık yardımı sick allowance n.
hastalık yayan infector n.
hastalık yüzünden on account of illness n.
hayvanlarda salgın hastalık murrain n.
kan yoluyla bulaşan hastalık blood-borne disease n.
kan yoluyla geçen hastalık blood-borne disease n.
lenf boğumlarındaki hastalık lymphogranulomata n.
mahalli ve daimi hastalık endemic n.
mavi hastalık cyanosis n.
neredeyse kontrolden çıkmak üzere ve çok yayılmış olan salgın hastalık pandemic n.
öksürükle hastalık bulaştırma droplet infection n.
öldürücü hastalık killer n.
öldürücü salgın hastalık pestilence n.
ölümcül hastalık fatal disease n.
psikosomatik hastalık psychosomatic illness n.
psiko-somatik hastalık psychosomatic disorder n.
salgın hastalık plague n.
salgın hastalık epidemic n.
salgın ve öldürücü hastalık pestilence n.
sivrisineklerin bulaştırdığı viral bir hastalık dengue n.
sosyal hastalık social disease n.
sürekli titremeye yol açan hastalık palsy n.
tedavisi olmayan hastalık incurable disease n.
tropikal bir hastalık a tropical disease n.
yaşlılık ya da hastalık sebeplerinden dolayı yarı zamanlı çalışma semiretirement n.
yöresel hastalık endemic n.
yüksek ısıya fazla maruz kalmaktan kaynaklanan ateşli hastalık heat-stroke n.
zührevi hastalık venereal disease n.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi almamış treatment-naive adj.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi almamış drug-naive adj.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi görmemiş treatment-naive adj.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi görmemiş drug-naive adj.
(hastalık vb) riskine açık susceptible adj.
(hastalık) çeken stricken adj.
(hastalık) çeken afflicted adj.
(hastalık) doğuştan congenital adj.
(hastalık) temasla geçen contagious adj.
aileden gelen (hastalık vb) run in the family adj.
bir süreliğine devam eden hastalık self-limited adj.
bulaşıcı (hastalık) communicable adj.
bulaşıcı hastalık getiren pestilent adj.
daha hastalık derecesinde sicklier adj.
daha hastalık yapan sicklier adj.
evde hapis olan (hastalık vb nedeniyle) housebound adj.
habis (ur/hastalık) malign adj.
hafifletici (hastalık) palliative adj.
hastalık arazına ait semeiotic adj.
hastalık bulaşmış sickened adj.
hastalık bulaştıran contagious adj.
hastalık bulaştıran (insan) contagious adj.
hastalık derecesinde sickly adj.
hastalık getiren morbific adj.
hastalık sigortalı sick insured adj.
hastalık taşıyan disease carrying adj.
hastalık yapan sickly adj.
ilerleyici (hastalık) progressive adj.
nükseden (hastalık) recurrent adj.
ölümcül (hastalık) terminal adj.
salgın (hastalık) epidemic adj.
seyri kısaltılmış (hastalık) aborsive adj.
seyri kısaltılmış (hastalık) abortive adj.
sinsi (hastalık vb) insidious adj.
sirayet edici (hastalık) transmissible adj.
yakalanmış (hastalık) affected adj.
Phrasals
hastalık nedeniyle işten bir süreliğine izin almak book off
Phrases
hastalık vukuunda in the event of sickness
Colloquial
farelerin taşıdığı bir hastalık a disease carried by rats
Idioms
(bir hastalık yüzünden) yatağa düşmek be laid low with
(hastalık) bir yeri kırıp geçirmek cut a swath through something
(hastalık) bir yeri kırıp geçirmek cut a swathe through something
(hastalık) bir yeri telef etmek cut a swathe through something
(hastalık) bir yeri telef etmek cut a swath through something
(hastalık/sakatlık nedeniyle) yatağa bağlanmak lay up
biriden bir hastalık kapmak catch a disease from someone
biriden bir hastalık kapmak get a disease from someone
birine bir şey (hastalık vs.) bulaştırmak infect someone with something
ciddi olmayan ama kolay bulaşan hastalık the dreaded lurgy (brit)
hastalık kapmak take sick
hastalık kapmak take ill
normal seyrini izlemek (hastalık) take its course
sakatlık/hastalık gibi durumları istismar etmek play it for all it's worth
Speaking
(bir hastalık anlamında) hastasıyım i'm a patient with/of
Slang
hastalık hastası health freak
hastalık nedeniyle alınan iş izni sickie
Trade/Economic
çalışanın çalıştığı yere verilmek üzere sağlığının iyi olmadığını kanıtlamak için doldurduğu hastalık beyan formu self-certification
hastalık haddi morbidity
hastalık izni sick day
hastalık izni sick leave
hastalık masrafları sigortası hospital benefit insurance
hastalık oranı morbidity
hastalık ödeneği sick pay
hastalık rizikosu sickness risk
hastalık sebebiyle işe gidememe sickness absence
hastalık sigortası disease insurance
hastalık sigortası illness insurance
hastalık sigortası sickness insurance
hastalık tablosu sickness table
hastalık tazminatı sickness allowance
hastalık yardımı fonu sickness benefit fund
hayvanlardan insanlara geçen hastalık zoonose
hayvanlardan insanlara geçen hastalık zoonosis
mesleki hastalık occupational disease
mesleki hastalık industrial disease
ücretli hastalık izni paid sick leave
yasal hastalık ödeneği statutory sick pay
Law
hastalık sigortası illness insurance
Politics
ferdi kaza ve hastalık sigortası personal accident and sickness insurance
Insurance
hastalık sigortası disease insurance
hastalık sigortası sickness insurance
kaza ve hastalık sigortası accident and sickness insurance
sigorta poliçesinin imza edilmesinden önce hastalık gibi bir koşulun var olması pre-existing condition
Technical
bulaşıcı (hastalık) communicable
organik hastalık organic disease
sudan geçen hastalık water-borne disease
sudan geçen salgın hastalık water-borne epidemics
Aeronautic
basınç farkından meydana gelen hastalık barotrauma
irtifada basınç düşmesinden hasıl olan hastalık altitude decompression sickness
yüksek irtifada hava basıncı yetersizliği nedeniyle baş gösteren hastalık altitude sickness
Marine
aşırı ısı kaybından doğan bir hastalık hypothermia
Medical
(hastalık) salgın epidemic
acısız seyreden hastalık indolent disease
adını o hastalığı ilk keşfeden kişi tarafından alan hastalık eponymous disease
ağır seyirli hastalık severe disease
ağırlaşan (hastalık) ingravescent
ağrıyla giden kronik yangısal bir hastalık a chronic inflammatory disease characterized by painful
aktif olmayan hastalık delitescent
akut ateşli hastalık acute pyretic disease
akut başlangıçlı bir hastalık a disease with acute onset
akut başlangıçlı bir hastalık a disease of acute onset
akut hastalık acute disease
akut nörolojik hastalık acute neurologic disease
akut venöz tromboembolik hastalık acute venous thromboembolic disease
altta yatan hastalık triggering disease
altta yatan hastalık underlying disease
ani hastalık sudden illness
aniden ortaya çıkan hastalık fulminant
apse oluşturan hastalık abscess forming disease
araya giren hastalık intercurrent illness
aşıyla önlenebilir hastalık vaccine-preventable disease
aterosklerotik hastalık atherosclerotic disease
avrupa hastalık önleme ve kontrol merkezi european centre for disease prevention and control
bağırsak parazitlerinin neden olduğu hastalık bilharziasis
balantidiyazis (dizanteri gibi bir hastalık) balantidiasis
beşinci hastalık slapped cheek
beşinci hastalık erythema infectiosum
beşinci hastalık slap face
beşinci hastalık slapcheek
beşinci hastalık slapped face
beşinci hastalık slapped cheek syndrome
beşinci hastalık fifth disease
beşinci hastalık parvovirus B19
beyaz cevherin demiyelinizasyonu ile karakterize hastalık demyelinating disease of white matter
bildirilmesi zorunlu hastalık notifiable disease
bilinmeyen etiyolojili hastalık disease of unknown etiology
bir hastalık sonrasında ortaya çıkan patolojik değişimler sequela
bir tür antikor klonunun çoğaldığı durum/hastalık monoclonal gammopathy
birden gelen ve ciddi seyreden hastalık fulminant
bulanın/keşfedenin adını taşıyan hastalık eponymous disease
bulaşıcı hastalık contagious disease
bulaşıcı hastalık communicable disease
bulaşıcı hastalık epidemy
bulaşıcı hastalık infectious disease
bulaşıcı hastalık zymotic disease
bulaşıcı hastalık zymosis
bulaşıcı hastalık kontrolü communicable disease control
bulaşıcı hastalık yayan pestiferous
bulaşıcı olmayan hastalık noncommunicable disease
bulaşıcı olmayan hastalık non-communicable disease
bulaşıcı ve öldürücü hastalık pestilence
bulaşık hastalık korkusu fear of contagious disease
cerrahi girişim gerektiren hastalık surgical disease
ciddi hastalık serious illness
ciltte bulunan hastalık acanthoma
cinsel ilişki ile bulaşan hastalık sexually transmitted disease
cinsel yolla bulaşan bir hastalık taşımayan kişi sexually transmitted disease free
cinsel yolla bulaşan hastalık VD
cinsel yolla bulaşan hastalık venus's curse
cinsel yolla bulaşan hastalık venereal disease
cinsel yolla bulaşan hastalık cupid's disease
cinsel yolla bulaşan hastalık sexually transmitted disease
cinsel yolla bulaşan hastalık cupid's itch
cinsel yolla bulaşan hastalık social disease
cinsel yolla geçen hastalık social disease
cinsel yolla geçen hastalık VD
cinsel yolla geçen hastalık sexually transmitted disease
cinsel yolla geçen hastalık venus's curse
cinsel yolla geçen hastalık cupid's disease
cinsel yolla geçen hastalık cupid's itch
cinsel yolla geçen hastalık venereal disease
çevreye ilerlemeyen (hastalık hakkında) noninflammatory
çok çeşitli ve değişken semptomlar gösteren kronik nörolojik hastalık chronic neurologic disease with diverse variable symptoms
çok genli hastalık polygenic disease
dejeneratif hastalık degenerative disease
demyelinizan hastalık demyelinating disease
deriyi kurutup kabuklaştıran bir hastalık xeroderma
dışkı yoluyla bulaşan hastalık excrement-borne disease
doğumsal hastalık congenital disease
doğumsal hastalık congenital disorder
dominant geçişli hastalık dominantly inherited disease
dördüncü hastalık fourth disease
düşük everli hastalık low-stage disease
edinsel kistik hastalık acquired cystic disease
ek atopik hastalık mevcudiyeti presence of additional atopic disease
ekstrakranyal arteryel hastalık extracranial arterial disease
endemik hastalık endemic disease
epidemik hastalık epidemy
eşlik eden hastalık accompanying disease
eşlik eden hastalık coexisting disease
eşlik eden hastalık coexistent disease
eşlik eden hastalık comorbid disease
eşzamanlı hastalık comorbidity
etiyolojisi bilinmeyen hastalık disease of unknown etiology
etyolojisi bilinmeyen bir hastalık a disease with unknown etiology
febril hastalık febrile disease
fibrozis oluşturan nodüler hastalık fibrosing nodular disease
fiziksel hastalık physical illness
geçirilmiş hastalık previous disease
gefitinib ile uzun süreli hastalık kontrolü long-term disease control by gefitinib
genel salgın hastalık epidemic
genelde doğu avrupa'daki yahudi kökenli kişilerde görülen bir hastalık tay-sachs disease
genellikle çocuklarda pankreastaki lif dejenerasyonu ve solunum yetmezliği olarak görünen bir hastalık cystic fibrosis
genetik geçişli hastalık genetic disease
genetik geçişli hastalık inherited disorder
geniş bir hastalık yelpazesi wide spectrum of disease
gerekli yerlere bildirilmesi zorunlu hastalık certifiable
geri dönüşümü bulunmayan hastalık irreversible disease
gerileme (hastalık) regression
gıda kaynaklı hastalık foodborne disease
gıda kaynaklı hastalık foodborne illness
granulomatoz hastalık granulomatous disease
hafif anestezi altında, hastaya geçmişe ait bazı olaylar hatırlatılması ve böylelikle hastalık sebebi olan olayın meydana çıkarılması narcosynthesis
hareketlerle yapılan hastalık tedavisi kinesitherapy
hastalık aktivite skoru disease activity score
hastalık aktivitesi disease activity
hastalık başlama yaşı age at disease onset
hastalık başlangıç yaşı age of onset
hastalık belirtilerinin aniden artması paroxysm
hastalık belirtilerinin belirginleşmesi manifestation
hastalık belirtisi stigma
hastalık belirtisi sign of a medical problem
hastalık belirtisi pathogeny
hastalık belirtisi gösteren çocuklar children with symptoms
hastalık bilimi nosology
hastalık bilimi pathology
hastalık bölgesi disease region
hastalık bölgesi disease area
hastalık bulaştırıcı infective
hastalık bulaştırıcı morbific
hastalık bulaştırıcı pathogenic
hastalık bulguları disease findings
hastalık düzeyinde şişmanlık morbid obesity
hastalık epidemisi disease epidemic
hastalık etkeni cause of disease
hastalık etkilerini değerlendirme tablosu heast (health effects assessment summary table)
hastalık etkilerini değerlendirme tablosu health effects assessment summary table
hastalık etkisi disease effect
hastalık etkisi effect of disease
hastalık geçmişi anamnesis
hastalık geçmişi medical history
hastalık geçmişi medical record
hastalık hafiflemesi catabasis
hastalık hakkında değerli ipuçları clinical pearls
hastalık hali affection
hastalık hastalığı hypochondria
hastalık izi stigma
hastalık kalıntısı sequela
hastalık kapma infection
hastalık kaydı disease registry
hastalık kontrol merkezi center for disease control
hastalık kontrol merkezi disease control center
hastalık kontrol ve önleme merkezi center for disease control and prevention (cdc)
hastalık kontrol ve önleme merkezi center of disease control and prevention
hastalık kontrol ve önleme merkezi center for disease control and prevention
hastalık kontrol ve önleme merkezi disease control and prevention center
hastalık kontrolü disease control
hastalık kriterleri tamamlanmamış hastalık forme fruste
hastalık krizi acme
hastalık maliyeti cost of illness
hastalık meydana getirmeyen non-pathogenic
hastalık meydana getirmeyen nonpathogenic
hastalık mikrobu pathogen
hastalık mikroplarını nakleden bir böcek veya organizma niteiğinde olmayan şey nonvector
hastalık modelleri disease models
hastalık nakleden pestiferous
hastalık nedeniyle kemiğin zayıf düşmesinden ileri gelen kırık pathological fracture
hastalık nöbeti seizure
hastalık nöbetinin geleceğini gösteren sübjektif belirti premonition
hastalık oluşum incelemesi epidemiology
hastalık oranı morbidity
hastalık öncesi korunma amaçlı kullanılan kimyasallar prophylaxis
hastalık öyküsü medical history
hastalık rolü sick role
hastalık salgını disease outbreaks
hastalık sebebi pathogenesis
hastalık sebeplerini inceleyen bilim dalı aetiology
hastalık sebeplerini inceleyen bilim dalı etiology
hastalık sendromu disease syndrome
hastalık seyir raporu casebook
hastalık seyri the course of disease
hastalık sonrası bakım aftercare
hastalık sonrası tedavi aftercare
hastalık sonrası tedavilere katılma follow-up participation
hastalık sonu bakım aftercare disease
hastalık süresi duration of disease
hastalık tablosu disease setting
hastalık taşıyan pestiferous
hastalık teşhisine yarayan pathognomonic
hastalık ve diet ilişkisi disease and diet relationship
hastalık vektörleri vectors
hastalık verici sickener
hastalık yapan bakteri disease-causing bacteria
hastalık yapan bir bakteri türü neisseria
hastalık yapan organizmalar illness-causing organisms
hastalık yapıcı pathogen
hastalık yapıcı etkenlerden ari specific pathogen free
hastalık yapmayan nonpathogenic
hastalık yapmayan non-pathogenic
hastalık yükü disease burden
hastanın mevcut hastalık hikayesi history of presenting complaint (hpc)
hastanın mevcut hastalık hikayesi history of the present illness (hpi)
hastanın mevcut hastalık öyküsü history of the present illness (hpi)
hastanın mevcut hastalık öyküsü history of presenting complaint (hpc)
hava yoluyla bulaşan hastalık air-borne disease
hava yoluyla geçen hastalık air-borne disease
hayatı tehdit eden bakteriyel hastalık life-threatening bacterial disease
hayatı tehdit eden hastalık life-threatening illness
hayvan hastalık modelleri animal disease models
hayvanlar arasında kolayca yayılabilen hastalık epizooty
hayvanlar yoluyla bulaşan hastalık animal-borne disease
hayvanlarda görülen hastalık zoonotic disease
hayvanlardan bulaşan hastalık animal-borne disease
hayvanlardan insanlara bulaşabilen hastalık zoonotic disease
hayvanlardan insanlara bulaşabilen hastalık zoonoses
hayvanlardan insanlara bulaşabilen hastalık zoonosis
hematolojik hastalık hematologic disease
her hastalık için bir hap a pill for every ill
hızlı hastalık başlangıcı rapid disease onset
hızlı seyir gösteren hastalık rapidly progressing disease
hiperendemik hastalık hyperendemic disease
hiperproliferatif ve papüloskuamöz bir hastalık a hyperproliferative and papulosquamous disease
hipotalamik pituiter hastalık hypothalamic-pituitary disease
iatrojenik hastalık iatrogenic disease
ilerleyici bir hastalık a progressive disease
ilerleyici subkortikal demanslara yol açan ve tekrarlayan iskemik felçlere neden olan otozomal dominant geçiş gösteren bir hastalık cadasil
ilerleyici subkortikal demanslara yol açan ve tekrarlayan iskemik felçlere neden olan otozomal dominant geçiş gösteren bir hastalık cerebral autosomal dominant arteriopathy with subcortical infarcts and leukoencephalopathy
immunodefisiter hastalık immunodeficiency disease
immün aracılı hastalık immune-mediated disease
immün yanıt sonucu gelişen hastalık immune-mediated disease
immün-sistem-aracılı hastalık immune-mediated disease
infeksiyöz hastalık infectious disease
infeksiyöz paraziter hastalık infectionous parasitic disease
inflamatuvar romatizmal hastalık inflammatory rheumatic disease
inkomplet hastalık forme fruste