keep - Turkish English Dictionary

keep

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

keep — Definition

Meaning:
tutmak, saklamak
Pronunciation (IPA):
(AmE /kiːp/ – BrE /kiːp/)
Part of speech:
Düzensiz Fiil: keep (keeps – kept – kept - keeping)
Synonyms:
retain
Antonyms:
discard

Meanings of "keep" in Turkish English Dictionary : 94 result(s)

English Turkish
Common Usage
keep v. saklamak
I want to be able to decide for myself what I keep and what I throw away.
Neyi saklayıp neyi atacağıma kendim karar verebilmek istiyorum.

More Sentences
keep v. tutmak
One major question is that of how we care for rural areas and keep them alive.
En önemli sorulardan biri de kırsal alanlara nasıl bakacağımız ve onları nasıl canlı tutacağımızdır.

More Sentences
General
keep n. geçim
I'd like to earn my keep while I'm staying with you.
Sizinle kaldığım sürece geçimimi sağlamak istiyorum.

More Sentences
keep n. kale
Your Keep is the center of your empire.
Kaleniz imparatorluğunuzun merkezidir.

More Sentences
keep n. bakım
Keeping them healthy is quite easy and requires minimum care.
Onları sağlıklı tutmak oldukça kolaydır ve minimum bakım gerektirir.

More Sentences
keep n. muhafaza etme
Finally, we propose to keep the special procedures that were agreed under the so-called Lamfalussy procedures.
Son olarak, Lamfalussy usulleri olarak adlandırılan özel usullerin muhafaza edilmesini öneriyoruz.

More Sentences
keep n. koruma
There is, however, a division of labour and I think we should keep it as long as this is the wish of Kofi Annan.
Bununla birlikte, bir iş bölümü vardır ve Kofi Annan'ın arzusu bu olduğu sürece bunu korumamız gerektiğini düşünüyorum.

More Sentences
keep n. kule
In the middle of the castle was an enormous stone keep.
Kalenin ortasında devasa bir taş kule vardı.

More Sentences
keep v. saklamak
I want to be able to decide for myself what I keep and what I throw away.
Neyi saklayıp neyi atacağıma kendim karar verebilmek istiyorum.

More Sentences
keep v. bakmak
Jack keeps a cat and a parrot at home.
Jack, evde bir kedi ve bir papağan bakıyor.

More Sentences
keep v. meşgul etmek
Keep your hands busy with a hobby or sports.
Ellerinizi bir hobi veya sporla meşgul edin.

More Sentences
keep v. beslemek (hayvan)
This does not discharge those who keep animals from their obligation of cleanliness and good order.
Bu, hayvan besleyenleri temizlik ve iyi düzen yükümlülüklerinden muaf tutmaz.

More Sentences
keep v. sürdürmek
So we must keep our aid and cooperation programmes in place.
Yardım ve işbirliği programlarımızı sürdürmeliyiz.

More Sentences
keep v. devam ettirmek
The message from my group is very clear, we must keep following that road map.
Grubumun mesajı çok açık, bu yol haritasını takip etmeye devam etmeliyiz.

More Sentences
keep v. bulundurmak
I keep an extra pack of coffee in the pantry.
Kilerde fazladan bir paket kahve bulunduruyorum.

More Sentences
keep v. korumak
He prayed to God to keep his son from harm.
Oğlunu koruması için Tanrı'ya dua etti.

More Sentences
keep v. uymak
We have a schedule to keep.
Uymamız gereken bir programımız var.

More Sentences
keep v. kalmak
If you love it so much, you can keep it.
Eğer çok seviyorsan, sende kalabilir.

More Sentences
keep v. tutmak
One major question is that of how we care for rural areas and keep them alive.
En önemli sorulardan biri de kırsal alanlara nasıl bakacağımız ve onları nasıl canlı tutacağımızdır.

More Sentences
keep v. almak
My family kept me under their wings.
Ailem beni kanatlarının altına aldı.

More Sentences
keep v. devam etmek
I can't let you keep doing that.
Bunu yapmaya devam etmene izin veremem.

More Sentences
keep v. yerine getirmek
I'm going to keep my side of the bargain.
Anlaşmanın bana düşen kısmını yerine getireceğim.

More Sentences
keep v. alıkoymak
That will not keep us from carrying out our humanitarian mission.
Bu bizi insani görevimizi yerine getirmekten alıkoymayacaktır.

More Sentences
keep v. elde tutmak
My intention is to keep the initiative and ensure that we lead the world in combating climate change.
Benim niyetim inisiyatifi elimizde tutmak ve iklim değişikliğiyle mücadelede dünyaya öncülük etmemizi sağlamaktır.

More Sentences
keep v. riayet etmek
Moreover, you have kept to the speaking time given by the European Parliament.
Üstelik Avrupa Parlamentosu tarafından verilen konuşma süresine de riayet ettiniz.

More Sentences
keep v. bağlı kalmak
I shall keep to the subject of the Minutes.
Tutanak konusuna bağlı kalacağım.

More Sentences
keep v. bir yerde tutmak
Keep that computer where you can see it.
Bilgisayarı görebileceğiniz bir yerde tutun.

More Sentences
keep v. (bir seviyede/durumda) tutmak
The wool blanket kept us nice and warm.
Yün battaniye bizi hoş ve sıcak tuttu.

More Sentences
keep v. satmamak
We decided to keep our house after the renovation.
Tadilattan sonra evimizi satmamaya karar verdik.

More Sentences
keep v. alıkoyulmak
Rapunzel was kept in a tower for a long time.
Rapunzel uzun süre bir kulede alıkonuldu.

More Sentences
keep v. oyalanmak
Hurry up! What’s keeping you this long?
Acele et! Seni bu kadar oyalayan ne?

More Sentences
keep v. (söz vb.) tutmak
Are you sure he can be trusted to keep his word?
Sözünü tutacağına emin misin?

More Sentences
keep v. (yiyecek vb.) dayanmak
This bread won’t keep for more than a day.
Bu ekmek bir günden fazla dayanmaz.

More Sentences
keep v. (hayvan) beslemek
We keep sheep and a couple of goats.
Koyun ve birkaç keçi besliyoruz.

More Sentences
keep v. (dükkan vb.) işletmek
He keeps a small bakery downtown.
Şehir merkezinde küçük bir fırın işletiyor.

More Sentences
keep v. yetmek
I’ve bought enough food to keep me throughout the week.
Bana hafta boyunca yetecek kadar yiyecek aldım.

More Sentences
keep v. yapıp durmak
She keeps asking about Daren ever since they broke up.
Ayrıldıklarından beri Daren'ı sorup duruyor.

More Sentences
keep v. sahip olmak
It is very important to keep to a high level of linguistic clarity.
Yüksek düzeyde bir dilsel açıklığa sahip olmak çok önemlidir.

More Sentences
keep v. durmak
In my report I have tried to keep my distance from power games of this kind and to focus on the substantive arguments.
Raporumda bu tür güç oyunlarından uzak durmaya ve esaslı argümanlara odaklanmaya çalıştım.

More Sentences
Trade/Economic
keep v. alıkoymak
That will not keep us from carrying out our humanitarian mission.
Bu bizi insani görevimizi yerine getirmekten alıkoymayacaktır.

More Sentences
Law
keep v. muhafaza etmek
As far as I am concerned, this work should be kept more or less unchanged.
Bana kalırsa, bu çalışma aşağı yukarı hiç değiştirilmeden muhafaza edilmelidir.

More Sentences
Technical
keep v. muhafaza etmek
As far as I am concerned, this work should be kept more or less unchanged.
Bana kalırsa, bu çalışma aşağı yukarı hiç değiştirilmeden muhafaza edilmelidir.

More Sentences
keep v. sağlamak
They aren’t trying to hide features or settings to keep your space looking cleaner.
Alanınızın daha temiz görünmesini sağlamak için özellikleri veya ayarları gizlemeye çalışmıyorlar.

More Sentences
keep v. tutmak
One major question is that of how we care for rural areas and keep them alive.
En önemli sorulardan biri de kırsal alanlara nasıl bakacağımız ve onları nasıl canlı tutacağımızdır.

More Sentences
Computer
keep expr. koru
Always keep the faith.
İnancını her zaman koru.

More Sentences
General
keep n. erzak
keep n. himaye
keep n. içkale
keep n. yiyecek
keep n. iç kale
keep n. defter
keep n. otlak
keep n. bir şeyi yerinde sabit tutan parça
keep n. himaye
keep v. ilerlemek
keep v. beslemek
keep v. kutlamak
keep v. saklamak (sır)
keep v. sahibi olmak (dükkan)
keep v. işletmek
keep v. konumunda tutmak
keep v. gözkulak olmak
keep v. temelli almak
keep v. geçindirmek
keep v. yemek
keep v. yönelmek
keep v. işletmek (otel vb)
keep v. kayıt tutmak
keep v. zabıt tutmak
keep v. elinde bulundurmak
keep v. saygı göstermek
keep v. sadık olmak
keep v. sadakat göstermek
keep v. direnmek
keep v. yılmamak
keep v. bir yere kapatmak
keep v. yetiştirmek
keep v. değiştirmemek
keep v. bir seviyede/durumda tutmak
keep v. dost/metres tutmak
keep v. bir seviyede/durumda kalmak
keep v. bozulmamak
keep v. daha sonraya kalmak
keep v. gecikmek
keep v. beklemek
keep v. birlikte anılmak
keep v. bağlantılı olmak
keep v. (birine) yer tutmak
keep v. sürekli … yapmak
Irregular Verb
keep v. kept - kept
Colloquial
keep n. cezaevi
keep n. hapishane
Computer
keep expr. sakla
Star Wars
keep n. kale (vallt)

Meanings of "keep" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Common Usage
keep quiet v. susmak
keep confidential v. gizli tutmak
General
person who does not keep his or her word n. allak
keep in mind that n. unutmamamız gerekir ki
keep it simple stupid n. kiss prensibi
keep it simple stupid n. basit yap prensibi
keep it simple stupid n. (bir şeyi) basit tut prensibi
keep guard v. korumak
keep it up v. devam etmek
keep one's counsel v. sır saklamak
keep something in perspective v. bir şeye bir bütün olarak bakmak
keep in the background v. arka planda kalmak
keep someone company v. birini yalnız bırakmamak
keep informed v. bilgilendirilmek
keep someone in suspense v. merakta bırakmak
keep back v. alıkoymak
keep under observation v. müşahede altında tutulmak
keep touch with v. ile ilişkiyi sürdürmek
keep in reserve v. ihtiyat olarak saklamak
keep down v. engellemek
keep alive v. hayatta kalmak
keep in v. frenlemek
keep someone at arm's length v. biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak
keep out of v. uzak durmak
keep up with v. ile aynı hızda gitmek
keep something out of v. uzak tutmak
keep in one's bosom v. gizlemek
keep open v. açık tutmak
keep clear of v. sakınmak
keep a close watch on v. sıkı bir gözetim altında tutmak
keep someone advised of v. birini bir konuda bilgilendirmek
keep silent v. sessiz kalmak
keep busy v. meşgul etmek
keep dark v. sır vermemek
keep up v. yüksek tutmak
keep balanced diet v. dengeli beslenmek
keep one's eyes skinned v. gözünü dört açmak
keep one's eyes peeled v. gözünü açmak
keep one's distance v. araya mesafe koymak
keep abreast of v. ile atbaşı gitmek
keep cave v. gözetlemek
keep something in a corner of one's mind v. aklının bir köşesinde tutmak
keep snug v. saklamak
keep on v. sürdürmek
keep secret v. saklı tutmak
keep up v. devam etmek
keep company with v. çıkmak
keep out v. içeri almamak
keep somebody out v. içeri sokmamak
keep fit v. formunu korumak
keep back v. gizlemek
keep a mistress v. metres tutmak
keep awake v. uyanık kalmak
keep guard v. nöbet tutmak
keep it up v. sürdürmek
keep someone at arm's length v. birinin samimi olmasına izin vermemek
keep someone company v. birine refakat etmek
keep tabs on v. gözetlemek
keep back v. barındırmak
keep up v. seviyesine ulaşmak
keep up with v. ayak uydurmak (çağa/zamana)
keep something on the back burner v. sonra çalışmak üzere şimdilik ertelemek
keep the accounts v. hesap tutmak
keep order v. disiplini korumak
keep up v. ayak uydurmak
keep up with something v. uymak
keep tabs on v. takip etmek
keep in mind v. unutmamak
keep out of sight v. hiç görünmemek
keep following v. ardını bırakmamak
keep warm v. sıcak tutmak
keep together v. birlikte kalmak
keep one's eyes open v. gözünü açmak
keep one's temper v. itidalini muhafaza etmek
keep one's eyes open v. gözünü dört açmak
keep up with the times v. çağa ayak uydurmak
keep something quiet v. saklamak
keep in form v. formda kalmak
keep clear of v. çekinmek
keep down v. zulmetmek
keep someone at a distance v. birine soğuk davranmak
keep somebody out v. uzak tutmak
keep a tab on v. izlemek
keep in suspense v. endişelendirmek
keep good time v. saat her zaman zamanı doğru göstermek
keep down v. tutmak
keep one's mind v. kafasına takmak
keep somebody alive v. yaşatmak
keep secret v. sır saklamak
keep time v. tempo tutmak
keep down v. bastırmak
keep posted v. haberdar etmek
keep one's eyes skinned v. göz kulak olmak
keep cool v. soğukkanlılığını korumak
keep a tight rein on v. kontrol altında tutmak
keep one's head v. kendine hakim olmak
keep the interest alive v. ilgiyi canlı tutmak
keep somebody at arm’s length v. biriyle arasında mesafe bırakmak
keep going v. devam etmek
keep in with v. anlaşmak
keep an eye on v. gözetlemek
keep score v. puan saymak
keep back v. saklamak
keep something in perspective v. bir şeyi bir bütünsellik içinde ele almak
keep up v. geçindirmek
keep something going v. devam ettirmek
keep silent v. suspus olmak
keep one's eyes skinned v. gözünü açmak
keep one's promise v. sözünü yerine getirmek
keep in view v. göz önüne almak
keep to v. kalmak
keep out v. dışarıda bırakmak
keep one's word v. sözünü tutmak
keep trying v. denemeye devam etmek
keep step with v. ayak uydurmak
keep something at one's fingertips v. el altında bulundurmak
keep in v. içeride kalmak
not keep v. caymak
keep in step with v. ayak uydurmak
keep one's eyes open v. tetikte olmak
keep available v. hazır bulundurmak
keep on v. sebat etmek
keep going v. devam ettirmek
keep in mind v. hatırda tutmak
keep to v. uymak
keep one's eyes skinned v. dikkatli olmak
keep a tab on v. gözetlemek
keep the peace v. asayişi korumak
keep in dark v. gizlemek
keep account of v. aklında tutmak
keep someone at bay v. birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek
keep something readily available v. el altında bulundurmak
keep the ball rolling v. iyi bir işi sürdürmek
keep someone at arm's length v. birini pek yaklaştırmamak
keep something dark v. açığa vurmamak
keep silent v. sükut etmek
keep mum v. susmak
keep company with v. ile arkadaşlık etmek
keep eye on v. göz kulak olmak
keep someone at bay v. birini sindirmek
keep a tally v. çetelesini tutmak
keep one's word v. sözünü yerine getirmek
keep tabs on v. izlemek
keep one's eyes peeled v. tetikte olmak
keep one's temper v. öfkeye kapılmamak
keep up with v. takip etmek
keep somebody at a distance v. mesafeli davranmak
keep an eye on v. dikkat etmek
keep off v. uzak tutmak
keep something out v. uzak tutmak