base - Turkish English Dictionary

base

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

base — Definition

Meaning:
taban, temel, üs, dayandırmak
Pronunciation (IPA):
(AmE /beɪs/ – BrE /beɪs/)
Part of speech:
İsim: base (bases); Fiil: base (bases – based – basing)
Synonyms:
foundation, basis, ground

Meanings of "base" in Turkish English Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Common Usage
base n. üs
It appears that the Commission favours the Brenner base tunnel project.
Komisyon'un Brenner üs tüneli projesini desteklediği görülmektedir.

More Sentences
base n. baz
I enjoy cocktails with a Rum base.
Rom bazlı kokteylleri severim.

More Sentences
base n. temel
Greece and Spain are rapidly catching up with the EU average, while starting from a relatively low base.
Yunanistan ve İspanya, nispeten düşük bir temelden başlamalarına rağmen hızla AB ortalamasını yakalamaktadır.

More Sentences
base n. taban
A solid skills base will not be built in a year.
Sağlam bir beceri tabanı bir yıl içinde oluşturulmayacaktır.

More Sentences
base n. alt
There is a top note, a middle note, and a base note.
Bir üst nota, bir orta nota ve bir de alt nota vardır.

More Sentences
base n. kaide
The column bases show the typical features of the late Gothic period.
Sütun kaideleri geç Gotik dönemin tipik özelliklerini göstermektedir.

More Sentences
base v. dayandırmak
Secondly, we have based fishing rights on the data available, which Mauritania provided.
İkinci olarak, balıkçılık haklarını Moritanya'nın sağladığı mevcut verilere dayandırdık.

More Sentences
base n. kök
base n. dayanak
base n. altlık
base n. esas
base adj. alçak
base adj. adi
base adj. aşağılık
General
base n. altyapı
The accession of the candidate countries with their strong skills base will offer the Union enormous opportunities.
Güçlü yetenek altyapısına sahip aday ülkelerin katılımı Birliğe muazzam fırsatlar sunacaktır.

More Sentences
base n. alt
There is a top note, a middle note, and a base note.
Bir üst nota, bir orta nota ve bir de alt nota vardır.

More Sentences
base n. taban
A solid skills base will not be built in a year.
Sağlam bir beceri tabanı bir yıl içinde oluşturulmayacaktır.

More Sentences
base n. dip
I could see something shining at the base of the cliff.
Uçurumun dibinde parlayan bir şey görebiliyordum.

More Sentences
base n. temel
Greece and Spain are rapidly catching up with the EU average, while starting from a relatively low base.
Yunanistan ve İspanya, nispeten düşük bir temelden başlamalarına rağmen hızla AB ortalamasını yakalamaktadır.

More Sentences
base n. ana
We found it very hard going back to our base camp in the blizzard.
Kar fırtınasında ana kampımıza geri dönmek çok zor geldi.

More Sentences
base n. kaide
The column bases show the typical features of the late Gothic period.
Sütun kaideleri geç Gotik dönemin tipik özelliklerini göstermektedir.

More Sentences
base n. etek (dağ)
This city lies at the base of a mountain.
Şehir bir dağın eteğinde yer almaktadır.

More Sentences
base n. zemin
I hope that we can reach an agreement on a legal base.
Umarım yasal bir zeminde bir anlaşmaya varabiliriz..

More Sentences
base n. taban
A solid skills base will not be built in a year.
Sağlam bir beceri tabanı bir yıl içinde oluşturulmayacaktır.

More Sentences
base v. kurmak
The European Union is basing its policy on respect for fundamental rights.
Avrupa Birliği politikasını temel haklara saygı üzerine kuruyor.

More Sentences
base v. dayandırmak
Secondly, we have based fishing rights on the data available, which Mauritania provided.
İkinci olarak, balıkçılık haklarını Moritanya'nın sağladığı mevcut verilere dayandırdık.

More Sentences
base v. dayanmak
The Commission makes every effort to base itself on available objective information, in particular IAEA sources.
Komisyon, başta IAEA kaynakları olmak üzere, mevcut objektif bilgilere dayanmak için her türlü çabayı göstermektedir.

More Sentences
Law
base n. baz
I enjoy cocktails with a Rum base.
Rom bazlı kokteylleri severim.

More Sentences
base n. temel
Greece and Spain are rapidly catching up with the EU average, while starting from a relatively low base.
Yunanistan ve İspanya, nispeten düşük bir temelden başlamalarına rağmen hızla AB ortalamasını yakalamaktadır.

More Sentences
base n. şirket merkezi
Our company's base is in Tokyo.
Şirketimizin merkezi Tokyo'dadır.

More Sentences
Technical
base n. baz
I enjoy cocktails with a Rum base.
Rom bazlı kokteylleri severim.

More Sentences
base n. dip
I could see something shining at the base of the cliff.
Uçurumun dibinde parlayan bir şey görebiliyordum.

More Sentences
base n. taban
A solid skills base will not be built in a year.
Sağlam bir beceri tabanı bir yıl içinde oluşturulmayacaktır.

More Sentences
base v. temel almak
Use the trends you observe to set your trading pace and base important decision making factors on.
Ticaret hızınızı belirlemek ve önemli karar verme faktörlerini temel almak için gözlemlediğiniz eğilimleri kullanın.

More Sentences
Mechanic
base n. kaide
The column bases show the typical features of the late Gothic period.
Sütun kaideleri geç Gotik dönemin tipik özelliklerini göstermektedir.

More Sentences
Automotive
base n. taban
A solid skills base will not be built in a year.
Sağlam bir beceri tabanı bir yıl içinde oluşturulmayacaktır.

More Sentences
Statistics
base n. temel
Greece and Spain are rapidly catching up with the EU average, while starting from a relatively low base.
Yunanistan ve İspanya, nispeten düşük bir temelden başlamalarına rağmen hızla AB ortalamasını yakalamaktadır.

More Sentences
Chemistry
base n. baz
I enjoy cocktails with a Rum base.
Rom bazlı kokteylleri severim.

More Sentences
Linguistics
base n. taban
A solid skills base will not be built in a year.
Sağlam bir beceri tabanı bir yıl içinde oluşturulmayacaktır.

More Sentences
Environment
base n. baz
I enjoy cocktails with a Rum base.
Rom bazlı kokteylleri severim.

More Sentences
Military
base n. askeri üs
The soldiers were sent back to their base.
Askerler üslerine geri gönderildi.

More Sentences
base n. üs
It appears that the Commission favours the Brenner base tunnel project.
Komisyon'un Brenner üs tüneli projesini desteklediği görülmektedir.

More Sentences
Baseball
base n. kale
I stole a base.
Bir kale kaptım.

More Sentences
General
base n. saha kenarı
base n. kök
base n. katışık
base n. dayanak
base n. karargah
base n. başlangıç sayısı
base n. asıl
base n. altlık
base n. esas
base n. başlama sayısı
base n. ayak
base n. usul
base n. esas rakam
base n. taban plakası
base n. kural
base n. fon
base n. esas/ana madde
base n. çıkış noktası
base n. makyaj bazı
base n. fondöten altına sürülen baz
base n. ölçüm veya hesaplama için referans çizgisi
base n. başlangıç noktası
base n. çıkış noktası
base n. konumlanılan ve görevlerin başladığı yer
base n. diğer parçaların üzerine monte edildiği parça
base v. bina etmek
base v. temellenmek
base v. bağlamak
base v. temel atmak
base v. konumlandırmak
base v. yerleştirmek
base v. yakarak ve dumanını soluyarak saf kokain kullanmak
base adj. sütsüz
base adj. sahte
base adj. rezil
base adj. soysuz
base adj. korkak
base adj. kalp
base adj. adi
base adj. sefil
base adj. sütü bozuk
base adj. ciğeri beş para etmez
base adj. kaba
base adj. değersiz
base adj. süfli
base adj. aşağılık
base adj. kanı bozuk
base adj. değersiz
base adj. kısa
base adj. ufak tefek
base adj. alelade
base adj. özelliksiz
base adj. kalın tonlu
base adj. bas
base adj. taban oluşturan
base adj. taban görevi gören
base adj. tabanda veya dipte bulunan
base adj. tabana veya dibe yakın olan
base adj. köleliğe ait
base adj. köleliğe özgü
Law
base n. aşağı
base n. esas
base n. madun
base n. tali derecede
base n. örgüt merkezi
base n. tedarik merkezi
base n. faaliyet merkezi
base n. parti tabanı
Politics
base n. el kaide terör örgütü
Industry
base n. doğal incilerin fiyatlandırılmasında kullanılan kalite faktörü
Technical
base n. alt kısım
base n. esas
base n. şişe dibi
base n. üst tabaka
base v. kullanmak
base v. referans almak
Electric
base n. transistörde verici ile alıcı arasındaki bölge
base n. transistörde verici ile alıcı arasındaki bölgeye yerleştirilen elektrot
Architecture
base n. ayaklık
base n. bina eteği
Construction
base n. süpürgelik
Dyeing
base n. boya bazı
base n. boyanın parlak pigmentler halinde emilmesini sağlayan inorganik malzeme
Automotive
base n. baz kat
Mining
base n. yuvarlak kesimli cevherin alt yüzeyi
Geometry
base n. geometrik şeklin tabanı
Chemistry
base adj. tabana ait
base adj. tabana dair
base adj. tabanı olan
base adj. düşük kaliteli metalden oluşan
base adj. düşük kaliteli metal alaşımlı
Biology
base n. bitki veya hayvan organının birleşim noktasına en yakın kısmı
base n. bitki veya hayvan organının birleşim noktası
base n. dna veya rna'nın şeker bileşenine bağlı olarak ortaya çıkan nitrojen içeren pürin veya pirimidin
Linguistics
base n. kök
base n. eklerin veya diğer köklerin eklenebildiği biçimbirim
Archaeology
base n. sütun altlığı
Military
base n. kalkanın alt kısmı
Baseball
base n. köşe
base n. beyzboldaki dört kaleden her biri
Music
base adj. bas (ses)
Photography
base n. kaplandığı hassaslaştırılmış emülsiyonu destekleyen cam, kağıt veya selüloz ester film
Archaic
base adj. avam tabakasına mensup
base adj. gayrimeşru
base adj. alt tabakadan olan
Slang
base n. piç
base n. uyuşturucu

Meanings of "base" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
acid base imbalance n. asit baz dengesizliği
three base hit n. üç adım vuruşu
base map n. temel harita
legal base n. hukuki mesnet
base line n. ana hat
base coin n. sahte para
base register n. temel yazmaç
bed base n. baza
base metal n. adi metal
base metal n. ana metal
marine recreation base n. denizle ilgili dinlenme alanları
cylinder base n. silindir tabanı
base camp n. üs
home base n. merkez
logarithm to the base two n. iki tabanına göre logaritma
reduced base moment arm n. azaltılmış taban moment kolu
pudding with a caramel base n. kazandibi
bed base n. yatak bazası
base of operations n. harekat üssü
second base n. ikinci taban
local base n. yerel taban
lower base n. alt taban
base plate n. altlık
base for living n. yaşam sınırı
knowledge base n. bilgi tabanı
home base n. üs
base of the neck n. ense kökü
disaster prevention shelter base n. afetten korunma barınak üssü
naval base n. deniz üssü
data base n. veri tabanı
base temperature n. taban ısısı
base material n. temel malzemesi
customer base n. müşteri tabanı
client base n. müşteri tabanı
acid base n. asit baz
stable base n. sağlam zemin
stable base n. sabit zemin
sturdy base n. sağlam zemin
sturdy base n. sabit zemin
air force base n. hava kuvvetleri üssü
scientific base n. bilimsel dayanak
home base n. yönetim merkezi
base period n. temel dönem
base line n. ana çizgi
base line n. esas hat
base level n. temel düzeyi
base level n. ana düzey
base pay n. taban ücret
base colour n. zemin rengi
base quantity n. temel büyüklük
base colour n. ana renk
supply base n. ikmal üssü
acid-base imbalance n. asit-baz dengesizliği
base-court n. saray avlusu
acid-base equilibrium n. asit-baz dengesi
base-court n. arka bahçe
make-up base n. makyaj bazı
faith-base n. inanç temeli
zero-base budgeting n. sıfır tabanlı bütçeleme
base level n. temel seviyesi
base case lease n. esas kira kontratı
morphine base n. baz morfin
compound base n. bileşik baz
base period n. temel süre
base point n. taban puan
american base n. amerikan üssü
base explosive n. baz patlayıcı
secret base n. gizli üs
gum base n. sakız mayası
soap base n. sabun bazı
base effect n. baz etkisi
base hospital n. askeri üs hastanesi
base metal n. anametal
base line n. kenar çizgisi
base line n. ölçü alınan çizgi
compacted granular base n. sıkıştırılmış granüler temel
small base n. küçük üs
small base n. ufak üs
base fare n. esas tarife
base fare n. esas ücret
the base of the n. ...tabanı
people at the base of the pyramid n. piramidin tabanındakiler
bed base n. somya
broad base of knowledge n. geniş bilgi tabanı
base ten blocks n. onluk taban blokları
acid-base indicator n. asit baz göstergesi
acid-base indicator n. asit baz belirteci
target base line n. bir coğrafi alanın çevresiyle ana hedefleri birleştiren çizgi
prisoner's base n. köşe kapmaca oyunu
prison base n. bir tür yakalamaca oyunu
base [obsolete] n. bas şarkıcı
base [obsolete] n. bas ses
prisoner's base n. bir tür yakalamaca oyunu
base [obsolete] n. bir tür yakalamaca oyunu
dexter base n. (armacılıkta) kalkanın sağ alt kısmında bir nokta
fan base n. hayran kitlesi
fan base n. destekçiler
fan base n. taraftarlar
fan base n. fan grubu
fan base n. hayran koleksiyonu
country-base n. bir tür yakalamaca oyunu
first base n. ilk evre
first base n. ilk basamak
first base n. ilk adım
first base n. ilk girişim
prisoners base n. bir tür yakalamaca oyunu
free-base n. saflaştırılmış toz uyuşturucu
base camping n. kendi canlanma noktasında pusma (video oyunlarında)
base upon v. dayanmak
base oneself on v. bel bağlamak
base something on v. bir şeyi bir şeye dayandırmak
touch base with v. konuşmak
base oneself on v. güvenmek
base on v. baz almak
base on v. esas kabul etmek
base upon v. dayandırmak
touch base with v. biriyle görüşmek
base on v. dayanmak
base upon v. dayamak
base on v. esas almak
touch base v. konuşmak
touch base v. görüşmek
base on v. dayandırmak
base on v. dayamak
lay the base v. temel atmak
be established on base v. temel üzerine kurulmak
set up a base v. üs kurmak
use something as base v. temel olarak kullanmak
use as a base v. baz olarak almak
use something as base v. temel almak
use something as base v. baz almak
base (something) on (another) v. dayandırmak
base upon v. temele dayandırmak
base on v. temele dayandırmak
base upon a scientific foundation v. bilimsel temele dayandırmak
base on a scientific foundation v. bilimsel temele dayandırmak
use something as base v. dayanak almak
steal a base v. kale çalmak
extract data from the data base v. veritabanından veri çekmek
free-base v. (kokaini) tortusunu ısıtılmış çözücü yardımıyla ayırarak saflaştırmak
free-base v. (saflaştırılmış katı kokaini) tüttürerek içmek
wide base adj. geniş tabanlı
off base adj. yoldan çıkmış
off base adj. yanılmış
off base adj. yanlış yolda
base [obsolete] adj. kısa boylu
off-base adj. düzgün bir şekilde anlaşılmamış
off-base adj. hatalı (kimse)
off-base adj. görüşü yanlış (kimse)
off-base adj. düzgün bir şekilde yürütülmemiş