put to - Turkish English Dictionary
History

put to

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "put to" in Turkish English Dictionary : 16 result(s)

English Turkish
General
put to v. eklemek
put to v. sunmak
put to v. birleştirmek
put to v. birine soru yöneltmek
put to v. tabi tutmak
put to v. bırakmak (isteğine)
put to v. dayamak
Phrasals
put to v. çabasını belirli bir yöne yoğunlaştırmak
put to v. çabasını belirli bir yönde ağırlaştırmak
put to v. oylamak
put to v. oya sunmak
Idioms
put to v. katmak
put to v. yanına bırakmak
put to v. (bir şeye bir şey) eklemek
put to v. yanına koymak
put to v. (bir şeyi bir şeyin) yanına yerleştirmek

Meanings of "put to" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
General
put somebody to confusion v. utandırmak
put to sleep v. uyutmak
put somebody to expense v. masrafa sokmak
put to tender v. tartışmaya sunmak
put to the sword v. kılıçtan geçirmek
put one's foot to the floor v. birden gaza basmak
put someone to shame v. birini gölgede bırakmak
put something forward to v. toplantı saatini ileri almak
put out to sea v. denize açılmak
put something forward to v. ertelemek
put somebody to shame v. rezil etmek
put out to grass v. çayıra salmak
put to sea v. açılmak
not to put too fine a point on it v. tam anlamıyla ifade etmek
put to flight v. kaçırmak
put someone to sleep v. birini uyutmak
put pen to paper v. yazmaya başlamak
put something to one side v. bir şeyi bir kenara bırakmak
put something to rest v. nahoş bir olayı unutmak ve sanki olmamış gibi davranmak
put one's shoulder to the wheel v. gayretle çalışmaya başlamak
put to the proof v. sınamak
put out to sea v. alarga etmek
put out to grass v. emekli etmek
put to the blush v. utandırmak
put somebody to inconvenience v. sıkıntı vermek
put something to a vote v. reye koymak
put to the vote v. oylamaya koymak
put someone to sleep v. birine uyku vermek
put somebody to inconvenience v. rahatsız etmek
put end to v. nokta koymak (bir konuya vb)
put someone to shame v. birini rezil etmek
put a stop to v. kesmek
put to bed v. yatırmak
put signature to v. imza atmak
put to the vote v. oylamak
put an end to v. son vermek (bir konuşmaya)
put to shame v. bozum etmek
put somebody to shame v. mahcup etmek
put to work v. çalıştırmak
put to sea v. denize açılmak
put something down to v. bir şeyi birine vermek
put oneself to expense v. masrafa girmek
put and end to v. noktalamak (bir konuyu)
put someone out to pasture v. birini emekliye ayırmak
put to shame v. bozmak
put to the sack v. yağma etmek
put an animal to sleep v. hayvanı iğneyle verilen ilaçla öldürmek
put a stop to v. nokta koymak
put an end to v. bitirmek
put something forward to v. toplantı tarihini ileri almak
put a stop to v. durdurmak
put one's heart to v. kendini adamak
put out to nurse v. emzirmek
put a period to v. sonuçlandırmak
put to the torture v. işkence etmek
put somebody to confusion v. mahcup etmek
put someone to shame v. utandırmak (birini)
put an end to v. son vermek
put something to the vote v. oya koymak
put to the vote v. oya koymak
put something back to v. tarihini öne almak (toplantı/randevu vb)
have to put up with somebody v. kahrını çekmek
put a stop to v. bitirmek
put something to a vote v. bir şeyi oya sunmak
put to work v. koşmak
put something over to v. bir şeyi başka bir tarihe ertelemek
put someone to death v. birini idam etmek
put someone to bed v. birini yatırmak
put somebody to trouble v. zahmete sokmak
put somebody wise to v. haber vermek
put something forward to v. randevu saatini ileri almak
put something to rights v. bir şeyi yoluna koymak
put something over to v. başka bir tarihe ertelemek
put to sleep v. yatırmak
put signature to v. imzalamak
put something back to v. saatini öne almak (toplantı/randevu vb)
put to the sack v. yağmalamak
put something forward to v. randevu tarihini ileri almak
put a prop to v. destek vurmak
put to good use v. değerlendirmek
put something to shame v. bir şeyi gölgede bırakmak
put a question to v. soru sormak
put an end to v. bitirmek (bir konuyu)
be hard put to do something v. akla karayı seçmek
put to rout v. bozguna uğratmak
put someone to the test v. birini zora koşmak
put out to loan v. ödünç vermek
put something to one side v. bir kenara bırakmak
put somebody to shame v. utandırmak
put out to grass v. otlatmak
put an end to v. sona erdirmek
put something to ransom v. rehin bırakmak
put something to archive v. arşive kaldırmak
put out to nurse v. bakmak
put a stop to v. son vermek
put to the touch v. denemek
be put to a vote v. oylanmak
put to rout v. hallaç pamuğu gibi atmak
put to use v. kullanmak
put to sleep v. uyutarak öldürmek
put to sleep v. iğne ile öldürmek
put the baby to sleep v. bebeği uyutmak
put to sleep v. bayıltmak
put to death v. infazı gerçekleştirmek
put to death v. öldürmek
put to death v. idam etmek
put to the vote v. oya sunmak
put to use v. uygulamak
put to test v. teste sokmak
put something to the vote v. oylamaya sunmak
put (something) to good use v. değerlendirmek
put to the test v. deneme yapmak
put to the test v. deneyden geçirmek
put something to vote v. oya sunmak
put something to vote v. oylamaya sunmak
put something out to tender v. ihaleye çıkartmak
put something out to tender v. ihaleye çıkarmak
put something to forefront v. ön plana çıkartmak
put something on to boil v. kaynamaya bırakmak
put someone to expense v. masraf getirmek
put a baby to the breast v. bebek emzirmek
put (a matter) to rights v. yoluna koymak
be put out to tender v. ihale edilmek
put someone to inconvenience v. zahmete sokmak
put somebody to expense v. masraf doğurmak
put somebody to expense v. masraf çıkarmak
put somebody to expense v. masraf açmak
put through a call to v. -e telefon etmek
put someone to expense v. masraf doğurmak
put someone to expense v. masraf çıkarmak
put someone to expense v. masraf açmak
put someone to a bother v. zahmet olmak
put money to good use v. parayı değerlendirmek
put someone to shame v. mahcup etmek (birini)
put someone to trouble v. birini sıkıntıya sokmak
put someone to trouble v. birini zahmete sokmak
put someone to bed v. birisini yatırmak
put someone to work v. birini çalıştırmak
put one's ear to the door v. kulağını kapıya dayamak
put an end to all the madness v. tüm bu çılgınlığa bir son vermek
put a gun to somebody's head v. birinin kafasına tabanca dayamak
put the finishing touches to v. rötuşunu yapmak
put the finishing touches to v. son rötuşlarını yapmak
put the finishing touches to v. son rötuşları yapmak
put to eternal rest someone v. ebedi istirahatgahına defnetmek
put down to the fact v. ortaya koymak
put the gun to the temple v. silahı şakağa dayamak
put to test v. teste tabi tutmak
put an end to one's life v. hayatına son vermek
be put to sleep v. uyutulmak
put to nurse v. süt anneye yollamak
put to the rack v. işkenceye maruz bırakmak
put to the rack v. acı çektirmek
put to nurse v. hasta bakıcıya emanet etmek
put to the rack v. işkence etmek
put to the rack v. eziyet etmek
put to the test v. sınamak
ability to put ourselves imaginatively in another’s place n. empati kurabilme yeteneği
ability to put ourselves imaginatively in another’s place n. hayal gücüne dayanarak kendimizi başkasının yerine koyabilme yeteneği
impossible to put into words adj. kelimelerle anlatılamaz
Phrasals
put up to v. ilerlemek
put up to v. ayartmak
put up to v. kışkırtmak
put up to v. teşvik etmek
put up to v. bilgilendirmek
put up to v. haberdar etmek
put something in (to) print v. baskıya vermek
put something in (to) print v. (yayınlamak amacıyla) basmak
put (something) down to (something else) v. -e vermek
put (something) down to (something else) v. yormak
put (something) down to (something else) v. '-e bağlamak (bir şeyi başka bir şeyin nedeni saymak)
put something down to something v. -e vermek
put something down to something v. yormak
put something down to something v. '-e bağlamak (bir şeyi başka bir şeyin nedeni saymak)
put (something) next to (something else) v. (bir şeyi başka bir şeyin) yanına/bitişiğine koymak
put (something) up to (someone or something) v. (bir şeyi birine/bir şeye) tartışılması, değerlendirilmesi, karar verilmesi için sunmak
put (something) up to (someone or something) v. (bir şeyi birine/bir şeye) tartışılması, değerlendirilmesi, karar verilmesi için açmak
put (something) up to (someone or something) v. (bir şeyi birine/bir şeye) tartışılması, değerlendirilmesi, karar verilmesi için taşımak
put (something) up to (something) v. (bir şeyi bir şeye) açmak
put (something) up to (something) v. (bir şeyi) bir karar verme işlemine/sürecine açmak
Phrases
put it to somebody that... v. karşı çıkıp çıkmayacağını görmek için birine bir iddia yöneltmek
put it to somebody that... v. karşı çıkıp çıkmayacağını görmek için birine bir iddia yöneltmek
to put it bluntly expr. açık söylemek gerekirse
not to put too fine a point on it expr. açıkça söylemek gerekirse
to put it another way expr. bir başka deyişle
to put it another way expr. bir başka ifadeyle
to put it all in simple terms expr. basitçe söylemek gerekirse
to put it another way expr. bir de şu şeklide ifade edersem
to put a finer point on it expr. daha net olarak ifade etmek gerekirse
to put a finer point on it expr. daha net olarak söylemek gerekirse
to put a finer point on it expr. daha açık ifade etmek gerekirse
to put it more explicitly expr. daha açıkça ifade etmek gerekirse
not to put too fine a point on it expr. doğrusunu söylemek gerekirse
to put it mildly expr. en kibar şekliyle
to put it mildly expr. en hafif deyimiyle
to put it simply expr. kısacası/basit bir şekilde açıklarsak
Colloquial
put paid to v. bitirmek
put paid to v. çözümlemek
be put to death v. idam edilmek
put paid to v. sonuçlandırmak
be put to it v. zorlanmak
be put to it v. gerilmek
be put to it v. stresli günler yaşamak
be put to it v. gergin bir zaman geçirmek
be put to it v. yorulmak
be put to it v. ciddi bir problemle uğraşmak
put to it v. zorlanmak
put to it v. gerilmek
put to it v. stresli günler yaşamak
put to it v. gergin bir zaman geçirmek
put to it v. yorulmak
put to it v. ciddi bir problemle uğraşmak
put to it v. sıkıntıda olmak
put to it v. zorda olmak
put to it v. darda olmak
put to it v. sıkışık olmak
put it to (one) v. (birine) sunmak
put it to (one) v. (birine) önermek
put it to (one) v. bir fikri (birine) götürmek
put it to (one) v. ne yapacağını görmek için (birini) suçlamak
put it to (one) v. ne yapacağını görmek için (birine) bir suçlama yöneltmek
put it to (one) v. ne yapacağını görmek için (birine) suç atmak
put it to v. değerlendirmeye sunmak
put it to v. ısrarla söylemek
put it to v. açıkça söylemek
put it to v. üstüne yüklemek
put it to v. üstüne yıkmak
put it to v. fazla/yapabileceğinden fazla görev yüklemek
put it to v. üstüne atmak
put it to v. suç atmak
put it to v. suçu yüklemek/yıkmak
put it to v. üstüne yıkmak
put it to v. kazıklamak
put it to v. kazık atmak
put it to v. kandırmak
put it to v. haksız fayda sağlamak
put it to v. dolandırmak
put it to someone v. ne yapacağını görmek için birini suçlamak
put it to someone v. ne yapacağını görmek için birine bir suçlama yöneltmek
put it to someone v. inkar edip etmeyeceğini görmek için birine suç atmak
put it to (someone) v. (birinin) üstüne yüklemek
put it to (someone) v. (birinin) üstüne yıkmak
put it to (someone) v. (birine) fazla/yapabileceğinden fazla görev yüklemek
put it to (someone) v. (birinin) üstüne atmak
put it to (someone) v. (birine) suç atmak
put it to (someone) v. suçu (birine) yüklemek/yıkmak
put it to (someone) v. (birinin) üstüne yıkmak
put it to (someone) v. (birini) kazıklamak
put it to (someone) v. (birine) kazık atmak
put it to (someone) v. (birini) kandırmak
put it to (someone) v. (birinden) haksız fayda sağlamak
put it to (someone) v. (birini) dolandırmak
put it to (someone) v. (birine) ısrarla söylemek
put it to (someone) v. (birine) açıkça söylemek
put it to (someone) v. (birini) bozguna uğratmak
put it to (someone) v. (birini) büyük yenilgiye uğratmak
put it to (someone) v. (birini) açık ara yenmek
put to it adj. zorlanmış
put to it adj. gerilmiş
put to it adj. stresli günler yaşayan
put to it adj. gergin bir zaman geçiren
put to it adj. yorgun
put to it adj. yorulmuş
put your mind to it expr. aklını ver
put a stop to this horseshit expr. bu saçmalığa bir son verin
Idioms
put one's nose to the grindstone v. dur durak bilmeden çalışmak
put the last hand to v. son düzeltmeleri yapmak
put to one's trumps v. çok gayret sarf etmek
put the last hand to v. tamamlamak
put the last hand to v. kusursuz hale getirmek
not to put too fine a point on it v. açık seçik söylemek
not to put too fine a point on it v. açıkça ve dürüstçe konuşmak
be hard put to it v. akla karayı seçmek
put one's mind to something v. aklına koymak
put one's mind to something v. aklını bir işe vermek
put one's hand to the plough v. azimle girişmek
put somebody to sleep v. birini baymak
put a stop to something v. bir şeye bir son vermek
put something to bed v. baskıya hazır hale getirmek
put somebody to sleep v. birini çok sıkmak
put an end to something v. bir şeye bir son vermek
put somebody out to grass v. birini ıskartaya çıkarmak
put the garden to bed v. bahçeyi kışa hazırlamak
put someone to shame v. birini yerin dibine sokmak
put the garden to bed v. bahçeyi temizlemek (yapraklardan)
put a horse out to pasture v. bir atı (çok yaşlı olduğundan) serbest bırakmak
put a stop to something v. bir şeye nokta koymak
put someone to the very pinnacle v. birini zirveye/en tepeye getirmek/koymak
put somebody to sleep v. birini uyutmak
put an end to something v. bir şeye nokta koymak
put someone to shame v. birisini utandırmak
put someone to shame v. birini utandırmak
put somebody's feet to the fire v. baskı altına almak
put to the proof v. denemek
put one's nose to the grindstone v. canla başla çalışmak
put one's hand to the plow v. canını dişine takmak
put something down to experience v. deneyime vermek
put one's shoulder to the wheel v. canını dişine takmak
put something down to experience v. denemiş olmak
put someone up to something v. gaza getirmek
put out to pasture v. emekli olmaya zorlamak
put one's hand to the plough v. gayretle girişmek
put out to pasture v. emekliye ayırmak
put shoulder to the wheel v. işe sıkı sıkı sarılmak
put something across (to someone) v. iyi anlatmak
put one's shoulder to the wheel v. işe dört elle sarılmak
put one's hand to the plow v. işe girişmek
put one's shoulder to the wheel v. işe sıkı sıkı sarılmak
put something across (to someone) v. iyi açıklamak
put something across (to someone) v. iyi ifade etmek
put shoulder to the wheel v. işe dört elle sarılmak
put one's shoulder to the wheel v. kendini işine vermek
put something to rest v. nahoş bir olayı unutmak ve sanki olmamış gibi davranmak
put pen to paper v. kağıda dökmek
put pen to paper v. kağıda kaleme sarılmak
put a gun to somebody's head v. kafasına silah dayamak
put one's shoulder to the wheel v. kendini işe vermek
put pen to paper v. kaleme almak
put one's mind to something v. kendini bir işe adamak
put pen to paper v. kaleme dökmek
put one's mind to something v. kafaya koymak
put the garden to bed v. kurumuş yaprakları toplayarak bahçeyi temizlemek
put pen to paper v. kaleme sarılmak
put shoulder to the wheel v. kendini işine vermek
put shoulder to the wheel v. kendini işe vermek
put and end to v. son noktayı koymak
put an end to v. son vermek
put an end to v. sonuçlandırmak
put something to rest v. tatsız bir olayı unutmak ve sanki hiç olmamış gibi davranmak
be hard put to do something v. zorlanmak
not know where to put oneself v. utançtan kaçıp sığınılacak bir yer aramak
put something down to something v. (bir şeyi) (birinin) (çocukluğuna/toyluğuna) vermek
not know where to put yourself v. utancından kaçacak/girecek delik aramak
not know where to put oneself v. utancından saklanacak delik aramak
put someone to the blush v. yüzünü kızartmak
put something to bed v. (yaprakların dökülmesi sonrası) bahçeyi temizlemek
put pen to paper v. yazmak
not know where to put yourself v. utançtan kaçıp sığınılacak bir yer aramak
put something to bed v. yazımını bitirmek (baskıya hazır hale getirme)
not know where to put yourself v. utançtan saklanacak yer aramak
not know where to put oneself v. utançtan saklanacak yer aramak
not know where to put oneself v. utancından kaçacak/girecek delik aramak
be put to it v. zorlanmak
put somebody's feet to the fire v. üzerinde baskı kurmak
not know where to put yourself v. utancından saklanacak delik aramak
put one's foot to the floor v. (arabanın) aniden hızını artırmak
put (one) to a lot of expense v. (birini) çok masrafa sokmak
put (one) to a lot of expense v. (birine ) çok masraf ettirmek
put (one) to a lot of expense v. (birine) çok masraf yaptırmak
put (one) to great expense v. (birini) büyük masrafa sokmak
put (one) to great expense v. (birine) büyük masraf ettirmek
put (one) to great expense v. (birine) büyük masraf yaptırmak
put (one) to great expense v. (birine) büyük masraf çıkarmak
put (one) to great expense v. (birine) büyük masraf açmak
put (one) to great expense v. (birine) büyük masraf çıkarmak
put a rope to the eye of a needle v. iğne deliğinden halat geçirmeye çalışmak
put a rope to the eye of a needle v. beyhude bir işle uğraşmak
put a rope to the eye of a needle v. boşuna uğraşmak
put one's patience to the test v. sabrını test etmek
put somebody out to grass v. birini emekli etmek
put somebody out to grass v. birini emekliye ayırmak
put somebody out to grass v. birini emekli olmaya zorlamak
put somebody out to grass v. birini ıskartaya çıkarmak
put a pistol to (one's) head v. (birinin) kafasına silah dayamak
put a pistol to (one's) head v. (birine) silah zoruyla bir şey yaptırmaya çalışmak
put a pistol to (one's) head v. (birini) bir şey yapmaya zorlamak
put a pistol to (one's) head v. (birine) bir şey yapması için baskı yapmak
put (one's) hand to (something) v. (bir şeye) girişmek
put (one's) hand to (something) v. (bir şeye) adım atmak
put (one's) hand to (something) v. (bir şeye) el atmak
put (one's) hand to (something) v. (bir şeyi) üstlenmek
put (one's) hand to (something) v. kendini (bir şeye) vermek
put (one's) seal to (something) v. (bir şeyi) imzalamak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye) imza atmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye) mührünü/damgasını basmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye) kaşesini basmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye/işe) imzasını atmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz/benzersiz tarzında yapmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye) kendi yorumunu/dokunuşunu katmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye/işe) kendi mührünü basmak
put (someone) out to pasture v. (birini) emekli olmaya zorlamak
put (someone) out to pasture v. (birini) zorla emekli etmek
put (something) out to pasture v. bir hayvanı artık çalıştırmamak/serbest bırakmak
put (something) out to pasture v. (bir şeyi) ıskartaya çıkarmak/ayırmak
put to the torch v. yakmak
put to the torch v. yakıp kül etmek
put to the torch v. yakarak tahrip etmek
put to the torch v. ateşe vermek
put a torch to v. yakmak
put a torch to v. yakıp kül etmek
put a torch to v. yakarak tahrip etmek
put a torch to v. ateşe vermek
put something to the torch v. bir şeyi ateşe vermek
put something to the torch v. bir şeyi yakmak
put to the torch v. yakmak
put to the torch v. yakıp kül etmek
put to the torch v. yakarak tahrip etmek
put to the torch v. ateşe vermek
put (something) to good account v. (bir şeyi) iyi değerlendirmek
put (something) to good account v. (bir şeyi) verimli bir şekilde kullanmak
put (something) to good account v. (bir şeyi) işine yarayacak şekilde kullanmak
put (something) to good account v. yararlı biçimde kullanmak
put/turn something to good account v. yararlanmak
put/turn something to good account v. değerlendirmek
put/turn something to good account v. iyi kullanmak
keep/put the pedal to the metal [us] v. (arabayla) hızlı/süratli gitmek
keep/put the pedal to the metal [us] v. gazı köklemek
keep/put the pedal to the metal [us] v. gaza basmak
keep/put the pedal to the metal [us] v. gazlamak
keep/put the pedal to the metal [us] v. çok çalışmak
keep/put the pedal to the metal [us] v. canla başla çalışmak
keep/put the pedal to the metal [us] v. canını dişine takıp çalışmak
put something to one side v. bir şeyi bir kenara bırakmak
put something to one side v. bir şeyi bir yana koymak
put (someone) to bed v. (birini) yatırmak
put (someone) to bed v. (birini) yatağa yatırmak
put (someone) to bed v. (birini) uykuya yatırmak
put (someone) to bed v. (birini) gece uykuya/yatağa yatırmak
put (someone) to bed v. (birini) uykuya hazırlayıp yatırmak
put (something) to bed v. (bir şeyin) hazırlığını tamamlamak
put (something) to bed v. (bir şeyin) hazırlık aşamasını bitirmek
put (something) to bed v. (bir şeyin) hazırlık aşamasını geçmek
put (something) to bed v. (bir şeyi) tartışmayı sonlandırmak
put (something) to bed v. (bir şey) hakkında tartışmaya/düşünmeye son vermek
put (something) to bed v. (bir şeyin) üzerinde eğilmeyi bırakmak
put (something) to bed v. (bir konuyu) rafa kaldırmak
put (something) to bed v. (bir şey) hakkında konuşmayı/münakaşa etmeyi bırakmak
put to bed v. bitirmek
put to bed v. bitirip kenara koymak
put to bed v. bitirip geride bırakmak
put to bed v. bitirip devam etmek
put to bed v. bitirip diğer aşamaya geçmek
put something to bed v. bir şeyi başarıyla tamamlamak/bitirmek
put something to bed v. bir şeye ulaşmak
put something to bed v. bir şeyi elde etmek
put your hand to the plough v. azimle girişmek
put your hand to the plough v. gayretle girişmek
put your hand to the plough v. işe/göreve atılmak
put (one's) mind to rest v. (birini) rahatlatmak
put (one's) mind to rest v. (birinin) içine su serpmek
put (one's) mind to rest v. (birinin) yüreğine su serpmek
put a halt to (something) v. (bir şeye) bir son vermek
put a halt to (something) v. (bir şeyi) durdurmak
put a halt to (something) v. (bir şeyi) sonlandırmak
put a halt to (something) v. (bir şeyi) bitirmek
put one's shoulder to the wheel v. gayretle çalışmaya başlamak
put one's shoulder to the wheel v. canını dişine takmak
put one's shoulder to the wheel v. işe dört elle sarılmak
put one's shoulder to the wheel v. işe sıkı sıkı sarılmak
put one's shoulder to the wheel v. kendini işine vermek
put one's shoulder to the wheel v. kendini işe vermek
put the boot to (one) v. (birine) tekmeyi basmak
put the boot to (one) v. düşmüş/yere serilmiş (birine) bir tekme daha vurmak
put the boot to (one) v. düşmüş/yere serilmiş (birini) yerde tekmelemek
put the boot to (one) v. (birini) yerde tekmelemek
put the boot to (one) v. (birini) yenmek
put the boot to (one) v. (birini) yenilgiye uğratmak
put the boot to (one) v. (birinin) üzerinde hakimiyet kurmak
put the boot to (one) v. (birine) baskın gelmek
to put it politely adv. kibarca söylemek gerekirse
not to put too fine a point on it expr. dürüstçe söylemek gerekirse
put the pedal to the metal expr. gazı kökle
wouldn’t put it past someone (to do something) expr. (birinin) ... yapması şaşırtıcı/sürpriz olmaz/beni şaşırtmaz
Speaking
I can't put a name to her/him expr. adını/ismini hatırlayamadım
to put it in different way expr. başka bir deyişle
I don't know how to put this nicely expr. bunu kibarca nasıl söyleyebilirim bilmiyorum
I'll put a stop to that expr. buna bir son vereceğim
you have to put a stop to it expr. buna bir son vermelisin
to put it in a different way expr. bir başka deyişle
to put it kindly expr. en kibar/nazik ifadeyle
if it doesn't put you to any trouble expr. eğer zahmet olmazsa
if you really put your mind to it expr. gerçekten aklını verirsen
I can't put a name to her/him expr. onu hatırlayamadım
I can't put a name to her/him expr. onun adını/ismini çıkaramadım
put your ear to the door expr. kulağını kapıya daya
I'm trying to put on weight expr. kilo almaya çalışıyorum
I can't put a name to her/him expr. onu çıkaramadım
it's hard to put into words expr. kelimelere dökmek zor
I'll put you through to his office expr. sizi ofisine bağlıyorum
let me put you through to the relevant department expr. sizi ilgili bölüme aktarıyorum
let me put you through to the relevant department expr. sizi ilgili birime aktarıyorum
I'll put it to you this way expr. size şöyle anlatayım
if it doesn't put you to any trouble expr. zahmet olmazsa
I wouldn't want to put myself in his shoes expr. yerinde olmak istemezdim
put me to sleep expr. uyut beni
Trade/Economic
put to account v. hesaba geçirmek
put to sea v. (gemiyi) denize indirmek
Traffic
obligation to put on snow chains n. kar zinciri takma zorunluluğu
Medical
put to sleep v. anestezi yapmak
put to sleep v. narkoz vermek
put to sleep v. uyuşturmak
put to sleep v. uyutmak
Veterinary
put to sleep v. hasta bir hayvanı uyutmak
Football
put someone through to score v. gol pozisyonuna sokmak
Slang
put to bed v. baskıdan önceki son hazırlıkları yapmak (gazete vb)
put to bed v. bitirmeden önceki son hazırlıkları tamamlamak (proje vb)
put someone to bed with a shovel v. birisini öldürüp gömmek
put to bed with a shovel v. birini öldürüp gömmek
put someone to bed with a shovel v. birisini gömmek
put the screws to v. gaspetmek