peg - Turco Inglés Diccionario

peg

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

peg — Definition

Significado:
mandal, çivi, sabitlemek
Pronunciación (IPA):
(AmE /pɛɡ/ – BrE /pɛɡ/)
Categoría gramatical:
İsim: peg (pegs); Fiil: peg (pegs – pegged – pegging)
Sinónimo:
pin, stake
Antónimos:
release, detach

Significados de "peg" en diccionario turco inglés : 117 resultado(s)

Inglés Turco
General
peg n. askı
Give me your coat so that I can hang it on the peg.
Paltonu ver de onu askıya asayım.

More Sentences
peg n. kanca
I hung my hat on the peg.
Şapkamı kancaya astım.

More Sentences
peg n. kazık (kısa)
Put the pegs on the floor, and I will get the tent.
Sen kazıkları yere çak, ben de çadırı getireyim.

More Sentences
peg n. mandal
I will dry my shirt on the peg.
Gömleğimi mandalla asarak kurutacağım.

More Sentences
peg v. kazık çakarak sabitlemek
Peg the tent before I come back.
Ben geri gelmeden sen tenteyi kazık çakarak sabitle.

More Sentences
Trade/Economic
peg v. sabit tutmak
I have a million pieces of cryptocurrency pegged to the American Dollar.
Amerikan dolarında sabit tutulan bir milyon kripto param var.

More Sentences
Technical
peg n. peg
PEG is generally considered biologically inert and safe.
PEG genellikle biyolojik olarak inert ve güvenli kabul edilir.

More Sentences
Music
peg n. akort vidası
The lead guitarist needs a peg.
Baş gitaristin akort vidasına ihtiyacı var.

More Sentences
peg n. mandal
I will dry my shirt on the peg.
Gömleğimi mandalla asarak kurutacağım.

More Sentences
General
peg n. çivi
peg n. ağaç çivi
peg n. vesile
peg n. askı kancası (elbise)
peg n. dübel
peg n. çamaşır mandalı
peg n. mıh
peg n. mazeret
peg n. mertebe
peg n. gerekçe
peg n. tahta çivi
peg n. derece
peg n. bahane
peg n. sodalı viski
peg n. işaret kazığı
peg n. küçük kazık
peg n. kavela
peg n. kazık
peg n. asılgan
peg n. (kriket) kaleye dikilen kazık
peg n. delikli pano pimi
peg n. (yaylı çalgıda) tellerin üste eklendiği bölüm
peg n. azalan kademe
peg n. azalan adım
peg n. azalan derece
peg n. yaba
peg n. pençe
peg n. çiviye benzer şey
peg n. askıya benzer şey
peg n. tahıl tanesi
peg n. topaç
peg n. fırıldak
peg n. atış
peg n. beyzbol atışı
peg n. haber öyküsü
peg n. gazete makalesi
peg v. çivilemek
peg v. belirlemek
peg v. saptamak
peg v. dondurmak (ücret/fiyat)
peg v. ağaç çiviyle çivilemek
peg v. ağaç çivi ile çakmak
peg v. mandallamak
peg v. sabit tutmak (fiyat/ücret vb'ni)
peg v. yerinde tutmak
peg v. sabitlemek
peg v. kısıtlamak
peg v. tutturmak
peg v. belirli bir kategoriye yerleştirmek
peg v. tanımlamak
peg v. dayandırmak
peg v. desteklemek
peg v. gerekçelendirmek
peg v. ilişkilendirmek
peg v. (kaplumbağa, ıstakoz, kabuklu deniz ürünü) kazık saplamak
peg v. cribbage oyununda skor olarak almak
peg v. (madencilik veya tarım bölgesini) hak sahibinin adı yazılı kazıklarla çevrelemek
peg v. (av köpeği) ferma yapmak
peg v. (av köpeği) avını izlemek
peg v. (beyzbol topu) atmak
peg v. olta atmak
peg v. çok çalışmak
peg v. emek harcamak
peg v. acele etmek
peg v. koşuşturmak
peg v. telaş yapmak
peg v. (skor tahtasına kaydedilecek şekilde) sayı almak
peg v. savunmak
peg v. gerekçelendirmek
peg v. doğrulamak
peg v. temele oturtmak
peg v. belirli bir konuma gelmek
peg adj. dar paçalı
peg adj. paçada darlaşan
Colloquial
peg n. tahta bacak
peg n. özsaygı düzeyi
peg n. önem düzeyi
peg v. sınıflandırmak
peg v. gruplandırmak
peg v. kategorize etmek
peg v. (hedefe) füze göndermek
peg v. füze atmak
Trade/Economic
peg n. sabit oran
peg n. sabitleştirme
peg n. sabit düzey
peg n. sabit fiyat
peg v. narh koymak
Technical
peg n. masura yerleştirme çubuğu
peg n. saplama
peg n. tahta kazık
peg n. tahta çivi
Automotive
peg n. kılavuz saplama
peg n. pim
peg n. son hız
Marine
peg n. sınır kazığı
Anatomy
peg n. bacak
peg n. insan bacağı
peg n. diş
Botanic
peg n. yer fıstığı çiçeğinin yer altı gövdesini oluşturan hipantiyum
Fishery
peg n. işaretli avlanma alanı
peg n. balık tutma bölgesi
Sport
peg n. (dağcılıkta) tırmanış sikkesi
peg n. (dağcılıkta) tırmanış takozu
peg n. (kroket) maçı almak için topun çarptırılması gereken kazık
peg v. (dağcılık) tırmanış takozu kullanmak
peg v. (dağcılık) tırmanış takozu yerleştirmek
Card
peg v. (bazı kart oyunlarında) piyonlarla sayı almak
Music
peg n. burgu

Significados de "peg" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Technical
peg peg n.
PEG is generally considered biologically inert and safe.
PEG genellikle biyolojik olarak inert ve güvenli kabul edilir.

More Sentences

Significados de "peg" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
peg top n. topaç
peg top n. fırıldak
General
a round peg in a square hole n. bulunduğu yere hiç uygun olmayan kimse
tent peg n. çadır kazığı
clothes peg n. mandal
tuning peg n. kulak
clothes peg n. çamaşır mandalı
clothes-peg n. mandal
clothes-peg n. çamaşır mandalı
hat peg n. şapka askısı
peg-leg n. tahta bacak
peg solitaire n. solotest oyunu
mumble-the-peg n. çakıyı çeşitli şekillerde yüzeye saplamaya çalışma üzerine kurulu bir oyun
mumblety-peg n. çakıyı çeşitli şekillerde yüzeye saplamaya çalışma üzerine kurulu bir oyun
mumble peg n. çakıyı çeşitli şekillerde yüzeye saplamaya çalışma üzerine kurulu bir oyun
mumbly-peg n. çakıyı çeşitli şekillerde yüzeye saplamaya çalışma üzerine kurulu bir oyun
mumbledy peg n. çakıyı çeşitli şekillerde yüzeye saplamaya çalışma üzerine kurulu bir oyun
peg top n. fırıldak oyunu
peg tops n. dar paça pantolon
peg tankard n. ölçülü eski bir bardak türü
peg ladder n. içerisine çapraz parça yerleştirilen tek tip merdiven türü
peg top n. topaç oyunu
peg leg n. takma bacaklı kimse
peg [uk] n. içecek
peg [uk] n. alkollü içki
peg-board® n. abd'de üretilmiş bir delikli pano markası
peg tops n. paçada darlaşan pantolon
peg [uk] n. içki
peg [uk] n. bardak işaretine kadar gelen içecek miktarı
peg [uk] n. bardak işareti
take somebody down a peg v. küçük düşürmek
take someone down a peg v. bir kimseyi küçük düşürmek
peg away at v. bir işte sebatla çalışmak
peg out v. tahtalı köyü boylamak
peg out v. kuyruğu titretmek
peg out v. gümbürdemek
peg out v. canı çıkmak
peg out v. ölmek
peg out v. zıbarmak
peg up v. mandallayarak asmak (çamaşırı)
peg out v. kazıklarla belirtmek
peg out v. jalonlamak
peg out v. sonlanmak
peg leg v. topallamak
peg out v. (mandallarla) çamaşır asmak
peg out v. saha dışına göndermek
peg leg v. aksamak
peg out v. (krokette topu dışarı atarak) oyunu sonlandırmak
peg out v. başarısız olmak
peg (out) v. kazıkla işaret koymak
peg out v. saha dışına atış yapmak
peg leg v. (kablolu matkap aleti) tabana aralıklı vuruş yapmak
peg out v. (topu) kroket sahasının dışına çıkarmak
peg out v. tükenmek
off the peg adj. hazır
peg-top adj. dar paçalı
peg-top adj. topaç
peg-top adj. paçası dar olan
peg leg adj. tahta bacaklı
peg leg adj. takma bacaklı
Phrasals
peg down v. açıkça tanımlamak
peg away at v. durmadan çalışmak
peg down v. çivi ile sağlamlaştırmak
peg down v. açıkça ifade etmek
peg away at v. gece gündüz demeden çalışmak
peg away at v. gözünü kırpmadan çalışmak
peg away at v. dur durak bilmeden çalışmak
peg away at something v. üzerinde dur durak bilmeden çalışmak
peg (one) down as (something) v. olarak bilmek
peg (one) down to (something) v. uyum sağlatmak
peg down v. çivi veya benzeri bir şeyle bir yere tutturmak
peg down v. çivi veya benzeri bir şeyle bir yere sabitlemek
peg (one) down to (something) v. (kurallara, standartlara, belli bir davranış biçimine) uydurmaya çalışmak
peg (one) down as (something) v. olarak düşünmek
peg (one) down as (something) v. olduğuna inanmak
peg down v. çivilemek
peg down v. olduğuna inanmak
peg down v. uyum sağlatmak
peg down v. (kurallara, standartlara, belli bir davranış biçimine) uydurmaya çalışmak
peg down v. olarak bilmek
peg down v. (çivi veya benzeri bir şeyle) çakmak
peg down v. olarak düşünmek
peg (one) down as (something) v. olduğunu düşünmek
peg down v. olduğunu düşünmek
peg down v. uymasını sağlamak
peg (one) down to (something) v. uymasını sağlamak (kurallara, standartlara, belli bir davranış biçimine)
peg up v. fiyatını, miktarını, oranını fırlatmak
peg (something) up v. (bir şeyi) mandalla asmak
peg up v. mandalla asmak
peg up v. fiyatını, miktarını, oranını birden artırmak/yükseltmek
peg up v. başarmak
peg up v. kazıkla sabitlemek
peg up v. erişmek
peg (something) up v. (bir şeyin) fiyatını, miktarını, oranını birden artırmak/yükseltmek
peg (something) up v. (bir şeyi) kazıkla sabitlemek
peg up v. kazanmak
peg (something) up v. (bir şeyi) çiviyle tutturmak
peg up v. elde etmek
peg up v. çiviyle tutturmak
peg up v. golf oynamak
peg (something) up v. (bir şeyin) fiyatını, miktarını, oranını fırlatmak
peg back [uk] v. skoru beraberliğe getirmek
peg back [uk] v. skoru eşitlemek
peg back v. kancayla, çiviyle, mandalla tutturmak
peg (one) as (something) v. (birinin bir şey) olduğuna inanmak
peg as v. olduğuna inanmak
peg as v. olarak görmek
peg as v. olduğunu düşünmek
peg (one) as (something) v. (birini bir şey) olarak düşünmek
peg as v. olarak düşünmek
peg away v. harıl harıl çalışmak
peg (one) as (something) v. (birini bir şey) olarak görmek
peg (one) for (something) v. (birini bir şey) olarak görmek
peg (one) as (something) v. (birinin bir şey) olduğunu düşünmek
peg away v. dur durak bilmeden çalışmak
peg (one) for (something) v. (birini bir şey) olarak düşünmek
peg away v. sürekli çalışmak
peg (one) for (something) v. (birinin bir şey) olduğuna inanmak
peg (one) for (something) v. (birinin bir şey) olduğunu düşünmek
peg away v. gayretle çalışmak
Colloquial
toothy-peg n. (çocuk dilinde) diş
peg someone v. birinin dedikodusunu yapmak
peg someone v. birini çekiştirmek
peg it v. hemen çıkmak/gitmek
peg it v. hızlıca yola koyulmak
Idioms
square peg in a round hole n. mevkiine uygun olmayan kimse
square peg n. kalıbının adamı olmayan kişi
square peg n. bulunduğu yere ait olmayan kimse
square peg in a round hole n. kalıbının adamı olmayan kişi
square peg in a round hole n. bulunduğu yere ait olmayan kimse
a square peg in a round hole n. dam üstünde saksağan
a square peg in a round hole n. kel başa şimşir tarak
a square peg in a round hole n. duruma uygunsuz şey
a peg to hang (something) on n. bir görüşü yansıtmak için araç olarak kullanılan şey
a peg on which to hang something n. bir görüşü yansıtmak için araç olarak kullanılan şey
a peg to hang a matter on n. asıl meseleye girmek için kullanılan bahane/vesile/fırsat
a peg on which to hang (something) n. bir görüşü yansıtmak için araç olarak kullanılan şey
a peg on which to hang (something) n. asıl derdini anlatmak için bir şeyi bahane olarak kullanmak
a peg to hang (something) on n. asıl derdini anlatmak için bir şeyi bahane olarak kullanmak
a peg on which to hang something n. asıl derdini anlatmak için bir şeyi bahane olarak kullanmak
a peg to hang (something) on n. fikir belirtmek için fırsat olarak değerlendirilen şey
a peg on which to hang something n. fikir belirtmek için fırsat olarak değerlendirilen şey
a peg on which to hang (something) n. fikir belirtmek için fırsat olarak değerlendirilen şey
a peg on which to hang something n. görüşlerini/fikirlerini dayandıracak bir şey
a peg to hang something on n. görüşlerini/fikirlerini dayandıracak bir şey
a peg to hang something on n. görüşlerine/fikirlerine dikkati çekecek bir şey
a peg on which to hang something n. görüşlerini/fikirlerini yansıtacak bir şey
a peg on which to hang something n. görüşlerine/fikirlerine dikkati çekecek bir şey
a peg on which to hang something n. görüşlerini/fikirlerini yansıtacak bir şey
a peg to hang (something) on n. görüşlerini/fikirlerini dayandıracak bir şey