-iken - Turco Inglés Diccionario

-iken

Significados de "-iken" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
General
-iken along adv.
He was listening to music as he drove along.
Arabayı sürerken müzik dinliyordu.

More Sentences
-iken while conj.
Phrases
-iken just as expr.

Significados de "-iken" con otros términos en diccionario inglés turco: 79 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
iken while conj.
iken when conj.
General
ham iken boyama engraining n.
yumuşak halde iken deliklerden geçirilen demir çubuklar extruded rods n.
köpek podyumda iken, köpeğin dikkatini çekip hareketlerine yön verilmesi double handling n.
uzun saçlı birinin lakabı iken sonradan soyadına dönüşmüş bir ifade fairfax n.
ham iken boyamak ingrain v.
birinin sorumluluğunda iken ölmek die on someone v.
balığı henüz canlı iken kesip hazırlamak calver [old-fashioned] v.
(kanıt düzeyi yetersiz iken) önceden hüküm vermek prejudicate [obsolete] v.
iken meanwhile adv.
havada iken on the fly adv.
iken in adv.
hal böyle iken with this adv.
böyle iken anyhow adv.
iken meantime adv.
ölmek üzere iken in extremis adv.
ölmek üzere iken at the point of death adv.
yabancılarla iken in polite company (in formal settings) adv.
iken therewhile [obsolete] adv.
iken therewhilst [obsolete] adv.
seyahatte iken out adv.
seyahatte iken out adv.
devam etmekte iken in the middle of prep.
iken during prep.
hal böyle iken and yet conj.
iken as conj.
iken (belirli bir şeyi yapar) over conj.
iken whereas conj.
iken bile even as conj.
iken even as conj.
-iken dahi even while conj.
iken as conj.
iken whenas conj.
iken whiles conj.
iken whilom conj.
iken gin [dialect] conj.
hal böyle iken only conj.
–iken whilst conj.
Phrasals
-iken ölmek die in v.
sorumluluğunda iken ölmek die on v.
Phrases
hazır bu iş üzerinde iken while we are at it expr.
Proverb
ağaç yaş iken eğilir as the twig is bent so is the tree inclined
Colloquial
durum uygun iken while the going is good expr.
Idioms
(eşlik eden gemi kendi güzergahında seyirde iken) tiramola etmek split tacks v.
sarhoş iken in one's cups expr.
biri görev/vazife başında iken on someone's watch expr.
Speaking
iken what time expr.
mademki öyle bir düşüncen vardı niye biz beraber iken söylemedin since you had such thoughts why didn't you let me know while we were together expr.
madem öyle bir düşüncen vardı niye biz beraber iken söylemedin since you had such thoughts why didn't you let me know while we were together expr.
hava güneşli iken when it's sunny expr.
hal böyle iken and yet expr.
Trade/Economic
satıcılar çok sayıda iken birkaç büyük alıcının piyasaya egemen olduğu ve fiyat üzerinde belirli bir denetim gücüne sahip bulunduğu piyasa yapısı oligopsony n.
stok halinde iken dağıtım issue while in stock n.
fayda-maliyet analizinde analizi yapılan program var iken ortaya çıkan sonuçlar ile program yokken ortaya çıkan sonuçların değerlendirilmesi ilkesi with-without principle n.
Law
bir dava görülmekte iken pendente lite n.
bir dava görülmekte iken during litigation expr.
Technical
demirin sıcak iken dövülmesi forging n.
motor soğuk iken çalıştırma cold start n.
tam yükte iken devreden ayırma cut-off from full-load n.
(gözlemcinin bakış açısı spiral dışında iken) saat yönüne dönen sinistrorse adj.
(gözlemcinin bakış açısı spiral dışında iken) saat yönüne dönen sinistrorsal adj.
iken whilst conj.
Computer
boşta iken when idle expr.
Automotive
taşıtın motoru vites kutusundan ayrılmış durumda iken sürülmesi coasting n.
(janta takılı iken) maksimum kesit genişliği maximum overall section width n.
Aeronautic
havada iken çarpışmayı önleyici sistem airborne collision avoidance system n.
Marine
ay hilal konumunda iken gözlenen küçük gel-git neap tide n.
Medical
gebe iken gebe kalınması durumu superimpregnation n.
Physiology
zaten gebe iken gebe kalınması durumu superconception n.
Geometry
yarıçap bir iken sinüs değerlerini ifade eden ondalık sayılar natural sines n.
Biology
gebe iken gebe kalınması durumu superfoetation n.
Linguistics
(sesli harf) dil aşağıda iken üretilen low adj.
Religious
kilisede iken kadının başını örtmesi yükümlülüğü exousia n.
Military
yakıt alan uçağın tankerin arkasında kontak pozisyonda iken içinde kalması gereken bölge limitleri air refuelling envelope n.
Sport
bir bacak önde bir bacak arkada kalça squat pozisyonunda iken zıplayarak öndeki bacağın arkaya arkadaki bacağın da öne doğru çekilmesi jumping lunge n.
Archaic
iken whiles [scotland] adv.
Slang
(eşi/sevgilisi uzakta iken) kadının birlikte olduğu tip sport's coat n.
(eşi/sevgilisi uzakta iken) kadının birlikte olduğu tip sport coat n.