along - Turco Inglés Diccionario

along

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

along — Definition

Significado:
boyunca, birlikte, ilerleyerek
Pronunciación (IPA):
(AmE /əˈlɔːŋ/ – BrE /əˈlɒŋ/)
Categoría gramatical:
Edat / Zarf

Significados de "along" en diccionario turco inglés : 34 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
along adv. boyunca
There are 36 crossing points along this border where it is legally possible to cross.
Bu sınır boyunca geçişin yasal olarak mümkün olduğu 36 geçiş noktası bulunmaktadır.

More Sentences
General
along adv. yanına
This is the reason we brought you along.
Seni yanımızda getirmemizin sebebi bu.

More Sentences
along adv. beraberine
Information technologies used in all areas of life bring security problems along.
Hayatın her alanında kullanılan bilişim teknolojileri güvenlik sorunlarını da beraberinde getiriyor.

More Sentences
along adv. yanında
He said lawyers must not always carry us along.
Avukatların bizi her zaman yanlarında taşımamaları gerektiğini söyledi.

More Sentences
along adv. birlikte
Transhipment and, along with this, transhipment terminals are what are needed.
İhtiyaç duyulan şey aktarma ve bununla birlikte aktarma terminalleridir.

More Sentences
along adv. boyunca
There are 36 crossing points along this border where it is legally possible to cross.
Bu sınır boyunca geçişin yasal olarak mümkün olduğu 36 geçiş noktası bulunmaktadır.

More Sentences
along adv. buraya
Everybody interested in the issue should come along and listen to people outlining what they want.
Konuyla ilgilenen herkes buraya gelmeli ve ne istediklerini özetleyen insanları dinlemelidir.

More Sentences
along adv. burada
She will be along soon.
Yakında burada olacak.

More Sentences
along adv. kıyısında
Best Western Plus Brooklyn Bay Hotel is located along the bay in Brooklyn.
Best Western Plus Brooklyn Bay Hotel, Brooklyn'de körfez kıyısında yer almaktadır.

More Sentences
along adv. -iken
He was listening to music as he drove along.
Arabayı sürerken müzik dinliyordu.

More Sentences
along prep. kenarında
I saw children begging for food along the side of the road.
Yol kenarında yiyecek için dilenen çocuklar gördüm.

More Sentences
Technical
along prep. boyunca
Along the coast, weather conditions can be extreme and volatile.
Kıyı boyunca hava koşulları aşırı ve değişken olabilir.

More Sentences
General
along adv. ileri
along adv. yanı sıra
along adv. ileriye
along adv. süresince
along adv. uzunluğuna
along adv. orada
along adv. oraya
along adv. bir noktada
along adv. bir yerlerde
along adv. refakatinde
along adv. sıra ile
along adv. bir yandan
along adv. esnasında
along adv. ilerlerken
along adv. -de/-da
along adv. ilerleyerek
along prep. uygun olarak
along prep. uyarınca
along prep. esnasında
along prep. üst tarafında
Colloquial
along adv. bir dereceye kadar düzelerek
Trade/Economic
along n. alonj

Significados de "along" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
get along v. birbiriyle geçinmek
get along v. ayrılıp gitmek
General
being dragged along n. sürüklenme
pull along snail n. tekerlekli salyangoz (oyuncak)
getting along with one another n. geçim
stretch of land along the seashore n. kıyı kuşağı
stretch of land along the seashore n. kıyı şeridi
pull-along toy n. tekerlekli ve çekmeli oyuncak
sing-along n. koro halinde/hep birlikte şarkı/marş söyleme
pass-along n. artan maliyeti müşteriye yansıtma uygulaması
get along with v. anlaşmak
jolly someone along v. birini tatlı sözlerle teşvik etmek
get along with v. iyi anlaşmak (birisiyle)
come along v. düzelmek
get along v. geçinmek (birbiriyle)
spin along v. hızla gitmek
extend along v. uzanmak
tag along after v. arkasından gelmek
string along v. kandırmak
poke along v. aylak aylak dolaşmak
rub along v. idare etmek
get along v. uyuşmak
trundle along v. yuvarlanmak
tick along v. iyi gitmek (işler)
come along v. ortaya çıkmak
get along well with each other v. yıldızları barışmak
string along with v. birine uymak
go along with v. desteklemek
plod along v. ağır adımlarla yürümek
get along v. geçinmek
tag along v. peşine takılmak
bring along v. yanında getirmek
trail along v. yavaş yavaş yürümek
tag along with v. beraber gitmek (meraktan veya çıkar elde etme umuduyla biriyle)
come along v. acele etmek
get along v. anlaşabilmek
scratch along v. kazımak
bowl along v. yolunda gitmek
come along v. sağlığı gittikçe düzelmek
get along v. geçinip gitmek
get along v. devam etmek
go along with v. kabul etmek
go along v. eşlik etmek
come along v. görünmek
inch along v. yavaş yavaş hareket ettirmek
muddle along v. iyi kötü geçinip gitmek
get along together v. barınmak
get along v. idare etmek
play along v. uyumlu davranmak
get along v. ilerlemek (zaman/yaş)
go along with v. ile beraber gitmek
spank along v. hızlı gitmek
string along with v. uymak
muddle along v. yanılmalara karşın bir işten sıyrılıp çıkmak
run along v. uzanmak
come along v. iyileşmek
bring along v. beraberinde getirmek
bring along v. neden olmak
tick along v. mutlu bir şekilde yaşamak
string along with v. ayak uydurmak
drag along v. sürümek
tag along after v. arkasından gitmek
slide along v. karnı üzerinde sürünmek
come along v. çıkmak (fırsat)
scrape along v. idare etmek
go along with somebody v. aynı düşüncede olmak
rub along v. yuvarlanıp gitmek
bowl along v. süratle gitmek
slouch along v. kambur durmak
go along v. ilerlemek
go along v. anlaşmak
get along v. olmak (belirli bir şekilde)
come along v. eşlik etmek
go along with the crowd v. cemaate uymak
get along with v. birisiyle geçinmek
get along with v. ile anlaşmak
plod along v. ayaklarını sürümek
get along v. ilerlemek
cut along v. başlamak
string along v. oyalamak
tag along after v. beraber gitmek (meraktan veya çıkar elde etme umuduyla biriyle)
go along v. geçinmek
tag along v. peşini bırakmamak
go along with v. beraber gitmek
get along with v. uyuşmak
tag along after v. peşine takılmak
get along with v. ile geçinmek
string along v. ayak uydurmak
pull along v. aşırı güç sarfederek çekmek
get along quite well v. gül gibi geçinmek
trail along v. yorgun argın hareket etmek
run along v. geçinmek
inch along v. yavaş yavaş ilerlemek
string along with v. birinin dediklerini yapmak
lumber along v. hantal hantal yürümek
go along v. devam etmek
tick along v. hayatından memnun olmak
get along v. yetmek
take along v. yanına almak
drag along v. sürüklemek
get along with v. geçinmek
move along v. ilerlemek
skirt along v. uzanmak
pass along v. bir bilginin geçerliliğinin kaybolmaya yüz tutması
get along with v. biriyle iyi geçinmek
take along v. beraberinde götürmek
tag along behind v. arkasından gelmek
rub along v. bata çıka gitmek
sniff along v. koklamak (bir yüzeyin tamamını vb)
tag along behind v. arkasından gitmek
run along v. boyunca gitmek
tag along with v. beraber gelmek (meraktan veya çıkar elde etme umuduyla biriyle)
get along v. anlaşmak
get along v. gitmek
tag along with v. peşine takılmak
pull along v. çekmek
tag along behind v. peşine takılmak
be along v. gelmek
bring along v. getirmek
tag along after v. beraber gelmek (meraktan veya çıkar elde etme umuduyla biriyle)
travel along with v. yolculuk etmek
be dragged along v. sürüklenmek
come along v. ilerlemek
go along with v. razı olmak
rub along v. geçinip gitmek
come along v. beraber gelmek
muddle along v. geçinip gitmek
muddle along v. iyi kötü idare etmek
pass along something v. birisine bir şeyler vermek
not get along with v. anlaşamamak
never get along with v. asla anlaşamamak
never get along with v. yıldızı barışmamak
never get along with v. hiç anlaşamamak
walk along v. (bir şeyin) yanından geçmek
stroll along (such as a river) v. yanından geçmek (nehir vb)
try to get along with (someone) v. anlaşmaya çalışmak
get along well (with) v. iyi anlaşmak
not get along with the people around v. çevresi ile geçinememek
be unable to get along with others v. çevresi ile geçinememek
can not get along with the people around v. çevresi ile geçinememek
not to get along together v. ikisi bir kazanda kaynamamak
cut along v. yola koyulmak
trot along v. yola koyulmak
push along a pushchair v. bebek arabası kullanmak
endlessly extend along v. uçsuz bucaksız uzanmak
come along v. gelişmek
go along v. desteklemek
go along v. aynı düşüncede olmak
go along v. aynı fikirde olmak
go along with v. aynı düşüncede olmak