Mess - Turco Inglés Diccionario

Mess

Significados de "Mess" en diccionario turco inglés : 81 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
mess n. karışıklık
mess n. karmakarışıklık
mess n. dağınıklık
General
mess n. pislik
mess n. çorba
mess n. kirli
mess n. güç durum
mess n. karavana
mess n. pasaklı
mess n. kirlilik
mess n. asker sofrası
mess n. karmakarışıklık
mess n. karışık şey
mess n. karışık durum
mess n. düzensizlik
mess n. bozukluk
mess n. yemekhane
mess n. keşmekeş
mess n. çok sayıda olan şey
mess n. büyük miktar
mess n. büyük ölçü
mess n. büyük oran
mess n. (yumuşak veya lapa benzeri) hazırlanmış yiyecek
mess n. birlikte pişirilen veya yenen malzemelerden oluşan karışım
mess n. bir tabak veya öğün için yeterli sayıda veya miktarda (belirli bir yiyecek)
mess n. yakalanan av veya balık
mess n. ziyafetlerde konukların ayrıldığı küçük gruplar
mess n. yemeklerini hep birlikte yiyen personel grubu
mess n. personel grubunca yenen yemek
mess n. dışkı
mess n. kaka
mess n. (orduda) yemekhane
mess n. darmadağınık olma
mess v. bozmak
mess v. kirletmek
mess v. pisletmek
mess v. karışmak
mess v. karıştırmak
mess v. karışık yemek
mess v. altüst etmek
mess v. yemek yenecek gruba atamak
mess v. karman çorman etmek
mess v. berbat etmek
mess v. yüzüne gözüne bulaştırmak
mess v. belirli bir personel grubuyla yemek yemek
mess v. işyerinde beraber yemek yenen bir gruba ait olmak
mess v. ortalığı batırmak
mess v. sıçratmak
mess v. amaçsızca hareket etmek
mess v. kurcalamak
mess v. oyalanmak
mess v. işyerinde beraber yemek yenilen bir gruba ait olmak
mess v. darmadağın etmek
mess v. pislemek
mess v. (askerler) birlikte yemek yemek
mess adj. intizamsız
mess adj. darmadağın
Colloquial
mess n. askeri yemekhane
mess n. askeri kantin
mess n. karmaşa
mess n. kötü durumda olan kimse
mess n. kötü durumdaki şey
mess n. aşırı derecede mutsuz, kafası karışmış veya duygusal olarak dengesiz kimse
mess n. (duygusal açıdan veya yorgunluktan) bunalmış kimse
mess v. bulaşmak
Automotive
mess n. bela
mess n. zor durum
Marine
mess n. manga
mess v. yemek vermek
Religious
mess n. isa'nın kendini insanlık için kurban edişinin kanını ve bedenini temsil eden ekmek ve şarapla anılması sırasında okunan dualar ve yapılan törenler silsilesi
mess n. komünyon
mess n. ekmek ve şarap ayini
mess n. özel bir amaçla ekmek ve şarap ayini yapma
mess n. ekmek ve şarap ayinine benzeyen veya öykünen dini tören
mess n. kilise ayinin belirli bölümlerinde yer alan müzikal düzenleme
Military
mess n. askeri gazino
mess n. yemekhane
mess v. yemek yemek
Archaic
mess n. bir öğün için sofraya konan yemek
mess n. yemek
Slang
mess n. herze

Significados de "Mess" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
mess around v. oyalanmak
mess with v. dalaşmak
mess with v. bulaşmak
General
mess hall n. yemek salonu
a complete mess n. yangın yerine dönmüş
mess-tin n. karavana
mess-deck n. manga
mess hall n. zabitan odası
officer´s mess n. zabitan odası
mess-up n. berbat olmuş şey
mess of pottage n. daha değerli olanı feda ederek elde edilen maddi kazanç
mess-up n. ters giden şey
mess-up n. karışmış şey
mess [dialeect] n. inekten tek seferde sağılan süt
mess [dialeect] n. miktar
mess [dialeect] n. sayı
mess with v. uğraşmak
turn into an unresolved mess v. yılan hikayesine dönmek
mess one's clothes v. altına kaçırmak
make a mess of v. paçavrasını çıkarmak
mess things up v. berbat etmek
mess up v. darmadağın etmek
make a mess of v. çorbaya döndürmek
make a mess of v. dağıtmak
mess something up v. bir yeri dağıtmak
mess with v. birine takılmak (şaka)
mess up v. ortalığı dağıtmak
mess up v. berbat etmek
mess up v. karmakarışık etmek
mess with v. müdahale etmek (başkasının işine)
be a complete mess v. yangın yerine dönmek
turn into an unresolved mess v. yılan hikayesine döndürmek
mess something about v. karıştırmak
mess (something) up v. ağzına sıçmak
become a mess v. çorbaya dönmek
mess up v. altüst etmek
make a mess of v. allak bullak etmek
mess up v. becermek
mess up v. işi berbat etmek
mess something up v. bir şeyi bozmak
mess up v. alan talan etmek
mess up v. ırgat pazarına döndürmek
make a mess v. allak bullak etmek
mess with v. alay etmek
mess around with women v. fındık kırmak
mess up v. ahıra çevirmek
turn into a mess v. allak bullak olmak
mess up v. sıçmak
mess around v. dalgasına bakmak
mess with v. karışmak
mess up v. yüzüne gözüne bulaştırmak
mess (something) up v. içine etmek
turn into a mess v. arapsaçına dönmek
mess up v. karıştırmak
be in a mess v. karmakarışık olmak
make a mess of v. pisletmek
make a mess of v. başını gözünü yarmak
be in a mess v. altüst olmak
mess together v. karavanadan yemek
mess up v. işleri berbat etmek
make a mess of v. yüzüne gözüne bulaştırmak
mess around with v. uğraşmak
mess with v. bulaşmak
make a mess of v. berbat etmek
mess up v. kirletmek
mess up v. bozmak
make a mess of v. paçavraya çevirmek
make a mess of v. çorba etmek
mess with v. oynamak
mess about with v. düşüp kalmak
mess around with v. düşüp kalmak
mess about v. oyalanmak
clear up the mess v. pisliği temizlemek
clear up the mess v. karışıklığı temizlemek
house is (such) a mess v. evi bok götürmek
mess up v. mahvetmek
make a mess v. ortalığı batırmak
be a mess v. berbat bir hal almak
turn into a mess v. berbat bir hal almak
become a mess v. berbat bir hal almak
mess (up) v. bozmak
mess (up) v. sert davranmak
mess (up) v. hırpalamak
mess (up) v. engellemek
mess (up) v. berbat etmek
mess deck adj. yemek salonlarının yerleştirildiği güverte
in a mess adv. karmakarışık
in a mess adv. çorba gibi
in a terrible mess adv. korkunç bir karmaşa içinde
Phrasals
mess someone over v. birine kötü davranmak/zarar vermek/kötülük etmek
mess with v. dalaşmak
mess around with someone v. biriyle uğraşmak
mess up v. incitmek
mess in v. işgüzarlık ederek araya girmek
mess about v. eşini aldatmak
mess around v. birlikte vakit geçirmek
mess around v. müdahale etmek
mess around v. günübirlik cinsel ilişkiler yaşamak
mess around v. şaka yapmak
mess in v. burnunu sokmak
mess around v. kur yapmak
mess up v. zarar vermek
mess about (with) v. burnunu sokmak
mess around v. izinsiz ve davetsiz girmek
mess about (with) v. işgüzarlık ederek araya girmek
mess around v. asılmak
mess up v. zedelemek (uzvu)
mess around v. hırpalamak
mess up v. hasara uğratmak
mess up v. rahatsız ederek veya dikkatini dağıtarak (birinin) hata yapmasına neden olmak
mess around v. sert davranmak
mess around v. dalga geçmek
mess about with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) vakit harcamak
mess about with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) takılmak
mess about with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) vakit öldürmek
mess about with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) aylaklık etmek
mess about with (something) v. (bir şeyi) kurcalamak
mess about with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) boşa vakit geçirmek
mess about with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) oyalanmak
mess about with (something) v. (bir şeyi) test etmek
Colloquial
what a mess n. bu ne dağınıklık
mess deck n. askeri yemekhane
mess hall n. askeri kantin
mess deck n. askeri kantin
mess hall n. askeri yemekhane
benjamin's mess n. benjamin'in payı
benjamin's mess n. çok büyük bir pay
benjamin's mess n. en büyük pay
a thorough mess n. kötünün kötüsü
a thorough mess n. tam bir baş belası
hell of a mess n. fena bir karmaşa/karışıklık
hell of a mess n. bombok bir durum
mess up v. berbat etmek
mess up v. bozmak
mess up v. perişan etmek
mess up v. içine etmek
mess about v. oynayıp durmak
mess with (one's) head v. (birini) huzursuz etmek
mess with (one's) head v. (birinin) aklıyla oynamak
mess with someone's head v. birinin aklıyla oynamak
mess with someone's head v. birini bıktırmak/usandırmak
mess with someone's head v. birini huzursuz etmek
mess with (one's) head v. (birini) çileden çıkarmak
mess with someone's head v. birini kızdırmak/sinirlendirmek
mess with (one's) head v. (birinin) aklıyla alay etmek
mess with (one's) head v. (birinin) aklını karıştırmak
mess with (one's) head v. (birini) bıktırmak/usandırmak
mess with (one's) head v. (birinin) kafasını karıştırmak
mess with (one's) head v. (birini) kızdırmak/sinirlendirmek
mess with someone's head v. birini çileden çıkarmak