bozukluk - Turco Inglés Diccionario

bozukluk

Significados de "bozukluk" en diccionario inglés turco : 83 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bozukluk small change n.
Do you have small change with you?
Yanınızda bozukluk var mı?

More Sentences
bozukluk defect n.
General
bozukluk anomaly n.
We found an anomaly.
İşlevsel bir bozukluk bulduk.

More Sentences
bozukluk disorder n.
There are disorders and hormone problems which can later lead to reproductive problems or premature ageing.
Daha sonra üreme sorunlarına veya erken yaşlanmaya yol açabilecek bozukluklar ve hormon sorunları vardır.

More Sentences
bozukluk change n.
Where do you put your extra change?
Fazladan bozuklukları nereye koyuyorsun?

More Sentences
bozukluk small change n.
Do you have small change with you?
Yanınızda bozukluk var mı?

More Sentences
bozukluk coin n.
Tom counted the coins.
Tom bozuklukları saydı.

More Sentences
bozukluk disturbance n.
In this case, focusing and concentration disturbance are inevitable after a while.
Bu durumda bir süre sonra odaklanma ve konsantrasyon bozukluğu kaçınılmazdır.

More Sentences
bozukluk impairment n.
This accident could have resulted in visual impairment or blindness.
Bu kaza görme bozukluğu veya körlükle sonuçlanabilirdi.

More Sentences
bozukluk bit n.
The bits in his pocket were rattling as he walked.
Yürürken cebindeki bozukluklar takırdıyordu.

More Sentences
Colloquial
bozukluk small change n.
Do you have small change with you?
Yanınızda bozukluk var mı?

More Sentences
General
bozukluk distortion n.
bozukluk bumpiness n.
bozukluk marring n.
bozukluk hilliness n.
bozukluk faultiness n.
bozukluk decomposition n.
bozukluk being broken down n.
bozukluk rubberize n.
bozukluk disorderedness n.
bozukluk malfunction n.
bozukluk crankiness n.
bozukluk dodginess n.
bozukluk decompose n.
bozukluk irregularity n.
bozukluk upset n.
bozukluk defo n.
bozukluk modernness n.
bozukluk decayedness n.
bozukluk unsoundness n.
bozukluk corrosion n.
bozukluk defectiveness n.
bozukluk putrescence n.
bozukluk foulness n.
bozukluk breakdown n.
bozukluk deformity n.
bozukluk taint n.
bozukluk rupture n.
bozukluk devastation n.
bozukluk defect n.
bozukluk wonkiness n.
bozukluk mess n.
bozukluk fault n.
bozukluk glitch n.
bozukluk bug n.
bozukluk flaw n.
bozukluk chicken-feed n.
bozukluk mar n.
bozukluk rottenness n.
bozukluk trouble n.
bozukluk imperfection n.
bozukluk chicken feed n.
bozukluk rubberise n.
bozukluk failure n.
bozukluk unperfection [obsolete] n.
bozukluk unperfectness n.
bozukluk unwholesomeness n.
bozukluk vitiosity [rare] n.
bozukluk derangement n.
bozukluk ruin n.
bozukluk distraction n.
bozukluk disturb [obsolete] n.
bozukluk feculence n.
bozukluk sozzle [us] n.
bozukluk piece n.
bozukluk spoilage n.
bozukluk pairment [obsolete] n.
bozukluk spoil n.
bozukluk putrescent adj.
Colloquial
bozukluk chickenfeed n.
bozukluk chump change n.
bozukluk spare change n.
bozukluk goof-up n.
Trade/Economic
bozukluk vice n.
Law
bozukluk blemish n.
bozukluk corruption n.
Technical
bozukluk decomposition n.
Mechanic
bozukluk trouble n.
Psychology
bozukluk dysregulation n.
Marine Biology
bozukluk aberration n.
Archaic
bozukluk detorsion n.
bozukluk pravity n.
Slang
bozukluk kembla [australia] n.

Significados de "bozukluk" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
ağzı bozukluk profanity n.
ağzı bozukluk scurrility n.
ağzı bozukluk filth n.
morali bozukluk downheartedness n.
ahlaki bozukluk moral corruption n.
ağzı bozukluk scurrilities n.
içtimai bozukluk social disorder n.
morfolojik bozukluk morphological deformation n.
ağzı bozukluk ribald n.
ağzı bozukluk aischrology n.
görme duyusunda bozukluk eluscation [obsolete] n.
beden veya zihinde bozukluk dishabille n.
şiddetli ruhsal bozukluk feeling n.
(özellikle iklim) bozukluk insalubrity n.
cinneti andıran ruhsal bozukluk frenzy n.
fizyolojik bozukluk kaynaklı anormal ereksiyon priapism n.
(hayvan, bitki) dokularda bozukluk pathology n.
bozukluk (tıbbi) disorder N.
Colloquial
tek bir bozukluk thin dime [dated] [us] n.
kas güçsüzlüğü, kronik yorgunluk ve depresyon gibi semptomları olan viral bozukluk yuppie disease n.
kas güçsüzlüğü, kronik yorgunluk ve depresyon gibi semptomları olan viral bozukluk yuppie flu n.
bipolar bozukluk hastası bipolar n.
Idioms
ruhsal bozukluk chemical imbalance n.
mental bozukluk chemical imbalance n.
bozukluk (para) piece of change n.
akli bozukluk straws in your hair n.
akli bozukluk straws in (one's) hair [obsolete] v.
Trade/Economic
kaynak dağılımında bozukluk misallocation n.
Law
kanı bozukluk corruption of blood n.
rızada bozukluk defective intention n.
Technical
bozukluk önleyici emergency stop n.
geçici bozukluk soft failure n.
ışınımsal bozukluk radiation sickness n.
içyapısal bozukluk microstructural defect n.
bozukluk düzeltme defect correction n.
borumsu bozukluk piping n.
bozukluk bulma defect detection n.
sıfır bozukluk zero defect n.
yapısal bozukluk structural defect n.
yapısal bozukluk structural imperfection n.
kritik bozukluk critical defect n.
düzlemsel bozukluk planar defect n.
çatlaksı bozukluk flaw n.
noktasal bozukluk point defect n.
farkedilmemiş bozukluk undetected failure n.
eriyik malzemenin bir kısmında oluşan bükülme sonucu çelik veya cam yüzeyde oluşan bozukluk lap n.
Computer
kısmi bozukluk soft failure n.
bozukluk süresi down time n.
bozukluk süresi down-time n.
Informatics
bozukluk çözümleme fault analysis n.
bozukluk yer belirleme fault localization n.
bozukluk tanısı fault diagnosis n.
kısmi bozukluk soft failure n.
Aeronautic
barotropik bozukluk barotropic disturbance n.
Marine
atmosferik bozukluk atmospheric disturbance n.
Medical
otistik bozukluk autistic disorder n.
panik bozukluk panic disorder n.
endokrin bozukluk endocrine disorder n.
kognitif bozukluk cognitive disorder n.
iyatrojenik bozukluk iatrogenic illness n.
fiziksel bozukluk physical disturbance n.
metabolik bozukluk metabolic disturbance n.
yazıyı algılamada bozukluk dyslexia n.
gastrointestinal bozukluk gastrointestinal disturbance n.
manik bozukluk manic disorder n.
depresif bozukluk depressive disorder n.
sempatetik sinir sistemi ile ilgili hastalık veya bozukluk sympathicopathy n.
obsesif-kompulsif bozukluk obsessive-compulsive disorder n.
fonksiyonel bozukluk functional impairment n.
vasküler bozukluk vascular disorder n.
kalbin elektrik sisteminde görülen bir bozukluk long qt syndrome n.
romatizmal bozukluk rheumatic disease n.
kalıtsal bozukluk hereditary disease n.
genetik bozukluk genetic defect n.
kalıtsal bozukluk genetic abnormality n.
genetik bozukluk inherited disorder n.
kalıtsal bozukluk genetic disease n.
kalıtsal bozukluk genetic defect n.
kalıtsal bozukluk hereditary condition n.
kalıtsal bozukluk genetic disorder n.
genetik bozukluk hereditary disease n.
kalıtsal bozukluk inherited disorder n.
genetik bozukluk hereditary condition n.
kalıtsal bozukluk congenital disease n.
kalıtsal bozukluk inherited disease n.
genetik bozukluk genetic disorder n.
genetik bozukluk inherited disease n.
genetik bozukluk genetic disease n.
genetik bozukluk genetic abnormality n.
genetik bozukluk congenital disease n.
ussal bozukluk mental defect n.
ortopedik bozukluk orthopedic disorder n.
önemli bozukluk major defect n.
organik bozukluk organic disorder n.
hemodinamik bozukluk hemodynamic disturbance n.
psikiyatrik bozukluk psychiatric disorder n.
kronik medikal bozukluk chronic medical disorder n.
vasküler bilişsel bozukluk vascular cognitive impairment n.
ağır psikiyatrik bozukluk severe psychiatric disturbance n.
bakır metabolizmasında bozukluk disorder in copper metabolism n.
okulomotor bozukluk oculomotor disturbance n.
gaz degişimindeki bozukluk impaired gas exchange n.
kardiyovasküler bozukluk cardiovascular disturbance n.
kardiyovasküler bozukluk cardiovascular disorder n.
restriktif tipte bozukluk restrictive disorder n.
granulamatöz enflamatuar bozukluk granulomatous inflammatory disorder n.
postpartum psikiyatrik bozukluk postpartum psychiatric disorder n.
ilerleyici olmayan motor bozukluk nonprogresive motor disorder n.
lipid metabolizmasında bozukluk disturbed lipid metabolism n.
serum lipid profilindeki bozukluk disturbance in serum lipid profile n.
yaygın gelişimsel bozukluk diffused developmental disorder n.
elektrolit bozukluk electrolyte abnormality n.
nöropsikiyatrik bozukluk neuropsychiatric disorder n.
doğumsal bozukluk congenital anomaly n.
anorektal bozukluk anorectal malformation n.
biyokimyasal bir bozukluk a biochemical abnormality n.
metabolik bozukluk metabolic derangement n.
immunolojik olarak tetiklenmiş dermatolojik bozukluk immunologically triggered dermatologic disorder n.
multisistemik klinik bozukluk multi-systemic clinic disorder n.
yapay bozukluk factitious disorder n.
hayatı tehdit edici metabolik bozukluk life threatening metabolic derangement n.
otozomal resesif bozukluk autosomal recessive defect n.
otozomal resesif bozukluk autosomal recessive disorder n.
neoplastik bozukluk neoplastic disorder n.
otozomal dominant bozukluk autosomal dominant disorder n.
konuşmanın akıcılığında bozukluk stuttering n.
kalıtsal bozukluk hereditary disorder n.
kronik myeloproliferatif bozukluk chronic myeloproliferative disorder n.
hiperkinetik hareket bozukluk hyperkinetic movement disorder n.
yaygın gelişimsel bozukluk pervasive developmental disorder n.
hafif bilişsel bozukluk mild cognitive impairment n.
ayak parmaklarının yukarıya yönelip, kişinin topuğu üzerinde yürümesi şeklinde ortaya çıkan ortopedik bozukluk talipes calcaneus n.
şiddetli veya tedavi edilemez zihinsel bozukluk acromania n.
motor hiperaktivitesi ile karakterize ciddi zihinsel bozukluk acromania n.
otoimmün bozukluk autoimmune disorder n.
başka bir hastalığın belirtilerini gösteren hastalık veya bozukluk mimic n.
bedensel bozukluk dyscrasy n.
zihinsel bozukluk fantod n.
parafilik bozukluk parasexuality n.
belirli deri hastalıklarının gelişimine yatkınlık yaratan bir bozukluk dartrous diathesis n.
premenstrüel disforik bozukluk premenstrual dysphoric disorder n.
miyokard enfarktüsü ile ilişkili ortaya çıkan bozukluk shock n.
yoğun, kırılgan kemikler ve cüceliğin görüldüğü genetik bir bozukluk pyknodysostosis n.
fonksiyonel nörolojik bozukluk functional neurological symptom disorder n.
fonksiyonel bozukluk functional disorder n.
(hastalık, bozukluk) psikolojik sebeplerden kaynaklanma psychogenicity n.
birincil tümör veya metastazları ile ilgili (sistemik bozukluk, sendrom) paraneoplastic adj.
mental bozukluk anlamı veren son ek -thymia suf.
Psychology
ruhsal bozukluk mental agitation n.
ruhsal bozukluk psychological disorder n.