Salt - Turco Inglés Diccionario

Salt

Significados de "Salt" en diccionario turco inglés : 74 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
salt n. tuz
General
salt n. tuzluk
salt n. tat
salt n. deniz kurdu
salt n. lezzet
salt n. nükte
salt n. espri
salt n. tuz
salt n. destek
salt n. takviye
salt n. yardım
salt n. sağduyu
salt n. ortak akıl
salt n. aklıselim
salt n. metanet
salt n. gerçekçilik
salt n. açık sözlülük
salt n. şüpheci yaklaşım
salt n. kuşkuculuk
salt n. çekingenlik
salt n. ihtiyat
salt n. tuzla
salt n. tuz bataklığı
salt v. salamura yapmak
salt v. tuzlayarak saklamak
salt v. tuz koymak
salt v. biriktirmek
salt v. tuzlamak
salt v. tuz katmak
salt v. bezemek
salt v. süslemek
salt v. keyifli/cazip hale getirmek
salt v. tuz ihtiyacını karşılamak
salt v. tuz vermek
salt v. tuzla beslemek
salt v. aklar düşürmek
salt v. kırlaştırmak
salt v. beyazlatmak
salt v. ağartmak
salt v. tuz eklemek
salt v. tuz koymak
salt adj. tuzlu
salt adj. tuzlanmış
salt adj. tuzlu (tat)
salt adj. tuzlu suyla dolu
salt adj. tuzlu su katılmış
salt adj. tuz bataklığında yetişen
salt adj. tuz bataklığında yaşayan
salt adj. sivri
salt adj. keskin
salt adj. sert
salt adj. acımasız
salt adj. şiddetli
salt adj. amansız
salt adj. acı
salt adj. salamura
Colloquial
salt n. şirketi sendikalaştırmak için orada işe girmeye çalışan kimse
Technical
salt n. tuz
salt v. tuz ile korumak
salt v. tuzlamak
Informatics
salt n. düz metin mesajının şifre güvenliğini artırmak için eklenen rastgele seçilmiş baytlar
salt v. şifrelemeden önce dolgu baytları eklemek
Marine
salt n. denizci
Mining
salt v. verimli maden damarı ortaya çıkarmak için altını patlatmak
Archaeology
salt v. kazı alanına sahte buluntu koymak
Geography
salt n. arizona'da bir nehir
salt n. kentucky'de bir nehir
salt n. missouri'nin kuzeydoğusunda bir nehir
Geology
salt adj. tuzlu (toprak)
salt adj. verimsiz
salt adj. bereketsiz
salt adj. ürün vermeyen
salt adj. çorak
salt adj. kıraç

Significados de "Salt" en diccionario inglés turco : 19 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
salt absolute adj.
General
salt naked adj.
salt very adj.
salt only adj.
salt pure adj.
salt mere adj.
salt hard-core adj.
salt infinite adj.
salt clear adj.
salt plenary adj.
salt solely adv.
salt merely adv.
salt purely adv.
salt sheer adv.
salt sole adv.
salt soly adv.
salt soly adv.
Technical
şalt switch n.
salt absolute adj.

Significados de "Salt" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
salt flat n. tuzlu çanak
salt water n. tuzlu su
sea salt n. deniz tuzu
bay salt n. kaba tuz
salt pan n. tuzla tavası
salt meadow n. tuzlak
rock salt n. kaya tuzu
iron salt n. demir tuzu
bath salt n. banyo tuzu
common salt n. sofra tuzu
common salt n. mutfak tuzu
salt marsh n. tuzla
garlic salt n. sarımsak tuzu
salt fish n. tuzlu balık
common salt n. tuz
salt cellar n. tuzluk
rock salt n. kayatuzu
pepper and salt n. saçlarına ak düşmüş
salt mine n. tuz madeni
old salt n. tecrübeli denizci
epsom salt n. magnezyum sülfat
salt pit n. tuz madeni
salt lake n. takır
salt mine n. kayatuzu çıkarılan tuzla
salt lake n. suyu tuzlu olan göl
blueing salt n. mavileme tuzu
salt of the earth n. dürüst kişi
lime salt n. kireç tuzu
boiled salt n. rafine tuz
metallic salt n. maden tuzu
salt of the earth n. güvenilir kişi
epsom salt n. ingiliz tuzu
in salt n. salamura
salt lake n. tuzlu göl
salt fish n. tuzlama balık
salt spray n. tuz serpintisi
old salt n. deniz kurdu
table salt n. sofra tuzu
uric acid salt n. ürat
low salt diet n. tuzsuz diyet
salt marshes n. tuzlu bataklıklar
salt marshes n. tuzlu bataklık
salt swamp n. tuzlu bataklık
salt industry and trade n. tuz endüstrisi ve ticareti
acid salt test n. asit tuz testi
pinch of salt n. tuz parçası
pinch of salt n. bir tutam tuz
salt of the earth n. saygıdeğer
salt of the earth n. muhterem
salt of the earth n. saygıya ve değer verilmeye layık
efflorescent salt n. çiçeksime tuzu
salt-pan n. tuzla
salt-cellar n. tuzluk
salt-water pool n. tuzlu su havuzu
salt content n. tuz muhtevası
salt marsh n. tuz bataklığı
salt content n. tuz içeriği
salt-box n. tuz kutusu
common salt n. yemek tuzu
table salt n. yemek tuzu
salt rain n. tuz yağmuru
salt and pepper hair n. siyah-beyaz kırçıllı saç
salt-free diet n. tuzsuz diyet
salt truck (us) n. yol tuzlama aracı
dishwasher salt n. bulaşık makinesi tuzu
salt-rimmed glass n. kenarı ıslatılıp tuza batırılmış kadeh
salt-rimmed glass n. kenarları/ağzı tuzlanmış bardak
salt-rimmed glass n. kenarları tuzlu bardak
kosher salt n. sofra tuzundan daha büyük taneli tuz
koshering salt n. sofra tuzundan daha büyük taneli tuz
coarse salt n. kaba tuz
1 teaspoon salt n. 1 çay kaşığı tuz
lemon salt n. limon tozu
spilling salt n. tuz dökme
salt and pepper hair n. kır saç
attic salt n. çok keskin zeka
pepper-and-salt n. erken çiçek açan bir tür bitki
pepper-and-salt n. kır renk
salt stick n. tuzlu çubuk kraker
salt mines n. angarya işlerin yapıldığı yer
salt raker n. doğal tuzlu su alanlarından tuz toplayan kimse
salt mines n. sürekli hapis kalınan yer
salt merchant n. tuz tüccarı
salt merchant n. tuz üreticisi
sea salt spray n. deniz tuzu spreyi
salt away v. tuza yatırmak
salt away v. para biriktirmek
salt down v. tuzlamak
salt away v. biriktirmek (para)
rub salt in the wound v. üstüne tuz biber ekmek
rub salt in somebody's wound v. yaraya tuz basmak
salt away v. istif etmek
salt down v. istif etmek
salt down v. biriktirmek (para)
salt down v. tuzlayarak saklamak
salt away v. saklamak
salt away v. tuzlamak
salt down v. tuza yatırmak
pour salt into wound v. yaraya tuz basmak
rub salt into wound v. yaraya tuz basmak
rub salt in the wound v. yaraya tuz basmak
add salt to the wound v. yaraya tuz basmak
rub salt into the wound v. yaraya tuz basmak
salt out v. tuzla çöktürmek
worth one's salt v. aldığı ücreti hak etmek
put a spoonful of salt v. bir kaşık tuz koymak
sprinkle salt v. tuz serpmek
salt out v. çözelti yardımıyla çökertilmek
salt out v. (çözeltinin) tuzu çökelmek
salt out v. çözeltiden ayrıştırılmak
as salt as adj. kadar tuzlu
pepper and salt adj. ak düşmüş (saç)
salt-weathered adj. tuzdan bozulmuş
salt-weathered adj. tuzdan yıpranmış
pepper-and-salt adj. (saç) kır
pepper-and-salt adj. (kumaş) siyahlı beyazlı
salt [obsolete] adj. kızgınlığa girmiş (dişi hayvan)
salt [obsolete] adj. şehvete düşkün
salt [obsolete] adj. şehvetli
salt [obsolete] adj. şehvet düşkünü
salt-and-pepper adj. kırçıllı
sea-salt adj. deniz tuzu gibi
sea-salt adj. deniz suyu ile tuzlu hale gelmiş
below the salt adv. az tanınmış kimseler arasında
Phrasals
salt away v. ileride kullanmak için saklamak
salt away v. zulada saklamak
salt away v. gelecek için saklamak
salt away v. gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak
salt away v. ileride kullanmak üzere bir kenara koymak
salt away v. salamura yapmak
salt away v. (parayı) bir yana saklamak
salt (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) cazip göstermek
salt (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) zenginleştirmek
salt (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) olduğundan değerli göstermek
salt something with something v. bir şeyi bir şeyle tuzlamak
salt (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) dinamikleştirmek
salt something with something v. bir şeyin içine cezbedici bir şey koymak
salt something with something v. bir şeyi bir şeyle cazip hale getirmek
salt something with something v. bir şeyi bir çeşit tuzla tuzlamak
salt (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) daha ilginç/ilgi çekici hale getirmek
salt something with something v. bir şeye tuzak olarak bir şey atmak/koymak
salt (something) with (something) v. bir şifreyi daha güvenli hale getirmek için rastgele veri katmanı uygulamak
salt something with something v. bir şeye bir şeyi yem olarak koymak/atmak
salt (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) süslemek
salt (something) with (something) v. şifreyi rastgele veri ekleyerek daha güvenli hale getirmek
salt (something) with (something) v. (bir şeyi bir şeyle) canlandırmak
salt with v. ile cazip hale getirmek
salt with v. ile zenginleştirmek
salt with v. ile daha ilginç/ilgi çekici hale getirmek
salt with v. ile cazip göstermek