bear! - Turco Inglés Diccionario

bear!

Significados de "bear!" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
bear n. ayı
great bear n. büyükayı
bear v. dayanmak
bear v. katlanmak
bear v. taşımak
bear v. (ürün/meyve) vermek
bear v. (birine bir duygu) beslemek
General
grizzly bear n. boz ayı
polar bear n. kutupayısı
woolly bear caterpillar n. tüylü tırtıl
ant bear n. karıncayiyen
bear n. borsada büyük oynayarak fiyatları etkileyen kimse
brown bear n. bozayı
the greater bear n. büyükayı
growl of a bear n. ayı homurtusu
american black bear n. amerikan siyah ayısı
panda bear n. panda
teddy bear n. oyuncak ayı
little bear n. küçükayı
the great bear n. büyükayı
bear keeper n. ayıcı
brown bear n. boz ayı
bear garden n. ayı köpek kavgası gösterilerinin düzenlendiği yer
ice bear n. kutup ayısı
asiatic black bear n. asya siyah ayısı
koala bear n. koala
bear n. koca oğlan
bear n. spekülatör
polar bear n. kutup ayısı
black bear n. kara ayı
woolly bear n. tüylü tırtıl
grizzly bear n. korkunçayı (kuzey amerika'ya özgü)
the little bear n. küçükayı
average age of women who bear their first child n. çocuk doğurma ortalama yaşı
pole bear n. kutup ayısı
great bear n. büyükayı
bear hug n. kaba kucaklama
bear hug n. sert kucaklama
bear hug n. sıkı sarılma
bear hug n. ayı gibi sarılma
bear baiting n. bağlı haldeki ayıya köpek saldırtma gösterisi
bear trap n. ayı kapanı
polar bear plunge n. buz gibi suya dalış/atlayış etkinliği
bear n. kaba adam
cave bear n. mağara ayısı
yogi bear n. ayı yogi
teddy bear n. ayıcık
gummi bear n. şeker ayıcığı
gummi bear n. ayı şeklinde jöleden şekerleme
baby bear n. ayı yavrusu
baby bear n. yavru ayı
bug-bear n. gulyabani
bug-bear n. öcü
bear attack n. ayı saldırısı
bear cave n. ayı ini
bear n. kıro
bear n. kaba saba tip
bear n. maganda
bear n. hanzo
grizzly bear n. birinci dünya savaşı döneminde popüler olan bir dans
average age of women who bear their first child n. ortalama ilk çocuğu doğurma yaşı
average age of women who bear their first child n. ilk çocuğun doğurulduğu ortalama yaş
gummy bear n. jelibon ayı
gummy bear n. jöleli ayıcık
bear cub n. ayı yavrusu
bear cub n. yavru ayı
bear n. ayıcık
bear n. özel yeteneği olan kimse
bear n. oyuncak ayı
bear n. parlayan yıldız
bear-pit n. kargaşalı ortam
bear paw n. bir tür ufak ve yuvarlak kar ayakkabısı
bear-pit n. kaotik sahne
bear leader n. genç bir erkeği seyahatlerinde peşinde dolaştıran tip
bear leader n. ayı oynatan kimse
bear [obsolete] n. açığa satılan hisse senedi veya emtia
bear [scotland] n. arpa
bear-paw n. bir tür ufak ve yuvarlak kar ayakkabısı
bear-baiting n. zincirlenmiş ayıyı köpeklerle dövüştürme etkinliği
bear cat n. güçlü kuvvetli insan
bear cat n. vurdu mu deviren iri yarı tip
bear the penalty of v. cezasını çekmek
bear in mind v. aklında tutmak
bear in mind v. unutmamak
bear fruit v. meyvesini vermek
bear down on v. sıkıştırmak (azarlayarak/ısrarla)
bear away v. taşımak
bring pressure to bear on v. zorlamak
bear v. üzerinde bulunmak
bear out v. desteklemek
bear no responsibility for v. sorumlusu olmamak
bear v. borsa fiyatlarını düşürmek
bear one's sorrow without complaining v. acısını bağrına basmak
bear the brunt of v. saldırının en ağır kısmını çekmek
bear with v. çekmek
bear upon v. ilgilendirmek
bear v. getirmek
bear no relation to v. ile ilgisi olmamak
bear with v. dayanmak
bear out v. yardım etmek
bear down v. yenmek
bear upon v. ateş etmek
bear v. yönelmek
bear v. yürümek (belirli bir şekilde)
bear sorrow without complaining v. acısını içine gömmek
bring something to bear on v. bir şeyi uygulatmak
bear arms v. asker olmak
bear arms v. askerlik yapmak
bear v. çekmek
bear up v. cesareti elden bırakmamak
bear a grudge v. kin beslemek
bear in mind v. hatırlamak
bear the consequence v. sonucuna katlanmak
bear resemblance to v. benzemek
bear fruit v. yemiş vermek
bear the brunt of v. kabak başına patlamak
bear v. vermek (meyve)
bear down on v. büyük çaba harcamak
bear v. hazmetmek
grit one's teeth and bear it v. dişini sıkmak
bear a grudge against v. kin beslemek
bear in mind v. zihinde tutmak
bear the consequences v. sonuçlarına katlanmak
bear upon v. ile ilgisi olmak
bear the palm v. zafer kazanmak
grin and bear it v. katlanmak
bear witness to v. tanıklık etmek
grin and bear it v. ağız kokusu çekmek
bear v. tahammül etmek
bear in mind v. akılda tutmak
bear witness to an age v. bir çağa tanıklık etmek
bear fruit v. meyve vermek
bear down v. gayret etmek
bear in mind v. hatırda tutmak
bear upon v. topa tutmak
bear witness to v. bir şeye delalet etmek
bear on v. ateş etmek
bear v. götürmek
bear in mind v. göz önünde bulundurmak
bear the bell v. yenmek
bear out v. onaylamak
bear the expense of v. masrafı çekmek
bear the blame for v. suçunu üzerine almak
bear v. gitmek (belirli bir yöne doğru)
bear away v. götürmek
bear oneself v. davranmak
bear v. dönmek
bear the brunt of v. baskının en şiddetli kısmını çekmek
bear v. davranmak (belirli bir şekilde)
bear upon v. bağıntılamak

Significados de "bear!" con otros términos en diccionario inglés turco: 6 resultado(s)

Turco Inglés
Irregular Verb
bear - bore bore v.
bear - borne borne v.
bear - born born v.
Geography
kanada'daki great bear gölünün batısı ve kuzeybatısında yaşayan atabask halkı hare n.
Archaic
bear - bare bare v.
Slang
smokey the bear çizgi film karakterinden esinlenerek acemi otoyol polisleri için kullanılan bir ifade baby bear n.