bozulma - Turco Inglés Diccionario

bozulma

Significados de "bozulma" en diccionario inglés turco : 107 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bozulma deterioration n.
There was a gradual deterioration in his health.
Sağlığında gitgide bir bozulma yaşandı.

More Sentences
bozulma breakdown n.
Let me also briefly comment on the breakdown of the fisheries agreement with Morocco.
Fas ile yapılan balıkçılık anlaşmasının bozulmasına da kısaca değinmek istiyorum.

More Sentences
bozulma impairment n.
General
bozulma breakup n.
The breakup of their marriage affected their kids.
Evliliklerinin bozulması çocuklarını da etkiledi.

More Sentences
bozulma spoilage n.
We couldn't track down the source of the spoilage.
Bozulmanın kaynağını bulamadık.

More Sentences
bozulma disruption n.
A heart attack is the disruption of blood flow to part of the heart and is not normally fatal.
Kalp krizi, kalbin bir kısmına kan akışının bozulmasıdır ve normalde ölümcül değildir.

More Sentences
bozulma deterioration n.
There was a gradual deterioration in his health.
Sağlığında gitgide bir bozulma yaşandı.

More Sentences
bozulma distortion n.
Lenny tried his best to correct the distortion of the image.
Lenny görüntüdeki bozulmayı düzeltmek için elinden geleni yaptı.

More Sentences
bozulma degradation n.
We do not have three planets; we have just one planet, and it is already showing signs of major degradation.
Üç gezegenimiz yok; sadece bir gezegenimiz var ve o da şimdiden büyük bozulma belirtileri gösteriyor.

More Sentences
bozulma disturbance n.
Seabed disturbance in many coastal waters and deeper waters threatens biodiversity.
Birçok kıyı sularında ve daha derin sularda deniz tabanının bozulması biyoçeşitliliği tehdit etmektedir.

More Sentences
bozulma decay n.
Meat decays quickly in warm weather.
Et sıcak havalarda çabuk bozulur.

More Sentences
bozulma corruption n.
Secure coding helps protect data from theft or corruption.
Güvenli kodlama, verilerin hırsızlık veya bozulmaya karşı korunmasına yardımcı olur.

More Sentences
Trade/Economic
bozulma decay n.
Meat decays quickly in warm weather.
Et sıcak havalarda çabuk bozulur.

More Sentences
Insurance
bozulma deterioration n.
There was a gradual deterioration in his health.
Sağlığında gitgide bir bozulma yaşandı.

More Sentences
Technical
bozulma decay n.
Meat decays quickly in warm weather.
Et sıcak havalarda çabuk bozulur.

More Sentences
bozulma deterioration n.
There was a gradual deterioration in his health.
Sağlığında gitgide bir bozulma yaşandı.

More Sentences
bozulma breakdown n.
Let me also briefly comment on the breakdown of the fisheries agreement with Morocco.
Fas ile yapılan balıkçılık anlaşmasının bozulmasına da kısaca değinmek istiyorum.

More Sentences
Computer
bozulma breakdown n.
Let me also briefly comment on the breakdown of the fisheries agreement with Morocco.
Fas ile yapılan balıkçılık anlaşmasının bozulmasına da kısaca değinmek istiyorum.

More Sentences
bozulma corruption n.
Secure coding helps protect data from theft or corruption.
Güvenli kodlama, verilerin hırsızlık veya bozulmaya karşı korunmasına yardımcı olur.

More Sentences
Informatics
bozulma breakdown n.
Let me also briefly comment on the breakdown of the fisheries agreement with Morocco.
Fas ile yapılan balıkçılık anlaşmasının bozulmasına da kısaca değinmek istiyorum.

More Sentences
Telecom
bozulma distortion n.
Lenny tried his best to correct the distortion of the image.
Lenny görüntüdeki bozulmayı düzeltmek için elinden geleni yaptı.

More Sentences
bozulma degradation n.
We do not have three planets; we have just one planet, and it is already showing signs of major degradation.
Üç gezegenimiz yok; sadece bir gezegenimiz var ve o da şimdiden büyük bozulma belirtileri gösteriyor.

More Sentences
Construction
bozulma deterioration n.
There was a gradual deterioration in his health.
Sağlığında gitgide bir bozulma yaşandı.

More Sentences
Automotive
bozulma deterioration n.
There was a gradual deterioration in his health.
Sağlığında gitgide bir bozulma yaşandı.

More Sentences
Medical
bozulma disruption n.
A heart attack is the disruption of blood flow to part of the heart and is not normally fatal.
Kalp krizi, kalbin bir kısmına kan akışının bozulmasıdır ve normalde ölümcül değildir.

More Sentences
Food Engineering
bozulma deterioration n.
There was a gradual deterioration in his health.
Sağlığında gitgide bir bozulma yaşandı.

More Sentences
bozulma breakdown n.
Let me also briefly comment on the breakdown of the fisheries agreement with Morocco.
Fas ile yapılan balıkçılık anlaşmasının bozulmasına da kısaca değinmek istiyorum.

More Sentences
General
bozulma ebb n.
bozulma subversion n.
bozulma corrosion n.
bozulma depravedness n.
bozulma confusion n.
bozulma shipwreck n.
bozulma breach n.
bozulma descension n.
bozulma devolution n.
bozulma pollution n.
bozulma disfigurement n.
bozulma disfiguration n.
bozulma rancidness n.
bozulma taint n.
bozulma putrefaction n.
bozulma rot n.
bozulma undoing n.
bozulma depravement n.
bozulma retrogression n.
bozulma upset n.
bozulma blight n.
bozulma degeneracy n.
bozulma ebbing n.
bozulma infection n.
bozulma rottenness n.
bozulma declension n.
bozulma deformation n.
bozulma rancidity n.
bozulma derogation n.
bozulma dissolution n.
bozulma inquination n.
bozulma degeneration n.
bozulma disorder n.
bozulma failure n.
bozulma backsliding n.
bozulma reverting n.
bozulma reastiness n.
bozulma cataclasm n.
bozulma catalysis [rare] n.
bozulma relapsing n.
bozulma retrogradation n.
bozulma retrogress n.
bozulma decadence n.
bozulma desightment n.
bozulma destruction n.
bozulma ruin n.
bozulma deturpation [obsolete] n.
bozulma disrupture n.
bozulma pejoration n.
bozulma pot n.
bozulma ropiness n.
bozulma pairment [obsolete] n.
bozulma spoil n.
bozulma malfunction N.
bozulma perturbation N.
Trade/Economic
bozulma tainting n.
bozulma annulment n.
Law
bozulma quashing n.
Technical
bozulma degeneration n.
bozulma distinction n.
bozulma fault n.
bozulma failure n.
bozulma disintegration n.
Telecom
bozulma impairment n.
Medical
bozulma deca- prep.
Dentistry
bozulma relapse n.
Food Engineering
bozulma decomposition n.
Physics
bozulma dispersion n.
Chemistry
bozulma decomposition n.
Linguistics
bozulma deformation n.
Environment
bozulma impairment n.
Meteorology
bozulma deformation n.
Geology
bozulma alteration n.
Archaic
bozulma labefactation n.
bozulma labefaction n.
bozulma diruption n.
bozulma declination n.
bozulma detorsion n.
bozulma impair n.
Slang
bozulma two and eight [uk] n.

Significados de "bozulma" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
bozulma (besin) spoiling n.
bozulma oranı decay rate n.
maneviyatı bozulma demoralization n.
ahlaki bozulma gangrene n.
kısmi bozulma partial breach n.
ahlakı bozulma demoralisation n.
sosyal bozulma social deterioration n.
sosyal bozulma social dislocations n.
morali bozulma demoralisation n.
bozulma boşalması disruptive discharge n.
bozulma payı distortion allowance n.
havada bozulma weathering n.
ahlaki bozulma moral breakdown n.
ahlaki bozulma moral corruption n.
kendiliğinden bozulma spontaneous deterioration n.
fiziksel bozulma physical deterioration n.
morali bozulma demoralization n.
ahlakı bozulma demoralization n.
maneviyatı bozulma demoralisation n.
kentsel bozulma urban decay n.
dijital bozulma digital disruption n.
uzay-zamanda yaşanan varsayımsal bozulma time warp n.
dijital bozulma digital disruption n.
kulakta oluşan ses duymayla ilgili bir bozulma aural harmonic n.
suyun, suyu önleyici bir yapının altına girmesi nedeniyle toprakta yüzey toprağında oluşan bozulma bile [dialect] n.
bozulma zamanı winter n.
bir şeyi bozulma korumalı yapan cihaz veya önlem fail-safe n.
hızlı bozulma degringolade n.
gittikçe bozulma depravation n.
canlandırma, teşvik etme veya ilham verme özelliklerinin kaybolması sonucu oluşan bozulma desiccation n.
düzeni bozulma disordination n.
ihmalden kaynaklı bozulma ve zayıflama dry rot n.
(sağlıkta) geçici bozulma sinking spell n.
ahlaken bozulma putrefaction n.
bozulma korumalı cihazla donatmak fail-safe v.
bozulma yaratmak disturb v.
mantardan bozulma corked adj.
eskiyerek bozulma mildewed adj.
kullanılmayarak bozulma mildewed adj.
bozulma gösteren degenerative adj.
Colloquial
bozulma korumalı goof-proof adj.
Idioms
bozulma yasası code rot n.
çok bozulma a red face n.
(biriyle) arası bozulma the wrong side of (someone) n.
(biriyle) arası bozulma wrong side of someone n.
Trade/Economic
makine bozulma zamanı machine breakdown time n.
çürüme yanma gibi tabiatından kaynaklanan bozulma inherent vice n.
çabuk bozulma perishability n.
sistematik bozulma systematic distortion n.
finansal bozulma financial disruption n.
kendiliğinden olan bozulma spontaneous deterioration n.
spontan bozulma spontaneous deterioration n.
normal bozulma general decay n.
genel bozulma general decay n.
ekonomik bozulma economic disruption n.
ekonomik bozulma economic dislocation n.
ekonomik bozulma etkilerinin azaltan unsur cushion n.
bozulma döngüsü down cycle n.
bozulma döngüsü downcycle n.
Law
bozulma klozu breakdown clause n.
bozulma nedeni oluşturan hata substantial error n.
Insurance
bozulma klozu breakdown clause n.
Technical
arıza veya bozulma collapse n.
bozulma gerilimi disruptive voltage n.
bozulma durumu deformity n.
hacimsel bozulma volumetric strain n.
armonik bozulma harmonic distortion n.
yanal veya enine bozulma lateral deformation n.
yüzeysel bozulma superficial deterioration n.
yüzeysel bozulma superficial degradation n.
lokal bozulma local deformation n.
plastik bozulma plastic deformation n.
bozulma potansiyeli deformation potential n.
kısmi bozulma supports n.
tertibi bozulma decomposition n.
bozulma zamanı decay time n.
elektromanyetik bozulma electromagnetic disturbance n.
bozulma boşalması disruptive discharge n.
bozulma payı distortion allowance n.
anormal bozulma abnormal spoilage n.
dondan bozulma frost weathering n.
makine bozulma breakdown n.
yıpranma ve bozulma wear and tear n.
uzun süreli hidrolik bozulma basıncı long-time hydraulic failure pressure n.
kabul edilebilir bozulma sınırı acceptable limit of degradation n.
kısa süreli hidrolik bozulma basıncı short-time hydraulic failure pressure n.
kabul edilebilir bozulma sınırları allowable deterioration limits n.
bilgi teknolojisi cihazlarının radyo-frekans bozulma karakteristiklerini ölçme yöntemleri ve sınır değerleri limits and methods of measurement of radio disturbance characteristics of information technology equipment n.
radyo frekans bozulma ve bağışıklık ölçme cihazı radio disturbance and immunity measuring apparatus n.
radyo bozulma gerilimi radio disturbance voltage n.
ışın etkin bozulma phototoxicity n.
ışıksal bozulma optical breakdown n.
ışıl bozulma photolysis n.
ısıl bozulma thermal degradation n.
tam bozulma complete failure n.
bozulma sıklığı failure frequency n.
mekanik bozulma mechanodegradation n.
bozulma hızı failure rate n.
olağandışı bozulma uncommon failure n.
önemsiz bozulma minor failure n.
eklenmedik bozulma sudden failure n.
elektriksel bozulma deneyi electrical disturbance test n.
patlama bozulma deneyi burst disturbance test n.
bakır katalizli oksidatif bozulma copper-catalysed oxidative degradation n.
eloksal kaplamanın bozulma ile çatlama direnci resistance of anodic oxidation coating to cracking by deformation n.
anodik oksidasyon kaplamanın bozulma ile çatlama direnci resistance of anodic oxidation coating to cracking by deformation n.
elektriksel aydınlatma donanımların radyo frekansı bozulma karakteristikleri radio disturbance characteristics of electrical lighting equipments n.
bozulma deneylerindeki çevrimler cycles in failure tests n.
bozulma noktası breakdown point n.
kayıtta meydana gelen geçici bozulma blip n.
(kaldırım) bozulma blowup n.
kayıtlı bir manyetik alan örüntüsünün manyetik bandın bir turundan diğerine istenmeden aktarımıyla olan bozulma print-through n.
tarama sensörünün yerinden oynaması sonucu görüntüde bozulma s-curve distortion n.
bozulma eğilimi olan degenerative adj.
Computer
içbükey bozulma pincushion distortion n.
kısmi bozulma fail soft n.
dereceli bozulma graceful degradation n.
rastgele bozulma random failure n.
Informatics
yankı kaynaklı bozulma echo distortion n.
dereceli bozulma graceful degradation n.
bozulma oranı failure rate n.
harmonik bozulma harmonic distortion n.
toplam harmonik bozulma total harmonic distortion n.
rasgele bozulma random failure n.
doğrusal olmayan bozulma nonlinear distortion n.
bozulma korumalı fail-safe adj.
Telecom
yayılan bozulma radiated disturbance n.
bozulma bastırması disturbance suppression n.
bozulma alan şiddeti disturbance field strength n.
bozulma gecikmesi interrupt latency n.
alan - zaman doğrusal bozulma field-time linear distortion n.
bozulma gerilimi disturbance voltage n.
denetim sisteminin bozulma tepkisi disturbance response of the control system n.
elektromanyetik bozulma electromagnetic disturbance n.
bozulma sınır değeri limit of disturbance n.
ani darbeli bozulma impulsive disturbance n.
çok kipli bozulma multimode distortion n.
bozulma etkisi distortion effect n.
bozulma oranı distortion ratio n.
yankı kaynaklı bozulma echo distortion n.
harekete tepkide bozulma motion response degradation n.
kromatik bozulma chromatic dispersion n.
toplam harmonik bozulma total harmonic distortion n.
harmonik bozulma harmonic distortion n.
uçtaki bozulma end distortion n.
şehir şebekesinden gelen bozulma mains-borne disturbance n.
sürekli bozulma continuous disturbance n.
tekli harmonikli bozulma single-harmonic distortion n.
kipe ait bozulma modal distortion n.
bozulma korumalı fail safe adj.