| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | direct v. | yönlendirmek | ||
|
Could you please direct me to the nearest gas station? Beni en yakın benzin istasyonuna yönlendirebilir misiniz? More Sentences |
||||
| Common Usage | direct v. | yöneltmek | ||
|
She directed the arrow at the apple on his head. Oku adamın başındaki elmaya yöneltti. More Sentences |
||||
| Common Usage | direct v. | yönetmek | ||
|
All these movies were directed by Steven Spielberg. Tüm bu filmler Steven Spielberg tarafından yönetilmiştir. More Sentences |
||||
| Common Usage | direct adj. | direkt | ||
|
He is on a direct flight to Berlin. Berlin'e direkt uçuşu var. More Sentences |
||||
| Common Usage | direct adj. | doğrudan | ||
|
This policy has a direct effect on employees. Bu politikanın çalışanlar üzerinde doğrudan bir etkisi vardır. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | direct v. | emretmek | ||
|
Mr Yoshida directed me to come at once. Bay Yoshida hemen gelmemi emretti. More Sentences |
||||
| General | direct v. | yönetmek | ||
|
All these movies were directed by Steven Spielberg. Tüm bu filmler Steven Spielberg tarafından yönetilmiştir. More Sentences |
||||
| General | direct v. | yöneltmek | ||
|
She directed the arrow at the apple on his head. Oku adamın başındaki elmaya yöneltti. More Sentences |
||||
| General | direct v. | yönetmenlik yapmak | ||
|
When did you first decide to pursue directing? Yönetmenlik yapmaya ilk ne zaman karar verdiniz? More Sentences |
||||
| General | direct v. | emir yayınlamak | ||
|
City hall directed that the shops be closed until further notice. Belediye bir sonraki duyuruya kadar dükkanların kapatılması emrini yayınladı. More Sentences |
||||
| General | direct v. | yürütmek | ||
|
The investigation is directed by the Metropolitan Police. Soruşturma Metropolitan Polisi tarafından yürütülmektedir. More Sentences |
||||
| General | direct adj. | dürüst | ||
|
As my lawyer, I expect you to give me a direct answer. Avukatım olarak, bana dürüst bir yanıt vermenizi bekliyorum. More Sentences |
||||
| General | direct adj. | doğru | ||
|
In most cases, a direct current having a reverse polarity is applied. Çoğu durumda, ters polariteye sahip bir doğru akım uygulanır. More Sentences |
||||
| General | direct adj. | açık | ||
|
The Quran is very direct in its teachings. Kuran'ın öğretisi çok açıktır. More Sentences |
||||
| General | direct adj. | aktarmasız | ||
|
Which airlines fly direct to San Jose Juan Santamaria? Hangi havayolları San Jose Juan Santamaria yönüne aktarmasız uçmaktadır? More Sentences |
||||
| General | direct adj. | doğrudan doğruya | ||
|
Her speech was in direct contradiction to her beliefs. Konuşması inançlarıyla doğrudan doğruya çelişiyordu. More Sentences |
||||
| General | direct adj. | doğrudan | ||
|
This policy has a direct effect on employees. Bu politikanın çalışanlar üzerinde doğrudan bir etkisi vardır. More Sentences |
||||
| General | direct adj. | açık sözlü | ||
|
You're direct. Sen açık sözlüsün. More Sentences |
||||
| General | direct adj. | ilk elden | ||
|
We buy fruit and veggies direct from the producers. Meyve ve sebzeleri ilk elden üreticilerden alıyoruz. More Sentences |
||||
| General | direct adv. | aktarmasız | ||
|
This train goes direct to Leeds. Bu tren Leeds'e aktarmasız gidiyor. More Sentences |
||||
| General | direct adv. | ilk elden | ||
|
We buy fruit and veggies direct from the producers. Meyve ve sebzeleri ilk elden üreticilerden alıyoruz. More Sentences |
||||
| General | direct adv. | doğrudan | ||
|
This policy has a direct effect on employees. Bu politikanın çalışanlar üzerinde doğrudan bir etkisi vardır. More Sentences |
||||
| Politics | ||||
| Politics | direct adj. | doğrudan | ||
|
This policy has a direct effect on employees. Bu politikanın çalışanlar üzerinde doğrudan bir etkisi vardır. More Sentences |
||||
| Technical | ||||
| Technical | direct v. | yön vermek | ||
|
We can now further direct our work on the development of the next stage on the soil strategy. Artık toprak stratejisinin bir sonraki aşamasının geliştirilmesine yönelik çalışmalarımıza daha fazla yön verebiliriz. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | direct n. | postanın doğrudan adrese teslim edilmesi | ||
| General | direct v. | aydınlatmak | ||
| General | direct v. | komuta etmek | ||
| General | direct v. | sahneye koymak | ||
| General | direct v. | atfetmek | ||
| General | direct v. | çevirmek | ||
| General | direct v. | yolu tarif etmek | ||
| General | direct v. | yol göstermek | ||
| General | direct v. | tevcih etmek | ||
| General | direct v. | idare etmek | ||
| General | direct v. | göstermek | ||
| General | direct v. | direktif vermek | ||
| General | direct v. | doğrultmak | ||
| General | direct v. | (teslim edilecek mesaj veya paketin) dış kısmına alıcının ismini ve adresini yazmak | ||
| General | direct v. | üstüne yazmak | ||
| General | direct v. | düşmanlık etmek | ||
| General | direct v. | odaklanmak | ||
| General | direct v. | muhtemel bir girişim veya uygulama için tesis etmek | ||
| General | direct v. | bilgi ve danışmanlık vererek yardımcı olmak | ||
| General | direct v. | hedef almak | ||
| General | direct adj. | doğruca | ||
| General | direct adj. | araçsız | ||
| General | direct adj. | anlaşılır | ||
| General | direct adj. | düz | ||
| General | direct adj. | kesin | ||
| General | direct adj. | vasıtasız | ||
| General | direct adj. | toksözlü | ||
| General | direct adj. | sarih | ||
| General | direct adj. | duraklamadan | ||
| General | direct adj. | müstakim | ||
| General | direct adj. | dosdoğru | ||
| General | direct adj. | dolaysız | ||
| General | direct adj. | açık sözlü ve mutlak | ||
| General | direct adj. | dolaysız şekilde iletilen | ||
| General | direct adj. | açıkça ifade edilen | ||
| General | direct adj. | net | ||
| General | direct adj. | asıl noktaya yönlendiren | ||
| General | direct adj. | etkili | ||
| General | direct adj. | etkin | ||
| General | direct adj. | birinci elden deneyimlenen | ||
| General | direct adj. | kişisel olarak tecrübe edilen | ||
| General | direct adj. | ilk ağızdan | ||
| General | direct adj. | faal, kişisel ve sorumlu | ||
| General | direct adj. | vekilsiz | ||
| General | direct adj. | vekil atanmamış | ||
| General | direct adj. | açık bir şekilde | ||
| General | direct adv. | hemen | ||
| General | direct adv. | sapmadan | ||
| General | direct adv. | kısa yoldan | ||
| General | direct adv. | kestirmeden | ||
| General | direct adv. | orijinalini kesintiye uğratmadan | ||
| General | direct adv. | kaynağından saptırmadan | ||
| General | direct adv. | araya giren faktör olmaksızın | ||
| General | direct adv. | ara kademe olmadan | ||
| General | direct adv. | saptırıcı faktörler olmaksızın | ||
| General | direct adv. | araya komisyoncu sokmadan | ||
| General | direct adv. | aracısız olarak | ||
| General | direct adv. | açık bir şekilde | ||
| General | direct adv. | kesin surette | ||
| General | direct adv. | harfi harfine | ||
| Law | ||||
| Law | direct v. | resmi talimatla emretmek | ||
| Law | direct v. | kararname ile emretmek | ||
| Law | direct adj. | vicahi | ||
| Politics | ||||
| Politics | direct adj. | vekillerinki yerine halkın oyları ile sonuçlanan | ||
| Politics | direct adj. | vekillerinki yerine seçmenin oylarıyla gerçekleşen | ||
| Technical | ||||
| Technical | direct adj. | boya sabitleştirici kimyasal olmadan boyanabilen | ||
| Technical | direct adj. | substantif | ||
| Technical | direct adv. | mekanik olarak birleştirilmiş | ||
| Technical | direct adv. | mekanik olarak iç içe olan | ||
| Technical | direct adv. | mekanik olarak temas eden | ||
| Technical | direct adv. | elektriksel olarak temas halinde olan | ||
| Aeronautic | ||||
| Aeronautic | direct n. | direkt uçuş | ||
| Math | ||||
| Math | direct adj. | doğru (orantı) | ||
| Math | direct adj. | terimlerinden birindeki artışın diğer terimin artması ile, azalışın da diğer terimin azalması ile sonuçlanan (orantı) | ||
| Math | direct adj. | birim (fonksiyonu) | ||
| Math | direct adj. | özdeşlik (fonksiyonu) | ||
| Math | direct adj. | her zaman tanım kümesindeki değeri veren (fonksiyon) | ||
| Logic | ||||
| Logic | direct adj. | önermelerden sonuca giden (ispat) | ||
| Physics | ||||
| Physics | direct adj. | doğru akıma ait | ||
| Physics | direct adj. | doğru akım ile ilişkili | ||
| Physics | direct adj. | yönü birincil akımla aynı olan (ikincil indüksiyon akımı) | ||
| Astronomy | ||||
| Astronomy | direct adj. | gezegenlere özgü şekilde batıdan doğuya doğru hareket eden (gök cismi) | ||
| Astronomy | direct adj. | geri hareket etmeyen (gök cismi) | ||
| Astronomy | direct adj. | retro hareketi olmayan (gök cismi) | ||
| Astronomy | direct adj. | durum açısının arttığı yönü takip eden (çift yıldız) | ||
| Astronomy | direct adj. | saat yönünün tersine hareket eden (çift yıldız) | ||
| Astronomy | direct adj. | dikey yüzeyi bulunup pusulanın dört ana yönünden herhangi birine doğrudan dönük olan (güneş saati) | ||
| Linguistics | ||||
| Linguistics | direct adj. | dolaysız | ||
| Linguistics | direct adj. | düzvarım | ||
| Music | ||||
| Music | direct n. | bir sonraki notanın perdesini gösteren üzere konulan, nota çizgisinin veya kağıdının sonundaki sembol | ||
| Music | direct v. | (müzik parçasını veya müzisyenleri) yönetmek | ||
| Music | direct adj. | aynı yönde olan (melodik perde değişimi) | ||
| Music | direct adj. | kök pozisyonunda olan (perde farkı veya akor) | ||
| Music | direct adj. | sırası değiştirilmemiş | ||
| Theatre | ||||
| Theatre | direct v. | (oyunculara) oyun provasında yönlendirmede bulunmak | ||
| Cinema | ||||
| Cinema | direct v. | (oyunculara, kameramanlara) film çekiminde yönlendirmede bulunmak | ||