gereken - Turco Inglés Diccionario

gereken

Significados de "gereken" en diccionario inglés turco : 13 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
gereken necessary adj.
Yes, I was a slave, and this, too, was necessary, was good.
Evet, ben bir köleydim ve bu da gerekliydi, iyiydi.

More Sentences
General
gereken due adj.
Noise, the original directive of 1986, was due to be reviewed in 1991.
1986 tarihli asıl Gürültü Kontrol Yönetmeliği'nin 1991 yılında gözden geçirilmesi gerekiyordu.

More Sentences
gereken needed adj.
ALS slowly destroys the nerves and muscles needed for moving your body.
ALS, vücudunuzu hareket ettirmek için gereken sinirleri ve kasları yavaş yavaş yok eder.

More Sentences
gereken required adj.
The course brought my proficiency up to the required level.
Kurs, yeterliliğimi gereken seviyeye getirdi.

More Sentences
Trade/Economic
gereken required adj.
The course brought my proficiency up to the required level.
Kurs, yeterliliğimi gereken seviyeye getirdi.

More Sentences
General
gereken the thing n.
gereken necessity n.
gereken wherewithal adj.
gereken involved adj.
gereken feather-bed adj.
gereken featherbed adj.
Colloquial
gereken the necessary n.
Trade/Economic
gereken right adj.

Significados de "gereken" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
istenilen ve olması gereken durum tone n.
güçlendirilmesi gereken temel noktalar principle factors in need of strengthening n.
iki kez tekrarlanması gereken bir harfin yalnızca bir kez yazılması haplography n.
yapılması gereken şey care n.
bir yolcunun seferler arasında aktarma yapabilmesi için gereken asgari süre minimum connecting time n.
birinin seçilmesi gereken iki güç seçenek horns of a dilemma n.
kaydedilmesi gereken bilgiler information to be recorded n.
musevilik çalışılmaması gereken gün the sabbath n.
islam sünnet hz muhammed'in müslümanlarca uyulması gereken davranış ve sözleri the sunna n.
bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken yöntem road n.
dikkate alınması gereken şeyler things to consider n.
yapılması gereken ilk şey the first thing to be done n.
bulunmama (bulunması gereken yerde) absence n.
gereken yazılım required software n.
gereken şey necessary n.
kitapta bakılması gereken yeri gösteren not koyma keying n.
bir bireyin belirli bir eylemi yapması için gereken süre body clock n.
çözülmesi gereken sorun a bone to pick n.
çözülmesi gereken sorun an axe to grind n.
gereken önemi vermeme underestimation n.
gereken işlemler necessary procedures n.
yapılması gereken şeyler do's n.
yapılmaması gereken şey don't n.
yapılmaması gereken şeyler don'ts n.
gereken önlemler necessary measures n.
gereken önlemler necessary actions n.
gereken önlemler necessary precautions n.
dikkat edilmesi gereken hususlar points to take into account n.
dikkat edilmesi gereken hususlar points to take into consideration n.
iş kurmada gereken para finance n.
on bir yaşındaki her çocuğun vermesi gereken bir tür baraj sınavı eleven-plus n.
yapılacak bir şeyin konfirme edilmesi veya tamamlanması gereken son tarih cut-off date n.
yasaya uygun olarak alınması gereken para legal-tender n.
gereken ilgi necessary concern n.
gereken ilgi necessary interest n.
yargılanılmaması gereken düşünce sacred cow n.
küçümsenmemesi gereken düşünce sacred cow n.
kaydı gereken işlem accountable condition n.
uyulması gereken şart requirement n.
gereken titizlik due diligence n.
üzerinde durulması gereken (nokta/husus vb.) the point to be emphasized n.
üzerinde durulması gereken (nokta/husus vb.) the point(s) to be considered n.
üzerinde durulması gereken birkaç konu a few points worth stressing n.
gereken önlemler necessary measures/precautions n.
aslında yapılmaması gereken ancak yapmaktan zevk alınan eylemler guilty pleasure n.
yerine koyulması gereken miktar top-up n.
telafisi gereken miktar top-up n.
belirli bir konuda amaca ulaşmak için yapılması gereken işler bütünü course of action n.
dikkat edilmesi gereken şeyler things to take into account n.
dikkat edilmesi gereken şeyler things to take into consideration n.
(çözülmesi gereken) acil sorunlar immediate concerns n.
acil halledilmesi gereken işler/sorunlar immediate concerns n.
okunması gereken bir kitap a must read book n.
gereken önem due importance n.
örülmesi gereken şey darning n.
gereken önem due consideration n.
bir işi yapmak için gereken heves a can–do attitude n.
üstesinden gelinmesi gereken sorunlar desafio n.
gereken belgeler documents required n.
gezilmesi gereken yerler places to visit n.
deprem anında yapılması gereken şeyler things to do during an earthquake n.
dikkat edilmesi gereken nokta caveat n.
telefonun kullanılmaması gereken yerler quiet zone n.
alınacakları ayrıntılı olarak yazma ve ödenmesi gereken tutarı ödeme checkout n.
konuşulmaması gereken konu nonsubject n.
yapılması gereken ilk şey first order of business n.
bir meslek/pozisyon için gereken nitelikleri kazanan qualifier n.
bir işin yapılması için gereken bilgi donanımı equipment n.
daha büyük bir işten önce tamamlanması gereken ufak, nispeten önemsiz işler yak shaving n.
gereken miktar enough n.
gemiye mal yükleyebilmek için limana ödenmesi gereken para lastage [obsolete] n.
yatırım veya ticaret başarısızlıkla sonuçlandığında ödenmesi gereken maddi bedel malus n.
oyuncunun ezberlemesi gereken bölüm line n.
oyuncunun ezberlemesi gereken bölüm line n.
(yarışmada) ulaşılması gereken skor bogy n.
(yarışmada) ulaşılması gereken skor bogie n.
(yarışmada) ulaşılması gereken skor bogey n.
onarılması gereken giysi gibi malzemeler mending n.
en çok kınanması gereken şey worst n.
yayı okla tam olarak germek için gereken ağırlık bow weight n.
toplamda imha edilmesi gereken hedeflere ilişkin görevde gerekli görülen maddeler mission-oriented items n.
beslenmesi gereken birey mouth n.
bir şehirde veya ülkede görülmesi gereken en önemli yerler lion n.
kazanmak için gereken skor sayısı game n.
kum saatini veya yarım saatlik kum saatini boşaltmak için gereken zaman glass n.
mutlaka görülmesi gereken şey must-see n.
yapılması gereken şey occasions n.
oxford üniversitesi'nin klasik bilimler lisans programından özellikle onur derecesiyle mezun olmak için geçilmesi gereken son sınava hazırlanmak için alınan ders great n.
oxford üniversitesi'nin klasik bilimler lisans programından özellikle onur derecesiyle mezun olmak için geçilmesi gereken son sınav great n.
aşılmaması gereken sınır rubicon n.
ilgilenilmesi gereken şey oyster n.
yapılması gereken şey oyster n.
herhangi bir toprak mülkiyetine bağlı bulunmayıp bağımsız olan ve devredilmesi için tapu gereken arazi parçası common in gross n.
herhangi bir toprak mülkiyetine bağlı bulunmayıp bağımsız olan ve devredilmesi için tapu gereken arazi parçası common at large n.
tümlemek için gereken sayı complement n.
tamamlamak için gereken miktar complement n.
yapılması gereken şey dish n.
ilgilenilmesi gereken şey dish n.
akılda tutulması gereken kapsamlı kılavuz coach n.
susturulması gereken kimse complication n.
ivedilikle çözülmesi gereken sorun paramount issue n.
ilk olarak çözülmesi gereken sorun paramount issue n.
üzerinde durulması gereken şey considerable [obsolete] n.
uluslararası standartlar örgütü konteynırlarını teslim almak, yönetmek ve sevk etmek için gereken gereç taşıma ekipmanı parçaları container-handling equipment n.
roma katolik kilisesi hukukuna göre farklı derecedeki emirlerin kabulü arasında geçmesi gereken süre interstice n.
(genellikle avustralya'da) işletmenin çalışması için gereken ekipman ve personel plant n.
sunulması veya ele alınması gereken bir dizi şey docket n.
başka bir şeyi anlamak için bilinmesi gereken şey praecognita n.
(tetik için gereken) çekme kuvveti pull n.
açılması için üzerindeki mührün kırılması gereken kilit seal lock n.
sessiz olunması gereken yer silentium n.
kaynama için gereken ısı derecesi simmer n.
(bowling oyununda) atıcının geçmemesi gereken çizgi foul line n.
kısa sürede tamamlanması gereken görev snap n.
kesinlikle izlenmesi gereken film must-see movie n.
kesinlikle izlenmesi gereken film must-watch movie n.
kesinlikle izlenmesi gereken film must-see film n.
kesinlikle izlenmesi gereken film must-watch film n.
kesinlikle dinlenmesi gereken şarkı must-hear song n.
kesinlikle dinlenmesi gereken şarkı must-listen song n.
olması gereken right n.
tercüme edilmesi gereken metin unseen n.
geçilmesi gereken yer pass-through n.
geçilmesi gereken yer passthrough n.
ihtilaflara karşı sürdürülmesi gereken durum pass n.
bir şeyi yapmak için gereken niteliklere sahip olmamak be unqualified to do something v.
başlanması gereken zamandan önce başlamak jump the gun v.
durmadan geçmek (bir taşıt durması gereken bir yerden) go through v.
teslim olmak (sakınılması gereken bir şeye) indulge v.
gitmemek (gidilmesi gereken bir toplantıya/yere) skip v.
bir şeyi gözden geçirerek gereken tamirleri yapmak overhaul v.
sadece gereken yerlere boya vurarak bir şeyin görünümünü düzeltmek touch something up v.
yaşam için gereken koşulları yerine getirmek için bir gezegenin yüzeyinde ve atmosferinde değişiklik yapmak terraform v.
gereken parayı vermek finance v.
asıl yapılması gereken şeyi ihmal edip başka şeylerle uğraşmak side-track v.
dolaşarak ayrılmak (bulunması gereken yerden) stray from v.
gereken önemi vermek due consideration v.
gereken ilgiyi göstermek due consideration v.
gereken önlemleri almak take the proper steps v.
çözülmesi gereken daha büyük sorunları olmak have bigger problems to solve v.
gereken önemi vermek give due importance to v.
gereken özeni göstermek exercise due care v.
gereken şartları taşımak have the requisite qualifications v.
gereken şartları taşımak have the necessary qualifications v.
gereken şartları taşımak have the required qualifications v.
gereken şartları taşımak possess the requisite qualifications v.
bir şeye gereken önemi vermek give due consideration to something v.
yığın veya parti için gereken malzemeyi ölçmek batch v.
ayrı tutulması gereken koyun gruplarını karıştırmak box [australia] v.
(bir yerden çıkması gereken şeyi) kontrol altında tutmak hush v.