halat - Turco Inglés Diccionario

halat

Significados de "halat" en diccionario inglés turco : 25 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
halat rope n.
We used a rope to tow the broken car.
Bozuk arabayı çekmek için halat kullandık.

More Sentences
General
halat lashing n.
The sailor secured the anchor with a lashing.
Denizci çapayı bir halatla sabitledi.

More Sentences
halat cable n.
The bridge collapsed when one of the cables broke.
Halatlardan biri kopunca köprü çöktü.

More Sentences
Technical
halat rope n.
We used a rope to tow the broken car.
Bozuk arabayı çekmek için halat kullandık.

More Sentences
Marine
halat rope n.
We used a rope to tow the broken car.
Bozuk arabayı çekmek için halat kullandık.

More Sentences
halat line n.
The boat was tied with a short line.
Tekne kısa bir halatla bağlıydı.

More Sentences
Geology
halat cable n.
The bridge collapsed when one of the cables broke.
Halatlardan biri kopunca köprü çöktü.

More Sentences
General
halat lanyard n.
halat kink n.
halat manila rope n.
halat hawser n.
halat lap n.
halat breast n.
halat guy n.
halat manilla rope n.
halat tie-tie n.
halat tow [dialect] n.
halat fast n.
halat roping n.
halat selvage n.
halat selvedge n.
Marine
halat hawser n.
halat halser n.
Marine Biology
halat sweep line n.
halat ground cable n.

Significados de "halat" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
çelik halat steel rope n.
halat takımı tackle n.
General
halat kolu strand n.
halat teli rope wire n.
kalın çelik halat cable n.
halat makarası headwheel n.
halat gibi dolaşma kinking n.
halat bükümü strand n.
halat kopması rope breakage n.
halat makarası rope pulley n.
baskılı ve radansalı halat askısı oval eye coupled with shank n.
bükme halat hawser laid n.
çelik halat guy n.
koyverme (halat vb) stopover n.
halat bedeni bight n.
halat takımı tackling n.
halat gibi dolaştırma kinking n.
kenevir halat hemp rope n.
jüt halat jute rope n.
manila keneviri halat manila rope n.
naylon halat nylon rope n.
esnek halat widdy n.
halat çekme oyunu tug of war n.
halat köprü rope bridge n.
elastik halat elastic rope n.
kalın halat thick rope n.
halat şamandırası cable buoy n.
çapı 25cm'den küçük bir halat cablet n.
ağ halat netted rope n.
iplerin bükülerek tutturulduğu halat yapım yerinin ucundaki çerçeve tackle board n.
halat yapım yeri ropewalk n.
halat çekme yarışı tug-of-war n.
eski kablo veya halat parçası junk n.
yamaca yerleştirilen paslanmak çelikten makaralı halat düzeneği sypline n.
yamaca yerleştirilen paslanmak çelikten makaralı halat düzeneği zipline n.
yamaca yerleştirilen paslanmaz çelikten makaralı halat düzeneği foefie slide [south africa] n.
yamaca yerleştirilen paslanmak çelikten makaralı halat düzeneği aerial runway n.
yamaca yerleştirilen paslanmak çelikten makaralı halat düzeneği flying fox n.
yamaca yerleştirilen paslanmak çelikten makaralı halat düzeneği aerial ropeslide n.
çelik halat ile tepeden aşağıya iniş zipline n.
yamaca yerleştirilen paslanmak çelikten makaralı halat düzeneği zip wire n.
yamaca yerleştirilen paslanmak çelikten makaralı halat düzeneği zip-line n.
çelik halat ile tepeden aşağıya iniş sypline n.
çelik halat ile tepeden aşağıya iniş zip line n.
yamaca yerleştirilen paslanmak çelikten makaralı halat düzeneği death slide n.
yamaca yerleştirilen paslanmak çelikten makaralı halat düzeneği zip line n.
küçük halat kinkle n.
gemi donanımını aşınmadan korumak için kullanılan kalın bir halat ağı mat n.
halat bükümlerinin uçlarını sonraki iki halat gövdesi boyunca birbirine tutturarak yapılan boşa cevizi düğümü matthew walker knot n.
halat bükümlerinin uçlarını sonraki iki halat gövdesi boyunca birbirine tutturarak yapılan boşa cevizi düğümü matthew walker n.
bükme derecesine göre lif halat kalitesi lay n.
halat örgüsü lease n.
manila keneviri halat manila n.
atı yönlendirip bağlamak için veya düğümlü dizgin olarak kullanılan at kılından yapılmış halat mecate [dialect] n.
(gemiler arasında) ağır bir halatı çekmek için kullanılan daha hafif halat messenger n.
yukarı kaldırma işlemindeki güçle çekilen kablo, halat veya zincir ucu fall n.
y şekilli halat, kablo veya zincir yoke n.
kamıştan yapılan ve kargı ile balık avlamak için yem dizilmiş halat bağlı sal ligger [dialect] [uk] n.
otomatik fren sistemli bir halat volga aleti gri-gri n.
bir şeyin hareketini kontrol için kullanılan halat veya kablo guyline n.
halat takımındaki dolaşıklık hockle n.
at veya katırların bağlandığı halat picket line n.
uçlardan birleştirilmiş çelik halat pendent n.
uçlardan birleştirilmiş halat pendent n.
çubuktan sallanan çelik halat pendent n.
çubuktan sallanan kısa halat pendent n.
çekirdek halat ipi core n.
eğlence amaçlı binilen bir halat mekanizması flying fox n.
ipliklerin telin tersi yönünde döndüğü bir çelik halat tipi ordinary lay n.
halat olarak kullanılan kalitesiz ip rombowline n.
kamçı olarak kullanılan halat parçası rope's end n.
halat üreticisi ropework n.
halat ve ip üretilen tesis ropework n.
iki ağaç arasına çekilmiş halat üzerindeki yer çekimli kova taşıma düzeneği slackline n.
(kerestecilikte) dik yamaçlı kanyon ve vadileri geçmek için iki ağaç arasına gevşek şekilde çekilen çelik halat slackline n.
halat kolu standing part n.
halat tamburu surge n.
paralel iki gemi arasına gerilen halat sweep n.
halat çekmek pull a rope v.
(halat) çözmek unbend v.
(halat) salıvermek unbend v.
(halat) alttan vermek underrun v.
(halat takımı) ayırıp parçalarını sıraya dizmek underrun v.
(halat) alttan uzatmak underrun v.
(halat, ip) geri çekmek unreeve v.
iplikleri bükerek halat haline getirmek lay v.
halat örgüsü yapmak lease v.
(bir şeyi) kaldırırken halat çekmek hoist v.
(ip, halat) bağlamak için atmak dab v.
(ip veya halat benzeri) güçlü bir şekilde çekmek rouse v.
(halat) kendi tarafına çekmek side v.
(kablo veya halat) ucunu inceltmek point v.
halat ile bağlamak span v.
(halat kolunu, ipliğini) koparmak strand v.
(kollardan, ipliklerden) halat yapmak strand v.
(halat) ırgattan kaymak surge v.
(halat) yavaş yavaş serbest bırakmak surge v.
(halat) yavaş yavaş gevşetmek surge v.
(halat veya ipi) bir şeyin etrafında çevirmek pass v.
(yelken, halat) gererek yükseltmek sweat v.
bükülmemiş (ip, halat) unlaid adj.
burulmamış (ip, halat) unlaid adj.
kıvrılmamış (ip, halat) unlaid adj.
üç kollu (halat) hawser-laid adj.
düz bükülü (halat, ip) right-hand adj.
(halat) iplerin dönüş yönünün tersi yönde bükülmüş iplerden oluşan plain-laid adj.
geminin halat takımının erişim alanında olan shipside adj.
(halat) çarmıh bükümlü shroud-laid adj.
halat kıvrımı bight N.
Phrasals
(halat, ip) germek set to v.
Idioms
iğne deliğinden halat geçirmeye çalışmak put a rope to the eye of a needle v.
Trade/Economic
halat fabrikası ropery n.
Industry
(halat yapımında) üç ipliği birlikte büken vinç veya makara forelock hook n.
halat yapım bandı rope walk n.
halat yapım bandı rope yard n.
halat örgü makinesi strander n.
Technical
düzeli halat yıkama makinesi jet rope rinser n.
halat ırgatı warping machinery n.
tel halat wire rope n.
halat makarası rope reel n.
çelik telli yuvarlak halat round steel wire rope n.
çelik halat wire rope n.
cankurtaran halat life line n.
çelik halat yapımında kullanılan son derece kaliteli çelik tel plow steel wire n.
halat donanım sistemi rope reeving n.
tel halat wire cable n.
halat imalathanesi ropery n.
halat kuvveti funicular force n.
halat yapımında kullanılan döner kanca whirler n.
langlay çelik halat lang lay rope n.
sapanlı halat garland n.
halat kancası rope hook n.
üzerinde halat yapılan sundurma ropewalk n.
tel halat ölçer wire rope gauge n.
halat dişli ekipman rope threaded equipment n.
kenevir halat hemp rope n.
yöndeş bükümlü halat lang lay rope n.
halat tutucu rope grabber n.
yedek halat drag rope n.
halat sapma açısı fleet angle n.
yassı halat flat rope n.
üç iplikli halat three-stranded rope n.
çelik halat steel cable n.
halat sıkma makinesi rope squeezer n.
halat açıcı rope scutcher n.
halat açıcı rope opener n.
halat fabrikası rope factory n.
halat yıkama makinesi rope washer n.
halat yıkama makinesi rope soaper n.
halat emdirme makinesi rope padding mangle n.