many - Turco Inglés Diccionario
Historia

many

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "many" en diccionario turco inglés : 22 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
many adj. birçok
many adv. çok
General
many n. çoğu
many adj. hayli
many adj. bir yığın
many adj. kaç
many adj. bir hayli
many adj. birçok
many adj. sürüsüne bereket
many adj. nice
many adj. sayılabilenler için ne kadar
many adj. bir çok
many adj. binbir türlü
many adv. bini bir paraya
many adv. çok
many pron. bir çoğu
many pron. birçoğu
Technical
many n. birçoğu
many n. çoğu
many adj. çok
Places
many n. louisiana eyaletinde yerleşim yeri
Ottoman Turkish
many adj. müteaddit

Significados de "many" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
General
have many projects going at once v. bin tarakta bezi olmak
be a weave of so many things v. her tarakta bezi olmak
last for many hours v. saatlerce sürmek
change hands many times v. elden ele dolaşmak
deal with the problem from many aspects v. konuyu çeşitli açılardan ele almak
resemble in many aspects v. birçok açıdan benzemek
resemble in many aspects v. bir çok açıdan benzemek
know many languages v. çok dil bilmek
have many things to do v. yapacak çok şeyi olmak
have many things to do v. yapacak çok işi olmak
have many meanings v. birden çok anlama gelmek
have many meanings v. birden çok anlamı olmak
have many meanings v. birden çok anlama sahip olmak
log many nautical miles up on its last voyage v. (gemi) son yolculuğunda çok mesafe/deniz mili katetmek
take too many pills v. bir sürü hap almak
go many places v. bir çok yere gitmek
have many things in common v. bir çok ortak özelliği olmak
number of many figures n. çok büyük sayı
many body effect n. çok kütleli etki
many electron theory n. çok eletronlu yapılar kuramı
many of n. in birçoğu
many people n. birçok kişi
many-sidedness n. çok kısımlılık
many-sidedness n. çok bölümlülük
many-sidedness n. çok taraflılık
many-valued logic n. çoklu değerli mantık
many of which n. nın bir çoğu
many of which n. nın çoğu
too many papers n. kağıt kalabalığı
many friends n. çok sayıda arkadaş
many friends n. bir çok arkadaş
revolutions in many fields/areas n. bir çok alandaki devrimler
many industries n. bir çok endüstri
many-voiced choir n. çok sesli koro
the many n. çoğunluk
the many n. insanların büyük çoğunluğu
a great many adj. çok
a great many adj. epey
a great many adj. bir hayli
a great many adj. pek çok
a good many adj. birçok
having many problems adj. problemli
having many folds adj. katmerli
great many adj. bin bir
as many as adj. kadar çok
many more adj. çok
with many knots adj. düğüm düğüm
a good many adj. hayli
having many bright colours adj. alacalı bulacalı
like many others adj. birçokları gibi
many-sided adj. çok yanlı
many-colored adj. rengarenk
many-sided adj. çok bölümlü
many-sided adj. kozmos
many-colored adj. çok renkli
many-sided adj. çok taraflı
many-sided adj. çok kısımlı
many in number adj. sayıca fazla
many a (somebody/something) adj. birçok
many-coloured adj. çok renkli
many-coloured adj. rengarenk
many times more adv. kat kat
a good many adv. epeyce
in many respects adv. birçok bakımdan
many years since adv. bundan çok sene evvel
in so many words adv. açıkça
for many a long year adv. yıllar yılı
in many cases adv. bir çok durumda
a good many adv. çokça
in many ways adv. bir çok bakımdan
for many miles around adv. bütün civarda
at many points adv. bir çok bakımdan
in many ways adv. birçok hususta
in many fields adv. birçok sahada
in many instances adv. çok kez
in many respects adv. birçok hususta
a good many adv. oldukça
many times adv. birçok kere
at many points adv. bir çok noktada
in so many words adv. açık seçik bir şekilde
many a time adv. çok kere
in many ways adv. birçok yönden
many times adv. kerrat
so many times adv. birçok defa
many times adv. çok kere
many times adv. çok defa
many times adv. çok kez
many times more adv. kat be kat
many times more adv. kat kat fazla
for many years adv. yıllardır
for many years adv. yıllardan bu yana
for many years adv. yıllarca
for many years adv. yıllardan beri
many a time adv. birbiri ardınca
many a time adv. birçok kere
many a time adv. çoğu kez
many a time adv. art arda
for many years adv. uzun yıllardır
for many years adv. uzun yıllardan beri
in many aspect adv. birçok anlamda
many years ago adv. çok seneler önce
many years ago adv. seneler evvel
many years ago adv. yıllar önce
many years ago adv. yıllar evvel
many years ago adv. seneler önce
in many respects adv. bazı yönlerden
in many aspects adv. birçok yönden
in many respects adv. birçok yönden
in many different ways adv. bir çok farklı şekilde
in many countries adv. birçok ülkede
for many centuries adv. yüzyıllardır
for many centuries adv. asırlardır
for many centuries adv. yüzyıllardan beri
over the course of many years adv. yıllardır
over the course of many years adv. yıllar boyunca
many times adv. pek çok kez
for many months adv. aylarca
for many months adv. aylardır
one too many pron. istenilmeyen
one too many pron. fazla gelen
many of you pron. pek çoğunuz
many happy returns interj. nice mutlu senelere
Phrases
just one option among many n. birçok seçenekten yalnızca/sadece biri
one too many times n. birçok kereler
many of us n. birçoğumuz
many of the best players n. en iyi oyuncuların bir çoğu
half again as many adv. yarısı kadar daha
half again as many adv. bir buçuk misli/katı oldu
in so many words expr. açıkça
according to many researchers expr. birçok araştırmacıya göre
so many expr. bu kadar
too many cooks in the kitchen [us] expr. bir kadın tam kadın
for me and many people expr. benim ve bir çok insan için
many of them expr. çoğu
too many expr. çok fazla miktarda
this many a day expr. çoktan beri
too many expr. çok fazla
pretty many expr. haylice
this many a day expr. hayli zamanlar
in so many words expr. harfi harfine
too many expr. fazla
too many cooks in the kitchen [us] expr. iki kadın yarım kadın
too many cooks in the kitchen [us] expr. nerde çokluk
too many cooks in the kitchen [us] expr. orda bokluk
as many as it takes expr. ne kadar gerekirse
as many times as possible expr. mümkün olduğu kadar çok kez
many happy returns of the day expr. nice mutlu yıllara
one too many for şaşırtan
so many pekçok
one too many for üstün gelen
in so many words uzun uzadıya
of many years uzun yıllara dayanan
going back many years uzun yıllara dayanan
after many years yıllar sonra
after many years seneler sonra
too many cooks in the kitchen [us] üç kadın hiç kadın
Proverb
a word to the wise is enough, and many words won't fill a bushel anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az
many a little makes a mickle damlaya damlaya göl olur
too many cooks spoil the broth horozu çok olan köyün sabahı geç olur
cowards die many times before their deaths korkunun ecele faydası yoktur
many hands make light work az eli aşta gör çok eli işte gör
there is many a true word spoken in jest çoğu doğru söz vardır ki şakacıktan söylenmiştir
there is many a true word spoken in jest her şakada bir gerçek payı vardır
there is many a true word spoken in jest her şakanın altında bir gerçek yatar
there's many a good tune played on an old fiddle yaşlılar çok yetenekli olabilir
there's many a slip 'twixt the cup and the lip dereyi görmeden paçayı sıvama
too many cooks spoil the stew nerede çokluk orada bokluk
too many cooks spoil the broth nerede çokluk orada bokluk
too many cooks spoil the broth horozu çok olan köyde sabah geç olur
too many cooks spoil the stew horozu çok olan köyde sabah geç olur
many a true word is spoken in jest her şakada bir gerçek payı vardır
many a true word is spoken in jest her şakada bir doğruluk payı vardır
there's many a true word spoken in jest her şakada bir gerçek payı vardır
there's many a true word spoken in jest her şakada bir doğruluk payı vardır
many small make a great damlaya damlaya göl olur
many are called but few are chosen çoğu (bir çok kişi) çağrılır pek azı seçilir
so many countries so many customs ne kadar çok ülke o kadar fazla adet
he who begins many things, finishes but few çok işe başlayan az iş bitirir
many hands make light work bir elin nesi var iki elin sesi var
cowards die many times before their deaths korkaklar bin defa ölür
cowards die many times before their deaths korkaklar (ölmeden önce) bin defa ölür
cowards die many times before their death korkaklar ölmeden önce defalarca ölür
cowards die many times before their deaths korkaklar ölmeden önce defalarca ölür
cowards die many times before their death korkaklar (ölmeden önce) bin defa ölür
too many chiefs, not enough indians sen ağa ben ağa bu ineği kim sağa?
many hands make light work birlikten kuvvet doğar
many a mickle makes a muckle damlaya damlaya göl olur
success has many fathers; failure is an orphan başarıyı sahiplenen çoktur; başarısızlık ise yetimdir
many a true word is spoken in jest her şakada bir gerçeklik payı vardır
there's many a true word spoken in jest her şakada bir gerçeklik payı vardır
success has many fathers; failure is an orphan başarının ana babası çoktur, başarısızlık ise yetimdir
too many chiefs and not enough indians sen ağa, ben ağa, bu ineği kim sağa?
too many cooks spoil the soup horozu çok olan köyde sabah geç olur
too many cooks spoil the soup nerede çokluk orada bokluk
too many cooks spoil the broth nerede çokluk orda bokluk
Colloquial
too many attempts n. bir çok girişim
too many chores n. bir sürü angarya iş
too many attempts n. çok sayıda girişim
a man of many parts n. çok yönlü kişi
a man of many parts n. elinden birçok iş gelen kimse
a man of many parts n. on parmağında on marifet
one too many adj. haddinden fazla içmiş
many times adv. birçok kez
many times adv. birçok kere
many times adv. birçok defa
one too many expr. birbiri ardına (içki vb)
for many a long day expr. çok uzun süredir
one too many expr. fazlalık
one too many expr. fazlasıyla
one too many expr. içkiyi fazla kaçırmış
for how many years expr. kaç senedir
one too many expr. kalabalık eden
for how many years expr. kaç yıldır
for how many days expr. kaç gündür
for many a long day uzun zamandan beri
for many reasons pek çok nedenden ötürü
for many reasons pek çok nedenden dolayı
for many years senelerdir
for many years uzun yıllar boyunca
Idioms
have many irons in the fire v. aynı anda bir sürü değişik işle uğraşmak
have many irons in the fire v. aynı anda bir sürü planı olmak
know how many beans make five v. cin gibi olmak
have many irons in the fire v. değişik alanlarda aynı anda değişik işler yapmak
have one's finger in too many pies v. çok fazla/bin/kırk/her tarakta bezi olmak
have one too many g and t's v. içkiyi (özellikle cin/tonik) fazla kaçarmak
have one too many v. içkiyi fazla kaçırmak
have a few too many v. içkiyi fazla kaçırmak
have too many irons in the fire v. kırk tarakta bezi olmak
have many irons in the fire v. kırk tarakta bezi olmak
a man/woman of (many) parts n. elinden her iş gelen kişi
a man/woman of (many) parts n. on parmağında on marifet
a man/woman of (many) parts n. maharetli kimse
man of many talents n. on parmağında on marifet olan kimse
that many adv. o kadar
that many adv. söylendiği kadar
too many to count adv. çok
too many to count adv. bir sürü
too many chefs in the kitchen expr. herkes patron
too many chefs in the kitchen expr. herkes patron kesilmiş
too many chefs in the kitchen expr. bir işe elli kişi karışırsa …
too many chefs in the kitchen expr. çok el girerse …
too many cooks in the kitchen expr. bir işe çok sayıda kişinin karışması
too many cooks in the kitchen expr. yapılacak bir işte herkesin söyleyecek bir şeyi olması
too many cooks in the kitchen expr. herkesin patron kesilmesi
there are many ways to skin a cat expr. bir hedefe ulaşmanın birden çok yolu vardır
there are many ways to skin a cat expr. bir işi yapmanın birden çok yolu vardır
there are many ways to skin a cat expr. her problemin birden çok çözümü vardır
there are many ways to skin a cat expr. olmadı başka bir yol buluruz
there are many ways to skin a cat expr. olmadı başka bir hal çaresi vardır illaki
many (and many)'s the time expr. bir çok defa/kere
do not have too many irons in the fire expr. bir koltuğa iki karpuz sığmaz
many moons ago expr. çok uzun zaman önce
too many cooks spoil the broth expr. horozu çok olan köyde sabah erken olur
too many chiefs and not enough indians expr. emir veren çok çalışan yok
too many cooks spoil the broth expr. horozun çok olduğu yerde sabah erken olur
too many cooks spoil the broth expr. nerde çokluk orda bokluk
too many cooks spoil the broth expr. nerde çokluk, orada bokluk
too many cooks spoil the broth expr. nerede çokluk orda bokluk
just how many tamı tamına ne kadar
just how many tamamı kaç tane
have a few too many sarhoş olmak
have one too many sarhoş olmak
Speaking
how many people are there in your family? expr. ailende kaç kişi var?
there are many things to tell expr. anlatacak çok şey var
don't load down my car with too many people expr. arabama bir sürü insan doldurma
don't load down my car with too many people expr. arabamı bir sürü insanla doldurma
how many eggs does a chicken lay per day? expr. bir tavuk bir günde kaç defa yumurtlar?
I saw many fish expr. bir sürü balık gördüm
how many days are there in a week? expr. bir haftada kaç gün var?
how many cigarettes have you smoked today? expr. bugün kaç tane sigara içtin?
there are many miracles expr. birçok mucize vardı
there are many ways to do it expr. bunu yapmanın birçok yolu var
so many expr. belirli bir miktar
there are many festivals here in the summer expr. burada yazları bir çok festival var
how many calories are there in a banana? expr. bir muzda kaç kalori vardır?
how many times have I listened to you about this? expr. bunun hakkında anlattıklarını kaç kere dinledim?
there are many things expr. birçok şey var
how many people are working on this case? expr. bu davada kaç kişi çalışıyor?
how many lights are there in this room? expr. bu odada kaç lamba var?
how many more people have to die before this is over? expr. bu sona ermeden daha kaç kişi ölmek zorunda?
how many days are there in a week? expr. bir haftada kaç gün vardır?
I have many wishes expr. birçok dileğim var
how many cigarettes have you smoked today? expr. bugün kaç sigara içtin?
we have heard these excuses many times expr. bu bahaneleri çok duyduk
how many pages do you read in an hour? expr. bir saatte kaç sayfa okursun?
how many times do i have to say it? expr. bunu daha kaç kere söylemem gerek?
how many of these people? expr. bu insanların ne kadarı?
we've done this many times expr. bunu pek çok kez yaptık
how many of these people? expr. bu insanların kaçı?
how many people are here from turkey? expr. burada türkiye'den kaç insan var
how many of these people? expr. bu insanların kaç tanesi?
there are many ways to be successful expr. başarılı olmanın birçok yolu vardır
how many months are there in a year? expr. bir yılda kaç ay vardır?
there are many ways to do this expr. bunu yapmanın birçok yolu var
many thanks to all who supported expr. destek olan herkese çok teşekkürler
there are many people around me expr. çevremde çok sayıda insan var
as many of you know expr. çoğunuzun bildiği gibi
and many more expr. daha birçokları
I have many wishes expr. çok dileğim
many thanks expr. çok teşekkürler
he doesn't talk to many people expr. çok insanla konuşmaz
did you have many toys? expr. çok oyuncağın var mıydı?
as many of you know expr. çoğunuzun bildiği üzere
I have many wishes expr. çok sayıda dileğim
how many rooms are there in your house? expr. evinizde kaç oda var?
how many rooms does your house have? expr. evinizde kaç oda var?
how many meals do you have a day? expr. günde kaç öğün yemek yiyorsun?
he saved my life many times expr. hayatımı pek çok kez kurtardı
how many meals do you eat a day? expr. günde kaç öğün yemek yersin?
how many times a day do you brush your teeth? expr. günde kaç defa dişlerini fırçalarsın?
how many meals do you have a day? expr. günde kaç öğün yemek yersin?
how many meals do you have a day? expr. günde kaç öğün yemek yiyorsunuz?
how many times a day do you brush your teeth? expr. günde kaç sefer dişlerini fırçalarsın?
how many rooms are there in your house? expr. evin kaç odalı?
how many you got? expr. elinde kaç tane var?
how many times a day do you brush your teeth? expr. günde kaç sefer dişini fırçalarsın?
how many times a day do you brush your teeth? expr. günde kaç kez dişini fırçalarsın?
how many times a day do you brush your teeth? expr. günde kaç kere dişlerini fırçalarsın?
how many rooms does your house have? expr. eviniz kaç odalı?
how many rooms are there in your house? expr. evinde kaç oda?
how many times a day do you brush your teeth? expr. günde kaç kez dişlerini fırçalarsın?
how many rooms are there in your house? expr. eviniz kaç odalı?
how many rooms does your house have? expr. evinde kaç oda var?
how many litres of water do you drink per day? expr. günde kaç litre su içersin?
how many litres of water do you drink per day? expr. günde kaç litre su içiyorsun?
how many classes do you have in a day? expr. günde kaç dersin var?
how many meals do you eat a day? expr. günde kaç öğün yersin/yersiniz?
how many times a day do you brush your teeth? expr. günde kaç defa dişini fırçalarsın?
how many hours do you sleep each night? expr. her gece/geceleri kaç saat uyursun?
how many times do you brush your teeth a day? expr. günde kaç kere dişlerini fırçalarsın?
how many times a day do you brush your teeth? expr. günde kaç kere dişini fırçalarsın?
how many hours a day do you study? expr. günde kaç saat ders çalışıyorsun?
how many hours do you sleep at night? expr. gece kaç saat uyursun?
how many meals do you eat a day? expr. günde kaç öğün yemek yiyorsun?
how many meals do you have a day? expr. günde kaç öğün yersin/yersiniz?
how many meals do you eat a day? expr. günde kaç öğün yemek yiyorsunuz?
how many/much do you want? expr. ne kadar istiyorsunuz?
how many months pregnant are you? expr. kaç aylık hamilesiniz?
how many weeks pregnant are you expr. kaç haftalık hamilesin?
how many of you survived? expr. kaçınız kurtuldu?
how many children do you have? expr. kaç tane çocuğunuz var?
how many brothers does he have? expr. onun kaç erkek kardeşi var?
how many expr. kaç
many happy returns of the day expr. nice nice mutlu yıllara
how many floors expr. kaç katlı
how many kilograms expr. kaç kilogram
how many expr. ne kadar
how many of you survived? expr. kaçınız hayatta kaldı?
how many cats do you have? expr. kaç tane kedin var?
how many siblings do you have? expr. kaç kardeşsiniz?
how many countries have you visited? expr. kaç ülkeyi ziyaret ettin?
how many days left expr. kaç gün kaldı
how many friends do you have? expr. kaç tane arkadaşın var?
how many friends do you have? expr. kaç arkadaşın var?
how many friends do you have? expr. kaç arkadaşınız var?
how many friends do you have? expr. kaç tane arkadaşınız var?
how many vehicles were involved in the crash? expr. kazaya kaç araç karıştı?
how many mobile phones did you buy? expr. kaç tane cep telefonu satın aldınız?
how many mobile phones did you buy? expr. kaç tane cep telefonu satın aldın?
how many are you? expr. kaç kişisiniz?
for how many years have you been in this industry? expr. kaç senedir bu sektördesiniz?
how many hours did it take expr. kaç saat aldı
to many happy years expr. nice mutlu yıllara
how many nights? expr. kaç gecedir?
how many languages do you speak? expr. kaç dil konuşuyorsunuz?
how many days expr. kaç gün
how many countries have you been to? expr. kaç ülkeyi ziyaret ettin?
how many hours does it take expr. kaç saat sürer
how many children do you have? expr. kaç tane çocuğun var?
how many nights will you stay? expr. kaç gece kalacaksınız?
for how many years have you been in this industry? expr. kaç yıldır bu sektördesiniz?
how many minutes expr. kaç dakika
how many languages can you speak? expr. kaç dil konuşabiliyorsunuz?
how many kids do you have? expr. kaç çocuğunuz var?
there are so many things i will miss expr. özleyeceğim çok fazla şey var
how many hours did it take expr. kaç saat sürdü
how many of you have gotten sick? expr. kaçınız hastalandı?
how many dogs do you have? expr. kaç tane köpeğiniz var?
how many days ago? expr. kaç gün önce?
how many drinks did you have? expr. kaç içki içtin?
how many times (bigger/larger)? expr. kaç misli?
there are too many of them expr. onlardan çok fazla var
how many cats do you have? expr. kaç kedin var?
how many kids do you have? expr. kaç tane çocuğun var?
how many there were? expr. kaç kişilerdi?
how many/much do you want? expr. ne kadar istiyorsun?
how many languages do you speak? expr. kaç dil konuşuyorsun?
how many questions did you answer? expr. kaç soru cevapladın?
how many books are there in the room? expr. odada kaç kitap var?
how many children does he have? expr. onun kaç çocuğu var?
how many kids does he have? expr. onun kaç çocuğu var?
how many kids does she have? expr. onun kaç çocuğu var?
how many children does she have? expr. onun kaç çocuğu var?
how many siblings do you have? expr. kaç kardeşiniz var?
how many drinks did you have? expr. kaç tane içtin?
how many do you want? expr. kaç tane istiyorsun?
how many days later? expr. kaç gün sonra?
how many pieces are there? expr. kaç parça var?
how many bodies did you say there were? expr. kaç ceset var demiştin?
how many languages do you speak? expr. kaç dil biliyorsun?
how many children do you have? expr. kaç çocuğun var?
how many siblings do you have? expr. kaç kardeşsin?
how many languages do you speak? expr. kaç dil biliyorsunuz?
how many dogs do you have? expr. kaç tane köpeğin var?
how many siblings do you have? expr. kaç kardeşin var?
how many children are missing? expr. kaç çocuk kayıp?
find out how many minutes left expr. kaç dakika kaldığını öğrenmek
how many sisters do you have? expr. kaç kız kardeşin var?
how many each expr. kaçar
how many days will you stay? expr. kaç gün kalacaksınız?
how many of you have been in jail for any length of time? expr. kaçınız belli bir süre hapiste yattınız?
how many years ago expr. kaç yıl önce
how many survived? expr. kaç kişi kurtuldu?
how many times expr. kaç kez
how many weeks pregnant are you? expr. kaç haftalık hamilesiniz?
how many cats do you have? expr. kaç kediniz var?
how many countries have you visited? expr. kaç ülkede bulundun?
how many brothers do you have? expr. kaç erkek kardeşin var?
how many drinks did you have? expr. ne kadar içtin?
there are many citities in marmara region expr. marmara bölgesinde bir çok şehir vardır
how many languages can you speak? expr. kaç dil konuşabiliyorsun?
how many bodies did you say there were? expr. kaç ceset var demiştiniz?
how many litres expr. kaç litre
how many (people) expr. kaç kişi
how many kids do you have? expr. kaç tane çocuğunuz var?
how many countries have you visited? expr. kaç ülkeye gittin?
how many rooms do you want? expr. kaç tane oda istersiniz?
how many years ago expr. kaç sene önce
how many pencils have you got expr. kaç kalemin var
how many expr. nice
how many weeks are you? expr. kaç haftalık hamilesin?
how many cats do you have? expr. kaç tane kediniz var?
how many books can he buy? expr. o kaç kitap satın alabilir?
how many expr. kaç tane
it's many a long day since expr. ne zamandan beri
how many times expr. kaç kere
how many children do you have? expr. kaç çocuğunuz var?
how many brothers does she have? expr. onun kaç erkek kardeşi var?
how many weeks pregnant are you? expr. kaç haftalık hamilesin?
how many women have you been with? expr. kaç kadınla birlikte oldun?
how many people expr. kaç kişi
to many happy years expr. nice mutlu senelere
how many books did you read? expr. kaç kitap okudun?
how many times expr. kaç defa
how many kilograms expr. kaç kilo
there's just so many cool things expr. o kadar çok süper şey var ki
how many dogs do you have? expr. kaç köpeğin var?
how many books did you read? expr. kaç tane kitap okudun?
how many persons expr. kaç kişi
how many countries have you been to? expr. kaç ülkede bulundun?
how many of you? expr. kaçınız?
how many there were? expr. kaç kişiydiler?
how many countries have you been to? expr. kaç ülkeye gittin?
how many years ago expr. kaç yıl önceydi
how many? expr. kaç tane?
how many kids do you have? expr. kaç çocuğun var?
how many people have you killed? şimdiye kadar kaç kişiyi öldürdün?
i have so many regrets pişmanlık duyduğum çok şey var
i didn't know you had so many hidden talents sende ne cevherler varmış böyle bilmiyordum
how many times do I have to tell you? sana bunu kaç kez söylemeliyim?
how many times do I have to tell you? sana bunu kaç kez söyleyeceğim?
how many times do i have to tell you? sana daha kaç kere söylemem gerekiyor?
how many times do i have to tell you? sana kaç kere söylemek zorundayım?
how many times do i have to tell you? sana kaç defa söylemek zorundayım?
how many times do i have to tell you? sana daha kaç kez söylemem gerekiyor?
how many times do i have to tell you? sana daha kaç defa söylemem gerekiyor?
how many of you survived? sizden kaç kişi kurtuldu?
there's so many things i want to do yapmak istediğim çok şey var
too many chiefs and not enough indians sen ağa, ben ağa, inekleri kim sağa?
how many times do i have to tell you? size daha kaç kez söylemek zorundayım?
how many times do I have to tell you? sana kaç kere daha söylemem gerek?
how many times must i tell you? sana kaç kere söylemeliyim? sana kaç kere anlatmalıyım?
how many months are there in a year? 1 yılda kaç ay var?
how many months are there in a year? 1 yılda kaç ay vardır?
how many times have i told you? sana kaç kere söyledim?
how many students are there in your class? sınıfında kaç öğrenci var?
our country has got many problems ülkemizin birçok sorunu var
our country has many problems ülkemizin birçok sorunu var
Trade/Economic
too many papers n. kağıt kalabalığı
Technical
write once read many n. bir kere yazılır bellek
many electron theory n. çokelektronlu yapılar kuramı
one-to-many adj. birden çoka
many-to-many adj. çoktan çoka
many-to-one adj. çoktan bire
write-once-read-many expr. bir defa yaz çok defa oku
Computer
write-once read-many n. bir kere yazılır bellek
write-once-read-many n. bir kere yazılır bellek
many pages n. birden çok sayfa
too many drives n. çok fazla sürücü var
many pages n. çok sayfa
too many files n. çok fazla dosya
one to many expr. bire çok
one-to-many expr. bir-çok
too many irqs expr. çok fazla irq var
too many tags expr. çok fazla etiket
too many errors expr. çok fazla hata
Informatics
one-to-many n. birden çoğa
many-to-one relationship n. çoktan bire ilişki
many-valued logic n. çok değerli mantık
write-once-read-many expr. bir yaz-çok oku