oyunda - Turco Inglés Diccionario

oyunda

Significados de "oyunda" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
Colloquial
oyunda in the game expr.
New players are appearing and claiming a place in the game.
Yeni oyuncular ortaya çıkıyor ve oyunda bir yer talep ediyorlar.

More Sentences
Idioms
oyunda in play expr.
Another factor that may be in play is shark territoriality.
Oyunda olabilecek bir diğer faktör köpekbalığı bölgeselliğidir.

More Sentences
General
oyunda at play adv.

Significados de "oyunda" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
ebe (oyunda) it n.
sosyal bir oyunda verilen hediye philopena n.
oyunda yerde toplanan kağıtlar trick n.
sayı (oyunda) score n.
(oyunda) perde act n.
(bir oyunda) oynayanlar dramatis personae n.
oyunda rol alanlar dramatis personae n.
bilgisayar oyunlarında bir oyunun konusunun ve temel oyun mekaniğinin ne kadar iyi tasarlanmış ve oyunda ne kadar verimli bir şekilde uygulanmış olduğunu ifade eden sözcük gameplay n.
kamu oyunda hakim olan hava the public's mood n.
kamu oyunda hakim olan hava public mood n.
(oyunda) ceza muafiyeti isteme bar n.
(oyunda) ceza muafiyeti bar n.
bir topu sokağın sonuna asılmış demir bir halkadan geçirme üzerine kurulu 17. yüzyıla ait bir oyunda kullanılan çekiç mall n.
oyuncuların bir bardağa küçük diskler atmaya çalıştığı oyunda kullanılan disk wink n.
tavşan tazı oyunda kovalanan şey hare n.
oyunda vurulmaya çalışılan misket migg n.
(oyunda) hamle movement n.
(oyunda) yeniden canlanma rez (resurrection) n.
(oyunda) can life n.
oyunda taşın oynanabileceği belirlenmiş hamle move n.
oyunda aşama game n.
oyunda yön game n.
(malezya'daki uçurtmalarla oynanan bir oyunda) tutkal ve öğütülmüş camdan oluşan aşındırıcı tabaka ile kaplı uçurtma ipi glass string n.
çocukların çember oluşturup dans ettikleri bir oyunda söyledikleri şarkı ring-a-ring-a-roses n.
(at kestaneleriyle oynanan britanya kökenli bir oyunda) bir el kazandırmış at kestanesi oner [uk] n.
(oyunda) karakter canlandırma impersonation n.
(oyunda kullanılan) at kestanesi conker n.
(oyunda kullanılan) salyangoz kabuğu conker n.
(özellikle romanda, oyunda) küçük bölüm incident n.
oyunda zar yerine kullanılan koyun kemiği cockal n.
(oyunda) büyük bilye plunker [scotland] n.
(bir oyunda oyuncu tarafından oynanan) routine n.
(bir oyunda oyuncu tarafından oynanan) numara routine n.
oyunda hile yapmak sharp v.
puan toplamak (bir oyunda) rack up v.
topu düşürmek (oyunda) fumble v.
biriyle oyunda baş rolu paylaşmak be costarring in the play v.
bir toplantıya katılmak veya oy kullanmak yahut oyunda yer almak üzere bir yere gitmek turn out v.
(oyunda) meydan okumak tilt v.
(oyunda skoru) bilgi panosunda göstermek telegraph v.
bir oyunda yarışacak kişileri seçmek choose sides v.
(sahnelenen oyunda) yerel özellikleri veya çevreyi değiştirmek shift the scene v.
(oyunda veya yarışta) yakalamak hang v.
(oyunda) yeniden canlanmak rez (resurrect) v.
(oyunda yapılan atış) rakibi gömmek bury v.
kostümlü oyunda yer almak cosplay v.
oyunda kazanmak draw v.
oyunda meydan okumak play v.
(oyunda) ilk kez başrol olarak görünmek premiere v.
(oyunda) ilk kez yer almak premier v.
(oyunda) ilk kez başrol olarak görünmek premier v.
(oyunda) ilk kez yer almak premiere v.
(oyunda) canlı ve gayriresmi bir şekilde rol almak romp v.
tek sahnelik oyunda boy göstermek sketch v.
(bir oyunda) eli güvenceye almak secure the round v.
(oyunda yenerek, dalavere ile) borç kitlemek stiff v.
(oyunda yenerek, dalavere ile) ödeme yaptırmak stiff v.
(oyunda yenerek, dalavere ile) para almak stiff v.
oyunda giriş kısmını oynamak prologize v.
oyunda giriş kısmını oynamak prologuize v.
oyunda giriş kısmını oynamak prologise v.
oyunda giriş kısmını oynamak prologue v.
oyunda giriş kısmını oynamak prologuise v.
oyunda olmayan non-playing adj.
oyunda olmayan nonplaying adj.
oyunda kullanılan lusorious adj.
(oyunda) atış yaparak in adv.
Phrasals
(oyunda para üzerine) fiş koymak chip in v.
oyunda olmak carry your bat v.
oyunda kalmak carry your bat v.
Colloquial
briçte bir oyunda on üç elin hepsini kazanma grand slam n.
çocukların oyunda mızıkçılık yapmak için ağlaması keys [dialect] n.
(oyunda) alkışa boğulan sahne show stopper n.
bir oyunda sıfır çekmiş skunked adj.
oyunda kazanma şansı hala olan in the game expr.
Idioms
bu oyunda ben de varım two can play at this game n.
(bir oyunda vb) tüm dikkatleri üzerine çekmek steal the spotlight v.
(bir oyunda vb) tüm dikkatleri üzerine çekmek steal the show v.
(bir oyunda) sırası gelmek take one's turn v.
son derece iyi performans çıkarmak (oyunda) put on a clinic v.
bir oyunda galip olmak be game v.
(krikette) oyunda kalmak carry (one's) bat v.
(krikette) oyunda olmak carry (one's) bat v.
oyunda kenara alınmak take an early bath [uk] v.
oyunda çok koşmak run yourself into the ground v.
oyunda çok koşturmak run yourself into the ground v.
oyunda deli gibi koşmak run yourself into the ground v.
oyunda olmak be in the race [australia/new zealand] v.
hala oyunda olmak be still in the game v.
oyunda (futbol gibi ayakla oynanan oyunlarda) çok kötü/berbat wouldn't get a kick in a horsebox expr.
bu oyunda ben de varım two can play this game expr.
(oyunda) hedeften uzaklaşıyorsun you're getting colder expr.
(bu) oyunda ben de varım two can play at that game expr.
Speaking
şimdi ebe kim? (oyunda) who's mother now? expr.
Trade/Economic
kamu oyunda tartışmalı bir konu hakkında bilgi sunmak veya belirli bir görüşü açıklamak üzere verilen reklam advocacy advertising n.
Computer
anlık mesajlaşma programında veya çevrimiçi oyunda yanlış alıcıya gönderilen mesaj mistell n.
oyunda karakterin bakış açısından ilerleme first person n.
(oyunda) birinci şahıs nişancı shooter n.
(oyunda) strafe hareketi strafe n.
(oyunda) ileriyi görerek yana kayma strafe n.
(oyunda) doğmak spawn v.
oyunda karakteri çok hızlı seçip kilitlemek instalock v.
(oyunda) haydi başla lp (let's play) abrev.
(oyunda) … oynamaya başla lp (let's play) abrev.
(oyunda) yeniden canlanmak res (resurrect) abrev.
(oyunda) yeniden canlanma res (resurrection) abrev.
Sport
(krikette berabere kalınan bir oyunda) kalecisiz kaleye her iki takımdan beş oyuncunun top atmasıyla kazananın belirlenmesi bowl out n.
bilardo benzeri bir oyunda başka bir top ile vurulması gereken kırmızı veya siyah top king ball n.
oyunda kritik an clutch n.
topu oyunda tutma dig n.
oyunda belirli bir zamana kadar alınan puanlar count n.
bir önceki oyunda yedeklere eklenerek ilk vuruşta devrilen bovling kukası sayısı count n.
(kriket) oyuncunun vurucu olarak oyunda kaldığı süre innings n.
oyunda olmak be in play v.
(oyunda rakibin taşını) yemek capture v.
(oyunda veya sporda) diğer oyuncuları gaza getirmek için bilerek kötü oynamak hustle v.
(oyunda) başarılı olmak hit v.
oyunda veya yarışmada kazanmak için hedefe ulaşmak hit v.
(oyunda atış sonrası koşarak) birinci, ikinci, üçüncü kaleye ulaşmayı ve sayı turu serisi yapmayı amaçlamak go for the cycle v.
(oyunda atış sonrası koşarak) birinci, ikinci, üçüncü kaleye ulaşmayı ve sayı turu serisi yapmayı amaçlamak hit for the cycle v.
(topu) oyunda tutmak dig v.
(oyunda veya sporda) hedefe yakın olan home adj.
(oyunda veya sporda) hedefi oluşturan home adj.
bir takımın oyunda ilk başlamasına izin veren go-ahead [us] adj.
durdurulduğu için oyunda olmayan (futbol topu) down adj.
hakem durduğu için oyunda olmayan (futbol topu) down adj.
(oyunda veya sporda) nihai bir amaca doğru home adv.
(oyunda veya sporda) nihai bir hedefe doğru home adv.
(oyunda) atış yaparak in adv.
(oyunda) sırası gelecek şekilde in adv.
(top) oyunda olmayan in hand adv.
Basketball
topun oyunda olmadığı zaman dead ball n.
top oyunda değilken yapılan faul dead-ball foul n.
bir oyuncunun tek bir oyunda basket, ribaunt ve asist olmak üzere üç kategoride çift haneli sayılara erişmesi triple-double n.
oyuncunun tek oyunda iki istatistiksel kategoride toplam 10 ve üzeri sayı alması double-double n.
Football
(top) oyunda olmak be in play v.
Baseball
iki hücum oyuncusunun oyun dışı bırakıldığı oyunda ikinci olmak double up v.
Card
oyunda ortak koz olarak kullanılan yüksek-düşük değerli kart trump signal n.
bezik benzeri bir oyunda aynı takımda papaz ve kız kombinasyonu marriage n.
(bezik benzeri bir oyunda) maça kızı ve karo valesi kombinasyonu pinocle n.
(bezik benzeri bir oyunda) maça kızı ve karo valesi kombinasyonu penuchle n.
(bezik benzeri bir oyunda) maça kızı ve karo valesi kombinasyonu penuckle n.
(bezik benzeri bir oyunda) maça kızı ve karo valesi kombinasyonu pinochle n.
oyunda kullanılması için en başta dağıtılan bir grup kart reserve n.
oyunda kalmak için bahis arttırmak whipsaw v.
(oyunda) bahisten az parası olan shy adj.
Theatre
oyunda rol alanlar cast n.
(bir oyunda) oynayanlar cast n.
oyunda rol alanlar cast of characters n.
(bir oyunda) oynayanlar cast of characters n.