play - Turco Inglés Diccionario

play

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

play — Definition

Significado:
oynamak, oyun, sergilemek
Pronunciación (IPA):
(AmE /pleɪ/ – BrE /pleɪ/)
Categoría gramatical:
İsim: play (plays); Fiil: play (plays – played – playing)
Sinónimo:
perform, game
Antónimos:
work

Significados de "play" en diccionario turco inglés : 109 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
play n. piyes
What kind of play is it?
Ne tür bir piyes bu?

More Sentences
play n. oyun
She scored a point in the first play.
İlk oyunda bir sayı aldı.

More Sentences
play v. oynamak
He started to play football at a pretty late age.
Oldukça geç yaşlarda futbol oynamaya başladı.

More Sentences
play v. çalmak
Press the red button to play the record.
Kaydı çalmak için kırmızı düğmeye basın.

More Sentences
General
play n. davranış
My job's to recover the sculpture, not play nice.
Benim işim heykeli geri almak, millete iyi davranmak değil.

More Sentences
play n. tiyatro
We need to do some research on those plays, and fast.
O tiyatrolar hakkında araştırma yapmamız lazım, hem de çabuk.

More Sentences
play n. boşluk
Don't leave any play in the rope.
İpte boşluk bırakmayın.

More Sentences
play n. oyun
She scored a point in the first play.
İlk oyunda bir sayı aldı.

More Sentences
play v. çalmak (çalgı/müzik)
She can play the guitar.
Gitar çalabiliyor.

More Sentences
play v. numarası yapmak
Stop playing the fool and answer the questions.
Aptal numarası yapmayı bırakın da soruları cevaplayın.

More Sentences
play v. hareket etmek
When investing, play it carefully.
Yatırım yaparken dikkatli hareket edin.

More Sentences
play v. müzik aleti çalmak
Learning to play a musical instrument requires thousands of hours of practice.
Bir müzik aletini çalmayı öğrenmek binlerce saat uygulama gerektirir.

More Sentences
play v. oynaşmak
The light from the fire was playing on the surface.
Ateşin ışığı yüzeyde oynaşıyordu.

More Sentences
play v. rol almak
The actor refused to play in the theatre.
Oyuncu tiyatroda rol almayı reddetti.

More Sentences
play v. oynatmak
The movie was played in every movie theatre in the country.
Film ülkenin her sinema salonunda oynatıldı.

More Sentences
play v. oynamak
He started to play football at a pretty late age.
Oldukça geç yaşlarda futbol oynamaya başladı.

More Sentences
play v. çalmak
Press the red button to play the record.
Kaydı çalmak için kırmızı düğmeye basın.

More Sentences
play v. oyun oynamak
The children are playing in their room.
Çocuklar odalarında oyun oynuyorlar.

More Sentences
play v. (çeşme vb.) akıtmak
The fountain plays fresh water.
Çeşme tatlı su akıtıyor.

More Sentences
Technical
play n. boşluk
Don't leave any play in the rope.
İpte boşluk bırakmayın.

More Sentences
Computer
play n. oyun
She scored a point in the first play.
İlk oyunda bir sayı aldı.

More Sentences
play expr. çal
The organ started to play.
Org çalınmaya başladı.

More Sentences
Sport
play v. (topa) vurmak
He played the ball and scored a goal.
Topa vurdu ve sayı attı.

More Sentences
Music
play v. çalmak
Press the red button to play the record.
Kaydı çalmak için kırmızı düğmeye basın.

More Sentences
Theatre
play n. piyes
What kind of play is it?
Ne tür bir piyes bu?

More Sentences
play v. canlandırmak
The actress will play the Queen in the movie.
Oyuncu filmde Kraliçe'yi canlandıracak.

More Sentences
play v. oynamak
He started to play football at a pretty late age.
Oldukça geç yaşlarda futbol oynamaya başladı.

More Sentences
General
play n. oynama
play n. hareket
play n. faaliyet
play n. hareket serbestliği
play n. şaka
play n. gevşeme
play n. gösteri
play n. işleme
play n. ilgi
play n. laçkalık
play n. oynama payı
play n. kumar
play n. eğlence
play n. fiil
play n. oynama sırası
play n. oynaşma
play n. öpüşüp koklaşma
play n. sözcük oyunu
play n. tatil
play n. fuar
play n. girişim
play n. eylem kapsamı veya fırsatı
play n. geçici ilgi
play n. geçici koruma
play n. elde etme girişimi
play n. teklif
play n. zorlu değişiklik
play n. etki
play n. rolü/payı olma
play v. sallanmak
play v. eğlenmek
play v. sunmak
play v. bahis yapmak
play v. tutmak
play v. turneye çıkmak
play v. icra etmek
play v. gezdirmek
play v. kımıldanmak
play v. kımıldamak
play v. tiyatro oynamak
play v. cinsel ilişkiye girmek
play v. kelime oyunu yapmak
play v. belirli sınırlar dahilinde serbestçe hareket etmek
play v. onay almak
play v. oyunda meydan okumak
play v. satranç, dama, tavla gibi oyunlarda bir taşı hareket ettirmek
play v. (gülümseme vb.) belirmek
play v. müsabakalara çıkmak
play v. sergilemek
Colloquial
play v. kabul edilmek
play v. etkili olmak
play v. başarılı olmak
play v. (sporcu, mecazen) forma giymek
Media
play n. (özellikle kitle iletişim araçlarında yapılan) tanıtım amaçlı vurgulama
Technical
play n. oynama payı
play n. (ses veya görüntü oynatma cihazında) başlatma veya durdurma mekanizması
play v. (radyoyu veya fonografı) çalmak
play v. (ses kaydını) çoğaltmak
Computer
play expr. kullan
play expr. oynat
play expr. ses çal
play expr. yürüt
Mechanic
play n. gevşeklik (hareket eden bir elemanda)
Automotive
play n. gezinme
play n. iki parça arasındaki hareket
Fishery
play v. (oltaya takılan balığı) ipi çekerek yormak
Geology
play n. petrol veya doğal gaz çökeltisi
Sport
play v. (kriket topuna) sopayla vurmak
play v. (atılan kriket topuna) savunma amacıyla vurmak
play v. (atılan topu) yakalamak
play v. (topu) sektirmek
Football
play n. futbol oyunu
Card
play n. iskambil oyunu
play v. kartı yüzü açık şekilde masaya koymak
Wagering
play v. kumar oynamak
play v. bahse girmek
Music
play n. fonograf kaydını oynatma
play v. ses çıkarmak
Theatre
play n. sahne oyunu
play n. pandomim
Archaic
play v. silah kullanmak
play v. kılıç kullanmak

Significados de "play" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
play with fire v. ateşle oynamak
General
child's play n. oyuncak
football play n. futbol oyunu
child's play n. çok kolay iş
stage play n. piyes
puppet play n. kukla oyunu
stage play n. temsil
long play n. uzunçalar
shadow play n. gölge tiyatrosu
shadow play n. gölge oyunu
play on words n. cinas
child's play n. çocuk işi
word play n. kelime oyunu
play on words n. kelime oyunu
child's play n. kolay iş
triple play n. üçlü oyun
period of play n. oyun zamanı
play and playthings n. oyun ve oyuncaklar
free play n. görkem
radio play n. radyo tiyatrosu
foul play n. hatalı oyun
stage play n. oyun
fair play n. tarafsızlık
play actor n. oyuncu
foul play n. suikast
free play n. esneklik
foul play n. cinayet
long play n. longpley
play of light n. ışık oyunu
a play on words n. kelime oyunu
free play n. tolerans
play table n. oyun masası
play school n. anaokulu
fair play n. adil oyun
child's play n. çok kolay
child's play n. basit iş
foul play n. kurallara aykırı oyun
foul play n. hainlik
foul play n. faul
extended-play n. genellikle 3-4 şarkı içeren kayıtlar
extended-play n. kırkbeşlik plak
play-off n. pleyof
play-off n. final
child's play n. çocuk oyuncağı
play-off n. beraberliği bozmak için oynanan oyun
play on words n. sözcük oyunu
state of play n. durum
state of play n. gidişat
state of play n. mevcut vaziyet
state of play n. işlerin gidişatı
fair play n. hilesiz oyun
fair play n. dürüst oyun
karagöz shadow play n. karagöz oyunu
play station n. oyun istasyonu
play pen n. portatif çocuk parkı
play pen n. etrafı parmaklıklı oyun yeri
play pen n. çocuk kafesi
play-by-play description n. anbean betimleme
play poster n. oyun afişi
last play n. son oyun
big play n. büyük oyun
big play n. büyük maç
a kitchen-sink play n. sıradan insanlarla ilgili sahne eseri
a play pool n. oyun havuzu
play pool n. oyun havuzu
play date n. oyun buluşması
theatrical play n. seyirlik oyun
play dough n. oyun hamuru
play writer n. oyun yazarı
costume play n. kostümlü oyun
costume play n. kostüm oyunu
role play n. rol canlandırma
theater play n. tiyatro oyunu
theatre play n. tiyatro oyunu
pretend play n. sembolik oyun
play age n. oyun çağı
play console n. oyun konsolu
play board n. oyun tahtası
a play upon words n. kelime oyunu
team play n. ortak güç ve işbirliği
play yard n. park yatak
hand-play n. yumruk yumruğa dövüşte karşılıklı vuruşlar
hand-play n. skat oyununda yüksek bahis veren kişi olarak oynama
word play n. kelime oyunu yapma
word play n. kelime oyunu
fair play n. adil ve onurlu davranış
fair play n. konulmuş kurallara riayet
boy's play n. önemsiz şey
boy's play n. çocukça eğlence
morality play n. doğru-yanlış çatışmasını içerip ahlaki ders çıkarılabilecek şey
play-doh® n. bir oyun hamuru markası
play date n. farklı ailelerin küçük çocuklarının birlikte oynaması için ayarladıkları görüşme
play-day n. oyun günü
play [obsolete] n. cinsel ilişki
play group n. kreşte oyun grubu
play yard n. çocuk bahçesi
play-actor n. turne yapan aktör
play yard n. oyun alanı
play-lunch [new zealand] n. okul çocuklarının öğlene doğru yediği atıştırmalık
play-by-play n. dakikası dakikasına anlatım
play pleasure n. boş eğlence
play-acting n. yapmacıklık
play reading n. okurların bir oyunu sergilemesi
play-box n. (özellikle yatılı okullarda) çocukların oyuncak ve eşya sandığı
play of colors n. renk oyunu
power play n. güce ve işbirliğine dayalı askeri taktik
power play n. güçlü ve etkili siyasi atılım
power play n. politikada güç savaşı
power play n. güç ile elde edilen diplomatik başarı
shuffle play n. (cd oynatıcıda) rastgele oynatma özelliği
cudgel play n. sopalarla edilen kavga
cudgel play n. sopalı oyun
foul play n. kural ihlali
passion play n. dini veya ruhani bir liderlerin çektiği ıstırapları anlatan tiyatral canlandırma
play to a full house v. kapalı gişe oynamak
play the devil's advocate v. kendi görüşlerinin doğruluğunu ölçmek için karşıt görüşlerin savunmasını yapmak
play the fool v. aptalca davranmak
play music v. çalgı çalmak
play truant v. dersi asmak
play possum v. uyur gibi yapmak
play fast and loose with v. çarpıtmak
play into the hands of v. ekmeğine yağ sürmek
play an active role v. aktif olarak yer almak
play a part v. rol almak
play around v. oynamak
play with oneself v. otuzbir çekmek
play a trick v. açmaz yapmak
play tricks v. dümen çevirmek
play a game of billiards v. bilardo oynamak
play hooky v. okuldan kaçmak
play up v. vurgulamak
play to v. -e oynamak
play something down v. bir şeyi önemsizmiş gibi göstermek
play a double game v. iki tarafı da idare etmek
play up v. yaramazlık etmek
play havoc with v. altüst etmek
play football v. top oynamak
play someone false v. birini aldatmak
play trump v. koz oynamak
play on someone's affections v. karşısındakinin hislerine hitap etmek
play truant v. okulu kırmak
play somebody for a sucker v. enayi yerine koymak
play sports v. spor yapmak
play on v. oynamak
play an active role in v. aktif rol oynamak
play to v. vurgulamak
play truant v. okulu asmak
play the part of v. rolünü oynamak
play second fiddle v. ikinci derecede rol oynamak
play with v. oynamak