Top - Turc Anglais Dictionnaire

Top

Sens de "Top" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 146 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
top n. tepe
top n. baş
top n. üst
General
top n. ser
top n. en üst bölüm
top n. örtü
top n. en üstün yer
top n. topaç
top n. üst parça
top n. en üst kat
top n. üste giyilen şey
top n. en yetkili makam
top n. zirve
top n. tepe nokta
top n. üst yüzey
top n. üstlük
top n. doruk
top n. kapak
top n. en üst
top n. üst giysi
top n. cinsel ilişkide baskın rolde olan kişi
top n. en iyi kısım
top n. en yetkili/önemli kimse
top n. son ses
top n. başlangıç
top n. taç
top n. yüzük taşı üzerinde yer alan kesilmiş mücevher parçası
top n. ayakkabının üst kısmı
top n. sirk/karnaval çadırı
top n. gösteride en pahalı koltukların fiyatı
top n. türün en iyi örneği
top n. uzun konçlu çizme
top n. sadece yüzeyi kaplanmış düğme
top n. altı yerine üç farklı sayı içeren zar
top n. üst kısım
top n. yukarı
top v. tepesine varmak (bir yerin)
top v. başına varmak (bir yerin)
top v. birinci olmak
top v. üstünü kapamak
top v. alt etmek
top v. kapamak
top v. üst kısmını kesmek veya koparmak (bir bitkinin)
top v. gölgede bırakmak
top v. üstüne sürmek (bir şeyin)
top v. üst kısmını koparmak (bitkinin)
top v. üst kısmını kesmek (bitkinin)
top v. geçmek
top v. -den iyisini yapmak
top v. -den fazla olmak
top v. başında bulunmak
top v. üstünden geçmek
top v. üstüne sürmek
top v. taş çıkartmak
top v. üstünde bulunmak
top v. tepesinde bulunmak
top v. yatırmak
top v. üzerini boyamak
top v. (ağaç) tepesini kesmek
top v. yeniden boyamak
top v. eğmek
top v. üstünü örtmek
top v. taçlandırmak
top v. asarak idam etmek
top v. baskın çıkmak
top v. domine etmek
top v. süsleyerek bitirmek
top v. son dokunuşu yapmak
top v. nihayete ermek
top v. zirveye ulaşmak
top v. zirvesine çıkmak
top adj. en üstteki
top adj. en büyük
top adj. baş
top adj. ala
top adj. en iyi
top adj. en yüksek
top adj. üstün
top adj. çok büyük
top adj. ilk
top adj. en üstün
top adj. ana
top adj. başlıca
top adj. tavanlı
top adj. üstü kapalı
top adj. üst düzey
top adj. zirvedeki
top adj. en üstteki
top adv. en üste
top adv. üstte
Colloquial
top n. üst kıyafet/giysi
top n. üst giyim
top n. t-shirt, gömlek üste giyilen kıyafet
top n. vuruş sırasında ilk yarı/devre (beysbol ve softbolda)
Speaking
top expr. ilaveten
Law
top v. aşmak
Technical
top n. başlık
top n. kap
top n. kapak
top n. tepe
top n.
top v. (çeliğin) üst kısmını keserek ya da kırarak dayanıksız metallerden kurtulmak
top v. ikmal etmek
top v. yakıt ikmali yapmak
top adj. en üst
top adj. üst
Computer
top adj. üstten
Textile
top n. bluz
top v. üzerini boyamak
top v. yeniden boyamak
top adj. üst
Construction
top n. dam sivrisi
Dyeing
top v. (boyaya) gölge vermek için başka boyalar eklemek
Automotive
top n. üst vites
top n. son vites
top n. tavan
Marine
top n. gabya
top v. (yelkenin) bir ucunu diğerinden daha yükseğe kaldırmak
Gastronomy
top n. sütün kaymağı
Physics
top n. üst kuark
top n. üst kuarkı karakterize eden nitelik
Chemistry
top n. uçucu bir sıvı karışımın en başta damıtılan kısmı
top v. (sıvının) en uçucu kısmını damıtmak
Agriculture
top n. sebzenin toprak üstündeki kısmı
top v. pancar başı kesmek
Breeding
top v. (türünün dişisiyle) çiftleşmek
Military
top n. savaş gemisinde yangın kontrol istasyonu veya uçaksavar silah platformu olarak kullanılan kısım
top n. kıdemli başçavuş
top adv. siperin ön kenarında
Sport
top n. bilardo masasının en ucu
top v. topun üst kısmına vurmak
top v. topun üst kısmına gelecek şekilde vuruş yapmak
Baseball
top n. vuruş sırasında ilk devre
Card
top n. oyuncunun elindeki en yüksek değerli kart
Archaic
top n. bir avuç saç
top n. bir avuç yün
top n. en mükemmel örnek
Engineering
top n. yüksek frekanslı ses sinyali
Slang
top n. aktif gey
top n. aktif eşcinsel erkek
top n. eşcinsel cinsel aktivite sırasında nüfuz edici rol oynayan kişi
top n. eşcinsel ilişkide baskın kişi
British Slang
top v. öldürmek
top adj. harika
top adj. müthiş
top adj. süper

Sens de "Top" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 59 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
top ball n.
top cannon n.
General
top roll n.
top knob n.
top globe n.
top bolus n.
top poof n.
top charge n.
top round n.
top piece n.
top congeries n.
top pouffe n.
top mass n.
top pouf n.
top pellet n.
top tuft n.
top ball n.
top gun n.
top cannonball n.
top pommel n.
top leather n.
top rundle [obsolete] n.
top orbit n.
top bowl n.
top globe n.
Colloquial
top piece n.
Textile
top bolt n.
Military
top cannon n.
top artillery n.
top gun n.
top piece n.
top field gun n.
top field piece n.
Hunting
top cylinder n.
Sport
top ball n.
Basketball
top pill n.
Slang
top fruitcake n.
top queen n.
top fagot n.
top chutney farmer n.
top fruit salad n.
top fruit n.
top fruiter n.
top pill n.
top finocchio n.
top squaw n.
top faggot n.
British Slang
top nellie n.
top nelly n.
top pillow-biter n.
top nancy-boy n.
top pansy n.
top cock knocker n.
top buftie (scottish) n.
top bufty (scottish) n.
top cock jockey n.
top sausage jockey n.
top nob jockey n.
top knob jockey n.

Sens de "Top" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
peg top n. topaç
peg top n. fırıldak
removable top n. çıkarılabilir üst
General
mountain top n. dağ başı
top layer n. üst tabaka
top fifty n. ilk elli
top earner n. en yüksek maaşlı
top view n. kuşbakışı
top speed n. azami hız
the crescent and the star on top of a minaret n. alem
top entrance n. üstten giriş
top end n. son
top brass n. amir
curly top n. kıvırcık baş hastalığı
top side n. üst kenar
top dog n. kazanan
top brass n. üst rütbeli subaylar
top brass n. şef
top dog n. şef
top boot n. çizme
top twenty n. ilk yirmi
big top n. büyük sirk çadırı
top level n. en üst seviye
top executive appointment n. yüksek yönetici sınıf ataması
spinning top n. fırıldak
top boot n. uzun konçlu çizme
the top floor n. en üst kat
top billing n. bir assolistin ismini en üst kısımda verme
top ten n. ilk on
desk top publishing n. masa üstü yayıncılık
top dog n. patron
top boot n. uzun çizme
top priority n. en ileri öncelik
corruption starts at the top n. balık baştan kokar
big top n. sirk
top executive n. en üst yönetici
top up electricity n. ilave elektrik
top forty n. ilk kırk
top 10 n. ilk 10
top up card n. ekstra kontör
top up card n. ekstra sim kart
top producer n. büyük üretici
top producer n. lider üretici (firma)
cherry on top n. bu da mukafatı
cherry on top n. bu da cabası
top of the class n. sınıf birincisi
ventilator top rail n. havalandırma çerçevesi
top corner n. üst köşe
top manager n. tepe yönetici
top management n. yönetim kademesi
a table-top item n. sofralık
curly-top n. kıvırcık baş hastalığı
top-siders n. bir tür ayakkabı
top-drawer n. birinci sınıf
top brass n. yüksek rütbeli subay
top boots n. uzun çizme
top three n. ilk üç
top five n. ilk beş
top 100 n. ilk 100
top 100 n. ilk yüz
desk-top calculator n. masa üstü hesap makinesi
top right-hand corner n. sağ üst köşe
top left-hand corner n. sol üst köşe
top model car n. son model araba
top priority n. en yüksek öncelik
top level meeting n. üst düzey toplantı
the top ten n. en iyi on
the top ten n. ilk on
car top n. araba tavanı
top-up n. (üstüne) eklenen miktar
top-up n. telafisi gereken miktar
top-up n. yerine koyulması gereken miktar
top part of the gun n. silahın üst tarafı
top bunk n. üst ranza
top floor n. en üst kat
a top-secret unit n. çok gizli bir birim
top-class clients n. üst sınıf müşteriler
top director n. üst düzey yönetmen
top drawer n. üst çekmece
a top lawyer n. üst düzey bir avukat
top shelf n. üst raf
high top sneakers n. boğazlı spor ayakkabı
high top sneakers n. boğazlı spor ayakkabısı
round top n. büyük sirk çadırı
top rack n. üst sepet (bulaşık makinesinde)
top spots n. üst sıralar
top places n. üst sıralar
counter top n. mutfak tezgahı
bottle top n. şişe kapağı
the top of the hour n. saat başı
tracksuit top n. eşofman üstü
track suit top n. eşofman üstü
humming top n. fırıldak
humming top n. topaç
top-up n. kontör yükleme
open-top bus n. üstü açık otobüs
top issue n. en önemli mesele
top-12 n. ilk 12
the view from the top n. üst görünüm
the view from the top n. üstten görünüş
the view from the top n. üst görünüş
top view n. üst görünüm
the view from the top n. üstten görünüm
top view n. üstten görünüş
top view n. üst görünüş
top view n. üstten görünüm
pop-top n. teneke kutu kapağı
top clothing n. üst giysi
top player n. baş aktör
pole top n. direk tepesi
top official n. üst düzey görevli
top seller n. en çok satan ürün
top predator n. üst düzey avcı
top bed n. üstteki yatak
spinning top n. topaç (oyuncak)
six-top n. (restoranda) altı kişilik masa
top and tail n. meyve veya sebzenin iki ucundaki sert kısımlarını kesip atmak (yeşil fasulye vs)
top crust n. kaymak tabaka
whipping top n. topaç
calash top n. atlı araba
calash top n. iki tekerlekli fayton
calash top n. körüklü şapka
calash top n. fayton
calash top n. kadınların kullandığı körüklü şapka
top knot n. üst düğüm
tip-top n. en yüksek nokta
top drawer n. en üst düzey makam
top drawer n. en önemli kimse
top-hamper n. gereksiz mevzu
top hamper n. gereksiz mevzu
top [dialect] n. hotoz
top [dialect] n. kafanın tepesindeki saç tutamı
top [dialect] n. tepelik
top hand n. özellikle binicilikte üstün olan kovboy
top sawyer [uk] n. seçkin kimse
top sawyer [uk] n. saygın kimse
top gear n. yoğun faaliyet
top sawyer [uk] n. itibarlı kimse
top gun n. üst makamdaki kimse
top gun n. üst seviyedeki kimse
hard-top n. sert yüzeyli yol
hard-top n. sert yüzeyli alan
boot top n. eskiden botun üst kısmını gizlemek için giyilen dantel
boot top n. botun üst kısmı
bottle-top n. şişe kapağı
high top n. boğazlı spor ayakkabısı
high-top n. boğazlı spor ayakkabısı
top of the mountain n. dağın tepesi
pop-top n. konserve kutusu
pop-top n. içecek kutusu