stringing - Turc Anglais Dictionnaire

stringing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

stringing — Definition

Signification:
ip, tel, dizi
Prononciation (IPA):
(AmE /strɪŋ/ – BrE /strɪŋ/)
Partie du discours:
İsim: string (strings)
Synonymes:
cord, series
Antonymes:
break, separation

Sens de "stringing" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 81 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
string n. sicim
How much string do you need?
Ne kadar sicime ihtiyacın var?

More Sentences
string n. dizi
He owns a string of tech companies.
Bir dizi teknoloji şirketinin sahibi.

More Sentences
General
string n. şart
The Convention should look to reach consensus rather than draft a catalogue with no strings attached.
Kongre, hiçbir şarta bağlı olmayan bir katalog taslağı hazırlamak yerine uzlaşmaya varmaya çalışmalıdır.

More Sentences
string n. sicim
How much string do you need?
Ne kadar sicime ihtiyacın var?

More Sentences
string n. ip
Tying a string around meat helps it stay in shape while roasting.
Etin etrafına ip bağlamak, kavurma sırasında şeklini korumasına yardımcı olur.

More Sentences
string n. dizi
He owns a string of tech companies.
Bir dizi teknoloji şirketinin sahibi.

More Sentences
string n. tel
Strings 1, 5 and 6 must not be played.
1, 5 ve 6 numaralı teller çalınmamalıdır.

More Sentences
string n. (gitar) tel
The strings on the guitar were green with rust.
Gitarın telleri pastan yeşile dönmüştü.

More Sentences
string v. tel takmak
She knows how to string a violin.
Kemana nasıl tel takılacağını biliyor.

More Sentences
string v. germek
He strung a rope between the two trees.
İki ağacın arasına bir ip gerdi.

More Sentences
string v. ipe dizmek
Dried peppers were strung together on a thread.
Kurutulmuş biberler bir ipe dizilmişti.

More Sentences
string v. asmak
Colorful lights were strung along both sides of the river bank.
Nehir kıyısının her iki tarafına renkli ışıklar asılmıştı.

More Sentences
Technical
string n. dizi
He owns a string of tech companies.
Bir dizi teknoloji şirketinin sahibi.

More Sentences
string n. ip
Tying a string around meat helps it stay in shape while roasting.
Etin etrafına ip bağlamak, kavurma sırasında şeklini korumasına yardımcı olur.

More Sentences
string n. sicim
How much string do you need?
Ne kadar sicime ihtiyacın var?

More Sentences
string n. tel
Strings 1, 5 and 6 must not be played.
1, 5 ve 6 numaralı teller çalınmamalıdır.

More Sentences
Computer
string n. dize
What is the best regular expression to check if a string is a valid URL?
Bir dizenin geçerli bir URL olup olmadığını kontrol etmek için en iyi normal ifade nedir?

More Sentences
string n. dizi
He owns a string of tech companies.
Bir dizi teknoloji şirketinin sahibi.

More Sentences
Textile
string n. iplik
Give me a knife to cut this string with.
Bana bu ipliği kesmek için bir bıçak verin.

More Sentences
Automotive
string n. tel
Strings 1, 5 and 6 must not be played.
1, 5 ve 6 numaralı teller çalınmamalıdır.

More Sentences
Linguistics
string n. dizi
He owns a string of tech companies.
Bir dizi teknoloji şirketinin sahibi.

More Sentences
General
string n. kaytan
string n. kınnap
string n. seri
string n. yay
string n. lif
string n. tahdit
string n. damar (yaprak)
string n. yay (keman)
string n. kılçık
string n. fasülye kılçığı
string n. tel (piyanoda)
string n. koşul
string n. keman yayı
string n. kiriş
string n. kordon
string n. bağcık
string n. kılçık (fasulye vb)
string n. limon kirişi
string n. sua
string n. şerit
string n. hevenk
string n. yaprak damarı
string n. sinir
string n. dizgi
string v. sıralamak
string v. kandırmak
string v. düzenlemek
string v. ipe dizmek (boncuk vb)
string v. takmak (ip vb)
string v. dizmek
string v. bağlamak
string v. yutturmak
string v. kılçıklarını ayıklamak
string v. aldatmak
string v. sıra halinde gitmek
string v. boncuk dizmek
string v. ipe geçirmek
Irregular Verb
string v. strung - strung
Technical
string n. ayakkabı bağı
string n. bağ
string n. dizgi
string n. ince damar
string n. rondela
string n. şerit
string v. sıkıştırmak
Computer
string n. dizilim dizi
string n. dizilim
string n. dizge
string n. karakter dizisi
string n. karakter katarı
string n. katar
string n. metin
string n. string
Construction
string n. limon kirişi
Gastronomy
string v. çıkarmak (fasulyenin kılçığını)
Linguistics
string n. diziliş
string n. zincir
Music
string n. piyano teli
string n. tel (telli çalgılarda)
string v. tel takmak (telli çalgıya veya piyanoya)

Sens de "stringing" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 1 résultat(s)

Turc Anglais
Computer
string string n.

Sens de "stringing" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
string beans n. çalıfasulyesi
string instrument n. telli çalgı
string bag n. file
string bean n. ayşekadın
empty string n. boş dizgi
string giving the lowest sound n. bamteli
string bean n. çalı fasülyesi
word string n. kelime dizisi
second string n. ikinci sınıf
string of fruits n. hevenk
shoe string n. ayakkabı bağı
string bean n. çalıfasulyesi
string models n. string modelleri
string trimmer n. ot biçme makinesi
g-string n. g-string
string-pull n. piston
string-pulling n. torpil
piano string n. piyano teli
string hanger n. askı bağı
string puller n. kukla oynatıcısı
shoe string n. ayakkabı bağcığı
string of victories n. zaferler dizisi
balls of string n. ip yumağı
leading string n. yürüteç
leading string n. bebek yürüteci
string beans n. taze fasulye
string game n. ip oyunu
string of ideas n. düşüncenin devamlılığı
string of ideas n. fikir dizisi
string of ideas n. fikir silsilesi
string of ideas n. düşünce zinciri
string of ideas n. fikirler dizisi
string of ideas n. düşünce dizisi
string of ideas n. düşünce silsilesi
guitar string n. gitar teli
string trimmer n. ot biçici
string trimmer n. ot biçme makinesi
string shopping bag n. pazar filesi
string shopping bag n. alışveriş filesi
glass string n. (malezya'daki uçurtmalarla oynanan bir oyunda) tutkal ve öğütülmüş camdan oluşan aşındırıcı tabaka ile kaplı uçurtma ipi
drawing string n. bir açıklığın çevresindeki ek yerinden geçen sicimden oluşan bir bağ
five-horse string out n. beş atın yan yana araç çekmesini sağlayan düzenek
five-horse string out n. yan yana araç çeken beş at
five-horse string out n. at arabasına bağlanan beşli çubuk
second string n. ikinci eylem planı
second string n. alternatif eylem planı
second string n. ikinci çare
second string n. alternatif yöntem
second string n. alternatif yol
four-horse string out n. iki atın önde iki atın arkada ilerlediği bir at arabası düzeni
camel string n. deve kervanı
string up v. asmak
string out v. ipe asmak
string along v. ayak uydurmak
string along v. kandırmak
string out a utility line v. kablo çekmek
string along with v. birine uymak
string up v. ipe çekmek
string along with v. uymak
string along v. oyalamak
string up v. sinirlendirmek
string along with v. birinin dediklerini yapmak
fasten with a string v. iple bağlamak
string along with v. ayak uydurmak
string out v. olması gerekenden daha fazla uzatmak
like beads-on-a-string adj. art arda dizili/dizilmiş
first-string adj. temel
first-string adj. çok önemli
first-string adj. ana
first-string adj. birinci derece
first-string adj. vasıflı
first-string adj. baş
first-string adj. kaliteli
first-string adj. başta gelen
first-string adj. birincil
first-string adj. mühim
first-string adj. düzenli katılımcılardan meydana gelen
first-string adj. as
first-string adj. nitelikli
first-string adj. düzenli üyelerden oluşan
second-string adj. düşük kaliteli
second-string adj. alt dereceli
second-string adj. düşük dereceli
second-string adj. yedek
second-string adj. düşük önemde olan
on a string adv. baskı veya kontrol altında
on a shoe string adv. çok az para ile
on the string adv. peşinde
on a string adv. sermayesiz olarak baskı veya kontrol altında
like beads-on-a-string adv. sıra halinde/birbiri ardına gelen
Phrasals
string out v. zamana yaymak
string out v. uzamak (zaman)
string out v. dizilmek
string out v. uzanmak
string something together v. bir şeyleri ip ile birbirlerine birleştirmek/bağlamak
string together v. birbirine bağlamak
string together v. öylesine/gelişigüzel bir araya getirmek
string something together v. bir şeyleri birbirine birleştirmek
string together v. gelişigüzel sıralayıp oluşturmak
string something together v. bir şeyleri iple birbirine bağlamak
string together v. hızlıca arka arkaya dizmek
string together v. gelişigüzel sıralamak
string together v. yarım yamalak toparlayıp oluşturmak
string together v. iple birbirine bağlamak
string something together v. bir şeyleri bir araya getirmek
string together v. üstüne dizmek
string together v. ipe dizmek
string together v. yan yana dizivermek
string something together v. bir şeyleri birbirine bağlamak
string something together v. bir şeyleri ipe dizmek
string together v. bir araya getirip bir şey yapıvermek
string together v. bir araya getirmek
string together v. öylesine/gelişigüzel bir araya getirip oluşturmak
string together v. birbirine birleştirmek
string together v. yarım yamalak toparlamak
string together v. arka arkaya/yan yana sıralayıp bir şey oluşturuvermek
string on v. sürüncemede bırakmak
string on v. bekletmek
string on v. belirsizlik içinde bırakmak
string on v. oyalamak
Colloquial
junkie with a long string of convictions n. sabıkası kabarık bir keş
having (thousands/hordes/a string of) men/women at her/his beck and call expr. elini sallasa ellisi (başını sallasa tellisi)
Idioms
string of good luck n. bir dizi şanslı olay
string of bad luck n. bir dizi şanssızlık
string of bad luck n. talihsizlik zinciri
the first string n. ilk
the first string n. birincil
another string to bow n. ek nitelik
another string to one's bow n. ek nitelik
string of bad luck n. bir dizi talihsizlik
apron-string tenure n. kadının sahip olduğu fakat o yaşadığı sürece kocası tarafından idare edilen mal mülk
apron-string hold n. kadının sahip olduğu fakat o yaşadığı sürece kocası tarafından idare edilen mal mülk
apron-string tenure n. iç güveyisi tarafından idare edilen mal mülk
apron-string hold n. iç güveyisi tarafından idare edilen mal mülk
a string of bad luck n. talihsiz/şanssız bir dönem
a string of bad luck n. üst üste gelen talihsizlikler
a string of bad luck n. şanssızlıklar/talihsizlikler serisi
a string of bad luck n. şanssızlıklar silsilesi
a string of (good) luck n. şansın yaver gittiği dönem
a string of (good) luck n. üst üste şanslı olayların gerçekleştiği dönem
a string of (good) luck n. talihin yüze güldüğü dönem
a string of bad luck n. üst üste şanssızlıkların yaşandığı bir dönem
a string of (good) luck n. şanslı dönem
a string of bad luck n. talihsizlik zinciri
a string of (good) luck n. bir dizi şanslı olay
a string of bad luck n. bir dizi şanssızlık/talihsizlik
another string to your bow [uk] n. elinde alternatif bir şey
another string to your bow [uk] n. ek bir beceri
another string to your bow [uk] n. başka bir seçenek
another string to your bow [uk] n. yedekte bir şey