boldest - Türkçe İngilizce Sözlük

boldest

boldest — Definition

Anlamı ve Tanımı:
cesur, koyu (yazı)
Okunuş (IPA):
(AmE /boʊld/ – BrE /bəʊld/)
Terim Türü:
Sıfat
Cesur/gözüpek olmayı veya yazıda kalın/koyu biçimi niteleyen sözcüktür. Germen köklerinden gelen eski bir sıfattır; “kalın yazı” anlamı ise matbaa/dizgi geleneğinde mecazen sabitlenmiştir

"boldest" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 53 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bold s. cesur
In a surprisingly bold move, she kicked the stranger and ran away.
Şaşılacak derecede cesur bir hareketle yabancıyı tekmeleyip kaçtı.

More Sentences
bold s. cüretkar
bold s. gözü pek
Genel
bold s. cesur
In a surprisingly bold move, she kicked the stranger and ran away.
Şaşılacak derecede cesur bir hareketle yabancıyı tekmeleyip kaçtı.

More Sentences
bold s. cesaretli
Tom is quite bold.
Tom oldukça cesaretli.

More Sentences
bold s. koyu
She only paints with bold colors; she does not like pastels.
O sadece koyu renklerle resim yapar; pastel boyaları sevmez.

More Sentences
bold s. kalın
The keywords are in bold type.
Anahtar sözcükler kalın puntolarla yazılmıştır.

More Sentences
bold s. yüzsüz
He entered the courtroom bold as brass.
Son derece yüzsüz bir şekilde mahkeme salonuna girdi.

More Sentences
bold s. cüretkâr
She painted her children's room in bold colors.
Çocuklarının odasını cüretkâr renklerle boyadı.

More Sentences
bold s. kalın yazılmış
The walls were decorated with bold yellow stripes.
Duvarlar kalın sarı çizgilerle süslenmişti.

More Sentences
Bilgisayar
bold s. kalın
The keywords are in bold type.
Anahtar sözcükler kalın puntolarla yazılmıştır.

More Sentences
Genel
bold s. utanmaz
bold s. dik
bold s. göze çarpan
bold s. atılgan
bold s. kabak
bold s. küstah
bold s. yürekli
bold s. cüretli
bold s. acar
bold s. levent
bold s. arsız
bold s. koyu renk yazılmış
bold s. cesaret isteyen
bold s. gözü pek
bold s. çarpıcı
bold s. kaim
bold s. (harf) siyah
bold s. kubat
bold s. sıra dışı
bold s. dikkat çekici
bold s. kışkırtıcı
bold s. (düşünce, ifade) yaratıcı
bold s. kaba saba
bold s. çok güçlü
bold s. çok şiddetli
bold s. hiddetli
bold s. olgun
bold s. dolgun
bold s. ifadesi güçlü
bold s. belirgin
bold s. koyu (yazı)
Konuşma Dili
bold s. mükemmel
bold s. müthiş
bold s. harika
bold s. çok iyi
bold s. olağanüstü
Bilgisayar
bold s. siyah (harf)
Denizcilik
bold s. kıyıya yaklaşılabilecek derecede derin
Mutfak
bold s. (tat) güçlü
bold s. (tat) belirgin
Matbaa
bold f. (yazı tipi, metin) kalınlaştırmak
Argo
bold s. taşaklı

"boldest" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
bold face i. koyu yazı tonu
bold face i. koyu renk ile yazılmış
bold-face i. kabalık
bold hero i. cesur kahraman
bold action i. cüretkar hareket
bold letter i. kalın harf
bold move i. cesur hareket
bold decision i. cesur karar
bold decision i. cüretkar karar
bold [obsolete] i. bina
bold [obsolete] i. mesken
bold [obsolete] i. ikamet yeri
present a bold front f. yürekli gözükmek
make bold to f. cüret etmek
put a bold face on f. zor bir durum karşısında cesaret göstermek
present a bold front f. cesaret göstermek
put a bold face on it f. erkekliğe toz kondurmamak
make bold to f. cesaret etmek
make bold f. cüret göstermek
make bold f. cesaret etmek
make so bold as to do something f. (bir şeyi yapmak için) cesaretini toplamak
be so bold as to do something f. (bir şeyi yapmak için) cesaretini toplamak
make so bold as to do something f. (bir şeyi yapmaya) cesareti olmak
be so bold as to do something f. (bir şeyi yapmaya) cesareti olmak
be bold-faced f. yüzsüz olmak
bold [obsolete] f. cesur olmak
bold [obsolete] f. cesaret gelmek
as bold as brass s. saygısız
as bold as brass s. küstah
bold faced s. küstah
as bold as s. kadar cesur
as bold as brass s. son derece yüzsüz
bold-faced s. koyu renk yazılmış
bold-faced s. arsız
bold-faced s. yüzsüz
bold-faced s. küstah
bold [obsolete] s. emin
bold-faced s. küstah
bold [obsolete] s. güvenli
bold [obsolete] s. emin
bold type s. (yazı tipi) kalın
bold [obsolete] s. inançlı
bold [obsolete] s. güvenli
bold [obsolete] s. inançlı
in bold outline zf. kabaca
big and bold zf. kalın ve koyu puntoyla
İfadeler
if I may be so bold expr. haddimi aşmak istemiyorum ama
if I may be so bold expr. haddimi aşmak istemem ama
phrases in bold expr. koyu işaretlenmiş ifadeler
phrases in bold expr. koyu karakterli ifadeler
phrases in bold expr. koyu yazılmış ifadeler
bold of you to assume expr. nereden çıkardın
Atasözü
fortune favors the bold şans cesur olandan yanadır
fortune favors the bold şans cesurdan yanadır
Konuşma Dili
a bold statement i. cesur bir ifade
bold-faced liar i. dümdüz yalan söyleyen
bold-faced lie i. bariz yalan
bold-faced liar i. güpegündüz yalan söyleyen
bold-faced liar i. utanmadan yalan söyleyen
bold-faced liar i. utanmaz yalancı
bold-faced liar i. bariz yalancı
bold-faced lie i. katıksız yalan
bold-faced lie i. su katılmamış yalan
bold-faced lie i. güpegündüz yalan
bold-faced liar i. apaçık yalan söyleyen
bold-faced lie i. kuyruklu yalan
bold-faced liar i. arsız yalancı
bold-faced lie i. apaçık bir şekilde yalan
bold-faced liar i. yüzsüz yalancı
bold-faced liar i. göz göre göre yalan söyleyen
make bold f. cüret etmek
make so bold as to f. bir şeyi yapmak için cesaretli olmak
Deyim
as bold as brass i. gözü kara
bold-faced lie i. düpedüz yalan
bold-faced lie i. cüretkarca yalan
bold-faced liar i. arsız yalancı
bold-faced liar i. cüretkar yalancı
bold-faced liar i. küstah yalancı
bold-faced liar i. yüzsüz yalancı
bold-faced lie i. aşikar yalan
bold-faced liar i. göz göre göre yalan konuşan kişi
bold-faced lie i. apaçık yalan
put a bold face on f. korktuğu halde bozuntuya vermemek
put a bold face on f. bozuntuya vermemek
be so bold as to (do something) f. (bir şey yapacak kadar) cesur olmak
be so bold f. cesareti olmak
be so bold as to do f. yapacak cesareti olmak
make so bold (as to do something) f. haddini aşmak gibi olmazsa (bir şey yapmak)
be so bold f. cüret etmek
make so bold (as to do something) f. haddini aşmayacaksa (bir şey yapmak)
be so bold as to (do something) f. (bir şey yapacak) cesareti olmak
be so bold as to do f. haddini aşıp yapmak
be so bold as to (do something) f. haddi olmadan (bir şey yapmak)
be so bold as to do f. yapacak kadar cesur olmak
be so bold as to (do something) f. (bir şey yapmaya) cüret etmek
be so bold as to do f. yapmaya cüret etmek
be so bold f. cesur olmak
be so bold as to (do something) f. haddini aşarak (bir şey yapmak)
be so bold (as to do something) f. haddini aşmak gibi olmazsa (bir şey yapmak)
be so bold as to do f. haddini aşarak yapmak
be so bold as to do f. haddi olmadan yapmak
be so bold (as to do something) f. haddini aşmayacaksa (bir şey yapmak)
make so bold (as to do something) f. haddi olmadan (bir şey yapmak)
be so bold (as to do something) f. haddi olmadan (bir şey yapmak)
be so bold f. haddini aşmak
be so bold as to (do something) f. haddini aşıp (bir şey yapmak)
make so bold f. cesur olmak/cesaret göstermek
be so bold f. cüret etmek/göstermek
make so bold f. cüret etmek/göstermek
be so bold f. cesur olmak/cesaret göstermek
put a bold face on (something) f. (bir şey) o kadar da umutsuz değilmiş gibi göstermek
put a bold face on (something) f. (bir şeyi) daha iyimser göstermek
put a bold face on (something) f. (bir şeyi) çok da kötü değilmiş gibi göstermek
put a bold face on (something) f. (bir şeyle ilgili) pembe/iyimser bir tablo çizmek
put a bold face on (something) f. (bir şey) yolundaymış gibi göstermek/davranmak
as bold as beauchamp s. aslan yürekli
as bold as beauchamp s. aslan gibi
as bold as beauchamp s. cesur
as bold as beauchamp s. yiğit
as bold as beauchamp s. gözü kara
as bold as beauchamp s. babayiğit
as bold as beauchamp s. çok cesur
big and bold s. göz alıcı
big and bold s. büyük ve göze çarpan
big and bold s. vurucu
big and bold s. çarpıcı
bold as brass s. yüzsüz
bold as brass s. saygısız
bold as brass s. küstah
bold as brass expr. çok cesur
as bold as brass expr. yüzsüz
as bold as brass expr. saygısız
as bold as brass expr. küstah
as bold as brass expr. çok cesur
big and bold expr. dikkat çekici
big and bold expr. kocaman
don't be afraid to go bold expr. cesaretli ol
don't be afraid to go bold expr. cesur ol
don't be afraid to go bold expr. korkma
Konuşma
if I may be so bold expr. benim haddime değil ama
Teknik
chock bold i. kaba saplama civatası
bold cutter i. sürgü çilingiri
Bilgisayar
verdana bold i. verdana kalın
arial bold i. arial kalın
bold lining i. kalın kenar
bold fonts i. kalın yazı tipleri
bold italic i. koyu italik
bold stripes i. kalın şeritler
bold text i. kalın metin
bold italic i. kalın italik